en guzel kısa cevaplarrrrr


Sponsorlu Bağlantılar


+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
İlkİlk 12
  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Domuz Eti
    Tarihimizde “Kafkas kartalı” diye geçmiş bulunan İmam Şamil yüz binlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır.Üstat Şeyh Celaleddin Efendinin dizi dibinde Tarik- ı Nakşibendiyyenin âb- ı hayat pınarından kana kana içmek suretiyle menaviyatın zirvesine yükselirken, sol eliyle kullandığı kılıcıyla tek başına ordulara göğüs germek gibi bu dünyanın en büyük zevklerine de tatmaktan geri durmamıştır. Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde; Yemek esnasında, İmam Şamil’in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören çar’ın:
    “Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum” demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuşları uzun sürmemiş Kafkas Kartalı:
    “Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben elhamdülillah müslümanım ve domuz eti yemem haramdır.”

    Sigorta
    İngiliz Büyükelçisi, eski Türk evlerinin dış duvarlarına asılan “Ya Hafiz” (Muhafaza Eden Rabbimiz) levhalarını görünce dayanamamış ve Keçecizade Fuad Paşaya bunların ne olduğunu sormuş.
    Fuad Paşa İngiliz’in tam anlayacağı dille cevap vermiş.
    - O gördükleriniz, Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.


    La Havle Vela Kuvvete
    Meşhur Cimri Paşa atlarının arpa yemesi gerektiğini söyleyen seyislerine kızar ve her seferinde “La Havle” çekermiş.
    Bir gün arabasının atları dermansızlıktan yığılıp kalınca, hiddetle sormuş.
    - Atlarıma ne oldu?
    Seyis, cevabı yapıştırmış:
    - Ne olacak efendim “La Havle” yiye yiye “Vela kuvvete” oldular.

    Veteriner
    Bir toplantıda bir genç M. Akif`i küçük düşürmek için:
    - Afedersiniz, siz veteriner misiniz? demiş. M. Akif hiç istifini
    bozmadan şu cevabı vermiş:
    - Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?


  2. İçeri Alamadığımız Günler Oldu
    Mehmet Akif görevli olarak Berlin’e gitmişti. Orada tanıştığı bir Alman kadını:
    - Affedersiniz, sizin şair olduğunuzu duydum. O halde merhametli bir kalbiniz olması lazım. Diyorlar ki, memleketinizde kadınları içeri kilitler, sokağa çıkmalarını engellermişsiniz. Onlara acımıyor musunuz?
    Mehmet Akif şu cevabı verir:
    - Yalanınız yok yanlışınız var madam. Biz kadınlarımızı içeriden dışarıya çıkarmıyor değiliz. Fakat dışarıdan içeriye alamadığımız günler çoktur.

    Bülbül
    M. Akif yapmacıklı jest ve mimiklerle şiir okuyanlarda hoşlanmazdı. Bir gün böyle biri, Taceddin Dergâhında Akif’in bülbül şiirini okur. Bu okuyuşa canı sıkılan Akif, şöyle söylenir:
    - Bu bülbül bizim Bülbül’e benziyordu ama, adam ne kanadını bıraktı, ne kuyruğunu!..

    Eldivenim Yoktu
    Şu edepsize neden bir tokat vurmadın derler Cenap Şehabettine. O da, eldivenim yoktu iğrendim der…

    Kendimize Benzettik
    Bir sohbet sırasında Arif Nihat’a;
    - Eğilir, bükülür, katlanır, istenilen şekle kolayca sokulur bir cam keşfedilmiş, derler.
    Arif Nihat buna şöyle cevap verir:
    - Desenize eninde sonunda camı da kendimize benzettik.

    Dilememiştir
    Elmalılı Hamdi Yazır’a:
    - Allah dilediğine hidayet verebilir mi? Diye sormuşlar.
    - Evet, verebilirdi demiş.
    - O halde niçin vermemiş? dediklerinde ise şunları söylemiş:
    - Vermediğine göre dilememiş, demektir.


  3. Allah Allah
    Serdengeçti’ye sormuşlar:
    - Konuşmalarında “Allah” kelimesini neden bu kadar çok kullanıyorsun?
    Serdengeçti, kendisinden beklenen cevabı vermekte gecikmemiş:
    - Allah Allah yahu, hiç haberim yoktu.

    Kiralık Ev
    Bir toplantıda bazı büyük adamların ölümünden sonra onlara yaşadıkları evlerin bir müze haline getirildiği ve üzerine levhalar asıldığı konu edilirken, toplantıya katılan şair Nazım, Süleyman Nazif’e dönerek: Üstad ben ölünce kapımın üzerindeki levhaya ne yazarlar. Süleyman Nazif gayet ciddi: Kiralık Ev.

    Evde Kılardı
    İsmet İnönü’nün dinden uzak bir hayat yaşadığını, Cumaları bile kılmadığını aralarında konuşan gazetecilere bir basın toplantısında oğlu Erdal İnönü’nün açıklaması şöyle olmuş:
    - Nereden biliyorsunuz? Babam Cuma namazlarını evde kılardı.

    Namaz
    Vehbi Karakaş hocaya gençlerden biri:
    - Hocam gündüz işteyim. O gün kılamadığım namazlarımı akşam eve dönünce kaza etsem olmaz mı? Diye sorunca:
    - Sen askersin farz edelim. Komutan sana günde beş defa haber gönderse, sen gitmeyip de akşam komutanının huzuruna çıksan, üst üste üç selam veya beş selam çaksan olur mu? Der.

    At Nalı Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci Hocaya:
    - Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
    Demirci hoca:
    - Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. Onlardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.


  4. Ne Diye Bindin
    Necip Fazıl Kısakürek vapurla Karaköy’e geçerken yanına biri yaklaşıp:
    - Üstad, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik.
    Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
    - Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş. Yüzerek geçsene karşıya.

    Neresi Akıyor?
    Kırkağaç Kaymakamlık binasının tamir gerektiği bildirilince, merkezden yazı gelmiş.
    Nelerin aktığını, yegan yegan bildiriniz.
    Aynı Zamanda meşhur bir hicivci olan kaymakam Eşref, cevap yazmış.
    - Muslukları hariç, her tarafı akıyor.

    Elimi Yeni Yıkadım
    Mehmet Akif, elini yıkadıktan sonra Neyzen Tevfik’in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce, ister istemez.
    - Hayır, demiş. Elimi daha yeni yıkadım.

    Fazilet
    Nihad Sami Banarlının anlattığına göre Yahya Kemal bir dönemdeki sohbetlerinde sık sık şöyle dermiş:
    ‘Çocuklarımıza dediler ki:
    - Selçuklu ve Osmanlı medeniyetin bilmemek fazilettir.
    - Osmanlı devri Türkçesini bilmemek fazilettir.
    - Fuzuli’yi, Nedim’i, Namık Kemal’i, Hamid’i, Fikret’i bilmemek bir fazilettir.
    - Hasılı, … bilmemek bir fazilettir.
    Çocuklarımız bir de baktılar ki meğer ne çok faziletleri varmış.’

    İstanbul’a Dönüşünü
    Yahya Kemal‘a “Ankara’nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz” diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
    - İstanbul’a dönüşünü.

    http://resim.bilgicik.com/bunlari_bi...usunuz_7.jpgNe Alırsınız?
    Yahya Kemal, çok şişman olduğu için, bir yokuşun sonundaki dükkanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan tezgâhtar:
    - Buyrun beyim, diye atılmış, ne alırsınız?
    Yahya Kemal tebessüm ederek:
    - Evladım müsaade edersen bir nefes alacağım.

    Yahudiler
    Necip Fazıl Kısakürek, “Yahudiler hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu cevabı vermişti.
    - Yahudiler mi dediniz? Onlar yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe veren lanetlilerdir.

    Arkamı Döneyim
    Necip Fazıl Kısakürek, sakal bırakmaya karar verir ve bırakır. Sakallı halini görenler şaşırırlar. Hatta bazıları hakaret etmek bile ister. Fakat üstad bu. Hiç lafın altında kalır mı? Adama laik olduğu cevabı verir. Üstadin sakallı halini gören biri, üstada hakaret etmek için karşısına geçip sakallı halini kasderek;
    - “Yahu Maymuna dönmüşsün!” der.
    Bu söz üzerine üstad adama haddini bildirir:
    - “Öylemiii, peki o Zaman arkamı döneyim!..”

    Üstüne Etme!
    Bir gün, Necip Fazıl hoşlanmadığı birisiyle yemek yemek zorunda kalmış.Yemek için bir lokantaya gidip, normal bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak üzere masalarına gelip;
    - Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız, ne arzu etmiştiniz? diye sorar.
    Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir;
    - Pilavın üstüne et!
    Bunun üzerine garson Necip Fazıl dönerek siparişini sorar; Üstad da şöyle der;
    - Benim, pilavın üstüne etme!

    Derinlemesine
    Batıl din ve ideolojileri, neden derinlemesine incelemek gerekmiyor? Diye sorduklarında, Mehmet Salah şu cevabı vermişti:
    - Bir yemeğin bozuk olduğunu anlamak için, tamamını yemek icap etmez.

    Hangi kitapları Okur
    Eski kitapçılardan Arif Polat’ın dükkanına gelen bir tanıdığı, çeşitli kitapları inceleyip:
    - “Bazı kitaplara bakıyorum da; bunları kim okur, diye merak ediyorum” deyince, Arif Polat başını kaldırmadan şu cevap vermiş:
    - Ben de bazı insanlara bakıyorum da, bunlar hangi kitapları okur, diye merak ediyorum.

    Keramet
    Son derece cahil bir arkadaşı, Mustafa Nihad Özön’e ilim satmak isteyen bir tavırla:
    - Seninle aynı Zamanda aynı şeyi düşünsek, buna telepati mi derler? diye sorunca, ondan şu cevabı almış:
    - Hayır, dostum, buna keramet derler!…

    İlgi
    Peyzaj mimarlarından Mevlüt Baysal, gittiği lokantada bir saat beklemek zorunda kalmış. Nihayet bir garson gelip sormuş:
    - Ne isterdiniz?
    Mevlüt Baysal, kibarca cevap vermiş.
    - Bir porsiyon ilgi lütfen!..

    |» “Hazır (Kısa) Cevaplar” Sayfasına Dön! « |

    Yazdır
    5 Yorum Var.
    gs__ | 18 Kasım 2007 - 12:07 | Bağlantı

    eyvallah kardaş
    yaşasın cumhuriyet | 20 Haziran 2008 - 16:13 | Bağlantı

    Gerçekten süper olmuş. Sadece bu sayfa değil tüm sayfalarınız, teşekkür ederim.
    UGUR | 2 Ağustos 2008 - 01:54 | Bağlantı

    Tek tek her sayfaya yorum yapmak isterim ama saat geç oldu yatmam lazım. Gercekten çooook süper olmuş. Hayranım böyle şeylere. İlle de devamını istiyorum…
    nurhan | 23 Temmuz 2009 - 23:52 | Bağlantı

    Çok beğendim .Tarihimiz ne güzel insanlarla dolu.Zaten Necip Fazıl hayranıyım.Teşekkür ederim emeği geçen herkese…
    turan tiryakioglu | 11 Şubat 2011 - 21:55 | Bağlantı

    sizlere teşekkür eder yayınlarınızın devamını bekleriz.
    Yorum Yap!

    (İletinizi yazmadan önce, lütfen buraya dokunarak uyarıları okuyun!)

    Yeni yorumları e-posta ile bana bildir.

    Yorum yapmadan abone ol
    E-Posta
    Facebook İle Yorum Yap!
    Yazı Detayı
    Yazının Bağlantısı: Hazır (Kısa) Cevaplar – 7
    Yazının Kategorisi: Hazır (Kısa) Cevaplar, Karışık Başlıklar
    Yazar: Bilgicik
    Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2007
    Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
    Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
    Diğer kaynaklarda arayın:
    Etiketler:Anekdotlar, Atiflar, Hazir Cevaplar, Karışık Başlıklar, Kisa Cevaplar, Nukteler, Sozler, Tarihi Sozler, Unlu Sozler
    Bilgicik.com ~ Türkiye'nin Eğitim Portalı

    Bilgicik.com
    Bilgicik Kurumsal
    İnsan Kaynakları
    Bilgicik Kadro

    Sosyal Bilgicik
    Bilgicik Sosyal Medya
    Hakkımızda
    Bilgicik 5 Yıldır Hizmet Veren Bir Site Olup , Türkiye'nin İlk ve Tek Ücretsiz Dershanesini Yapmak İçin Çaba Gösteriyoruz.. Yazar Kadromuzu Genişletmek İstiyoruz ve Sizlerin Desteğini Bekliyoruz.
    bilgi@bilgicik.com
    Yasal Uyarı
    Sitemizdeki konu anlatımı ve testlerin yasal sahipleri olup izin alınmadan yayınlanması yasaktır ve suçtur. Sitemizde telif hakkını ihlal eden herhangi bir döküman yoktur. İzinsiz kopyalanan içeriklerin takibini hukuk danışmanımız yapacaktır.
    Bilgicik Kadro
    Reklam ve Pazarlama: İbrahim ERDOĞAN
    Grafiker: Murat BÜLBÜL
    Oyun Editörü: Arif DEMİR
    Editör: Hakan GÜNAYDIN
    Hukuk Danışmanı: Ezel Demirkol
    Copyright © 2006 - 2013 Bilgicik.com Bütün Hakkı Saklıdır. Sitedeki SBS ve YGS ile ilgili bütün dökümanlar Bahar Yayınevinden izin alınarak alınmıştır. Yayınevinden izin alınmadan kopyalanması yasaktır.İzinsiz kopyalar da yayınevi avukatı yasal süreci başlatacaktır.


  5. Yahudiler
    Necip Fazıl Kısakürek, “Yahudiler hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu cevabı vermişti.
    - Yahudiler mi dediniz? Onlar yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe veren lanetlilerdir.

    Arkamı Döneyim
    Necip Fazıl Kısakürek, sakal bırakmaya karar verir ve bırakır. Sakallı halini görenler şaşırırlar. Hatta bazıları hakaret etmek bile ister. Fakat üstad bu. Hiç lafın altında kalır mı? Adama laik olduğu cevabı verir. Üstadin sakallı halini gören biri, üstada hakaret etmek için karşısına geçip sakallı halini kasderek;
    - “Yahu Maymuna dönmüşsün!” der.
    Bu söz üzerine üstad adama haddini bildirir:
    - “Öylemiii, peki o Zaman arkamı döneyim!..”

    Üstüne Etme!
    Bir gün, Necip Fazıl hoşlanmadığı birisiyle yemek yemek zorunda kalmış.Yemek için bir lokantaya gidip, normal bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak üzere masalarına gelip;
    - Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız, ne arzu etmiştiniz? diye sorar.
    Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir;
    - Pilavın üstüne et!
    Bunun üzerine garson Necip Fazıl dönerek siparişini sorar; Üstad da şöyle der;
    - Benim, pilavın üstüne etme!

    Derinlemesine
    Batıl din ve ideolojileri, neden derinlemesine incelemek gerekmiyor? Diye sorduklarında, Mehmet Salah şu cevabı vermişti:
    - Bir yemeğin bozuk olduğunu anlamak için, tamamını yemek icap etmez.

    Hangi kitapları Okur
    Eski kitapçılardan Arif Polat’ın dükkanına gelen bir tanıdığı, çeşitli kitapları inceleyip:
    - “Bazı kitaplara bakıyorum da; bunları kim okur, diye merak ediyorum” deyince, Arif Polat başını kaldırmadan şu cevap vermiş:
    - Ben de bazı insanlara bakıyorum da, bunlar hangi kitapları okur, diye merak ediyorum.

    Keramet
    Son derece cahil bir arkadaşı, Mustafa Nihad Özön’e ilim satmak isteyen bir tavırla:
    - Seninle aynı Zamanda aynı şeyi düşünsek, buna telepati mi derler? diye sorunca, ondan şu cevabı almış:
    - Hayır, dostum, buna keramet derler!…

    İlgi
    Peyzaj mimarlarından Mevlüt Baysal, gittiği lokantada bir saat beklemek zorunda kalmış. Nihayet bir garson gelip sormuş:
    - Ne isterdiniz?
    Mevlüt Baysal, kibarca cevap vermiş.
    - Bir porsiyon ilgi lütfen!..


  6. Şeker
    Ahmet hoca, mesainin fazlalığından, fırsatını buldukça ufaktan kestirirdi. Birgün sohbet sırasında birisi, şeker hastalığının uyku yaptığından söz açtı ve “Ahmet hocanın şekeri olmasın?” diye sordu. Söze giren Ali Suad, gülerek şöyle cevap verdi: – Ahmet hocada şeker yok ama, şekerleme çok.

    Uçan Tabak
    Gökyüzünde birtakım uçan cisimlerin görüldüğü iddia edildiğinde, bunlara ilk önce “uçan tabak” adı veriliyormuş. Nizamettin Nazif, bu esrarengiz olay hakkında Prof. Salih Murad’ın fikrini sorarak: – Ne dersiniz, hocam? demiş. Bu uçan tabaklar sizce gerçek midir? Ve daha önce görülmüş müdür? Profesör:
    - Elbette gerçektir, diye gülümsemiş. Karı koca arasında sık sık görülür.

    Haksız Yere
    Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
    - Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
    - Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim!

    Misafir
    Ünlü Yunan bilgesi Sokrates’in evine, bir gün çok sayıda misafir gelmiş. yemeğe kalmaları gerekince, karısı Sokrates’i mutfağa çağırmış:
    “Görüyorsun, çok az yemeğimiz var. Bunlar, konuklara yetmeyecek, acaba ne yapsak?”
    Sokrates, düşünmüş, sonra:
    “Gelen misafirler tok gözlü, alçak gönüllü iseler yeter, demiş. Yok eğer, bunlar aç gözlü, kendini beğenmiş kimselerdense, ne yapsak yetişmez.”

    Sağanak
    Filozof Sokrates ve eşi, bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates’e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiçbir tepki göstermiyor, bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
    Sokrates: “Bu kadar gök gürültüsünden sonra, bir zaten sağanak bekliyordum” demiş.


  7. Vakit
    Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi:
    “İyi ama ben çok az bir parasına oynuyordum.” diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş:
    “Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin Zaman için azarlıyorum.

    Ben Çekilirim
    Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü
    filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka
    hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe
    geçmek mümkün değildir… Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: “Ben
    bir serserinin önünden kenara çekilmem” der. Diyojen, kenara çekilerek
    gayet sakin şu karşılığı verir:
    Ben çekilirim!!

    Kulak
    Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile’ye edepsizin biri: Üstad demiş, kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi? Galile: – Doğru demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler de bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?

    Şemsiye
    Bir şemsiye tamircisi yazmış olduğu şiirlerini incelemesi için Şekspir’e gönderir. Ünlü yazarın cevabı şu olur: Dostum: Siz şemsiye yapın ,hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın!!.

    Akıl Vergisi
    Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui’ ye:
    - Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
    Kral, alaylı alaylı gülerek:
    - Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.

    Ağırlığınca Altın Eder
    İngiliz şairlerinden Oscar Wilde, yazdığı bir şiiri, ressam arkadaşı Whistler’e getirmiş:
    “Bak bakalım, demiş, nasıl bulacaksın?”
    Ressam, şiiri okumuş, hiç bir şey demeden geri vermiş.
    Oscar Wilde:
    “Düşünceni söylemedin, demiş. Sence bu şiirin değeri nedir?”
    Ressam:
    Evet değerli buluyorum, diye karşılamış. Şiirin yazılı olduğu ince pelür kâğıdı göstererek.
    “Ağırlığınca altın eder..”


İlkİlk 12
en guzel kısa cevaplarrrrr Yer İstanbul , 34, TR incelenme 1724 kişi oylama: 4.5 / 5

vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd Copyright © 2017
www.aofdestek.net 2007-2015