Sponsorlu Bağlantılar


Aöf Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri Ders Notları

ÜNİTE 3 –


TÜRKİYE-AB ORTAKLIK İLİŞKİSİNİN KURUMSAL YAPISI

Avrupa Birliği (AB) diğer ülkelerle kurduğu ilişkileri dayandırdığı uluslararası anlaşmalar bulunmaktadır. AB’nin imzaladığı bazı ortaklık anlaşmaları, ortaklık ilişkisi kurma yoluyla ülkeleri AB üyeliğine hazırlamak amacıyla yapılmıştır
AB’nin üçüncü ülkelerle kurduğu ortaklık ilişkileri, taraflar arasında serbest ticaretin geliştirilmesini, ekonomik işbirliği yoluyla ülkenin ekonomik kalkınmasına destek sağlanmasını veya ülkenin AB üyeliğini amaçlamaktadır.
GATT’ın ilkelerinden birisi olan en çok kayrılan ilkesine göre bir ülkeye sağlanan kolaylık ya da verilen taviz, ayırım yapılmadan bütün diğer üye ülkelere de aynen geçerli kılınmalıdır.
AB’nin ortaklık anlaşmalarının temel özellikleri şunlardır:
Roma Anlaşması’nın 238. maddesine dayanır
Yakın bir ekonomik ve siyasi işbirliği niyeti taşır,
Ortaklık ilişkisini yöneten, tarafların temsil edildiği organlar yaratır,
En çok kayrılan ülke uygulaması yaratır,
Taraf olan ülke ile AB arasında ayrıcalıklı bir ilişki yaratır,

Özellikle 1994 yılından itibaren insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi temel değerlere saygı koşullarını içerir,

Taraflar arasında işbirliği anlaşmalarının ötesinde bir ortaklık kurmayı hedeflemektedir.
Ortaklık anlaşmasına dayanarak kurulan ortaklık organlarının yönetiminde kararlar her iki tarafın da onayı ile alınmaktadır. Bu nedenle ortaklık ilişkisinin organları “karşılıklılık (bilateralism)” ilkesine uygun olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.
Taraflar, kolektif organlar aracılığıyla birlikte faaliyette bulunmaktadır.
Ortaklık ilişkisinde temel nokta AB ve AB üyesi ülkelerin ilişki kurduğu ülkenin bir “üye ülke” olmamasıdır.
Ortaklık İlişkisinin Temel Organı: Ortaklık Konseyi
Türkiye, AET ile bir ortaklık anlaşması yapma teklifini 11 Temmuz 1959’da sunmuştur.
Türkiye ile AET Arasında Bir Ortaklık Yaratan Anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır.
Bu nedenle Ankara Anlaşması olarak anılmaktadır.
İmzalanan Anlaşma Avrupa Toplulukları, üye ülkeler ve TBMM’nin onay sürecinden geçerek 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil
Almanya Federal Dışişleri Bakanı Walter Scheel
Avrupa Komisyonu Başkanı Franco Maria Malfatti
Belçika Dışişleri Bakanı Pierre Harmel, Anlaşma’yı imzaladılar.
Ortaklık ilişkisinin birincil hukuk kaynakları şu unsurlardan oluşur:
Türkiye ile AET arasında bir ortaklık yaratan Anlaşma (Ankara Anlaşması) ve Ekleri (Geçici Anlaşma, Malî Protokol, Son Senet ve imza sırasında teati edilen iki mektuptan oluşur.)

Katma Protokol ve Ekleri

Tamamlayıcı/Uyum Protokolleri
İkincil hukuk kaynağı asli organ olan Ortaklık Konseyinin almış olduğu kararlar gösterilebilir.
Ankara Anlaşması’nda ifade edilen asıl organ Ortaklık Konseyi’dir.
Ankara Anlaşması’nın 24. maddesi Ortaklık Konseyine faaliyetlerinde yardımcı olması amacıyla “yardımcı organlar” kurma yetkisi tanınmıştır.
Ortaklık Konseyi
Ankara Anlaşması’nın 6. maddesinde, Türkiye ile AT arasındaki ortaklık rejiminin uygulanması ve geliştirilmesini sağlamak üzere tarafların bir Ortaklık Konseyi oluşturmaları öngörülmüştür.
Anlaşma’nın 23 ve 24. Maddeleri Ortaklık Konseyinin yapısı ve işleyişi hakkında hükümler içermektedir.

Buna göre;

Ortaklık Konseyi;
Türkiye Cumhuriyeti Hükümet üyeleri
Topluluk üyesi Devletler Hükûmetleri üyeleri
Konsey üyeleri
Komisyon üyeleri den oluşur.
Ortaklık Konseyi İç tüzüğünü yapar.
Ortaklık Konseyi üyeleri, İç tüzüğün öngördüğü şartlarla kendilerini temsil ettirebilirler.
Ortaklık Konseyi, kararlarını oy birliği ile alır.
Ortaklık Konseyi başkanlığı, altışar aylık süreler için Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından, sıra ile yapılır. İlk başkanlık süresi Ortaklık Konseyi kararı ile kısaltılabilir.
Ortaklık Konseyi, görevlerinde kendisine yardım edebilecek her komiteyi ve özellikle Anlaşma’nın iyi yürütülmesi için gerekli işbirliği devamlılığını sağlayacak bir komite kurmaya karar verebilir.
Ortaklık Konseyi bu komitelerin görev ve yetkilerini belirtir.
Ortaklık Konseyinde;
AB tarafından Bakanlar Konseyi Dönem Başkanlığı görevini yüklenen üye ülkenin Dışişleri Bakanı ile Komisyonun Genişlemeden Sorumlu Üyesi
Türkiye’den de Dışişleri Bakanı ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci bir araya gelmektedir.
Ortaklık Konseyi’nin çalışma yöntemi ve koşulları Brüksel’de 1 Aralık 1964 tarihinde gerçekleşen toplantıda kabul edilen İç Tüzük ile belirlenmiştir.
İç Tüzüğe göre Ortaklık Konseyi, en az altı ayda bir Bakanlar düzeyinde toplanmakta ve dönem başkanlığı altı aylık sürelerle, bir AB temsilcisi ve bir Türk temsilci tarafından sırayla yapılmaktadır.
Ortaklık Konseyi’nde Türkiye’nin bir oyu ve AB tarafının bir oyu vardır.
Kararlar oybirliği ile alınır.
Ortaklık Konseyi’nde, her iki tarafın olumlu oyu olmadan hiçbir kararın alınmasına imkân yoktur.
Ortaklık Konseyinin aldığı kararlar, taraflar için bağlayıcıdır.Ancak bu bağlayıcılık Ortaklık Konseyinin uluslarüstü (supranational) yetkisi olmadığı için, tarafların kendi iç hukuk düzenleri içinde kararları uygulayabilmesi için gerekli önlemleri almasıyla başlar.
Ankara Anlaşması’nın 22. maddesinde “... İki taraftan her biri, verilmiş kararların yerine getirilmesinin gerektirdiği tedbirleri almakla yükümlüdür” hükmü yer almaktadır.
Ortaklık Konseyinin özerk bir bütçesi yoktur.

İç Tüzüğün 15. maddesi tarafların kendi masraflarını karşılamasını, Türkçe dışındaki dillere yapılacak tercüme ve toplantının organizasyon masraflarının ise Avrupa Komisyonu tarafından karşılanacağını belirtmektedir.

Ortaklık Konseyi’nin Görev ve Yetkileri
Ortaklık Konseyi, Ankara Anlaşması’nın uygulanması için karar alır ve uygulanmasını sağlar. Bu nedenle yetkilerinden ilki karar yetkisidir. Ortaklık Konseyinin yetkilerinin sınırı ise Ankara Anlaşması ve eki niteliğindeki protokollerle çizilmiştir.
Ankara Anlaşması’nın 22/2 maddesi Ortaklık Konseyine inceleme yetkisi vermiştir.
Son olarak Ortaklık Konseyi taraflar arasında uyuşmazlıkların çözümü bakımından da Ankara Anlaşması’nda yetkili kılınmıştır. Dolayısıyla Ortaklık Konseyi’nin yargı yetkileri ile donatıldığı söylenebilir.

Anlaşma’nın taraflarınca Ortaklık Konseyine getirilen ve Anlaşma’nın uygulanması ve yorumlanması ile ilgili olarak Türkiye’yi, AB’yi veya AB üyesi bir devleti ilgilendiren her uyuşmazlık hakkında Ortaklık Konseyi kendisi karar verebilir veya uyuşmazlığı AB Adalet Divanı (ABAD) veya başka bir yargı merciine götürmeyi kararlaştırabilir.
Ortaklık İlişkisinin Yardımcı Organları Ortaklık Komitesi
1964 yılında kurulan yardımcı bir organdır.
Ortaklık Komitesinin karar alma yetkisi yoktur.
Kuruluş amacı;
Ortaklık Konseyine görevlerini düzenli ve sürekli biçimde yerine getirmesinde yardımcı olmak,
Ortaklık Konseyi toplantılarının gündemini hazırlamak
Ortaklık Konseyinin vereceği talimatlara uygun olarak, ortaklık ilişkisiyle ilgili teknik sorunlar üzerinde incelemeler yapmaktır.

Komitenin hazırladığı raporlar oylama yapılmaksızın doğrudan Ortaklık Konseyine sunulur.

11-12 Aralık 1999 tarihlerinde gerçekleşen Helsinki Zirvesi’nde Türkiye “aday ülke” olarak kabul edilmesiyle diğer aday ülkeler için olduğu gibi Türkiye için de Katılım Ortaklığı Belgesi hazırlanması amacıyla Komisyon görevlendirilmiştir.
Türkiye için hazırlanan ilk Katılım Ortaklığı Belgesi 8 Mart 2001 tarihinde AB Bakanlar Konseyi tarafından onaylanmıştır.
Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi’nde Türkiye’nin mevzuatının ve uygulamasının AB müktesebatı ile uyumlulaşmasını yoğunlaştırmak üzere, Komisyon, müktesebatın analitik tarzda incelenmesine yönelik bir süreç (tarama-screening) hazırlamaya davet edilmiştir. Bu nedenle Ortaklık Konseyi 11 Nisan 2000 tarihinde aldığı 3/2000 sayılı karar ile AB müktesebatının analitik incelemesini gerçekleştirmek üzere Ortaklık Komitesine bağlı 8 alt komite kurulmuştur.
Alt komiteler: Görev alanına giren konularda, öncelikle AB müktesebatı ile Türkiye mevzuatının karşılaştırılmasını yapar.
Katılım Ortaklığı Belgesi’nin ortaya koyduğu önceliklere bağlı olarak yasal uyum, uygulama ve yürütme ile ilgili ilerlemeyi değerlendirir.
Belirlenen sektörlerdeki ortaya çıkabilecek her sorunu gözden geçirir ve atılabilecek olası adımlara ilişkin önerilerde bulunur.
8 alt komitenin koordinasyonu Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından sağlanmaktadır.
Genelde yılda 1-2 defa yapılan Komite toplantılarına,
Türkiye’den ilgili kamu kurum ve kuruluşlarındaki sektör uzmanları,
AB tarafından ise Komisyon’un ilgili sektör uzmanları katılmaktadır.

8 KOMİTE:

Tarım ve hayvancılık Yenilik
İç Pazar ve Rekabet Ulaştırma
Ticaret Sanayi AKTC Ürünleri Bölgesel Kalkınma, İstihdam, Sosyal Politika
Ekonomik ve Mali İşler Gümrükler, Uyuşturucu Kaçakçılığı, Para aklama
KarmaParlamento Komisyonu

Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Ankara Anlaşması’nın 27. maddesine dayanarak, 1/65 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile 17 Eylül 1965 tarihinde kurulmuştur.

KPK nın İç Tüzüğü, Avrupa Parlamentosu tarafından 1966 yılında,
TBMM ve Cumhuriyet Senatosu tarafından ise 1967 yılında kabul edilmiştir.
Ortaklık Konseyi Kararında TBMM ve Avrupa Parlamentosundan seçilecek 15’er parlamenterden oluşmasına karar verilmiş olsa da günümüzde taraflar KPK’nda 25’er parlamenter ile temsil edilmektedir.
KPK, Türkiye-AB ortaklığının “demokratik denetim organı” olarak oluşturulmuştur.

AMACI:

Ortaklık Konseyi tarafından, Avrupa Parlamentosu ve TBMM arasında Ankara Anlaşması çerçevesinde geliştirilen işbirliği ve temasları kolaylaştırmak,
AB-Türkiye ilişkilerini siyasi yönden incelemek/desteklemek dir.
KPK, eş başkanlık esasına göre yönetilir.
KPK Başkanlık Divanı toplantı gündemini ve yayınlanması tasarlanan ortak bildirileri hazırlar.
KPK toplantılarında kararlar oy çokluğuyla alınmaktadır.
KPK toplantılarına ulusal hükûmet temsilcileri, Bakanlar Konseyi veya Komisyon temsilcileri ancak KPK’ nın onayıyla katılabilirler.

Ortak Danışma Komitesi (Karma İstişare Komitesi)
16 Kasım 1995 tarihinde Avrupa Ekonomik ve Sosyal Konseyi tarafından oluşturulmuştur.
AB-Türkiye Ortak Danışma Komitesi, Avrupa Ekonomik Sosyal Komite (EESC)’den 18 üye ile Türkiye’deki örgütlü sivil toplumu temsil eden 18 üyeden oluşur.
Komite üyeleri;
İşçi örgütleri
Sendikalar ile tüketici örgütleri
Çiftçi örgütleri
Akademik çevreler
Sivil toplum örgütleri gibi çeşitli çıkar gruplarını temsil etmektedir.

AMACI:

Türkiye ile AB arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi
Sosyal ve ekonomik diyalogun kurumsallaşması
Komite’nin Türkiye kanadı sekretaryası Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) tarafından yürütülmektedir.
Türkiye tarafından Komiteye katkı TOBB, TZOB, TİSK, TESK, Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen tarafından sağlanmaktadır.
AB ve Türkiye tarafının belirlediği 2 Eş Başkan Komiteye başkanlık eder.
Üyelerin görev süresi 2 yıldır.
Gümrük İşbirliği Komitesi
15 Aralık 1969 da kurulmuştur.

Görev alanı Ankara Anlaşması’nın gümrüklerle ilgili kısmıyla sınırlandırılmış olan, “teknik” bir komitedir.

Gümrük Birliğinin tamamlanması sürecinde gümrüklerle ilgili teknik hususları ele alarak Ortaklık Konseyine önemli ölçüde yardım sağlamış, Gümrük Birliğinin tamamlanmasından sonra ise görev alanı çerçevesinde karşılaşılan teknik sorunların ele alınıp çözümler aranmasında önemli rol oynamıştır.
Gümrük Birliği Ortak Komitesi
Türkiye AB’nin Ortak Ticaret Politikasına uyum sağlamanın yanında;
Fikrî, Sınai ve Ticari mülkiyetin korunması,
Rekabet,
Devlet yardımları ve kamu tekelleri,
Ticari korunma araçları,
Kamu ihaleleri gibi alanlarda da AB mevzuatına uyum yükümlülüğü altına girmiştir.
Bu nedenle Türkiye mevzuatının yukarıda belirtilen alanlarda AB mevzuatıyla sürekli uyumlaştırılması amacıyla Gümrük Birliği Ortak Komitesi (GBOK) adında yeni bir yardımcı organ kurulmuştur.
Komite, taraflar arasında bilgi ve görüş alışverişini yürütür
Ortaklık Konseyine tavsiye kararları hazırlar
Gümrük Birliğinin düzgün işlemesini sağlamak amacıyla görüş bildirir
Kendi iç tüzüğünü hazırlar
Görevlerini yerine getirmede kendisine yardımcı olacak alt komiteler veya çalışma grupları kurabilir.
Gümrük Birliği Ortak Komitesi;
Anlaşma taraflarının temsilcilerinden meydana gelir.
Bürokratik düzeyde toplanır.
Başkanlık, altı aylık sürelerle, dönüşümlü olarak Türkiye ve Birliği temsilen Avrupa Komisyonu tarafından yürütülür.

Diğer Kurumlar

Türkiye İdari Yapısı İçinde AB ile İlgili Yapılanma
Türkiye AET ile kurduğu ilişkilerde Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Hükümet’ini yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlar nezdinde temsil yetkisine sahip olan Dışişleri Bakanlığı temsil etmiş ve uzun yıllar oldukça önemli görevler yüklenmiştir.
Dışişleri Bakanlığının ülke içindeki koordinasyon görevi 15 Aralık 1982’de çıkarılan 8/3987 sayılı kararname ile Devlet Planlama Teşkilatına verilmiştir.
1959’dan bu yana Türkiye-Topluluk ilişkileri, ilk defa bir Devlet Bakanlığı düzeyinde ele alınmıştır. Bu düzenlemenin ardından ilgili bakanlık ve kuruluşların kendi bünyelerinde AET birimleri oluşturmalarını zorunlu kılınmıştır.

27 Haziran 2000 tarihli 4587 numaralı “Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun” ile Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) kurulmuştur.
ABGS; Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde Dışişleri Bakanlığınca yürütülen dış ilişkilerin koordinasyonu ve katılım müzakereleri dahil tüm dış temas ve müzakereler çerçevesinde aşağıda belirtilen görevleri yürütmüştür:
Kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülecek iç uyum çalışmalarında plan ve programlara uygun olarak koordinasyonu sağlamak.
Türkiye’nin AB üyeliğine hazırlanması amacıyla oluşturulacak kurul ve komitelerin sekretarya hizmetlerini yürütmek ve bu kurul ve komiteler tarafından alınan kararların uygulanmasını yönlendirmek.
Hükümetin ve oluşturulacak kurul ve komitelerin kararları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemeleri yapmak.

Görev alanına giren konularda sözleşme ile yurt içi veya yurt dışında gerçek ve tüzel kişilere araştırma, etüt ve tercüme işleri yaptırmak.

Yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetlere ilişkin olarak yönetmelik, tebliğ, genelge ve benzeri düzenleyici işlemleri Başbakanlık vasıtasıyla yapmak.
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi ile Genel Sekreterliğe bağlı 7 daire başkanlığından oluşur.
Avrupa Birliği Genel Sekreteri, büyükelçi düzeyindeki Dışişleri Bakanlığı memurları arasından atanmaktadır.
AB müktesebatına uyum çalışmalarının ve tam üyelik müzakerelerinin yürütülmesi ile müzakerelerin ve uygulamanın koordinasyonu amacıyla kurulan İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi’nin görevleri şunlardır:
Kamu kurum ve kuruluşlarının görevleri çerçevesindeki AB mevzuatına uyum çalışmaları ile ilgili her türlü çalışmayı izlemek, değerlendirmek ve gerekli koordinasyonu sağlamak.
Kamu kurum ve kuruluşlarının, AB mevzuatına uyum çalışmaları ile ilgili olarak görev alanlarına giren konulardaki önerilerini incelemek ve değerlendirmek, gerektiğinde ilgili kurul ve komitelere sunmak.
Özel sektör, sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevrelerin AB mevzuatına uyum çalışmaları ile ilgili önerilerini incelemek ve değerlendirmek, gerektiğinde ilgili kurul ve komitelere sunmak.
AB’ye uyum için gerekli mevzuat değişikliğine ilişkin öncelikleri belirlemek ve çalışmaları yönlendirmek. Mevzuat değişikliği önerileri hazırlayıp ilgili kurul ve komitelere sunmak.
3 Haziran 2011 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile ABGS görevlerini Avrupa Birliği Bakanlığına devretmiştir.

AB Bakanlığı
nın görevi; Türkiye’nin AB üyeliğine hazırlanmasına yönelik yapılacak çalışmaların yönlendirilmesi, izlenmesi ve koordinasyonu ile üyelik sonrası çalışmaların koordinasyonunu yürütmektir.
2012 yılında Türkiye Cumhuriyeti AB Bakanı aynı zamanda Başmüzakerecilik görevini yürütmektedir.
Büyükelçilik unvanı da tanınan Bakanlık Müsteşarı aynı zamanda Ulusal Mali Yardım Koordinatörü’dür.
Ulusal Mali Yardım Koordinatörü’nün başlıca görevleri:
AB mali yardımlarının katılım süreci ile ilişkilendirilmesi ve fonların sadece bu amaç için kullanılması amacıyla gerekli koordinasyonun sağlanması,
Mali İşbirliği kapsamında değerlendirilecek projelerin Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Program’da yer alan öncelikler doğrultusunda yönlendirilmesi, seçilmesi, uygulanması ve izlenmesinin sağlanması,
Yıllık Finansman Protokollerinin, Ulusal Yetkilendirme Görevlisi ve ilgili Bakanlıklar ile bağlantılı olarak hazırlanması ve koordine edilmesi,
Programların izlenmesi ve değerlendirilmesinin koordinasyonunun sağlanması

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu

Ankara Anlaşması’nın uygulamaya girmesinden sonra 9 yıl süren hazırlık döneminde Topluluk-Türkiye ilişkilerinde Avrupa Komisyonunun Türkiye’de açtığı ilk ofis Basın ve Enformasyon Bürosu olmuştur.
Brüksel’de 4 Şubat 1987 tarihinde imzalanan ve 4 Haziran 1987 tarihli ve 19477 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan “Avrupa Toplulukları Komisyonu’nun Türkiye Delegasyonu’nun kurulması ve onun dokunulmazlık ve İmtiyazları Hakkında Anlaşma” temelinde tam diplomatik statü tanınmış olan “Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği” kurulmuştur.
Haziran 2004’te alınan bir karar ile Avrupa Komisyonu Türkiye Temciliği’nin adı, “Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu” olarak değişmiştir.
1 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması çerçevesinde Avrupa Dış İlişkiler Servisi kurulmuştur.

Avrupa Birliği Delegasyonu’nun 4 temel görevi vardır:
-Dış ilişkiler alanında Türkiye’nin dış politikasına ilişkin rapor hazırlamak ve AB’yi diplomatik düzeyde temsil etmek.
-Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliğine ilişkin olarak, Türkiye’deki ekonomik, mali ve ticari gelişmelerin yanı sıra Gümrük Birliği hükümlerinin uygulanmasını izlemek.
-AB’ye katılım müzakereleri çerçevesinde, siyasi kriterler ve müktesebata uyum konusunda Türkiye’nin kaydettiği ilerlemeyi izlemek ve müzakerelerin açılmasına yardımcı olmak.
-Delegasyon, Komisyonun her yıl yayınladığı İlerleme Raporu’nun hazırlanmasında gerekli bilgileri günlük bazda Merkez’e rapor eder.
Katılım öncesi Yardım Programları’na ilişkin olarak Delegasyon, merkezî olmayan işbirliği prosedürlerinin uygulanmasından sorumlu Türk kurumlarına destek verir ve projelerin etkin şekilde uygulanmasını takip eder.
Avrupa Birliği Delegasyonu, Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde faaliyet gösterir ve büyükelçi unvanıyla Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na akredite olan bir Delegasyon Başkanı tarafından yönetilir.

Delegasyon aynı zamanda kamu kurumları, siyasi partiler, iş çevreleri, akademik çevre ve düşünce kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve kültür alanında faaliyet gösteren aktörlerle de çok çeşitli şekillerde irtibat hâlindedir.

Delegasyon, AB’nin görünürlüğünü arttırmak ve Birliğin temel değerleri ve Türkiye’deki faaliyetleri hakkında bilgilerin yaygınlaştırılmasını amaçlayan kapsamlı bir bilgilendirme ve iletişim programını da uygulamaktadır.
Delegasyon faaliyetleri dışında Türkiye’de;
17 adet AB Dokümantasyon Merkezleri
18 ilde yer alan AB Bilgi Merkezleri ile bir ağ oluşturmuştur.

Sınavlarda Başarılar Dileriz...