Sponsorlu Bağlantılar


Açıköğretim Sosyal Psikoloji 2 Ders Notları / Ders Kitabı


SOSYAL PSİKOLOJİ – II

ÜNİTE – 1


ÇATIŞMA KAVRAMI

- Çatışma; örgütteki bir bireyin, diğer bireyin amaç, duygu, davranış, değer yargıları, düşünce ve inançlarında
uyumsuzlukların veya zıtlıkların söz konusu olduğu uyuşmazlık ve anlaşmazlık durumudur. - Çatışma iki veya daha fazla taraf arasında herhangi bir zıtlık veya direniş içeren etkileşimdir. - Çatışma; bir tarafın diğer tarafın kendisini engellemesi veya engellemeye çalışmasıyla başlayan bir süreçtir - Çatışma bir sosyal ya da biçimsel grupta yer alan bireyler arasındaki anlaşmazlıklar ya da düşmanlık olarak veya bireyin anlaşmazlık algılaması ya da bu anlamda ortaya çıkan sorunları çözümlemedeki yeteneksizliğinin bir sonucu olarak da tanımlanabilir.

Çatışma genelde dört durumda meydana gelebilir.

Bunlardan birincisi; özel amaç ve değerler karşılaştığında veya ilgili gruplar tarafından çatışma olarak algılandığında ortaya çıkar.
ikinci olarak; işletme içinde karşıt, baskıcı, tepki oluşturabilecek davranışlar çatışma yaratır.
Üçüncü olarak;
karşılıklı çıkar çatışmaları olduğunda ortaya çıkan çatışmalardır. Dördüncü çatışma şeklinde ise, karşılıklı olumlu olmayan ilişkiler söz konusu olduğunda ortaya çıkar.

Çatışma konusuna farklı açılardan bakan üç farklı yaklaşım bulunmaktadır. Bunlar geleneksel yaklaşım, insan ilişkileri
yaklaşımı, etkileşimci yaklaşımdır.

Geleneksel Görüş: Çatışma konusunda yapılan ilk çalışmalar çatışmanın kötü bir durum olduğu üzerinedir. Çatışma
olumsuz bir durum olarak tanımlanmış ve bu olumsuz anlamı pekiştirmek için şiddet zarar ve mantıksızlık gibi terimlerle eş anlamlı kullanılmıştır. Bu nedenle, çatışma olumsuzluğu ifade ettiği için kaçınılması gereken bir durumdur.

insan ilişkileri Yaklaşımı: Bu yaklaşıma davranışçı felsefe de denilmektedir. Çatışmayı kabul etmekte ve karmaşık
örgütlerin yapıları gereği çatışma içinde bulunduklarını vurgulamaktadır.

Etkileşimci Yaklaşım: Bu yaklaşım ise olumlu çatışmaları açıkça desteklemeye yönelir ve çatışma yönetimini, güdüleme
ve çözüm yöntemlerini de kapsayacak şekilde tanımlar. Etkileşimci yaklaşım aşırı uyumlu, sakin-barışçıl ve işbirlikçi bir sosyal sistemin durağan, ilgisiz değişim ve yenilik ihtiyaçlarına tepkisiz kalma eğiliminde olduğu mantığından hareketle düşük düzeyde bir çatışmanın sosyal sistem liderince desteklenmesinin söz konusu sistemin, yaratıcılığını, öz eleştiri yapma yeteneğini ve yaşamını sürdürebilirliğin, sağlayacağını öne sürer

Fonksiyonelliğe Göre Çatışmalar
Bu sınıflandırmadan ilki fonksiyonel olan ve fonksiyonel olmayan
çatışmalardır Fonksiyonel olmayan çatışma, işletmeyi amaçlarına ulaşmaktan saptıran, amaçları gerçekleştirmeye
katkıda bulunmayan çatışmalardır. Dolayısıyla bireylere ve işletmelere zarar veren çatışmalardır.
Fonksiyonel olan çatışmalar ise, organizasyonun amaçlarını geçekleştirmesine katkıda bulunan çatışmalardır. Bu tür çatışmalar organizasyonun çeşitli kısımlarındaki sorunlara işaret edebilir. Dolayısıyla bu sorunların yöneticilerin dikkatine getirilmesini sağlar.

Organizasyon içindeki Pozisyona Göre Çatışmalar: Burada çatışmanın bir organizasyon içinde hangi konumda ortaya
çıktığına göre tanımlanmaktadır. Bunlarda dikey, yatay ve komuta-kurmay çatışmaları olmak üzere üç grupta toplanır. Dikey çatışmalar; örgütte farklı seviyelerdeki bireyler arasında meydana gelen anlaşmazlıklardır.

Yatay
Çatışmalar; Bir örgütte aynı seviyede bulunan bireyler arasındaki anlaşmazlık veya uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan çatışmalardır.

Komuta Kurmay Çatışmaları; Örgüttün emir-komuta sisteminde olan sorumlulukları ve görev alanları

belirlenmiş çalışanların yaşadıkları çeşitli nedenlerle oluşan (deneyim, çalışma süresi, beceri çeşitliliği, farklı kültür gibi) anlaşmazlıklardır.

Birey Düzeyli Çatışmalar: Birey düzeyli çatışmalar, bireyin kendi kararını vermede, eylem tarzını seçmede ya da eylemi
yerine getirmede güçlükle karşılaşılması sonucu ortaya çıkan durumları ifade eder

Engellenme: Bireyin bir amaca ulaşmasına engel olunma, mani olunması durumunda ortaya çıkar.


Amaç Çatışmaları: Bireylerin olumlu ya da olumsuz karşılıklı iki durumla karşılaştıklarında hangi

seçenekleri kullanabilecekleri konusunda yaşadıkları çatışmalardır. Burada üç tip çatışma biçiminden söz edilebilir

Yaklaşma-Yaklaşma Çatışması:
Bireylerin iki olumlu seçenek arasında bir seçim yapmak istediğinde ortaya çıkan bir
çatışmadır. (Bireyin satın almak istediği iki araba markası arasında karar verememesi durumunda ortaya çıkan çatışması gibi.)

Kaçınma-Kaçınma Çatışması: Bireyin iki veya daha fazla olumsuz seçenek arasında karar vermek durumunda

kalması durumunda ortaya çıkan çatışmalardır.(Ameliyattan korkan birinin ameliyat olmakla hastalığı çekmek arasında karar vermek durumunda kalması gibi.)

Yaklaşma-Kaçınma: Bireyin vereceği kararın hem olumlu hem de
olumsuz yanlarının olması sonucunda ortaya çıkan çatışmadır. (iyi bir iş teklifinin, bireyinyaşadığı yere çok uzak olması durumunda yaşadığı çatışma gibi.)

Rol Çatışmaları: iki veya daha fazla kişi arasında meydana gelen çatışma türüdür. Amaç; tutum, değ er ve davranışlar
arasında farklılıklar olduğunda ortaya çıkan bir çatışmadır. Kişinin kendisinden kaynaklanan çatışmaların ve kişiler arası çatışmaların temel kaynaklarından bazıları ise rol çatışmaları ve rol belirsizlikleridir.

Rol Çatışmaları:
Bir role veya rol yükümlülüğüne ilişkin beklentilerin uyumsuzluğu şeklinde tanımlanabilir. Bir başka
tanım ise rol çatışmasını kişinin yerine getirmesi beklenen iki ya da daha fazla rolün, birbirleriyle çelişki yaratacak şekil de üst üste gelmesinin bir sonucu olarak ele almaktadır.

Rol Göndericinin Kendi içinde Çatışması: Bu rol çatışması şekli, belirli bir rol yükümlüsüne, aynı rol göndericinin, aynı
anda birbiriyle çelişen farklı rol beklentilerini göndermesi durumunu ifade eder. Örneğin bir babanın oğluna hem çalışmasını ve okul harçlığını çıkarmasını, hem de okulda devamsızlık yapmayarak, iyi bir başarı elde etmesini söylemesi.

Göndericiler Arası Rol Çatışması: Belirli bir rol yükümlüsüne, belirli bir rol göndericiden gelen baskı ve beklentilerin,
diğer rol göndericinin (ya da rol göndericilerin) baskı ve beklentileriyle uyumsuz olması durumunda görülür. Anne ve babanın çocuktan çok farklı taleplerde bulunması gibi, örneğin annenin çocuğunu doktor ol diye yönlendirirken, babanın da iyi bir mühendis ol demesi.

Roller Arası Çatışma: Bireyin aynı anda birbiriyle çelişen birden fazla rolü üstlenmesi durumunda ortaya çıkan

çatışmadır. Yönetici bir annenin hem anne, hem iş kadını, hem de ev ile ilgili sorumlulukları aynı anda üstlenmesi durumunda ortaya çıkan çatışmalardır.

Kişi-Rol Çatışması: Bireyin istenen rol beklentilerinin kişinin tutum, değer ve kabul edilebilir davranışlarıyla ters düşmesi
sonucu ortaya çıkan bir çatışmadır. Utangaç ve sözel becerileri olmayan birinin pazarlama elemanı olması gibi.

Rol Belirsizliği: Birey düzeyli çatışmalardan birisidir. Rol belirsizliği en basit bir ifade ile bireyin ne yapacağını, kimlere ve
nelere karşı sorumluluklarının olduğunu bilememesidir. En çok çatışma yaratan konulardan birisidir. Çünkü bireyin kendine olan güvenini azaltarak, kendini önemsiz hissetmesine yol açar.

Taraflar Arası Çatışmalar: insanların yaşamlarında birey düzeyli çatışmaların yanı sıra, bireylerin birbirleriyle, bireylerin
gruplarla, ya da bireylerin içinde bulundukları sosyal yapılarla da çatışmaları ortaya çıkabilir.

Birey-Grup Arasındaki Çatışmalar: Bu tür çatışmalar daha çok, çalışma gruplarının kendi norm ve standartlarını
üyelerine benimsetmek ve itirazsız kabul ettirmek için onlar üzerinde uyguladıkları baskılardan kaynaklanan çatışmalardır.

Gruplar Arası Çatışmalar: Grup içi Çatışmalar Grup içi çatışmalar tüm grup üyeleri veya bazıları arasında meydana
gelen uyuşmazlıkları ifade eder. Bu tür çatışmalar, grubun başarı ve etkinliğini olumsuz etkiler. Aile-iş ilişkisinden kaynaklanan çatışmalar da bu gruba örnektir.

Gruplar Arası Çatışmalar: iki veya daha fazla grup arasında uyuşmazlık nedeni ile ortaya çıkan çatışmalardır. Gruplar
arası çatışmalara sendika-yönetim ilişkileri, iş yerinde iki farklı bölümdekilerin çıkar çatışmaları örnek olarak verilebilir.

ÇATIŞMA SÜRECİ: Genel olarak, çatışmanın ortaya çıkış süreci bir aşama izler. Bu aşamaları dört başlık altında
toplayabiliriz. Bunlar; Gizli Çatışma, Algılanan Çatışma, Hissedilen Çatışma, Açık Çatışmadır.

Gizli Çatışma: iki veya daha fazla grup, bir amaç doğrultusunda çalıştıklarında potansiyel bir çatışma ortaya çıkar. Bazı
kaynakların kıt olması, rekabetin olması bireyler arasında etrafça hissedilmeyen ancak taraflarca hissedilen bir çatışma yaratır. Taraflar henüz ne olduğunun tam olarak farkında değildirler.

Algılanan Çatışma: Burada çatışma yaratan taraflar çatışmanın nedenini açıklayamasalar da çatışmanın farkındadırlar.
Aralarında uyumsuzluk olduğunun farkındadırlar. Uyumsuzluğun farkına varıldığı zaman da çalışanlarda gerilim başlar.

Hissedilen Çatışma: Algılanan çatışma, çalışanlar arasında paylaşıldığında çalı şanlar arasında görüş farklılıkları ortaya çıktığında artık çatışma hissedilmeye başlanmıştır. Bireyler gerilim, endişe ve engellenme duyguları yaşamaya başlarlar.

Açık Çatışma: Bu durumda çatışmalar daha da belirginleşip hissedilir hale gelmiştir. Çatışma çok belirginleşmiştir.

Çatışmanın bu aşamada çözümlenmesi de zor bir hal almıştır

ÇATIŞMA NEDENLERİ

Çatışmalara neden olan faktörler iletişim kaynaklı, sosyal ve yapısal kaynaklı ve kişisel kaynaklı olmak üzere üç başlık altında toplanabilir.

İletişim Kaynaklı Çatışmalar: Çatışmaların en önemli nedenlerinin başında iletişim kaynaklı sorunlar yer almaktadır.

Kişiler veya gruplar arasındaki yetersiz bilgi alışverişlerinin olması, uzun iletişim kanallarının olması ya da kültürel sosyal açıdan farklılıklardan kaynaklanan bireylerin birbirlerini anlamakta güçlük çekmesi, iletişim kaynaklı sebepler arasında sayılabilir.

Yetersiz bilgi alışverişi; rol çatışması, rol belirsizliği ya da hatalı ve ön yargılı davranışların yol açtığı taraflar arası
çatışmaların pek çoğu bireyler (ya da gruplar) arasında yeterince bilgi alışverişi olmamasının ve tanımamanın sonucu ortaya çıkar

İletişim kanallarındaki bozulmalar ise; iletişim kanallarındaki gürültüler, kanalların çok uzun olması, yazılı iletişim
kanallarının kullanılmaması, dikey ve yatay boyutta iletişim problemleri çatışmalara neden olabilir.

Anlam güçlükleri; bireyler arasındaki sosyal, kültürel farklılıklar aynı dili konuşmaya rağmen, bireylerin birbirlerini
anlamamaktan kaynaklanan çatışmalara yol açmaktadır. Yaş, eğitim, cinsiyet, etnik köken, meslek farklılıkları gibi unsurlar bireylerin birbirlerini anlamada güçlük çekerek çatışmalarına neden olabilir.

Sosyal ve Yapısal Kaynaklı Nedenler

Yönetimle ilgili Belirsizlikler: Örgütlerde bazen kimin neden sorumlu olduğu, kimlere karşı sorumlu olunduğu konusundaki belirsizlik ve karmaşalar çatışmalar yaratır. Bu nedenlerle iki ayrı kişi veya grup aynı konularla ilgilenebilir veya kendisinin konusu olmadığını düşünerek ilgilenmeyebilir. Bu durum da çatışma yaratır.

Yetki ve Sorumlulukların Olmaması: Örgütlerde bireyin sorumluluklarının olmaması çatışma yaratabilir. Bazen de yetki ve
sorumlulukların tam olarak belirgin olmaması durumunda bireyler birbirlerinin alanı olduğunu düşünerek görevden kaçabilirler.

Kaynakların Kıtlığı: Kaynakların paylaştırılması örgütteki birey ve grupların
kaynaklardan eşit pay almadıklarını düşünmeleri çatışmalara yol açabilir. Bu durumda özellikle konu; para, fiziki alan, statü sembolleri, araç gereç gibi konularsa birey ve gruplar gizli bir rekabet içerisine girebilirler.

Denetim Biçimi: Denetim gerekli bir unsur olmakla birlikte, formal bir denetim yolunun seçilmesi, aşırı sıkı, zorlayıcı,
cezalandırıcı olması bireylerde gerginlik ve çatışmalara neden olabilir. Hem de çalışanların yönetime karşı, düşmanca tavırlar içerisine girmelerine yol açar.

Ödül Sistemlerinin Farklılığı: Gerek sosyal gerekse biçimsel yapılarda yer alan iki ya da daha fazla birey veya grup için
farklı değerleme ve ödüllendirme sistemi kullanıldığında çatışma kaçınılmaz olacaktır.

Birbirine Bağlı Görevler: iki veya daha fazla sayıdaki birey ya da gruptan her birisinin, kendi görev ve amaçlarını
gerçekleştirebilmek için, diğer tarafın bilgisine, hizmetine ya da çıktılarına bağımlı olmalarını ifade eden kavram karşılıklı görev bağımlılığıdır.

Kişiye ilişkin Nedenler

Bireylerin kişilik özelliklerine bağlı olarak çatışmalar değişebilir. Bireylerin demografik özellikleri örneğin cinsiyet, geldiği sosyo-ekonomik yapı, kültür bireylerin kişiliklerini etkilediği için farklı çatışmalara neden olabilir. Ayrıca kişilerin beklenti ve çıkarlarının farklı olması, örgütün veya toplumun amaçları ile bireylerin amaçlarının örtüşmemesi de çatışma nedenleri arasında yer alır.

ÇATIŞMA YÖNETİMİ

Genelde çatışmayı önlemede iki yaklaşım kullanılmaktadır. Bunlar davranışsal ve tutumsal modellerdir. Davranışsal modeller daha çok çatışmaya geçici çözüm yolu bulan modellerken tutumsal modeller, daha çok zaman alıcı ve masraflı modellerdir.

Davranışsal Yaklaşımlar: Çatışmalarla ilgili çözüm yolları bulunurken bu davranışsal yaklaşımlardan biri Kenneth Thomas tarafından önerilmiştir. Burada beş yaklaşım bulunmaktadır: Rekabet, işbirliği, kaçınma, uyum ve uzlaşmadır

Rekabet: Çatışma içinde olan taraf, diğer tarafın üzerindeki etkisini hiç düşünmeden sadece kendi çıkar ve isteklerine
ulaşmak için çabalar. Diğer gruplar üzerinde baskı kurarak kaybetmemesi için mücadele eder.

işbirliği: Kaçınmanın tam tersi bir davranıştır. Her iki tarafı da memnun edebilecek bir çözümde anlaşılır. iddiacı ve işbirlikçi bir davranış ifade eder.

Uyum: Rekabetin tam tersi bir davranıştır. iddiasız ve uzlaşıcı bir davranışı ifade eder. Çoğu zaman bireyler herhangi bir
çatışma olasılığını önlemek için kendi çıkarlarından çok, karşı grubun çıkarlarını üstün tutabilir.

Uzlaşma: Hem iddiacı, hem de iddiacı olmayan bu davranışta her iki tarafta iddia ettikleri konudan vazgeçip, ortak bir
noktada buluşurlar. Her iki tarafın da eşit koşullarda olduğu durumlarda bu tür yol izlenmesi daha kolaydır.

Kaçınma: iddiasız ve işbirliksiz bir davranışı ifade eder. Burada bireyler ne kendi düşüncelerini ne de diğerlerinin
düşüncelerini desteklerler. Bir çekilme davranışı gösterirler. Çoğu olaylara kayıtsız davranırlar

Tutumsal Yaklaşımlar: Tutumsal yaklaşım, çatışmaları çözümlemede sadece bireylerin davranışlarını değiştirmekle
kalmaz, aynı zamanda onların çatışma konusundaki düşüncelerini, duygularını da değiştirmeye çalışır. Tutumsal yaklaşım, çatışmaya neden olan yolları ve sebepleri bulma çabasındadır.

Ortak Bir Düşman Bulmak: Başka bir düşmana veya gruba odaklanmak, çalı şan bireyleri bir araya getirmeye yardımcı
olur.

Kaynakları Artırmak: Kaynakların kıt olması rekabeti artıracağı için çatışma yaratan bir durumdur. Mevcut bütçe ve
finansal kaynaklar, ihtiyaç duyulan kaynaklar arttırmaya bazen yetmese de kaynakların bireyler, bölümler, gruplar arasında eşit olarak dağıtılması çatışmaları önler

Takım Oluşturmak: Takımlar, üyeleri arasında mevcut güven, saygı ve desteği arttırarak amaçlarını belirgin kılar ve
böylece grup dayanışması ve bağlılığı arttırarak çatışmalar giderilebilir. Benzer bir biçimde bireylere ve gruplara sorun çözme konusunda eğitimler verilerek bu konudaki becerileri geliştirilirse bu da çatışmaları gidermede yardımcı olabilir.

iletişimi Artırmak: iletişim önemli bir çatışma nedenidir. iletişim tam ve doğru olarak gerçekleşmediğinde, bireyler veya
gruplar arasında yanlış anlamalar, iletişim kopuklukları ortaya çıkabilir.

Rotasyon: Rotasyona tabi tutmak da benzer bir amaç taşır. Diğer bölümlere gönderilen çatışan bireyler, çatışma
noktalarına farklı bir açıdan bakmaya başlayarak olayları farklı bir biçimde görebilirler. Bu yeni perspektif üyeler arasındaki etkileşimi artırarak, çatışan bölümlerin bir araya gelip, sorunları tartışmalarına ve farklılıklarını gidermelerine yardımcı olur.

Kişileri Değiştirmek: Tüm yöntem ve tedbirlere rağmen çatışmalar önlenemiyorsa bu durumda yapılacak şey, çatışma
yaratan bireyleri değiştirmektir. Çatışma yaratan bireylerin başka birimlere gönderilmesi ya da rotasyon bir çözüm olabilir.



Sınavlarda Hepinize Başarılar Diliyoruz..