Sponsorlu Bağlantılar


Aöf Finansal Yönetim 2 Dersi 4.Ünite Ders Notları

SERMAYE MALİYETİ VE SERMAYE YAPISI KARARLARI

SERMAYE MALİYETİ

Sermaye maliyeti, işletmeye kaynak sağlayanların aynı risk düzeyindeki başka yatırımlara fon sunmayı seçmeleri
halinde bu yatırımlardan elde etmeyi bekleyecekleri getiri oranıdır. Sermaye maliyeti finansman kaynaklarının kullanım
alanlarının riskliliğine bağlı olarak değişir ve sermaye bütçelemesinde iskonto faktörü olarak kullanılabilir.
Sermaye maliyeti, işletme yatırımcılarının tatmin edilebilmesi için gerekli olan minimum getiri oranıdır. İşletmelerde
piyasa değerinin maksimize etme amacı izlenilmesi gerekir. Bu amaç işletme dışındaki aynı risk düzeyine sahip
yatırımların getiri oranına, yani sermaye maliyetine eşit veya daha fazla getirinin işletme yatırımcılarına
sunulabilmesini ifade eder.

ÖZ KAYNAK MALİYETİ

Öz kaynak maliyeti hissedarların işletmeye sağladıkları fonlar karşılığında bekledikleri getiri oranıdır. Öz kaynak
kapsamına adi hisse senetleri, imtiyazlı hisse senetleri, dağıtılmayan kârlar ve amortisman fonları dahil edilmektedir.

Öz Kaynak Maliyetinin Belirlenmesinde Kullanılan Yöntemler
Öz kaynak maliyetini belirlemede “Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli (SVFM)” ve “Cari Piyasa Değerlerine Bağlı
Olarak Tahmin” olmak üzere iki temel yöntem bulunmaktadır. Öz kaynak maliyetinin belirlenmesinde hangi yöntem
tercih edilirse edilsin, kullanılan yöntemlerin hepsi bir ölçüde geçmişe dayanarak geleceği tahmin etmeye bağlı
olacaktır. Ekonomik koşulların hızlı bir biçimde değişim göstermesi geçmişin iyi bir tahmine olanak tanımasını
zorlaştıracağından, yöntemlerde işletmenin risk profilinin zaman içinde değişime uğramayacağı varsayımı kabul edilir.

Cari Piyasa Değerlerine Dayalı Öz Kaynak Maliyeti
Cari hisse senedi fiyatları üzerinden öz kaynak maliyeti hesaplanabilir. Kâr payı iskonto modeli veya Fiyat/Kazanç
Oranı modeli yardımıyla hisse senetleri fiyatlarına yansımış öz kaynak maliyeti bulunur.
Yapılan çalışmalar işletmelerin çoğunlukla kâr dağıtmayarak kârlarını işletmede bırakmayı tercih ettiklerini ortaya
koymuştur. Bu durumda büyümenin hesaplanmasında kullanılabilecek kâr dağıtımları mevcut olmamaktadır. Kâr
paylarındaki büyüme yerine kazançlardaki büyümeyi esas alan Fiyat/Kazanç Oranı modelinin kullanılması, kârlarını
dağıtmayarak işletmede değerlendiren işletmeler için daha uygun olabilir.

Sermaye Varlıkları Fiyatlandırma Modeli Yaklaşımı (SVFM) ile Öz Kaynak Maliyeti
SVFM’de piyasa risk priminin işletme getirilerinin piyasaya göre hassasiyetini yansıtacak biçimde beta faktörü
vasıtasıyla uyarlanması sağlanır ve işletmeye uyarlanan risk primine risksiz faiz oranının eklenmesi yoluyla öz kaynak
maliyeti saptanır.

Öz Kaynak Maliyeti = Risksiz Faiz Oranı + [Beta Katsayısı*(Piyasa Getirisi - Risksiz Faiz Oranı)]
Modelde yer alan risksiz faiz oranı genellikle devlet iç borçlanma senetlerinin vadeye kadar getirisi ile ifade edilir.
Piyasa getirisi ile risksiz faiz oranı arasındaki fark piyasa risk primi olarak adlandırılır. Piyasa risk primi, geçmiş
ortalamaların gelecek tahmini için uygun olacağı varsayımına dayanarak risksiz faiz oranları ile piyasa getiri oranları
arasındaki farkların (fazla getirilerin) ortalaması alınarak bulunabilir. Piyasa getirileri, uygun bir hisse senedi piyasa
endeksi (örneğin: İMKB 100 Fiyat Endeksi) ile temsil edilir. Piyasa getirilerindeki değişime göre işletme hisse senedi
getirilerinin değişimindeki hassasiyeti gösteren beta katsayısı, işletme getirileri ile piyasa getirileri arasındaki
kovaryans değerinin piyasa getirilerinin varyansına bölünmesi ile bulunur.

Adi Hisse Senetlerinin Maliyeti
Adi hisse senetlerinin maliyeti işletme ortaklarının bekledikleri getiri oranı olarak ifade edilir. Adi hisse senetlerinin
maliyeti temelde gelecekte gerçekleşecek kâr payı akımlarına bağlı olarak belirlenir. Adi hisse senedi ihracı ile
sağlanacak fonları hisse senedi sahiplerine ödenecek kâr payı ödemelerinin bugünkü değerine eşitleyen iskonto oranı,
adi hisse senedi maliyetini ifade etmektedir.

Dağıtılmamış Kârların Maliyeti
İşletmeler için en önemli uzun vadeli sermaye kaynaklarından birisi dağıtılmamış kârlardır. Dağıtılmayan kâr paylarının
maliyeti; yatırımcıların işletme hisse senetlerini satın alırken bekledikleri getiri oranı, yani öz kaynak maliyeti olarak
düşünülebilir. Bu durum fırsat maliyetini ifade etmektedir. İşletme ortaklarına dağıtılan fonlar üzerinden gelir vergisi
ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Dağıtılmayan kârların maliyeti belirlenirken vergilendirme konusuna dikkat
edilmelidir. Kârın dağıtılması halinde yatırımcılar elde ettikleri fonlar ile alternatif yatırımlarda bulunabilirler. Öyleyse,
işletme ortaklarının aynı risk düzeyindeki alternatif yatırımlardan elde edebilecekleri getiri oranı, dağıtılmamış kârların
maliyeti olarak düşünülebilir.

Amortisman Fonlarının Maliyeti
Literatürde amortisman maliyeti ile ilgili çeşitli görüşler bulunmaktadır. Amortisman fonlarının maliyetinin dikkate
alınmaması gerektiği literatürde yer alan görüşlerden bir tanesidir. Amortisman ile sağlanan fonların maliyetinin hisse
senedi başına tahkmin edilen kârın, hisse senedinin değerine bölünmesiyle bulunan değer olduğu söylenebilmektedir.
Genellikle, amortisman fonlarının bir fırsat maliyetine sahip olduğu kabul edilir. İşletmenin ağırlıklı ortalama sermaye
maliyeti veya dağıtılmamış kârların maliyeti amortisman fonlarının fırsat maliyeti olarak ele alınabilir.

İmtiyazlı Hisse Senetlerinin Maliyeti
İmtiyazlı hisse senetlerinin işletme kârından öncelikli sabit miktarda yıllık ödemeler gerektirmesi borç finansmanıyla
benzerlik oluşturur. Ödemelerin bazı zamanlarda ertelenmesi ise öz kaynak benzeri bir özellik olarak görülür. İmtiyazlı
hisse senetleri melez finansman araçları olarak kabul edilmektedir. İmtiyazlı hisse senetlerinin maliyeti aşağıdaki
eşitlikle hesaplanabilir.

BORÇ MALİYETİ

Borç maliyeti, işletme ve kredi sağlayacakların talep edecekleri getiri oranıdır. İşletmenin mevcut yükümlülüklerinin
faiz oranları, borç maliyetinin hesaplanmasında kullanılmaz. Bu oranlar sadece borçlar sağlandığı zamandaki
maliyetini gösterir. Ancak borçlanma maliyetlerinin zaman içinde değişmeyeceği varsayılırsa, geçmişte kullanılan borç
kaynaklarının maliyeti dikkate alınır. Borç maliyeti yeni borçlanmalarda işletmenin ödeyeceği faiz oranıdır ve piyasalar
üzerinden gözlemlenebilir.
İşletmenin sahip olduğu borçla ilgili menkul kıymetin piyasa fiyatından yararlanarak hesaplanan vadeye kadar getiri,
vergi öncesi borç maliyetini gösterir. İşletme için borç ödemelerinin vergiden düşülebilmesi bir avantajdır ve maliyeti
azatlıcı etki yapar. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti hesaplamalarında işletmenin yükümlü olduğu vergi oranı ile
hesaplama yapılarak borcun bu avantajının maliyet üzerindeki etkisini de dikkate almak amacıyla vergi sonrası borç
maliyeti [borç maliyeti * (1 - vergi oranı)] saptanır.

AĞIRLIKLI ORTALAMA SERMAYE MALİYETİ

Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti (AOSM) işletmenin sermaye maliyetini gösterir ve işletmenin kullandığı çeşitli borç
ve öz kaynak yatırımcılarının tahsis ettikleri fonlar karşılığında bekledikleri getirilerin ağırlıklı ortalaması alınarak
hesaplanır. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti, işletmenin varlıklarıyla eş riskliliğe sahip alternatif yatırımların
maliyetidir. İşletmenin mevcut olan varlıkları ile aynı olduğu kabul edilen yeni varlıkların değerlemesinde kullanılır.
Bir işletmeye fon sağlayanlar sadece hisse senetleri sahipleri olur ise, diğer bir ifade ile işletme borç kullanmıyorsa
işletmenin sermaye maliyeti öz kaynaklardan beklenen getiri oranı kadar olur. İşletmeler sadece öz kaynaklarla değil
az ya da çok borç kaynaklarından da faydalanırlar. Risk farklılıklarından yararlanmak için işletmeler farklı sermaye
bileşenleri kullanmaktadırlar. Yararlanılan farklı menkul kıymetler için beklenen getiri oranları eşit olmadığından,
işletmenin tüm sermaye bileşenlerinin maliyetlerinin büyüklükleri ile ağırlıklandırma yoluna gidilerek ağırlıklı ortalama
sermaye maliyetinden yararlanılır. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinin belirlenmesinde, sermaye bileşenlerinden
borcun, vergi avantajının hesaba katılması gereklidir.

Ağırlıklı Ortalama Sermaye Maliyetini Etkileyen Faktörler

Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti, işletmenin kontrolü dışında ve işletmenin kontrolü altında olan birçok faktörden
etkilenir. Faiz oranlarının düzeyi, piyasa risk primi ve vergi oranı işletmenin kontrolünde olmayan en önemli üç
faktördür. İşletme, sermaye maliyetini, kontrolünde olan sermaye yapısı politikası, kâr payı politikası ve yatırım
politikası ile etkileyebilir.

SERMAYE YAPISI

İşletmede, çeşitli sermaye kaynakları kullanarak oluşturulan bileşim sermaye yapısı olarak adlandırılır. İşletme piyasa
değerini maksimize edecek sermaye yapısını belirlemeye çalışır.
Sermaye yapısının oluşturulmasında işletmenin mevcut borç/öz kaynak yapısı, işletme yatırımlarının niteliği ve piyasa
koşulları belirleyici özellik gösterir. İşletmenin ne oranda borçlu olduğu, borçların vadesi gibi durumları gösteren
mevcut borç/öz kaynak yapısı unsurlarının yanında, işletmenin yatırımlarının vadesi ve getirisini ifade eden
yatırımların niteliği ve beklenen enflasyon, ekonomik birimlerin borçlanma gereksinimi gibi piyasa koşulları işletmenin
sermaye maliyeti, dolayısıyla sermaye yapısı üzerinde etkili olur.

SERMAYE YAPISI VE AĞIRLIKLI ORTALAMA SERMAYE MALİYETİ İLİŞKİSİ

Sermaye yapısı kararlarının sermaye maliyeti ve buna bağlı olarak işletme değeri üzerindeki etkisini açıklayan çeşitli
görüşler bulunmaktadır. Bu görüşler kapsamında Net Gelir, Net Faaliyet Geliri, Geleneksel Görüş ve Modigliani-Miller
yaklaşımları sermaye yapısı ile ilgili klasik görüşler olarak da sınıflandırılırlar. Net Gelir ve Geleneksel Görüş
yaklaşımlarında sermaye yapısındaki değişimler ile ağırlıklı ortalama sermaye maliyetini etkilemek mümkün olurken,
Net Faaliyet Geliri ve Modigliani-Miller yaklaşımlarında ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti sermaye yapısı
kararlarından bağımsızdır.

Net Gelir Yaklaşımı
Net Gelir Yaklaşımı bir işletmenin sermaye yapısının işletme değeri üzerinde etkisi olduğunu savunur. İşletmenin
sermaye yapısı içerisinde borç kaynağının payı arttıkça, ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinin düşeceğini açıklar.
Borç, yatırımcılar açısından daha az riskli olduğundan genellikle öz kaynaktan daha az maliyetlidir. Bu nedenle
ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinin düşürülmesine olanak sağlar. İşletme değerinin yükseltilmesi için borç kullanımı
maksimize edilmelidir.

Net Faaliyet Geliri Yaklaşımı
Net Faaliyet Geliri Yaklaşımı’nda sermaye yapısının işletme değerini etkilemediği ifade edilir. Bu yaklaşımda işletme
için optimal bir sermaye yapısı yoktur. Çünkü finansman kararları ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti üzerinde bir
değişikliğe sebep olmaz. İşletme değeri sermaye yapısı yerine faaliyet gelirleri ve işletme riskine bağlıdır. Sermaye
yapısındaki değişimler borç ile öz kaynak arasında risk ve getiri uyarlanması ile sonuçlanarak, toplamda işletmenin
riskliliğini değiştirmez. İşletme daha az maliyetli olduğu için borç kaynağına ağırlık verdiğinde, finansal risk artışıyla öz
kaynak maliyeti yükselir. Çünkü hissedarlar yükselen risk için getiri talep ederler. Öz kaynak maliyetindeki artış,
borcun etkisini dengeleyerek ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinin sabit kalmasını sağlar.

Geleneksel Görüş
İşletmede ağırlıklı ortalama sermaye yapısının minimize edildiği bir optimal sermaye yapısının bulunduğu geleneksel
görüşte belirtilir. Geleneksel Görüş, ılımlı miktarda borç kullanımının düzenli faiz ödemelerinin oluşturduğu finansal
risk nedeniyle öz kaynak maliyetini arttıracağını söylemektedir. Ancak bu artışın çok yüksek düzeyde olmayacağını
ifade eder. İşletme borç oranını arttırdığında önce yavaş bir biçimde öz kaynak maliyeti artar. Daha sonra aşırı
borçluluk oranlarına ulaşıldığında ise öz kaynak maliyetinde oldukça yüksek bir artış gözlenir. Aşırı borçluluk
düzeylerinde borç kaynağı sağlayanlar da kendilerine yapılacak ödemelerin artan riskliliğini göz önünde bulundurarak
daha yüksek maliyet ile fon kullandıracaklardır. Geleneksel Görüş’te öz kaynak maliyetindeki artış bir noktaya kadar
borcun yarattığı maliyet avantajını karşılayacak yükseklikte olmaz ve o noktada en düşük ağırlıklı ortalama sermaye
maliyeti ile maksimum işletme değeri elde edilir.

Modigliani-Miller Yaklaşımı
Modigliani ve Miller (MM) güçlü varsayımlar altında, işletme faaliyetlerinin nasıl finanse edildiğinin önemsiz olduğunu
öne sürmüşlerdir. Mükemmel piyasa koşullarını ifade eden varsayımlar aşağıda yer almaktadır:
• Komisyon maliyetleri yoktur.
• Vergi yükümlülüğü bulunmamaktadır.
• İflas maliyetleri yoktur.
• Yatırımcılar ve işletmeler eş oranda borçlanabilmektedir.
• Bütün yatırımcılar işletmenin yatırım fırsatları hakkında işletme yöneticileri kadar bilgiye sahiptir.
• Faiz ve vergi öncesi kâr borç kullanımı ile etkilenmez.
Modigliani ve Miller yaklaşımının temelini oluşturan varsayımlar gerçekçi olmadığı yönünde eleştirilse de hangi
koşullarda sermaye yapısının işletme değerine etkisi olacağını göstermesi bakımından öneme sahiptirler.

SERMAYE YAPISINI ETKİLEYEN DURUMLAR
Sermaye yapısı kararları vergi yükümlülükleri, İflas maliyetleri, temsil maliyetleri ve piyasa zamanlaması
durumlarına bağlı olarak farklılaşabilmektedir.

SERMAYE YAPISI KARARLARIYLA İLGİLİ MODERN TEORİLER
Franco Modigliani ve Merton Miller’in 1958 yılındaki çalışmalarından itibaren modern sermaye yapısı teorisi ortaya
çıkmıştır.

Statik Dengeleme Teorisi
Statik Dengeleme Teorisi’nde işletmelerin borcun vergi avantajı ve İflas maliyetleri arasında seçim yaparak optimal
sermaye yapılarını oluşturdukları belirtilmiştir. Borç kaynağı kullanımındaki artışlarda ortaya çıkan İflas maliyetlerinin
bugünkü değerinin, artış sonucunda borcun sağladığı vergi avantajının bugünkü değerini aştığı noktaya kadar
işletmenin borç finansmanını kullanmasının uygun olacağı statik dengeleme teorisi ile açıklanmıştır.

Sinyal Teorisi
Sinyal Teorisi işletme yönetimi ve piyasa arasında bilgi asimetrisi olduğunu varsayar. Teoriye göre yöneticiler
işletmenin kârlılığı ve riski hakkında bilgi iletmek için sermaye yapılarını değiştirirler. Yöneticilere yapılan ödemeler
işletme değerine bağlı olarak değişiklik gösterir. Yöneticilerde kendilerine yapılacak ödemeleri garanti altına almak için
şirket eksik değerlendiği zaman piyasayı bilgilendirme yönünde bir davranış oluşur. Bilgilendirme doğrudan şirketin
eksik değerlendiğini ilan etmek yoluyla yapılırsa inanılırlığı konusu şüpheli olacaktır. Bu yüzden sermaye yapısı
kararları ile piyasaya sinyaller gönderilir. Sermaye yapısı içerisindeki borç kaynağının arttırılması İflas olasılığını
arttırır, ancak yöneticilerin böyle bir karar alması işletmeye olan güveni gösterir. Bu durum piyasa tarafından
işletmenin aslında hisse senedi fiyatlarının yansıttığı değerden daha iyi olduğu algılamasına yol açar. Kaldıraçın
arttırılması pozitif sinyal gönderir.

Finansal Hiyerarşi Teorisi

İşletmelerde kaynak ihtiyacının karşılamasında sermaye bileşenleri arasında öncelikli tercihler yapıldığı Finansal
Hiyerarşi Teorisi ile açıklanmaktadır. Tercihler işletme yöneticileri ve piyasa arasındaki bilgi asimetrisinden
kaynaklanmaktadır. İşletme öncelikle yatırım fırsatlarına göre kâr dağıtım oranlarını oluşturarak ve gerektiğinde nakit
varlıklarını kullanarak içsel fonlardan yararlanır. İçsel fonların yeterli gelmediği dış finansman kullanımının zorunlu
olduğu durumda öncelikle en az riskli borç kaynaklarından, daha sonra riskli borç kaynaklarından ve melez
enstrümanlardan yararlanılır. En son tercih ise hisse senedi ihracıdır. Teoriye göre sermaye yapısında uygulanan
hiyerarşinin nedeni işletmedeki borç alma kapasitesini sınırlamama, dış etkilere bağlılığı azaltma, çıkarım maliyetlerine
katlanmama ve piyasaya olumsuz sinyal yollamama istekleridir.

Sermaye Yapısının Paydaş Teorisi

İşletmenin paydaşlarıyla etkileşiminin de optimal sermaye yapısı üzerinde önemli bir etken olduğu Sermaye Yapısının
Paydaş Teorisi ile açıklanır. Paydaşlar kapsamında işletmeye kaynak sağlayanların dışında müşteriler, tedarikçiler,
çalışanlar ve işletmenin faaliyette bulunduğu toplum yer almaktadır. Eğer işletme finansal yönden sıkıntı içerisindeyse
paydaşlar işletme ile birlikte iş yapma konusunda gönülsüz davranma eğiliminde olurlar. İflas durumu söz konusu
olmasa dahi borcun işletme kârlılığı üzerinde olumsuz etkisi olacaktır. İşletme uygun oranlarda ve istediği miktarda
borç bulabilse de paydaşlarıyla olan ilişkilerini korumak amacıyla sermaye yapısını oluşturur.

OPTİMAL SERMAYE YAPISI

Yatırımcılar kaldıraç kullanan işletmelerin finansal sıkıntıya düşebileceğini göz önünde bulundurarak hisse senedi
fiyatlamasını gerçekleştirirler. Bu nedenle işletme değerinin saptanmasında değeri üç parçaya ayırarak hesaplamaya
olanak sağlayan aşağıdaki eşitlikten yararlanılabilir.

İşletme Değeri = Sadece öz kaynak finansmanı sağlanılırsa işletme değeri + Vergi avantajının bugünkü değeri
- İflas maliyetlerinin bugünkü değeri
Statik dengeleme teorisine göre optimal sermaye yapısı işletmede finansal sıkıntının yaratacağı marjinal maliyetin,
borcun sağladığı marjinal vergi avantajına eşit olduğu noktada oluşur. Optimal sermaye yapısında işletme değeri
ulaşabileceği maksimum düzeye ulaşır ve daha sonra işletme değeri gerilemeye başlar.
Sermaye yapısı işletme için optimal olacağı bir düzeyde oluşturulmak istenebilir. Bu optimal düzey hedef sermaye
yapısı olarak da isimlendirilmektedir. Örneğin, %30 borç, %10 imtiyazlı hisse senetleri, %60 adi hisse senetleri
şeklinde optimal olan ve işletme değerini maksimize edeceği düşünülen hedef sermaye yapısını gerçekleştirmek
isteyen bir işletme olabilir.

Hedef sermaye yapısının korunması istenen bir durum olsa da kısa vadede hedeften sapmalar görülmektedir.
Hedeften sapmanın en önemli nedenlerinden biri piyasa koşullarının zaman içinde değişim göstermesidir. Bu duruma
örnek olarak hisse senedi piyasasının yükselme dönemlerinde işletmelerin hisse senedi çıkarımlarını arttırması
verilebilir. İhraç maliyetleri, hedef sermaye yapısının tutturulması nın önündeki diğer bir engeldir. Bir sermaye
bileşeninden yararlanmak için çeşitli ihraç giderlerine katlanılır. Küçük miktarlardaki çıkarımlar için katlanılan giderler
işletme kârlılığı üzerinde olumsuz etki ortaya çıkaracaktır. İhraç maliyetleri nedeniyle, işletmeler bir sene sadece hisse
senedi çıkarımı, diğer sene sadece imtiyazlı hisse senedi ve sonraki sene sadece borç ihracı şeklinde bir yöntem
izleyebilirler. Bu durumda farklılaşan sermaye yapısının eski durumuna geri gelmesi üç sene alacaktır. Öyleyse,
işletmenin her zaman optimal olan hedef sermaye yapısında faaliyet göstermesi mümkün olmadığından uzun
dönemde hedef yapıya dönme şeklinde bir yöntem izlenir.
Her işletme için uygun olan genel bir optimal sermaye kaynakları bileşimi mevcut değildir. Optimal sermaye yapısı
işletmeye özel ve işletme dışındaki durumlara bağlı olmakla beraber zaman içinde değişim gösterir.

ÜNİTE SORULARI
1. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi sermaye maliyetinin kullanıldığı alanlardan birisini ifade
etmektedir?
a. Sermaye bütçelemesi
b. Faaliyet kaldıracı derecesi hesaplanması
c. Gelir tablosu hazırlanması
d. Dikey analiz
e. Teknik analiz
2. Sermaye maliyeti ile ilgili olarak aşağıdakiifadelerden hangisi doğru değildir?
a. Riske bağlı bir ölçüttür.
b. İşletme değerinin maksimize edilmesinde dikkate
alınır.
c. Fon sağlayanların karşılık olarak bekledikleri getiri
oranıdır.
d. İşletmeler için kapsamı borç maliyeti ile sınırlıdır.
e. Nakit akımlarının bugüne indirgenmesinde iskonto
faktörü olarak kullanılabilir.
3. Öz kaynak maliyetini hesaplamada piyasa riskprimi, beta ve risksiz faiz oranından yararlanan
yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
a. Sermaye varlıkları fiyatlandırma modeli yaklaşımı
b. Net gelir yaklaşımı
c. Net faaliyet geliri yaklaşımı
d. Oran analizi yaklaşımı
e. Gordon büyüme modeli yaklaşımı
4. Aşağıdakilerden hangisi ağırlıklı ortalamasermaye maliyeti ile ilgili doğru bir açıklamadır?
a.İşletmenin sermaye yapısını dikkate almaz.
b.İşletmenin geçmiş yıllardaki öz kaynak maliyetlerinin
ortalamasıdır.
c.İşletmenin kullandığı kaynakların maliyetleri
toplamının satışlara bölümüdür.
d.İşletmeye nakit akımlarının iskonto edilmesinde
kullanılır.
e.İşletme satışlarındaki yüzde değişime dayanarak
hesaplanır.
5. İşletmenin ağırlıklı ortalama sermaye maliyetini belirleyen unsurlar arasında aşağıdakilerdenhangisi yer almaz?
a. Sermaye yapısı politikası
b. Piyasa risk primi
c. Gini katsayısı
d. Kâr payı politikası
e. Vergi oranı
6. Sermaye yapısı kavramı aşağıdaki seçeneklerin hangisinde tanımlanmaktadır?
a.Net işletme sermayesinin brüt işletme sermayesine
bölümüdür.
b.Öz kaynaklar içerisindeki hisse senetlerinin nominal
değeridir.
c.Çeşitli sermaye kaynakları kullanılarak oluşturulan
bileşimdir.
d.Sahiplik yoğunluğunu gösteren oranıdır.
e.Çokuluslu işletmelerin ayırt edilmesine olanak
sağlayan yüzdedir.
7. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde sermaye yapısının işletme değeri üzerinde etkisi olduğunu
savunan iki yaklaşım yer almaktadır?
a. Net gelir yaklaşımı - Net faaliyet geliri yaklaşımı
b. Net gelir yaklaşımı - Geleneksel yaklaşım
c. Geleneksel yaklaşım - Net faaliyet geliri yaklaşımı
d. Neoklasik yaklaşım - Stratejik yaklaşım.
e. Sistematik yaklaşım - Neoklasik yaklaşım
8. Finansal hiyerarşi teorisine göre işletmelerin en öncelikli olarak tercih edeceği kaynak aşağıdaki
seçeneklerden hangisinde bulunmaktadır?
a. Dışsal fonlar
b. İçsel fonlar
c. Tahvil ihracı
d. Finansman bonosu ihracı
e. Hisse senedi ile değiştirilebilir tahvil ihracı
9. İşletmelerin sermaye yapılarını kârlılıkları ve riskleri hakkında bilgi iletmek için değiştirdiklerini
açıklayan teori aşağıdakilerden hangisidir?
a. Rasyonel bekleyişler teorisi
b. Sinyal teorisi
c. Modigliani-Miller teori
d. Statik dengeleme teorisi
e. Beklenti teorisi
10. İflas maliyetlerinin borcun vergi avantajını dengelediği nokta aşağıdaki kavramlardan hangisi
ile ifade edilir?
a. Optimal sermaye yapısı
b. Başabaş noktası
c. Kâra geçiş noktası
d. Farksızlık noktası
e. Mali rantabilite