Reklamı Kapat
Hukuka Giriş Ders Notları Ünite Ünite Şeklinde

+ Konuyu Cevapla
Sayfa 1/4 123 ... SonSon


Toplam 40 sonuç bulundu. 1 - 10 arası listelendi.

Konu: Hukuka Giriş Ders Notları Ünite Ünite Şeklinde

  1. #1
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    Hukuka Giriş Ders Notları Ünite Ünite Şeklinde




    HUKUK KAVRAMI (1. Ünite)

    Hukuk kavramı değişik biçimlerde tanımlanmaktadır.

    Bazı hukukçulara göre hukukun tanımı, toplum yaşamını düzenleyen ve devlet yaptırımı ile desteklenmiş bulunan kurallar bütünü şeklinde yapılmıştır.

    Bazılarına göre ise hukukun tanımı, toplum hayatında kişilerin birbiriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen ve uyulması kamu kudreti ile desteklenmiş bulunan sosyal kurallar bütünüdür şeklinde ifade edilmektedir.

    Bazılarına göre de hukukun tanımı, cemiyet halinde yaşayan şahısların sosyal bakımdan önemli olan davranışlarını düzenleyen, müşterek hayatın huzur, sükun ve karşılıklı güven içinde sürmesini sağlayan emir ve yasaklardan oluşan sosyal davranış kurallarının bütünü olarak yapılmaktadır.

    Özetle ifade etmek gerekirse hukuk, sosyal hayatı düzenleyen maddi yaptırımlı kurallar bütünüdür.

    Hukukun sosyal hayatı düzenlemesinin yanında din kuralları, ahlak kuralları, görgü kuralları gibi bazı kurallar da toplumsal yaşamı düzenlemektedir.

    İnsanlar toplu halde bir arada yaşamaktadırlar. Birlikte yaşamak zorunda olmanın çeşitli maddi ve manevi nedenleri bulunmaktadır. İnsanların içinde yaşadıkları toplumla ve birbirleriyle olan ilişkilerinde bir düzenin olması gerekmektedir. Toplumu oluşturan bireylerin her istediklerini yapmaya kalmaları halinde o toplumda karmaşanın hatta kaosun çıkması kaçınılmazdır.

    Sosyal hayatın bir düzen içinde devam etmesi için belirlenmiş kuralların olması gerekmektedir. Herkesin kendi kuralını benimsemesi gibi bir durumdan söz edilemeyeceği için, herkesin üzerindeki bir gücün bu kuralları belirlemesi gerekmektedir. Kişilerin neleri yapmak, nelerden kaçınmak zorunda olduklarını, yani sosyal ilişkileri düzenleyen kuralların belirlenmiş olması gerekmektedir.

    Belirlenmiş sosyal kurallar çerçevesinde kişiler emir ve yasaklara uydukları zaman yukarıda belirtilen sosyal hayatın bir düzen içinde devamı sağlanmış olacaktır. Ancak belirlenen sosyal kurallara uyulmadığı zaman bu durum bir tepkiyle karşılanacaktır. Sosyal kurallara uyulmadığı zaman karşılaşılan tepkiye yaptırım (müeyyide) denir.

    SOSYAL HAYATI DÜZENLEYEN KURALLAR

    Sosyal hayatın huzur ve güvenli bir şekilde devam etmesini sağlayan ve sosyal hayatı düzene sokan çeşitli kurallar bulunmaktadır. Bu kurallar şu şekilde sıralanabilir:

    Din kuralları
    Ahlâk kuralları
    Görgü kuralları
    Hukuk kuralları



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  2. #2
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    Hukuka Giriş 2. ünite




    HUKUK KURALLARININ ÖZELLİĞİ VE HUKUK SİSTEMİ ÜNİTE 2
    HUKUKUN MÜEYYİDESİ
    - Ceza
    - Cebri İcra
    - Tazminat
    - Hükümsüzlük
    - İptal
    Yaptırım (Müeyyide)
    Yaptırım (müeyyide), kurallar ihlal edildiğinde gösterilen tepkidir.
    Konulan kurallara, kuralların belirlediği emir ve yasaklara uyulmadığında karşılaşılacak olan tepkiye müeyyide (yaptırım) denir.
    Bir kimsenin başkasının malını çalması durumunda, hırsıza devletin belirlediği kuralları ihlal ettiği için gösterilen tepki müeyyidedir.
    İki tür yaptırım vardır. Bunlardan biri maddi yaptırım, diğeri de manevi yaptırımdır.
    1. Manevi Yaptırım: Hukuk kuralları dışındaki sosyal hayatı düzenleyen diğer kurallara (din, ahlâk ve görgü kuralları) uyulmadığında gösterilen tepkiye manevi yaptırım denir.
    2. Maddi Yaptırım: Belirlenen hukuk kurallarına uyulmadığında gösterilen tepkiye maddi yaptırım denir.


    Hukukun Dalları
    1. Özel Hukuk: Bir şahıs ile diğer bir şahıs arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarıdır.
    2. Kamu Hukuku: Bir şahıs ile devlet veya bir devlet ile diğer bir devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarıdır. Devlet ile şahıs arasındaki ilişkilerde; eğer devlet üstün bir otorite yani “kamu kudreti” olarak katılıyor ve böylece ilişkinin tarafları arasındaki eşitlik değil bir altlık-üstlük durumu sözkonusu ise bu ilişkiyi düzenleyen hukuk kuralı kamu hukukudur.



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  3. #3
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    ünite-5 Hukukun Kaynaklari




    ÜNİTE-5 HUKUKUN KAYNAKLARI
    1. Yazılı Kaynaklar (Asli kaynaklar) (Mevzu Hukuk = Mevzuat) a. Kanunlar
    b. Kanun Hükmünde Kararnameler
    c. Tüzük (Nizamname)
    d. Yönetmelik (Talimatname)

    2. Yazısız Kaynaklar (Tali=ikincil Kaynaklar) Örf ve adet hukuku a. Özel örfve adet hukuku (Örneğin; Paftos, örfü belde, ticari örf ve adetler)
    b. Genel örf ve adet hukuku(Örneğin ortakçılık, yarıcılık)

    3. Yardımcı Kaynaklar
    a. Kazai İçtihatlar
    b. İlmi İçtihatlar
    1. YAZILI KAYNAKLAR
    A. KANUNLAR; Genel, sürekli ve soyut hukuk kurallarına kanun denir. Kanun anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından çıkarılır.
    Kanunu çıkaran organa yasama organı denir.
    KANUN TASARISI (LAYİHASI); Bakanlar kurulunun (hükümettin) meclise sunduğu kanun projesine denir.
    KANUN TEKLİFİ; Milletvekillerinin meclise sunduğu kanun
    projesine denir.
    TBMM tarafından kabul edilen kanunları Cumhurbaşkanı 15 gün içerisinde yayımlar.
    Cumhurbaşkanı yayımlanmasını uygun bulmadığı kanunları bir daha görüşülmek Üzere meclise geri gönderir. Şayet meclis yine kabul ederse Cumhurbaşkanı yayımlamak zorundadır. CUMHURBAŞKANI BÜTÇE KANUNLARINI GERİ GÖNDEREMEZ.
    Kanunlar Başbakanlık tarafından çıkartılmakta olan resmi gazetede yayınlanır.

    Kanunların hangi tarihte yürürlüğe gireceği genellikle kendi metinlerinde belirtilir. Kanun kendi metninde yürürlük tarihini göstermemişse resmi gazetede yayınlandığı tarihten itibaren 45 gün içerisinde yürürlüğe girer.
    Kanunların genel olması demek; aynı durumdaki tüm kişileri ve olayları kapsamına alması demektir.
    Kanunların sürekli olması demek; yürürlüğe girdikten sonraki tüm olaylar için uygulanması demektir.
    Kanunların yazılı olması demek; yazılı olmasıdır.
    TBMM tarafından onaylanmış milletler arası anlaşmalarda kanun sayılır.
    Kanunlar anayasaya aykırı olamaz. Buna anayasanın üstünlüğü ilkesi denir.
    Kanunların anayasaya uygun olup olmadığının denetimi iki yönden yapılır. Siyasal denetim ve yargısal denetim. Siyasal denetimi meclis, yargısal denetimi anayasa mahkemesi yapar.



    C. TÜZÜKLER (NİZAMNAME)
    Kanunların nasıl uygulanacağını gösterir. Danıştay incelemesinden geçirilir, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılır ve cumhurbaşkanı tarafından imzalanır, resmi gazetede yayınlanır. Tüzüklerin iptaline ilişkin davalara Danıştay bakar.

    D. YÖNETMELİK (TALİMATNAME)
    Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve tüzüklerin uygulanmasını göstermek üzere çıkardıkları kurallardır. Her yönetmelik resmi gazetede yayımlanmaz. Hangi yönetmeliklerin yayımlanacağı kanunlarda belirtilir.
    Yönetmeliğin iptali için Danıştay da dava açılır.

    2. YAZISIZ KAYNAK=TALİ KAYNAK (ÖRF VE ADET HUKUKU) Yazısız hukuk kurallarıdır. Üç unsuru vardır.
    Bunlar;
    1. Maddi Unsur; Devamlılık ve tekrarlanmadır. Bu nedenle MODA ÖRF ADET HUKUKU OLAMAZ
    2. Manevi Unsur; Kurala duyulan genel inanıştır.
    3. Hukuki Unsur; Hukuki müeyyidedir.

    Hakim ilk önce kanunu uygular. Eğer kanunda hüküm ikinci olarak yoksa örf ve adeti uygular.
    Örf ve adet hukuku, genel örf ve adet hukuku ve özel örf ve adet hukuku olmak üzere ikiye ayrılır.
    Genel örf ve adet hukuku; ülkenin her yerinde bilinir ve uygulanır. İki örneği vardır; 1. Ortakçılık ve 2. Yarıcılık. 1. Ortakçılık; Ürün veren hayvanların bakımını bir başkasına bırakması ve buna karşılık ortakçı denilen bu kişinin de kendisine bırakılan hayvanların sağladığı ürünlerin bir kısmını kendisinde tutmasıdır. 2. Yarıcılık; Toprak ürününün paylaşımı.
    Özel örf ve adet hukuku; Ülkenin bir yöresinde uygulanır. Örneğin Paftos; başkasına ait arazi üzerinde bağ yetiştirme, örfü belde; başkasına ait arazi üzerinde bina yapma.

    ÖZET:

    Hukukun kaynakları denilince “hukuku doğuran kaynaklar" ve "hukuku bildiren kaynaklar hatıra gelir.
    Hukuku doğuran kaynaklar, hukuk kurallarının nasıl ve ne suretle meydana geldiklerini, nereden çıktıklarını ifade eder. Hukuku bildiren kaynaklar ise, hukuk kurallarının hangi şekillerde göründüklerini gösteren kaynaktır ki bunlara "hukukun şekli kaynakları" denir.
    Hukukun şekli kaynaklarını "yazılı kaynaklar" ve "yazısız kaynaklar" biçiminde bir ayırıma tabi tutarız. Bunlara "yardımcı kaynaklar"ı da ekleyebiIiriz. Yazılı kaynaklar; kanunları kanun hükmünde kararnameler, tüzükler ve yönetmeliklerden oluşur. Yazısız kaynağı ört ve adet (gelenek) hukuku teşkil eder. Yardımcı kaynaklar ise ilmi içtihatlar (doktrin) ile kaza-i (yargısal) içtihatlardan ibarettir



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  4. #4
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    ünite-4 özel Hukukunun Dallari




    ÜNİTE-4 ÖZEL HUKUKUNUN DALLARI

    ÖZEL HUKUKUN DALLAR

    I. Medeni Hukuk
    2. Ticaret Hukuku
    3. Devletler Özel (Hususi) Hukuku

    1- MEDENİ HUKUK
    Fertlerin doğumlarından ölümlerine kadar şahsi durumlarını ve ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır. Kaynağı 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu ile aynı tarihli Borçlar Kanunudur. Medeni Kanun 4 kısımdan oluşur Ayrıca bir de başlangıç kısmı vardır.

    Medeni hukuk 5'e Ayrılır
    A. BORÇLAR HUKUKU
    B. ŞAHSIN HUKUKU
    C. AİLE HUKUK
    D.MİRASHUKUKU
    E. EŞYA HUKUKU

    A. ŞAHSIN HUKUKU: Şahısların türlerini, ehliyetlerini, hısımlığı, ikametgahı, şahsiyetin başlangıcı ve sona ermesi konularını düzenler.
    B. AİLE HUKUKU: Aile ilişkilerini düzenler. Nişan1anma, evlenme, boşanma, vesayet, nesep, velayet, çocuğun anne ve babasıyla olan ilişkileri
    C. MİRAS HUKUKU: Mirasa ilişkin hususları düzenler. Miras bırakan kişiye MURİS denir. Kendisine miras kalan kişiye mirasçı denir. Miras kalan malların bütününe tereke denir.
    D. EŞYA HUKUKU: Şahısların eşyalar üzerindeki hak ve yetkilerini ve bundan kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenleyen medeni hukuk bölümüdür. Eşya hukukunun konusunu büyük çapta AYNİ HAKLAR OLUŞTURUR.
    Ayni Hak; Eşya üzerinde sahibine en geniş yetkileri veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haktır. Sahibi olduğumuz mal üzerindeki en geniş hak mülkiyet hakkıdır.

    D. BORÇLAR HUKUKU: Şahıslar arasındaki borç ilişkilerini düzenler. Şahıslar arasındaki üç kaynaktan oluşabilir.
    BORÇ;
    1. Hukuki İşlem, örneğin; sözleşme
    2. Haksız Fiil, örneğin; adam öldürme
    3. Sebepsiz Zenginleşme, vermiş olduğumuz bir şeyin sebebinin
    ortadan kalkması, Örneğin; Nişanlanmanın bozulması.
    Bir borç ilişkisinde, ALACAKLI+BORÇLU+EDİM den oluşur. EDİM; Borçlunun bir şeyi vermek, yapmak yerine getirmekten kaçınmakla yükümlü olduğu husus yada şeydir.

    2. TİCARET HUKUKU
    Şahıslar arasındaki ticari ilişkileri düzenler.
    Ticaret hukuku 5 bölümden oluşur; TİCARET HUKUKU;
    A. TİCARİ İŞLETME HUKUKU
    B. ŞİRKETLER HUKUKU
    C. DENİZ TİCARET HUKUKU
    D. SİGORTA HUKUKU
    E. KIYMETLİ EVRAK HUKUKU
    Ticaret kanunu 1564 maddeden meydana gelmiştir.

    A. TİCARİ İşletme HUKUKU
    Türk ticaret kanunu işletme_ esasına dayanmaktadır.
    Ticari İşletme; Ticarethane, fabrika yada ticari şekilde işletilen diğer müesseselere ticari işletme denir.
    Tacir; Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Tacir dışında kalan kişilere esnaf denir.


    B. ŞİRKETLER HUKUKU
    Şirket (ortaklık) iktisadi bir amacı gerçekleştirmek yani kazanç elde
    ederek bunu ortakları arasında dağıtmak amacıyla kurulmuş olan tüzel kişiliktir. Ticaret kanununda 4 tür şirket düzenlenmiştir. Bunlara ilaveten kooperatifte tüzel kişilik taşır ve şirket sayılır. Kooperatif Kooperatifler Kanununda düzenlenmiştir. Şirketler şunlardır;
    ŞİRKETLER;
    1. KOLLEKTİF ŞİRKET
    2. KOMANDİT ŞİRKET
    3. ANONİM ŞİRKET
    4. LİMİTED ŞİRKET
    5. KOOPERATİF
    1. KOLLEKTİF ŞİRKET: Ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek üzere gerçek kişiler arasında kurulan ve şirket borçlarından dolayı ortaklardan hiçbirisinin sorumluluğunun sınırlandırıllmamış bulunduğu şirkettir. KOLLEKTİF ŞİRKETTE ORTAKLAR ŞİRKETİN BORÇLARINDAN DOLAYI SINIRSIZ VE MÜTESELSİLEN SORUMLUDURLAR.

    2. KOMANDİT ŞİRKET: Ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek üzere kurulan ve ortaklardan bir yada birkaçının şirket alacaklılarına karşı sınırlı sorumlu, diğer ortakların ise sınırsız sorumlu bulunduğu şirkettir. ORTAKLARDAN BİRİ YADA BİRKAÇI SINIRLI DİĞER ORTAKLAR İSE SINIRSIZ SORUMLUDURLAR.
    SINIRSIZ SORUMLU; KOMANDİTE SINIRLI SORUMLU; KOMANDİTER

    3. ANONİM ŞİRKET: Bir ünvana sahip, esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan borçlarından dolayı da sadece malvarlığıyla sınırlı olarak sorumlu buluna' ANONİM ŞİRKET EN AZ BEŞ ORTAKLA KURULUR SERMAYESİ EN AZ 5 MİLYAR OLMALIDIR. SERMAYE HER BİRİ EN AZ 500 TL DEĞERİNDE PAYLARA AYRILIR. HER BİR PAYI TEMSİL ETMEK ÜZERE ÇIKARILAN BELGEYE HİSSE SE DENİ DENİR
    4. LİMİTED ŞİRKET: Bir Ticaret ünvanı altında kurulan ve ortakların sorumluluğu sınırlı olan ve şirket sermayesi muayyen olan şirkettir. ORTAK SAYISI EN AZ 2 EN FAZLA 50 OLABİLİR. ŞİRKET SERMAYESİ EN AZ 500.000.000 TL OLMALIDIR. LİMİTED ŞİRKETLER BANKACILIK VE SİGORTACILlK YAPAMAZLAR.

    5. KOOPERATİFLER: Ortaklarının iktisadi çıkarlarını meslek ve geçinmelerine ilişkin ihtiyaçlarını karşılıklı yardım dayanışma ve kefalet şeklinde sağlayıp koruyan değişir sermayeli kuruluşlardır. Kooperatiflerin paylan en az i 0.000 TL ve en fazla 500.000 TL olabilir. KOOPE RATİFLER EN AZ YEDİ KİŞİ İLE KURULUR.
    3. KlYMETLİ EVRAK HUKUKU
    Kıymetli Evrak; Hakkın senede bağlı olduğu ve senetsiz devredilmesinin yada ileri sürülmesinin mümkün olmadığı senetlerdir. Kıymetli evraklar şunlardır;

    1. BONO
    2. POLİÇE
    3. ÇEK
    4. HİSSE SENETLERİ
    5. TAHVİLLER
    6. KONİSMENTO
    7. MAKBUZ SENEDİ
    8. VARANT.
    BONO POLİÇE VE ÇEKE KAMBİYO SENEDİ DENİR. KIYMETLİ EVRAK DEVİR YÖNÜNDEN ÜÇE AYRILIR; KIYMETLİ EVRAKIN DEVRİ;
    1. NAMA YAZILI KIYMETLİ EVRAK
    2. EMRE YAZILI KIYMETLİ EVRAK
    3. HAMİLE YAZILI KIYMETLİ EVRAK

    NAMA YAZILI KIYMETLİ EVRAK: Başkasının adına yazılı olan senettir.
    EMRE YAZILI KIYMETLİ EVRAK: Belirli bir kimsenin veya o kimse tarafından gösterilen kişinin alacaklı olduğu anlaşılan senetlerdir.
    4. DENİZ TİCARETİ HUKUKU
    Denizde gemilerle eşya ve yolcu taşıma işlerini düzenleyen hukuk kurallarından oluşur.
    Gemi; Tahsis edildiği gayeye uygun olarak kullanılması denizde hareket etmesi imkanına bağlı bulunan ve pek de küçük olmayan her türlü tekneye denir.
    Bayrak; Geminin bağlı olduğu devleti gösterir.
    Bağlama limanı; Gemiye ait seferlerin yönetildiği limandır. Gemi Sicili; Gemilerin yazıldığı sicildir.
    Donatan; Gemisini deniz ticaretinde kullanan kişiye denir. Kaptan; Gemiyi sevk ve idare eden kimseye denir.
    Navlun Sözleşmesi; Deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan
    sözleşmeye navlun sözleşmesi denir. .
    Navlun;Taşıma karşılığında ödenen ücrete denir.

    5. SİGORTA HUKUKU
    Sigorta ikiye ayrılır;
    SİGORTA;
    1. ÖZEL SİGORTALAR
    2. SOSYAL SİGORTALAR
    A. BAĞKUR
    B.SSK
    C. EMEKLİ SANDIĞI
    Sosyal sigortalar mecburidir. Sigorta Poliçesi; Tarafların karşılıklı hak ve borçlarını gösteren ve
    sigortacı tarafından sigorta ettirene verilen belgeye denir. Sigorta primi; Sigorta ettirenin sigortacıya ödemek zorunda
    olduğu ücrettir.
    Sigorta Tazminatı; Tehlikenin gerçekleşmesi yada hasarın oluşması sonucunda sigortacının sigorta ettirene ödeyeceği tazminattır.

    3. DEVLETLER ÖZEL HUKUKU
    Bir kişiyi devlete bağlayan hukuki bağa vatandaşlık ve bu kişiye de
    vatandaş yada (teba) denir.
    Uyrukluk iki ,Şekilde kazanılır
    UYRUKLUGU KAZANMA ŞEKİLLERİ;
    1. ASLİ UYRUKLUK; (DOĞUMLA KAZANILAN UYRUKLUKTUR)
    2. MÜKTESEP (KAZANILMIŞ) UYRUKLUK; DOĞUMDAN BAŞKA BİR SEBEPLE VATANDAŞLIĞIN KAZANILMASIDIR.
    Örneğin bir Türk'le evlenen yabancı devlet vatandaşı kadın, Türk vatandaşlığını kazanır.
    KANUNLAR İHTİLAFI (YASALAR ÇATIŞMASI): Yabancılık unsuru taşıyan ilişkilerde hangi devlet kanununun uygulanacağını ya da uyuşmazlığın hangi devlet mahkemesinde çözümleneceğini gösterir.

    ÖZET:

    Özel hukuk, şahısların birbirleriyle olan ilişkilerini, yani "eşitlerarası ilişkileri" düzenleyen hukuk kurallarının tümüdür. "Kamu Hukuku" gibi "Özel Hukuk" da bir üst kavram olup çeşitli hukuk dallarına ayrılır. Özel hukukun dalları, Medeni Hukuk, Ticaret Hukuku ve Devletler Özel Hukukundan ibarettir. Medeni Hukuk, şahısların toplum halinde yaşaması bakımından bir hüküm ve değer arz eden bütün eylem ve davranışlarını, işlemlerini ve ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarının tümüdür. Ticaret hukuku, şahıslar arasındaki "ticari ilişkileri" düzenleyen hukuk kurallarıdır. Devletler Özel Hukuku, çeşitli devletlere mensup bulunan, aynı uyruklukta (tabiiyette) olmayan şahıslar arasındaki özel hukuk ilişkilerine hangi devletin kanununun uygulanacağını ve şahıslarla şeylerin uyrukluğunu düzenleyen hukuk kurallarından oluşur.



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  5. #5
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    ünite-5 Hukukun Kaynaklari




    ÜNİTE-5 HUKUKUN KAYNAKLARI
    1. Yazılı Kaynaklar (Asli kaynaklar) (Mevzu Hukuk = Mevzuat) a. Kanunlar
    b. Kanun Hükmünde Kararnameler
    c. Tüzük (Nizamname)
    d. Yönetmelik (Talimatname)

    2. Yazısız Kaynaklar (Tali=ikincil Kaynaklar) Örf ve adet hukuku a. Özel örfve adet hukuku (Örneğin; Paftos, örfü belde, ticari örf ve adetler)
    b. Genel örf ve adet hukuku(Örneğin ortakçılık, yarıcılık)

    3. Yardımcı Kaynaklar
    a. Kazai İçtihatlar
    b. İlmi İçtihatlar
    1. YAZILI KAYNAKLAR
    A. KANUNLAR; Genel, sürekli ve soyut hukuk kurallarına kanun denir. Kanun anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından çıkarılır.
    Kanunu çıkaran organa yasama organı denir.
    KANUN TASARISI (LAYİHASI); Bakanlar kurulunun (hükümettin) meclise sunduğu kanun projesine denir.
    KANUN TEKLİFİ; Milletvekillerinin meclise sunduğu kanun
    projesine denir.
    TBMM tarafından kabul edilen kanunları Cumhurbaşkanı 15 gün içerisinde yayımlar.
    Cumhurbaşkanı yayımlanmasını uygun bulmadığı kanunları bir daha görüşülmek Üzere meclise geri gönderir. Şayet meclis yine kabul ederse Cumhurbaşkanı yayımlamak zorundadır. CUMHURBAŞKANI BÜTÇE KANUNLARINI GERİ GÖNDEREMEZ.
    Kanunlar Başbakanlık tarafından çıkartılmakta olan resmi gazetede yayınlanır.

    Kanunların hangi tarihte yürürlüğe gireceği genellikle kendi metinlerinde belirtilir. Kanun kendi metninde yürürlük tarihini göstermemişse resmi gazetede yayınlandığı tarihten itibaren 45 gün içerisinde yürürlüğe girer.
    Kanunların genel olması demek; aynı durumdaki tüm kişileri ve olayları kapsamına alması demektir.
    Kanunların sürekli olması demek; yürürlüğe girdikten sonraki tüm olaylar için uygulanması demektir.
    Kanunların yazılı olması demek; yazılı olmasıdır.
    TBMM tarafından onaylanmış milletler arası anlaşmalarda kanun sayılır.
    Kanunlar anayasaya aykırı olamaz. Buna anayasanın üstünlüğü ilkesi denir.
    Kanunların anayasaya uygun olup olmadığının denetimi iki yönden yapılır. Siyasal denetim ve yargısal denetim. Siyasal denetimi meclis, yargısal denetimi anayasa mahkemesi yapar.



    C. TÜZÜKLER (NİZAMNAME)
    Kanunların nasıl uygulanacağını gösterir. Danıştay incelemesinden geçirilir, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılır ve cumhurbaşkanı tarafından imzalanır, resmi gazetede yayınlanır. Tüzüklerin iptaline ilişkin davalara Danıştay bakar.

    D. YÖNETMELİK (TALİMATNAME)
    Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve tüzüklerin uygulanmasını göstermek üzere çıkardıkları kurallardır. Her yönetmelik resmi gazetede yayımlanmaz. Hangi yönetmeliklerin yayımlanacağı kanunlarda belirtilir.
    Yönetmeliğin iptali için Danıştay da dava açılır.

    2. YAZISIZ KAYNAK=TALİ KAYNAK (ÖRF VE ADET HUKUKU) Yazısız hukuk kurallarıdır. Üç unsuru vardır.
    Bunlar;
    1. Maddi Unsur; Devamlılık ve tekrarlanmadır. Bu nedenle MODA ÖRF ADET HUKUKU OLAMAZ
    2. Manevi Unsur; Kurala duyulan genel inanıştır.
    3. Hukuki Unsur; Hukuki müeyyidedir.

    Hakim ilk önce kanunu uygular. Eğer kanunda hüküm ikinci olarak yoksa örf ve adeti uygular.
    Örf ve adet hukuku, genel örf ve adet hukuku ve özel örf ve adet hukuku olmak üzere ikiye ayrılır.
    Genel örf ve adet hukuku; ülkenin her yerinde bilinir ve uygulanır. İki örneği vardır; 1. Ortakçılık ve 2. Yarıcılık. 1. Ortakçılık; Ürün veren hayvanların bakımını bir başkasına bırakması ve buna karşılık ortakçı denilen bu kişinin de kendisine bırakılan hayvanların sağladığı ürünlerin bir kısmını kendisinde tutmasıdır. 2. Yarıcılık; Toprak ürününün paylaşımı.
    Özel örf ve adet hukuku; Ülkenin bir yöresinde uygulanır. Örneğin Paftos; başkasına ait arazi üzerinde bağ yetiştirme, örfü belde; başkasına ait arazi üzerinde bina yapma.

    ÖZET:

    Hukukun kaynakları denilince “hukuku doğuran kaynaklar" ve "hukuku bildiren kaynaklar hatıra gelir.
    Hukuku doğuran kaynaklar, hukuk kurallarının nasıl ve ne suretle meydana geldiklerini, nereden çıktıklarını ifade eder. Hukuku bildiren kaynaklar ise, hukuk kurallarının hangi şekillerde göründüklerini gösteren kaynaktır ki bunlara "hukukun şekli kaynakları" denir.
    Hukukun şekli kaynaklarını "yazılı kaynaklar" ve "yazısız kaynaklar" biçiminde bir ayırıma tabi tutarız. Bunlara "yardımcı kaynaklar"ı da ekleyebiIiriz. Yazılı kaynaklar; kanunları kanun hükmünde kararnameler, tüzükler ve yönetmeliklerden oluşur. Yazısız kaynağı ört ve adet (gelenek) hukuku teşkil eder. Yardımcı kaynaklar ise ilmi içtihatlar (doktrin) ile kaza-i (yargısal) içtihatlardan ibarettir



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  6. #6
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    ünite-6 Hakkin Tanimi Ve Türleri




    ÜNİTE-6 HAKKIN TANIMI VE TÜRLERİ


    HAKKIN TANIMI VE TÜRLERİ
    Hak; Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış yetkilerdir. Hakkın mahiyetini açıklamak için ortaya atılmış görüşler;
    1. İrade Teorisi
    2. Menfaat Teorisi
    3. Hürriyet Teorisi
    4. Karma Teori

    I. KAMU HAKLARI (TEMEL HAKLAR)
    A. Kişisel Haklar
    B. Sosyal ve Ekonomik Haklar
    C. Siyası Haklar

    2. ÖZEL HAKLAR (MEDENİ HAKLAR)
    A. Mahiyetlerine göre;
    a. Mutlak Haklar
    b. Nisbi Haklar
    B. Konularına Göre;
    a. Mamelek (Malvarlığı Hakları).
    b. Şah,ıs Varlığı Hakları
    C. Kullanımlarına göre;
    a. Devredilebilen Haklar
    b. Devredilemeyen Haklar
    D. Gayelerine Göre;
    a. Yenilik Doğuran Haklar
    b. Alelade Haklar

    KAMU HAKLARI (TEMEL HAKLAR): Şahıslarla devlet arasındaki ilişkiden yani kamu hukukundan doğan haklardır.
    A. Kişisel Haklar; Kişilerin maddi ve manevi varlığıyla ilgili olan haklardır. Örneğin; Kişi dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, din ve vicdan hürriyeti,düşünce hürriyeti, haberleşme hürriyeti, konut dokunulmazlığı, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi.
    B. Sosyal ve Ekonomik Haklar; Kişilerin sosyal ve ekonomik Faaliyetleri ile ilgili haklardır. Örneğin; Eğitim ve öğrenim hakkı, çalışma hakkı, dinlenme hakkı, grev ve lokavt hakkı, konut hakkı, sosyal güvenlik hakkı.
    C.Siyasi Haklar; Devlet yönetimine ve siyasi kuruluşlara katılmaya yönelik haklardır. Örneğin; Seçme ve seçilme hakkı, dilekçe hakkı, siyasi parti kurma hakkı, vatandaşlık hakkı. .
    Geçit Hakkı, Bir başkasının sahip olduğu gayrimenkul den geçme hakkı.
    Üst Hakkı, Bir başkasının sahip olduğu gayrimenkul de inşaat yapma hakkı.
    Sınırlı ayni haklar tasarruf yetkisi vermez. Kullanma yada yararlanma
    yetkileri verir.
    Gayrimenkul mükellefiyeti; Bir gayrimenkul malikinin bu malı dolayısıyla başkası lehine bir şey yapmaya veya vermeye mecbur kalmasıdır.
    Rehin Hakkı; Sahibine, alacağını alamadığı takdirde borçluya ait malı sattırarak paraya çevirtmek suretiyle alacağını tahsil etme yetkisi verir. Rehin hakkı ikiye ayrılır;
    1. Menkul Rehni: Menkul mallar üzerinde kurulur.
    2. Gayrimenkul Rehni; İpotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi olmak üzere üç türü vardır.
    Gayrimaddi Mallar Üzerindeki Haklar;
    Gayrimaddi mallar üzerinde sahiplerine tanınmış olan mutlak haklara fikri haklar denir.
    Hikaye, roman, şiir,


    İhtira sahibinin ya da mirasçılarının belli bir süre ile bu haktan yararlanmasına ihtira hakkı denir.
    Gayrımaddi mallar arasında markalar da vardır. Örneğin; Grundig, Turyağ, Piyale....
    Şahıslar Üzerindeki Mutlak Haklar;
    İkiye ayrılır;
    1. Kendi şahsı üzerindeki mutlak haklar; Buna şahsiyet hakkı denir,
    2. Başkalarının şahsı üzerindeki mutlak haklar. Örneğin; Velayet hakkı, vesayet hakkı.
    b. Nisbi Haklar; Herkese değil sadece belirli kişilere karşı ileri sürülebilen haklardır. Nisbi haklar borç ilişkisinden doğar. Alacaklı ve borçlu arasında ileri sürülebilen haklardır. Borç ilişkisi iki kişi arasında var olan ve taraflardan birinin diğerine karşı bir şey vermek, yapmak, ya da yapmamakla yükümlü kılan ilişkidir.
    Borç üç kaynaktan doğar;
    1. Hukuki İşlemler (Muameleler),
    2. Haksız Fiiller,
    3. Sebepsiz Zenginleşme.

    ÖZET:
    Hak, hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir. Her hak mutlaka bir hukuk kuralına dayandığı gibi her hakkın mutlaka bir sahibi de vardır, sahipsiz hak olmaz. Haklar, doğdukları hukuk kurallarına göre "kamu hakları" ve "özel haklar" şeklinde bir ayırıma uğrarlar.
    Kamu hakları, kamu hukukundan doğan haklardır. Kamu haklarını kendi aralarında "kişisel haklar", "sosyal ve ekonomik haklar" ve "siyasi haklar" olmak üzere üçe ayırırız.
    Özel haklar ise, özel hukuktan doğan haklar olup, mahiyetlerine, konularına, kullanılmalarına ve nihayet gayelerine göre çeşitli türlere ayrılırlar. Bunlar içinde en önemli ayırım :mutlak haklar" “nisbi haklar" ayırımıdır.
    Mutlak haklar, herkese karşı ileri sürülebildikleri halde, nisbi haklar ancak belli bir şahsa veya şahıslara karşı ileri sürülebilirler.



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  7. #7
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    ünite-7 Hakkin Kazanilmasi Ve Iyiniyet




    ÜNİTE-7 HAKKIN KAZANILMASI VE İYİNİYET

    HAKKIN KAZANILMASINDA İYİ NİYETİN ROLÜ

    Subjektif Hüsnüniyet: Bir hak kazanılırken hakkın kazanılmasına engel olan bir hususun varlığı veya kazanma için gerekli olan bir unsurun yokluğu hakkında şahısta mevcut mazur görülebilen bir bilgisizlik veya yanlış bir bilgidir. Subjektif hüsnüniyet hakkın kazanılmasında ortaya çıkar. Subjektif hüsnüniyet aile hukuku, borçlar hukuku, eşya hukuku ve miras hukukunda görülür.

    Eşya Hukukundaki Subjektif Hüsnüniyet:
    Kitap, otomobil, hayvanlar, saat, halı, mobilya, kömür, elektrik, hava gazi, doğal gaz menkul maldır. Menkuller üzerindeki mülkiyet hakkının subjektif hüsnüniyet sayesinde kazanılıp kazanılamayacağı o menkul eşyanın sahibinin elinden çıkış şekline göre belirlenir.



    Sahibinin Elinden İsteği Olmadan Çıkan Menkullerde; Sahibinin elinden isteği olmadan çıkan eşya çalınmış, kaybedilmiş, gasp olunmuş (zorla alınmış) eşyadır. Bu tür menkuller üzerinde subjektif hüsnüniyetle mülkiyet hakkı kazanılamaz. Örneğin; Ahmet'in sınıfta unuttuğu kitabı Mehmet bulsa ve bulduğu bu kitabı Murat'a satsa, Murat bu kitabın mülkiyetini kazanamaz. çünkü kitap sahibi Ahmet'in rızası olmadan elinden çıkmıştır.
    Fakat para ve hamiline yazılı senetler sahibinin elinden isteği olmadan çıkmış olsa bile subjektif hüsnüniyetli 3. şahıslar bunların mülkiyetini kazanırlar.
    Eğer subjektif hüsnüniyetli 3. şahıslar, sahibinin elinden isteği olmadan çıkmış olan malları aleni bir arttırmadan veya pazardan ya da bu tür eşyaların alındığı bir yerden almışsa bu halde eşya üzerindeki mülkiyet hakkını yine iyi niyetli şahıs kazanamaz. Ancak eşyanın ilk sahibi iyi niyetli şahsın ödediği parayı kendisine vererek malını geri isteyebilir. Buna bedel mukabili iade (bedel karşılığı geri verme) denir.

    Gayrimenkuller Üzerindeki Mülkiyet Hakkının Kazanılması:
    1. Arazi, 2. Tapu Siciline Daimi ve Müstakil Olmak Üzere Kaydedilen Haklar, 3. Madenler, 4. Tamamlanmış yapıların bağımsız bölümleri gayrimenkul sayılır. Gayrimenkul üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkın kazanılması tapu siciline tescil ile mümkündür. Tapu sicili resmi sicildir. Tapu sicilindeki kayıtların doğru olduğu hakkında adi bir karine mevcuttur. Gayrimenkul üzerindeki ayni haklar subjektif hüsnüniyetle kazanılabilir.

    Subjektif Hüsnüniyetin Mahiyeti: Medeni Kanunumuz herkesin subjektif hüsnüniyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada subjektifhüsnüniyet karine özelliği kazanmıştır.
    Karine: Mevcut ve bilinen olgulardan bilinmeyen sonuçlar çıkarmaktır. Karinelerin en önemli fonksiyonu iddiasını bir karİneye dayandıran kimseyi ispat külfetinden kurtarmasıdır.


    HAKKIN KAYBEDİLMESİ;
    Bir hakkın sahibinden ayrılması, onun elinden çıkması demektir.
    Hak, ya bir hukuki olay (Örneğin; hak düşürücü süre, ölüm), ya bir hukuki fiil (Örneğin; Terk) ya da bir hukuki muamele (Örneğin; otomobilin satılması yoluyla devir edilmesi) ile kaybedilir.

    Hukuki Fiiller Sonucu Hakkın Kaybına Örnekler; Bir kimse eskimiş olan ayakkabısını çöplüğe atarsa yada bakmaktan usandığı kedisini sokağa bırakırsa üzerindeki mülkiyet hakkını kaybetmiş olur. Buna terk denir. Murisini öldüren mirasçı miras alamaz. Buna mirastan mahrumiyet

    denir. Eşlerden biri zina yaparsa diğerine boşanma davası açma hakkı vardır. Fakat dava hakkına sahip eş diğerini affederse bu hakkını kaybeder.

    HAKKIN KULLANILMASINDA İYİ NİYETİN ROLÜ

    Medeni Kanunun 2. maddesi gereği herkes haklarını kullanmakla ve borçlarını ifada iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür. Bu kurala objektif hüsnüniyet=objektif iyi niyet=dürüstlük kuralı denmektedir.
    Emprevizyon Nazariyesi = Öngörülmezlik Teorisi; Bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmenin gerekleri yerine getirilmelidir. Buna ahde vefa = söze bağlılık ilkesi denir. Fakat bazen olağanüstü şartlar ortaya çıkar ve borçlunun edimini yerine getirmesi onun mahvolmasına sebep olur. Hakim borçlunun talebiyle sözleşmeyi değiştirebilir yada tamamen feshedebilir. Buna Emprevizyon Nazariyesi = Öngörülmezlik Teorisi denir.

    HAKKIN KORUNMASI:

    Hak, Devlet eliyle yada sahibi eliyle korunabilir. Bizzat ihkakı hak yasaktır.
    Hakkın Devlet Eliyle Korunması: Hak sahibinin dava açması demektir. Bir kimsenin hakkının korunması veya elde edilmesi için devletin hareket geçmesini istemesine dava denir. Bir şahsın hakkını elde etmek veya hakkına saygı gösterilmesini sağlamak üzere karşısındaki şahsa yönelttiği isteme talep hakkı denir. Talep hakkı sözlü yada yazılı kullanılabilir. Telefon, mektup, noter, telgraf gibi vasıtalar da kullanılabilir talep hakkı için.

    Hakkın Sahibi Eliyle Korunması: Üç şekilde gerçekleşir;
    1. Meşru Müdafa,
    2. Zaruret Hali,
    3. Kuvvet Kullanma (Bizzat İhkakı Hak)

    1. Meşru Müdafa: Bir kimsenin kendi şahsına veya malına ya da başka bir kimsenin şahsına yada malına karşı yapılan hukuka aykırı ve halen devam eden bir saldırıyı defetmek için yaptığı ölçülü ve uygun savunmadır. Meşru müdafaa halinde tazminat ödenmez.

    ÖZET: Bir hakkın bir şahsa bağlanması ya hukuki olay veya hukuki fiil yahut da hukuki muamele yollarıyla gerçekleşir. Haklar biri "aslen", diğeri "devren"olmak üzere başlıca iki türlü kazanılır.
    Bir hakkın aslen kazanılması demek, bir kimsenin o zamana kadar hiç kimseye ait olmayan bir hakkı kendi fiiliyle elde etmesi demektir. Bir hakkın devren kazanılması ise, bir kimsenin o hakkı o zamana kadar sahibi bulunan şahıstan elde etmesi demektir.
    Hakkın kazanılmasında "sübjektif-hüsnüniyetin" (iyiniyetin) de rolü vardır. Sübjektif hüsnüniyet, bir hak kazınılırken hakkın kazanılmasına engel olan bir hususun varlığı veya kazanma için gerekli bir unsurun yokluğu hakkında şahısta mevcut, mazur görülebilen bir bilgisizlik veya yanlış bir bilgidir. Hakkın kaybedilmesi, bir hakkın sahibinden ayrılması, onun elinden çıkması demektir. Hakkın kazanılmasında olduğu gibi, kaybedilmesinde de hukuki olaylar, hukuki fiiller ve hukuki muameleler rol oynar.
    Bir hakka sahip bulunan kimse, bu hakkını nasıl kullanacaktır Anayasamız ve Medeni Kanunumuz bu konuda özel hükümler koymuşlardır. Ancak, bir hakkın nasıl kullanılması gerektiği yolunda Medeni Kanunumuz genel bir kural getirmiştir ki, bu kurala "objektif hüsniniyet" veya "dürüstlük kuralı" diyoruz. .
    Objektif hüsnüniyet (iyiniyet) kuralı, bir hak sahibinin hakkını kullanırken' veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi, yani dürüst, namuslu, aklı başında,davranışının sonucunu bilen, orta zekalı her insanın benzer olaylarda takip edecek olduğu yolda hareket etmesi demektir. Bir hak, sahibi tarafından iyiye kullanıldığı sürece hukuk düzeni tarafından korunur. Hak sahibi hakkını kötüye kullanırsa, hukuk düzeni onu korumaz.
    Hakkın kötüye kullanılması demek, bir hakkın objektif hüsnüniyet kurallarına apaçık derecede aykırı surette ve özellikle amacı dışında kullanılmış olması ve bundan da başkalarının zarar görmüş veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşmış bulunmaları demektir.
    Hakkın korunması modern hukuk sistemlerinde devlet eliyle olmaktadır. Hak sahibi hakkının devlet eliyle korunması için dava açar. istisnai olarak haklar bazen bizzat sahipleri tarafından da korunur. Örneğin meşru müdafaa ve zaruret halinde durum böyledir.
    Hakkın korunmasında ispat sorunu da önem arzeder. Acaba bir davada iddiaları kim ispat edecektir Buna "ispat yükü” denir. Medeni Kanunumuz aksi belirtilmedikçe taraflardan her birinin kendi iddiasını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir Ancak, iddiasını kanuni bir karineye dayandıran kişiler yükünden kurtulur.



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  8. #8
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    ünite-8 Kişi, Kişi Türleri Ve Gerçek Kişi




    ÜNİTE-8 KİŞİ, KİŞİ TÜRLERİ VE GERÇEK KİŞİ

    Şahıs terimi haklara ve borçlara sahip olabilen yani haklan ve borçlan bulunabilen varlıkları ifade eder. Bu nedenle şahıs terimi ile hak ehliyeti aynı anlama gelmektedir. İnsanlar, insan toplulukları ve mal toplulukları da şahıs olarak kabul edilmektedir.
    Dar anlamda şahsiyet hak ehliyetini ifade eder. Geniş anlamda şahsiyet ise hak ehliyetini, fiil ehliyetini, şahsi halleri ve şahsiyet haklarını içine alır.
    Şahsi haller bir şahsı diğer şahıslardan ayıran ve hukuk düzeninin kendilerine birtakım sonuçlar bağladığı niteliklerdir. Örneğin; şahsın cinsiyeti, sahih (düzgün) n ili nesepli olması, küçük, reşit veya mahcur bulunması, evli, bekar, dul veya boşanmış olması hep birer şahsi haldir.
    Şahıslar hakiki şahıslar ve hükmi şahıslar olmak üzere ikiye ayrılır



    HAKİKİ ŞAHISLAR (KİŞİLER)

    Hakiki şahıslar insanlardır. Hayvanlar ve bitkiler şahıs değildir.

    HÜKMİ ŞAHISLAR

    Belirli gayelerin gerçekleştirilebilmesi için bir kısım insanların bir araya gelmeleri, faaliyetlerini ve mallarını bu gayeye tahsis etmeleri gerekir. İşte böylece kendisini meydana getiren insanlardan ayrı ve bağımsız 'varlıklar ortaya çıkar. Bunlara hükmi şahıslar (tüzel kişiler) denir.


    HAKİKİ ŞAHISLARIN EHLİYETLERİ
    Hak Ehliyeti: (Medeni haklardan yararlanma ehliyeti) ve fiil ehliyeti (medeni hakları kullanma ehliyeti) olmak üzere başlıca iki ehliyet vardı]

    1. HAK EHLİYETİ
    Hak ehliyeti hak ve borç sahibi olabilme yani hakların ve borçlanı sujesi (öznesi) olabilme iktidarıdır. Hak ehliyeti ile şahıs kavramları ayn anlama gelmektedir. Hak ehliyeti pasiftir. Yani bir kimsenin hak ehliyetin( sahip olabilmesi için bir şey yapmasına gerek yoktur. Hakiki şahısla bakımından sadece.doğmuş olmak hak ehliyetine sahip olmak için yeterlidir. Sağ doğması şartıyla cenin dahi hak ehliyetine sahiptir. Hak ehliyet hakiki şahıslarda doğumla kazanılır.
    Hak ehliyeti ile ilgili iki temel ilke vardır. Bunlar genellik ve eşitlik ilkeleridir.
    Genellik İlkesi: Her şahsın medeni haklardan istifade etmesidir. Bunun için şahıs olmak gerekir. Şahıs olabilmek yani hak ehliyeti kazanabilmenin şartı;
    - Hakiki şahıslarda sağ olarak doğmuş olmak
    - Hükmi şahıslarda ise kanunun öngördüğü şekilde kurulmuş olmak yani şahsiyet kazanmış
    Eşitlik ilkesi; Hak ehliyetine sahip olan şahıslar arasında bir ayrım yapılmamasıdır.
    Genellik ve eşitli eri sadece medeni haklar bakımından söz konusudur. Kamu hakları alanında bu uygulanmaz. Örneğin; seçme ve seçilme hakları, memur olma hakkı gibi kamu haklarından herkes yararlanamaz. Bunlardan faydalanmak için Türk vatandaşı olmak gerekir.
    Örneğin; Seçilme hakkına sahip olabilmek için 30, seçme hakkına sahip olabilmek için ise 18 yaşını bitirmiş olmak gerekir.


    2. FİİL EHLİYETİ

    Fiil ehliyeti bir şahsın kendi muameleleriyle lehine haklar aleyhine ise borçlar yaratabilme ehliyetidir. Medeni kanun fiil ehliyeti terimine yer vermiş değildir. Fiil ehliyetine herkes değil ancak kanunun aradığı bazı şartları haiz bulunan şahıslar sahiptirler. Fiil ehliyeti aktif bir ehli yettir.

    Fiil Ehliyetinin Şartları

    Fiil ehliyetinin olumlu ve olumsuz olmak üzere iki şartı vardır.
    1. Olumlu Şartlar: a) Mümeyyiz olmak (temyiz kudretine sahip olmak), b) Reşit olmak
    2. Olumsuz Şart; Mahcur (kısıtlı) olmamak.

    Kazai Rüşt: Şartları şunlardır;
    ı. Reşit kılınacak kişi I5 yaşını bitirmiş olmalıdır.
    2. Küçüğün İsteği; Reşit kılınacak küçük reşit kılınmayı istemelidir. Kaza-i rüşte karar verilmesi isteminde bulunma şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu nedenle istek küçükten gelmelidir.
    3. Ana ve babanın muvaffakatı
    4. Vasinin Dinlenmesi; Eğer küçük velayet altında değil de vesayet altında ise bu hiilde vasinin mahkeme tarafından dinlenmesi gerekir. Burada vasinin muvaffakatı (onayı) alınmamaktadır.
    5. Küçüğün menfaatinin bulunması Kaza-i rüşte küçüğün ikametgahının bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi Karar verir. Yani kazanılan rüşt geri alınamaz. Kaza-i rüştüne karar verilen fakat evlenme çağına gelmeyen evlenme rüştünü kazanamaz.

    2. Olumsuz Şart (Mahcur-Kısıtlı Olmamak)
    Mahcur olmak, hacir altına alınmış olmak demektir. Hacir sebepler şunlardır;
    ı. Akıl Hastalığı
    2. Akıl Zayıflığı
    3. İsraf
    4. Ayyaşlık
    5. Suihal (Sui=Kötü, suihal=kötü durum)
    6. Suiidare (kötü idare)
    7. Bir sene yada daha fazla müddetle hürriyet i ortadan kaldıra cezaya mahkum olma
    8. Aciz olan kimsenin talebi (ihtiyari hacir)
    Bu sebeplerden dolayı hacredilmiş (kısıtlanmış) ve kendisine b vasi tayin edilmiş olan kimseye mahcur (kısıtlı) denir.

    HUKUKİ MUAMELE EHLİYETİ

    Hukuki muameleler tek taraflı ve çok taraflı hukuki muameleler
    olmak üzere ikiye ayrılır.
    Tek taraflı Hukuki Muamele: Sadece bir tarafın irade açıklama sıyla meydana gelir. Örneğin; Vasiyet, Vakıf Kurma
    Çok taraflı Hukuki Muamele: Birden fazla şahsın irade açıklamasıyla meydana gelir. En önemlisi sözleşmelerdir. Örneğin bedel (semen) karşılığında bir malın mülkiyetini kesin surette karşı tarafa devredilmesi taahhüdünü içeren satım sözleşmesi, bir eşyanın kullanma hakkının bir bedel karşılığında belli bir süre için karşı tarafa devredilmesi taahhüdünü içeren kira sözleşmesi.
    Hukuki muamele yapabilme iktidarına sözleşme ehliyeti denir ve bu da fiil ehliyetine dahildir.
    Haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti de fiil ehliyetine dahildir.

    Dava Ehliveti: Bir şahsın mahkemede usul hukukuna ait işlemleri (muameleleri) tek başına yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti taraf ehliyeti demek değildir.
    Fiil ehliyetine sahip olup olmamalarına göre hakiki şahıslar dörde ayrılır.

    1. Tam ehliyetliler
    2. Sınırlı ehliyetliler.
    3. Sınırlı ehliyetsizler
    4. Tam ehliyetsizler

    1. Tam ehlivetliler: Mümeyyiz ve reşit olan aynı zamanda mahcur (kısıtlı) olmayan tüm şahıslardır.
    2. Sımrlı Ehliyetliler: Bunlar a) Evli Kadınlar, b) Kendilerine kanuni müşavir atanmış olanlardır. Kendilerine kanuni müşavir atanmış olanlar şu işlemleri kanuni müşavirlerinin onayı olmadan yapamazlar; Dava açma ve sulh, gayrimenkulün alım ve satımı ve onlar üzerinde rehin ve sair ayni bir hak kurma, kıymetli evrak alım satım ve rehni, alelade idare ihtiyaçları dışında inşaat, ödünç verme ve alma, sermayeyi almak, bağışlama, kambiyo taahhütleri altına girmek, kefalet.
    3. Sınırlı Ehliyetsizler: Bunlar a) Mümeyyiz Küçükler b) Mümeyyiz Mahcurlardır. Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokan muameleleri (satım, kira, istisna, hizmet sözleşmeleri gibi) bizzat yapamazlar. Bu tür işlemlerin kanuni mümessilleri tarafından yapılması gerekir. Kanuni mümessiller ise veli ve vasilerdir. Sınırlı ehliyetsizler bu tür muameleleri kanuni mümessillerinin rızası ile yapabilirler. Verilen rızaya izin, hukuki muameleden sonra açıklanan rızaya ise icazet denir. Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokan hukuki muameleleri .
    kanuni mümessillerinin izni olmadan yaparlarsa bu muameleler tek taraflı bağlamazlık müeyyidesine tabi olurlar. Bu tür muamelelerin sınırlı ehliyetsizi bağlayabilmesi için kanuni mümessilin sonradan rızasını açıklaması yani icazet vermesi gerekir. Kanuni mümessil icazet vermezse yapılan muamele hükümsüz olur ve iki tarafı da bağlamaz. Bu durumda taraflar aldıklarını birbirlerine geri verirler.
    Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokmayan ve kendilerine sadece menfaat sağlayan muameleleri (örneğin ivazsız iktisap= karşılıksız kazanma) tek başlarına yapabilirler. Bu durumda kanuni mümessilin izin ya da icazetine gerek yoktur. Örneğin sınırlı ehliyetsize bir kimsenin bir şeyi bağışlaması.
    Sınırlı ehliyetsizler yönetimi kendilerine bırakılmış mallar ile ilgili hukuki muameleleri de tek başlarına yapabilirler.
    Sınırlı ehliyetsizler bazı muameleleri (kanuni mümessilleri rıza gösterse bile) kesinlikle yapamazlar. Bunlara yasak muameleler denir. Yasak muameleler batıldır. Yasak muameleler şunlardır;
    1. Bağışlama
    2. Vakıf Kurma
    3. Kefalet



    4. Tam ehliyetsizler: Bunların fiil ehliyetleri hiç yoktur. Gayrımümeyyizler tam ehliyetsizdir. Kanuni mümessillerinin izin yada icazeti olsa bile bunların yaptıkları bütün işlemler geçersizdir. Tam ehliyetsizlerin haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti yoktur. Bunun istisnası kusur sorumluluk halleri ve hakkaniyettir. Hakkaniyete örnek; zengin bir akıl hastasının fakir bir köylünün harmanını yakması.

    Temyiz kudretinden devamlı olarak değil de geçici olarak yoksun olan kişiler haksız fiillerinden dolayı sorumludurlar. Ancak bu kişiler temyiz kudretini ortadan kaldıran hale kendi kusurlarıyla düşmediklerini ispatlarlarsa sorumluluktan kurtulurlar. Örneğin; Kendi isteği ile içki içmiş bir kimse verdiği zarardan dolayı sorumludur. Fakat arkadaşları eğer onun haberi olmadan meyve suyuna içki karıştırmışlarsa bu halde sorumlu değildir.

    ÖZET:Hukukta şahıs terimi, haklara ve borçlara sahip olabilen, yani hakları ve borçları bulunabilen varlıkları ifade eder. Başka bir söyleyişle, hak sahibi, borç sahibi olabilen varlıklar hukuk açısından birer "şahıs':tır. Hukuk düzeni biri "hakiki şahıs", diğeri "hükmi şahıs" olmak üzere. iki türlü şahıs kabul etmektedir. Hakiki şahıslar sadece insanlardan ibarettir" Hükmi şahıslar ise, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulmuş ve hukuk düzeninin aradığı şartlara sahip bulunan "şahıs toplulukları" ile "mal toplulukları"dır.

    Hakiki şahsiyet, çocuğun sağ olarak tamamen doğduğu anda başlar; çocuk ölü doğarsa şahsiyet kazanamaz. Ancak, kendisine gebe kalınan ve doğumu beklenilmekte olan çocuk (cenin) da, sağ doğmak şartıyla kendisine gebe kalındığı andan itibaren hak ve borç 'sahibi olabilir.

    Hakiki şahsiyet biri "ölüm", diğeri "gaiplik" olmak üzere iki halde sona erer. Gaipliğe, bir kimsenin ölümüne muhtemel gözle bakılacak bir olayda kaybolması veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması halinde, ilgililerin talebi üzerine mahkemece karar verilir.



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  9. #9
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    ünite-9 Kişiliğin Korunmasi Ve Tüzel Kişilik




    ÜNİTE-9 KİŞİLİĞİN KORUNMASI VE TÜZEL KİŞİLİK

    Dar Anlamda Şahsiyet = Hak Ehliyeti = Şahıs anlamına gelmekte
    Geniş Anlamda Şahsiyet = Fiil Ehliyeti + Şahsi Haller + Şahsi Haklarından oluşur.

    Şahsiyet hakları mutlak haklardandır. Yani herkese karşı ileri sürülebilir.

    Şahsiyet hakları aynı zamanda şahsa bağlı haklardandır.

    Şahsiyet Hakları bir Hakkın:

    1. Maddi Bütünlüğü

    2. Manevi Bütünlüğü

    3. İktisadi bütünlüğü üzerindeki haklardır. Bu haklar üzerindeki şahsiyet hakları mutlak haklardandır.

    1. Maddi Bütünlük Üzerindeki Mutlak Haklar:

    2. Manevi Bütünlük Üzerindeki Mutlak Haklar:

    Bu haklar arasında örneğin; insanın şeref ve haysiyeti, ismi, resmi, hürriyetleri, sırları, inançları gibi haklardır. Bir kimsenin mektuplarının okunması, telefon görüşmelerinin dinlenmesi şahsiyet hakkına tecavüzdür.

    3. İktisadi Bütünlük Üzerindeki Haklar:

    İktisadi bütünlükten maksat bir kimsenin iktisadi hayata serbestçe katılabilmesidir.

    Şahsiyet hakları tecavüze uğradığı zaman iki şekilde koruma yapılabilir.

    1. ŞAHSİYETİN DAHİLEN KORUNMASI:

    Şahsiyet hakkının bizzat sahibine (insanın kendi kendisine karşı) karşı korunması demektir. ..
    Medeni Kanunun 23. maddesinde yer alan "Kimse medeni haklardan.ve onları kullanmaktan kısmen de olsa feragat edemez." maddesi ile şahsiyet dahilen korunmaktadır. Yani hiç kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen dahi feragat edemez. Bir kimse hiçbir zaman evlenmeyeceğini, hiçbir zaman menkul ve gayrimenkul mallara malik olamayacağını, hiç kimsenin mirasçısı olmayacağını vaad edemez. Bu vaadlerle hak ehliyeti kısıtlanmış olur.
    Bir kimse başkalarıyla sözleşme yapmayacağını, bir derneğe üye olarak giremeyeceğini, mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmayacağını, bir kimseye karşı hiçbir zaman dava açamayacağını vaat edemez. Çünkü böyle yaparsa fiil ehliyeti kısıtlanmış olur.
    Hiç kimse hürriyetlerinden vazgeçemez, feragat edemez. Eğer hürriyetten vazgeçilirse kişi köle durumuna geçmiş olur. Bir kimse asla bir siyasi partiye girmeyeceğini, belli bir konuda asla yazı yazmayacağını, belli bir mesleği asla yapmayacağını, belli bir yerden asla alışveriş yapmayacağını taahhüt edemez. Çünkü bunlar hürriyetten vazgeçmek olur.

    Ancak hürriyetler de sınırsız olarak kullanılamaz. Bu nedenle hürriyetlerden vazgeçmek yasaktır ama hürriyetler sınırlanabilir. Hürriyetler, kanuna ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla sınırlanabilir. Örneğin; bir kimse işçi olarak bir yerde çalışıyorsa, evlenmişse bazı hürriyetleri sınırlanmıştır. Hürriyetler ahlaka ve kanuna aykırı olmamak kaydıyla sınırlanmışsa bu geçerlidir. Ancak aykırı ise bu sınırlama batıl yani hükümsüzdür.

    İnsanın kendi isteğiyle organlarını bağışlaması şahsiyet hakkına tecavüz değildir ve bu dahilen koruma kapsamına girmez.

    2. ŞAHSİYETİN HARİCEN KORUNMASI:

    Şahsiyetin dışarıdan yani başkalarından gelecek saldırılara karşı korunmasına şahsiyetin haricen korunması denir.

    Şahsiyet hakkını dışa karşı koruyan 4 dava vardır. Bunlar;

    a. Tespit Davası: Sona eren ama etkisi devam eden bir tecavüz varsa bu dava açılabilir. Bu dava sonunda ayrıca karar yayınlanabilir.

    Eğer saldırı halen devam ediyorsa bu dava açılabilir. Bu davanın amacı devam eden saldırıya son verebilmektir. Örneğin; bir kimse bir fotoğrafçının kendisinin izni olmadığı halde resmini dükkanın vitrininde reklam olarak sergilediğini veya herhangi bir şahsın kendisini şahsiyet hakkına tecavüz oluşturan bir el ilanı dağıtmakta olduğunu görürse bu davayı açabilir. Çünkü tecavüz devam etmektedir ve önlenmesi gerekir.

    c. Önleme Davası:

    Halen mevcut olmayan ama yakın bir zamanda gerçekleşeceği anlaşılan saldırı tehlikesine karşı bu dava açılabilir. Burada saldın henüz başlamamıştır ama başlama tehlikesi ve ihtimali vardır. Örneğin; bir dergi, pek yakında bir devlet adamının özel hayatıyla ilgili açıklamalarda bulunacağını, resimler yayınlanacağını ilan ederse bu devlet adamı önleme davası açabilir.


    Kısaca; Tespit Davası; sona eren ama etkisi hala devam eden bir tecavüz hakkında, .

    Men Davası; halen devam eden bir saldırı hakkında,

    Önleme Davası; henüz olmayan ama yakın zamanda gerçekleşme ihtimali bulunan saldırı hakkında açılabilir.

    Her üç davanın da açılabilmesi içir yapılan saldırıların hukuka aykırı olması gerekir. Her üç davada da kusur şartı aranmamıştır. Yani tecavüzde bulunan kişinin kusurlu olmasına gerek yoK



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

  10. #10
    Avatarı
    Özel Üye

    Status
    Offline
    Katılım
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.131
    Paylaşım Notu
    2139

    ÜNİTE. 10 HISIMLIK VE iKAMETGAH




    ÜNİTE. 10
    HISIMLIK VE iKAMETGAH

    HISIMLlK: Hısımlık, hakiki şahıslar arasında kan ve akdi bir bağ dolayısıyla meydana gelen yakınlık ilişkisidir.
    TÜRLERİ: İki grupta toplanmaktadır.
    a. Kan Hısımlığı: Bir kimse ile onun kendilerine kan bağıyla bağıl bulunduğu kimseler arasındaki hısımlıktır. İkiye ayrılır:
    A) USUL - FÜRU Hısımlığı: Birbirlerinin sulbünden veya sadrından gelen, yani birbirlerinden türeyen,şahıslar arasındaki hısımlıktır. Bu tür hısımlığa "düz çizgi hısımlığıda denir.
    B) Civar Hısımlığı: Birbirinin sulbünden gelmeyip de ortak bir sulbden gelenler arasındaki hısımlıktır.
    Kan hısımlığının derecesi nesillerin adedi ile belli olur.
    b. Akdi Hısımlık: Kan bağından doğmayıp da bir sözleşmeden ileri gelen hısımlıktır. iki grupta incelenir:
    A) Sıhri Hısımlık: Evlenme akdi dolayısıyla meydana gelen hısımlıktır. Karının anası, babası, kardeşleri, kardeş çocukları; büyük ana ve babaları ile kocas sıhri hısımdır. Bu Hısımlığa; kayın hısımlığı da denir.
    B) Suni Hısımlılık: Evlat edinme akdi dolayısıyla meydana gelen hısımlıktır.

    İKAMETGAH:
    Şahısların, ülkenin belli bir yerinde oturduğu ve iş ilişkilerinin toplandığı yer ikametgahları olmaktadır.
    TÜRLERİ: İkametgahın üç türü vardır.
    a. iradi ikametgah: Bir kimsenin kendi isteği ile seçebileceği ikametgahtır. Bir yerin ikametgah sayılabilmesi için, her şeyden önce şahsın o yerde oturması ve ayrıca bunun yerleşme niyetiyle olması gerekir.
    b. itibari İkametgah: iradi bir ikametgahı bulunmayan şahıslar hakkında söz konusu olur.

    c. Kanuni ikametgah: Bazı şahıslar hakkında bizzat kanunun tayin ettiği ikametgahtır. Kanuni ikametgahı olan şahıslar evli kadınlar, küçükler ve vesayet altındakilerdir.

    İKAMETGAHIN TABİ OLDUĞU İLKELER
    1. ikametgahın gerekliliği: Herkesin mutlaka bir ikametgahının bulunması gerekir.
    2. ikametgahın tekliği ilkesi: Herkesin ancak bir tek ikametgahı bulunabilir.


    1.Aşağıdaki hısımlık türlerinden hangisi bir sözleşmeden doğar
    A) Usul hısımlığı B) Füru hısımlığı C) Sıhri hısımlık
    D) Kan hısımlığı E) Civar hısımlığı
    Cevap: Sıhri hısımlık, evlilik akdinden kaynaklanır. Bu tür hısımlığa "kayın hısımlığı" da denir.

    2. Bir kimsenin bizzat kendi isteği ile seçtiği bir İkametgahı yoksa, kanunun ona bir ikametgah tayin eder. Buna İtibarı ikametgah denir." Bu durum İkametgahın hangi özelliğini gösterir
    A) Gerekliliğini B) Tekliğini C) Kanuniliğini
    D) Devamlılığını E) Merkezliğini
    Cevap: "ikametgahın gerekliği" ilkesi her şahsın bir ikametgahının bulunması sonucunu yaratır.

    3.Henüz reşit olmamış çocukların İkametgahı neresidir.
    A) Doğmuş oldukları yer
    B) Nüfusa kayıtlı bulundukları yer
    c) Vasilerinin ikametgahlarının bulunduğu yer
    D) iradeleriyle seçtikleri yer
    E) Velilerinin ikametgahlarının bulunduğu yer
    Cevap: Reşit bulunmayan çocukların ikametgahları, velayetleri altındaki ana babalarının ikametgahlarıdır.

    4. Vesayet altındaki kişilerin ikametgahı aşağıdakilerden hangisidir
    A) Yerleşmek niyeti ile oturdukları yer
    B) Vesayet makamının bulunduğu yer
    C) Velilerinin ikametgahı
    D) Fiilen oturdukları yer
    E) Hiçbiri
    Cevap: Vesayet altındaki kişilerin ikametgahı vesayet makamının bulunduğu yer sayılmaktadır.
    5. Bir evlenme akdi nedeniyle meydana gelen hısımlığa ne denir
    A) Kan Hısımlığı B) Sıhri Hısımlık c) Civar Hısımlığı
    D) Usul - Füru Hısımlığı E) Suni Hısımlık .
    Cevap: B

    ÖZET:
    Hısımlık sadece hakiki şahıslarla ilgili bir kurumdur, hükmi şahıslarda hısımiık söz konusu olmaz.
    Hısımlık, şahıslar arasında kan veya akdi bir bağ dolayısıyla meydana gelen yakınlık ilişkisidir. Hısımlığın miras hukuku, aile hukuku, yargılama hukuku gibi hukuk dallarında önemi vardır. Hısımlık yakınlık ilişkisini doğuran bağa göre biri "kan hısımlığı", diğeri "akdi hısımlık" olmak üzere başlıca ikiye ayrılır. Kan hısımlığı, Usul-füru" ve "civar hısımlığı"ndan oluşur. Usul-Füru hısımlığı, biribirinden üreyen şahıslar arasındaki, civar hısımlığı ise ortak bir asıldan üremiş olan şahıslar arasındaki yakınlıktır. Kan hısımlığında derece, doğum adedine göre tespit edilir. Akdi hısımlık ise, "sıhri hısımlık" ve "suni hısımlıktan” ibarettir.Sıhri hısımlık, eşIerden biri ile diğerinin kan hısımları arasındaki yakınlıtır. Sun'i hısımlık ise, evlat edinen ile evlatlık arasında meydana gelen hısımlıktır.



    -------------------------------------

    SON 12 YILIN ÇIKMIŞ SORULARI DERS BAŞI 2TL. BİLGİ ALMAK VEYA SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

    -------------------------------------

    AÇIKÖĞRETİM FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN GELİŞMELERDEN ANINDA HABERDAR OLUN

    -------------------------------------

+ Konuyu Cevapla
Sayfa 1/4 123 ... SonSon


Yazım Kuralları

  • Yeni konu açma izniniz yok.
  • Mesajlara cevap yazma izniniz yok.
  • Mesajlarınıza dosya / resim ekleme izniniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme izniniz bulunmuyor.
| hosting | aöf | aöf 2012 ara sınav soruları | aöf kredili sistem | http://ogrenci.anadolu.edu.tr

http://www.aofclub.com/aof-2012-ara-sinav-sorulari/