Açıköğretim Finansal Yönetim 1 Ders Notları / Ders Kitabı


Sponsorlu Bağlantılar


  1. Açıköğretim Finansal Yönetim 1 Ders Notları / Ders Kitabı

    Sponsorlu Bağlantılar


    Açıköğretim Finansal Yönetim 1 Ders Notları / Ders Kitabı


    Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2012-2013 eğitim yılı itibari ile tüm bölümleri kredili sisteme geçirmiştir. Kredili sistem ile dersler bölünmüş ve çoğalmış ders kitapları ise yenilenmiştir.

    ÜNİTE1 – FİNANSAL YÖNETİM VE FONKSİYONLARI
     Kişi ya da kurumların faydalanabileceği para, fon, kaynak ya da sermayeye FİNANS denir.
     Kişi ya da kurumların ihtiyaç duydukları fonların sağlanması, bulunması ise FİNANSMAN olarak tanımlanır.
     FİNANSAL YÖNETİM ise sağlanan fonların uygun varlık ya da yatırımlara dönüştürülmesini ifade eder.
     Finansal yönetim ile ilgili kararlar;
     Ne tür varlıklar alınacak? ( YATIRIM Kararı )
     Gerekli kaynaklar nereden sağlanacak? ( FİNASMAN Kararı )
     Elde edilecek kar nasıl dağıtılacak? ( DİVİDANT Kararı )
    Organizasyon Şeması
    Yönetim Kurulu
    Genel Müdür
    Pazarlama Finans Üretim
    Fon Yöneticisi Kontrolör
    Nakit yönetimi Mali tabloların hazırlanması
    Kredi yönetimi Maliyet muhasebesi
    Sermaye bütçelemesi Vergi
    Sermaye sağlama İç denetim
    Finansal planlama Bordro işlemleri
    Döviz yönetimi
    FİNANSAL YÖNETİM FONKSİYONLARI
     Yatırım Kararları: Sermayenin uzun süreli varlıklara yatırılması kararı SERMAYE BÜTÇELEMESİ olarak
    adlandırılır. Bu kararlar, uzun süreli ve büyük miktarlarda sermayeyi gerektirmesi nedeniyle işletmenin başarısında
    büyük etkiye sahiptir.
     Uzun vadeli yatırımların önemli olmasının nedenleri;
     Yatırımların etkileri büyüktür
     Kararlardan geri dönüş zordur
     Uzun vade nedeni ile risk yüksektir
     Fizibilite çalışması gerektirir
     Kısa süreli varlıklar; çalışma sermayesi, işletme sermayesi veya DÖNEN VARLIKLAR olarak adlandırılır.
     Kısa süreli varlıların temel özelliği, bir yıl içinde en az bir kez bir türden diğer türe dönüşmesidir. Bu döngüye
    FAALİYET DÖNGÜSÜ nakitten tekrar nakite dönüşünceye kadar geçen süreye de NAKDE DÖNÜŞÜM süresi
    denir.
     Birleşme, satın alma, devir, dış yatırımlar gibi stratejik kararlar da UZUN VADELİ yatırım kararlarıdır.
     İster kısa vadeli, ister uzun vadeli olsun yatırım kararları RİSK ve GETİRİ dikkate alınarak verilir. Yatırım yapılacak
    varlığın RİSK derecesi arttıkça BEKLENEN GETİRİNİN artacağı unutulmamalıdır.
     Finansman Kararları: Amaç; işletme değerini maksimize edecek finansman bileşimini oluşturmaktır. İşletmelerin
    sermaye ihtiyacı BORÇ ve ÖZKAYNAK olmak üzere iki farklı kaynaktan sağlanır.
     BORÇ ve ÖZKAYNAK toplamı işletmenin toplam sermayesini, bu kaynakların bileşimi ise sermaye yapısını
    oluşturur.
     Sermaye yapısını belirleyen başlıca içsel faktörler;
     Varlık yapısı
     Karlılık durumu
     Risk derecesi
     Likidite düzeyi
     Borçlanma maliyeti
     Vergi politikası

    Sermaye yapısını belirleyen dış faktörler ise Makro Ekonomik faktörler ve Finansal Piyasalara İlişkin faktörlerdir.
     İşletmelerin sermaye yapılarının belirlenmesiyle ilgili farklı görüşler vardır. Bunlar;
     Net gelir yaklaşımı
     Net faaliyet geliri yaklaşımı
     Geleneksel yaklaşım
     Modigliani-Miller yaklaşımı
     Net gelir yaklaşımı; Borç ve özkaynak maliyeti farklı borçlanma düzeylerinde değişmez. Borç maliyeti özsermaye
    maliyetinden düşük olduğuna göre, borçla finansman sağlamak işletme değerini arttırır, ortalama sermaye maliyetini
    azaltır. Kaldıraç faktörünü en fazla dikkate alan yöntemdir.
     Net faaliyet geliri yaklaşımı; Borç maliyeti farklı borçlanma düzeylerinde aynıdır. Borç düzeyi arttıkça özsermaye
    maliyeti de artar. Ortalama sermaye maliyeti ise sabit kalır. İşletme değeri sermaye yapısına göre değişmez.
     Geleneksel yaklaşım; Ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinin minimum olduğu nokta, optimal borç / özsermaye oranı,
    diğer bir ifade ile optimal sermaye yapısı olacaktır.
     Modigliani-Miller yaklaşımı; Vergiler, asimetrik bilgi, işlem maliyeti ve iflas maliyetinin olmadığı etkin bir piyasada
    işletmelerin değeri sermaye yapısından etkilenmez. İşletme değeri sermaye yapısından bağımsızdır. İşletme değerini,
    ait olduğu sektörün riski ve işletmenin gelecekte yaratacağı nakit akışları belirler.
     Tam rekabetin olmadığı piyasalar için GELENEKSEL yaklaşım benimsenmektedir.
     Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti; işletmede kullanılan çeşitli kaynakların toplam kaynaklar içindeki paylarıyla
    maliyetlerinin ortalamasının alınmasıyla bulunur.
     Ülkemizdeki işletmelerin en önemli borçlanma kaynağını BANKALAR oluşturmaktadır.
     Finansman kaynağının VADESİ kısaldıkça RİSKİ artar. VADESİ uzadıkça RİSKİ düşer.
     ÖZKAYNAKLA finansman, faaliyet sonucunda elde edilen karların bir bölümü işletmede bırakılmak ya da yeni
    ortaklar alınmak suretiyle sağlanabilir.
     Reel varlıkların yarattığı nakit akışları üzerinde alacak ya da ortaklık hakkı veren varlıklara FİNANSAL VARLIK
    denir.
     Hisse senetleri SONSUZ SÜRELİ finansal varlıklardır.
     Hisse senedi ya da özkaynakla finansmanda FAİZ ve ANAPARA ödemesi gibi zorunlu bir ödeme yoktur. KAR PAYI
    ve SERMAYE kazancı söz konudur.
     İşletmeler açısından HİSSE SENEDİ yoluyla finansmanın riski BORÇLANMA yolu ile finansmana göre daha
    düşüktür.
     Finansman kararı; işletmelerin kendi içsel koşullarını, finansal sistemin yapısını, ülkenin genel ekonomik koşullarını,
    uluslar arası koşulları dikkate alarak verecekleri bir karardır.
     Finansman kararını etkileyen en önemli iki etken RİSK ve MALİYET ’dir.,
     Dividant Kararları: Elde edilen karın ne kadarının dağıtılıp, ne kadarının dağıtılmayıp işletmede bırakılacağı ile ilgili
    kararlar bütününe denir.
     Kar dağıtım politikasını belirleyen etkenler;
     İşletmenin fon ihtiyacı
     İlave fonların maliyeti
     Likidite durumu
     Nakit akışlarının düzenliliği
     Benzer firmaların kar dağıtım politikaları
     Hissedarların beklentileri
     Yasal statü
     Geleneksel yaklaşımda daha fazla kar payı dağıtımının hisse senedine olan ilgiyi attırarak, hisse senedi fiyatını
    yükselteceği düşünülür. Bu görüş finans literatüründe “Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan daha iyidir” şeklinde ifade
    edilir.
     Sinyal Etkisi; kar paylarının gelecekteki durumu hakkında oluşan beklenti veya algıdır.
     Davranışsal Finans kişilerin kararlarında tam olarak rasyonel olmayacakları varsayımına dayalı olarak oluşturulan
    teoridir.
     Bireylerin kaybetmeleri halinde yaşadıkları üzüntü, kazanmaları durumundaki sevinçlerinden daha fazla olmaktadır.
    Bu nedenle kişiler risk üstlenmekten kaçınarak rasyonellikten uzaklaşmaktadırlar.

    Modigliani-Miller ise işletmenin değerinin gelecekteki nakit akışlarına ve riske göre belirlendiğini, kar payı dağıtım
    politikasıyla bağlantısının olmadığını ileri sürmektedir. Modigliani-Miller’in görüşleri tam rekabet koşullarının olduğu
    piyasalar için geçerliliği olan bir görüştür.
    İŞLETMELERİN AMAÇLARI
     Mal ve hizmet üreterek toplum refahını arttırmak
     İşletmede istihdamı sürekli kılmak
     İşletmenin sürekliliğini sağlamak
     Üretimi ve satışları arttırmak
     İşletme piyasa payını arttırmak
     İşletme kazançlarında büyümeyi sürekli kılmak
     İşletme maliyetlerini minimum yapmak
     İşletme karını maksimum yapmak
     İşletme değerini maksimum yapmak


    KAR VE DEĞER MAKSİMİZASYONU
     Mikro ekonomide işletmelerin amacının KAR MAKSİMİZASYONU olduğu belirtilir.
     Kar maksimizasyonu STATİK. bir özellik göstermekte olup, ZAMAN faktörü taşımamaktadır.
     Farklı yatırım fırsatlarının RİSKİ diğer bir ifade ile gelecekte beklenen nakit akışlarının gerçekleşme olasılığı farklı
    olacaktır Kar maksimizasyonu amacının bir başka eksik yönü risk ‘in hesaba alınmamasıdır.
     Hissedarların varlıklarını maksimum yapma amacı, finansal kararlarda farklı zaman noktalarındaki nakit akışlarının
    bugünkü değerlerinin alınmasıyla zaman faktörünü; bugünkü değer hesaplanırken kararın riske göre iskonto oranının
    ayarlanmasıyla risk faktörünü dikkate almaktadır. Bu nedenle bu amaç, finansal yönetim tarafından birincil derecede
    normatif bir amaç olarak benimsenmektedir.
    Temsil ve Temsilci Maliyeti
     Halka açık A.Ş.’lerde şirket yönetiminin profesyonel yöneticilere devredilmesi bir zorunluluktur. Bu durumda
    hissedarlara ait olan karar verme yetkisinin yöneticilere devredilmesinde çıkar çatışması doğabilecektir. Bu çıkar
    çatışmasının yaratacağı sorunlara temsil ya da temsilci maliyeti denilmektedir.
     Yöneticiler, karlı ancak riski yüksek iş olanaklarından, kendi işlerini kaybedebilecekleri endişesiyle
    kaçınabilmektedir. Karlı iş fırsatlarının kaçırılmasından kaynaklı maliyet dolaylı temsilci maliyetidir.
     Yöneticiler etki alanlarını genişletmek için gereğinden fazla personel çalıştırabilir ya da gereksiz harcamalara
    yönelebilir. Yöneticilerin gereksiz harcamalarını yada ortakların menfaatine aykırı hareketlerini önlemek üzere
    yapılan denetimler doğrudan temsil maliyetini oluşturur.
    İşletmelerin Hukuki Yapıları
     Karın dağıtımı, vergi tahakkuku, alacaklılara karşı sorumluluk, faaliyet sonuçlarının açıklanması, son sağlama miktarı
    ve şekli gibi konularda alınacak kararlar işletmelerin hukuki yapısı ile doğrudan ilgilidir.
     Bireysel İşletmeler ( Ferdi Teşebbüsler ) : Bireysel işletmeler tüzel kişiliği bulunmayan ve üçüncü kişilere karşı
    ortakların tüm varlığı ile sorumlu olduğu bir girişim türüdür. Bireysel işletmelerin kuruluşu için yazılı bir sözleşmeye
    gerek duyulmadığı gibi, belirli sermaye tabanı da aranmamaktadır.
     Ortaklıklar: Ortaklıklar şahıs ve sermaye ortaklıkları olarak iki grupta toplanabilir. Adi ortaklıklar, kolektif
    ortaklıklar, komandit ortaklıklar şahıs, Limitet ve anonim ortaklıklar sermaye ortaklıklarıdır.
     Adi Ortaklıklar: Adi ortaklıklar, iki ya da daha fazla kişinin herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın yalnızca sözlü
    bir anlaşma ile geçici ya da sürekli olarak kurdukları ortaklık( şirket ) türüdür. Bu tür ortaklıkların en önemli avantajı
    düşük maliyetlerle ve kolayca kurulabilmesidir.
     Kolektif Ortaklıklar ( Kolektif Şirketler ):Tüzel kişiliği de olan bu ortaklık türünde ortaklar, şirketin borçlarından
    dolayı tüm varlıklarıyla müteselsilsen sorumludurlar.
     Adi Komandit Ortaklıklar: Ticari bir şirkette ortaklardan bir kısmı aynen şahıs şirketlerinde olduğu gibi sınırsız ve
    müteselsilen sorumluluk yüklenirken, bir kısmı da yalnızca koydukları sermaye kadar sorumluluk (sınırlı sorumluluk)
    , yüklenmeleri durumunda adi komandit ortaklık türü ortaya çıkmaktadır.

    Sermayesi paylara bölünmüş Komandit ortaklıklar: Tek farkı sınırlı sorumlu ortaklar olarak bir ya da birkaç
    kişinin daha yer almasıdır. Adi komandit şirketlerde sınırlı sorumlu ortakların payları yalnızca sözleşmede yer alır ve
    sermayeye karşılık olarak herhangi bir pay senedi vermez.
     Limitet ortaklıklar ( Şirketler ) : İki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında
    kurulan, orakların sorumluluğu, koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi belirli
    olan ticari ortaklık tipine limitet ortaklık denir. Limitet ortaklıklar çok 50 ortak arasında kurulabilir. Ortaklara sermaye
    payları için pay senedi (hisse senedi) verilmez. Hisse senetleri gibi tahvilde ihraç edemezler.
     Anonim Ortaklıklar ( Anonim Şirketler ): Şirketler açısından küçük sermaye paylarının bir araya gelmesiyle büyük
    sermayelerin sağlanması, yatırımcılar açısından da riskin küçük ve yalnızca yatırılan sermaye payı ile sınırlı olması,
    bu şirket türünün seçiminde en büyük etken olmaktadır.
     Halka açık ortaklıklar: Anonim ortaklıklar halka kapalı ya da halk açık olabilir. Az ortaklı anonim ortaklıklara aile
    şirketleri ya da kapalı şirketler denilir. Bir şirketin halka kapalı ya da açık olarak tanımlanmasında yalnızca ortak
    sayısı değil diğer özelliklerin de ele alınması gerekir.
     Ortak sayısı yanında pay sahipliğinin devredilip devredilmeği, kuruluş şeklinin halkın da katılımını sağlayacak
    biçimde olup olmadığı, hisse senetlerinin borsaya kota edilip edilmediği, yönetimin bir ya da birkaç ana pay sahibi
    tarafından yapılıp yapılmadığı gibi özelliklerinde dikkate alınması gerekir.
     Ülkemizde SK ya göre hisse senetleri kanundaki prosedür dahilinde halka arz edilen şirketlerle, ortak sayısı 250 ‘yi
    aştığı belirlenen şirketler halka açık şirket olarak kabul edilir. Halka açık Şirketler SPK ya göre tabi olmakta ve SPK’
    nun denetimine girmektedir.
     Kayıtlı sermaye sistemi: Esas itibari ile sermaye artırımı sistemi olup, sermayenin daha az formaliteyle
    arttırılabileceği bir limittir. Sadece halka açık Şirketler geçebilir. Kayıtlı sermaye artırımı tavanı tamamen SPK nın
    takdirine bırakılmıştır. Kayıtlı sermaye sistemine geçecek şirketlerin belirli bir başlangıç sermayelerinin olması
    gerekir.
    FİNANSMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ
     Finansal yönetimin pozitif bir bilim dalına dönüşmesi 1950’lerden sonra olmuştur.
     1950’lerden önce finans literatürünün temel özellikleri;
     Nitelik ön planda
     Yatırım alanı çok geniş
     Öncelikli kararlar finansman yönünde
     1930 öncesi finans yönetiminde, bilânçonun pasif tarafında yer alan borçlanmalar ve özsermaye üzerinde
    yoğunlaşılmıştır
     1929’da yaşanan büyük buhran sonrası likiditeyi arttıracak önlemler öne çıkmıştır.
     1940 ve 1950’li yıllarda nicel yöntemlere yer verilmiştir. İlk defa, fon kullanımları yani bilançonun aktif tarafı ile
    ilgilenilmiştir.
     Iskonto edilmiş nakit akım tekniği ilk kez bu dönemde kullanılmıştır.
     1960’lı yıllarda varlık dağılımları ön planda olup, istatistiksel tekniklerin kullanıldığı matematiksel modeller
    uygulanmıştır.
     1970’li yıllarda riske göre düzeltilmiş modeller uygulanmıştır.
    FİNANSAL YÖNETİMİ ETKİLEYEN GELİŞMELER
     İşletmelerin ölçeklerinin büyümesi
     Üretilen ürün çeşidinin ve piyasaların artması
     AR-GE faaliyetlerinin önem kazanması
     İşletmelerin büyümeye verdikleri önemin artması
     İşletmeler arası birleşme ve satın almaların artması
     Teknolojide hızlı gelişmelerin yaşanması
     Rekabetin artması, kar marjlarının daralması
     Ulaştırma ve iletişim olanaklarının artması
     Faiz ve döviz dalgalanmalarının artması
     Liberalleşmeye bağlı globalleşmenin artması
     Ülkelerin hukuki düzenlemelerinde yakınlaşma
     Finansal krizler

    FİNANSAL YÖNETİMDE TEMEL İLKELER
     Risk- Getiri dengesi sağlanmalıdır.
     Para zaman değerine sahiptir.
     Kar değil, nakit önemlidir.
     Nakit akışlarındaki artış dikkate alınmalıdır.
     Rekabetin yoğun olduğu piyasalarda karlı projeler bulmak zordur.
     Sermaye piyasalarının yapısı önemlidir.
     Temsil maliyeti sorunu göz ardı edilmemelidir.
     Finansal kararlarda vergilerin etkisi dikkate alınmalıdır.
     Tüm riskler eşit değildir.
     Etik davranış doğru şeyleri yapmak anlamındadır. Finansın her alanında etik olmayan davranışları görmek
    mümkündür.

    ÜNİTE 1 İLE İLGİLİ SORULAR
    1. Aşağıdakilerden hangisi maddi olmayan varlık
    kalemine örnektir?
    A) Binalar
    B) Makineler
    C) Araçlar
    D) Stoklar
    E) Patent
    2. Aşağıdakilerden hangisi finansmanla ilgili
    kararlardan biridir?
    A) Vadeli satış yapmak
    B) Stokları artırmak
    C) Makine satın almak
    D) Şirket satın almak
    E) Tahvil ihraç etmek
    3. Aşağıdakilerden hangisi sermaye bütçelemesi
    kapsamında ele alınmalıdır?
    A) Alacaklara yatırım
    B) Stoklara yatırım
    C) Geçici yatırımlar
    D) Sabit varlıklara yatırım
    E) Hisse senedi ihraç kararları
    4. “Kâr payı” aşağıdaki finansal araçlardan hangisinin
    getirisidir?
    A) Tahvil
    B) Hisse senedi
    C) Hazine bonosu
    D) Repo
    E) Mevduat
    5. Aşağıdakilerden hangisi “muhasebeci”nin sorumluluk
    alanında değildir?
    A) Banka ilişkileri
    B) Maliyet muhasebesi
    C) İç denetim
    D) Vergi
    E) Bordro işlemleri
    6. Aşağıdakilerden hangisi fon yöneticisinin
    görevlerinden biri değildir?
    A) Döviz yönetimi
    B) Nakit yönetimi
    C) Finansal planlama
    D) İç denetim
    E) Kredi yönetimi
    7. İşletmelerin finansmanında aşağıdakilerden
    hangisinin riski daha yüksektir?
    A) Kısa süreli kredilerin
    B) Uzun süreli kredilerin
    C) Tahvilli borçların
    D) Hisse senedi ihracının
    E) Otofinansmanın
    8. İşletmelerin finansmanında uzun vadeli kaynaklara
    ağırlık verilmesinin sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Riskin azalması
    B) Satışların artması
    C) Finansman maliyetinin düşmesi
    D) Müşteri memnuniyetinin artması
    E) İstihdam olanağının artması
    9. Aşağıdakilerden hangisi yeni TTK’a göre kayıtlı
    sermaye sistemine geçebilecektir?
    A) Komandit şirketler
    B) Anonim şirketler
    C) Limited şirketler
    D) Tüm şirketler
    E) Kollektif şirketler
    10. Aşağıdakilerden hangisi etkin piyasaların bir özelliği
    değildir?
    A) Çok sayıda arz eden vardır
    B) Çok sayıda talep eden vardır
    C) Yatırımcılar tüm bilgilere anında ulaşabilir
    D) Yatırımcılar rasyonel hareket ederler
    E) Fiyatlar gecikmeli olarak fiyatlara yansır
    1e 2e 3d 4b 5a 6d 7a 8a 9b 10e







    Sınavlarda Hepinize Başarılar Diliyoruz..

    Google+

    YouTube


  2. tesekkurler


  3. çok kişiyi yakan ders teşekkürler :D


  4. Tüm Ünitelere ait ders notları yok mu


  5. ben herhangi bir kitap göremiyorum. yardımcı olur musunuz?


Açıköğretim Finansal Yönetim 1 Ders Notları / Ders Kitabı Yer İstanbul , 34, TR incelenme 7342 kişi oylama: 4.5 / 5

vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd Copyright © 2018
www.aofdestek.net 2007-2015