Sponsorlu Bağlantılar


Sınav Kaygısı nedir? Sınav Kaygısıyla Nasıl Baş Edebilirim?


Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle ortaya çıkan bir uyarılmışlık durumudur. Kaygı durumu kişinin hem öğrenme sürecinde hem de öğrendiklerini kullanma sürecinde performansını olumsuz yönde etkiler. Açık öğretim sınavının belirli bir barajın aşılması anlayışına dayalı olması, diğer taraftan üst üste 4 derse kadar sınavda üstün performans sergilenmesinin zorunlu olması sınav kaygısını adayların önünde ciddi bir engel haline getirmiştir. Ayrıca sınava giren adayların yaş grupları, içerisinde bulundukları gençlik döneminden kaynaklanan psikolojik ve sosyal problemler, çevrenin söylem ve baskıları kaygı düzeyini artıran önemli nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.


Peki kaygı duymak kötü müdür? Hiç kaygı yaşamamak mı gerekmektedir?


Elbette Hayır! Burada "Ne Hep Ne Hiç" kuralı geçerlidir. Birçok duygu gibi kaygı da kişinin yaşamından doyum alabilmesi ve yaşamını sürdürmesi için gereklidir. Önemli olan kaygıyı tümüyle yok etmek değil, kaygıya yenilmemek ve kaygıyı belli bir düzeyde tutarak kontrolümüzde onu kendi yararımız için kullanabilmektedir. Normal bir kaygı düzeyi kişide istekli olma, karar alma, çaba gösterme, performansını kullanabilme gibi olumlu tavır ve davranışların ortaya çıkmasını sağlar. Örneğin gireceği sınav için kaygı düzeyini normal tutan kişi, çalışma programı yapma, okuduğunu anlama, bilgilerini sorular üzerinde kullanabilme, olumsuz duygularını kontrol etme gibi özelliklere sahip olur. Ancak yaşanan kaygı yoğun ise kişi, çalışma isteği duymakta zorlanır ve okuduğunu anlayamaz. Ayrıca bilgilerini soru üzerinde kullanamaz böylece gerçek performansını gösteremez duruma gelir.


Birey, kaygı düzeyi yükseldiği anda kalp atışlarında hızlanma, soluma güçlüğü, mide krampları, baş ağrısı, üşüme, terleme gibi fizyolojik tepkileri; başaramayacağım, herkes benden daha zeki, ben neden anlayamıyorum, bu sınav tek şansım, kaybedersem her şey biter, çevreme ne diyeceğim, sınavda bildiklerimi unutacağım gibi bilinçaltı tepkileri geliştirir.


Birey sınavı düşündükçe dikkati toplayamama, uykusuzluk, sinirlilik, karamsarlık, durgunluk ve kuşku gibi duyguları geliştirir ve kendi kendine; “Sınavım kötü geçecek”, “Sınavda hata yapacağım”, “Sınav tek şansım” gibi olumsuz düşünceler geliştirir. Birçok adayın sınav kaygısı AÖF ile ilgili olumsuz ve yanlış düşüncelere dayanmaktadır. Bunların başlıcaları şunlardır:


  • Kaybedersem bir yıl daha kaybederim.
  • Askere gitmek zorunda kalırım.
  • Terfii gecikir.
  • Yüksek lisans şansımı kaybederim.
  • KPSS lisans sınavını kaçırmış olurum.


Oysa sınava girecek adayların sınav kaygısının düzeyi hakkında aşağıdaki hususları bilmelerinde önemli faydalar bulunmaktadır. AÖF bir baraj aşma sınavıdır. Kazanılacak ya da kaybedilecek bir sınav değildir. Adayların vize sınavından alacakları puanın sadece %30’u hesaplamaya dahil edilir. Final sınavının %70’inin geçerli olacağını bilmesi gerekmektedir


AÖF’e kötü ve zarar verici anlamlar vererek bakarsanız o da size böyle karşılık verir böylece sınavdan korkar ve sınavlardan nefret edersiniz. Oysa yukarıdaki açıklamalara göre düşünür, disiplinli bir hazırlanma süreciyle 2 aşamanın da hakkını verecek düzeyde çalışıp size sürekli bir şans daha tanıyan bir sınıf atlama anlayışına sahip olduğunu düşünürseniz başarınızın git gide artığını göreceksiniz. Sınava hazırlanırken sonuca fazla odaklanmamaya çalışın. Sınavda sizden istenen barajı aşma isteğinize, sorumluluk duygunuza, odaklanmanıza ve elinizden geleni yaptığınıza önem verin.


Sınava hazırlanırken aşırı ders çalışmaktan kaçının. Programlı çalışmaya özen gösterin. Sıkıldığınız ve olumsuz düşünceleri yoğun yaşadığınız zamanlarda çalışmaya ara verin. Zaman zaman rahatlayacağınız ve ilgi alanınıza uygun etkinliklere yer verin.


Günde birkaç defa derin nefes alıp veriniz. Uykunuza ve beslenmenize dikkat edin.


Unutmayın ki açık öğretim sizi meslek sahibi yapmaz sadece size hedeflediğiniz mesleğe ulaşmanızda yardımcı olur.