- Katılım
- 9 Şub 2011
- Mesajlar
- 6,151
- Tepkime puanı
- 25
- Puan
- 143
- Şehir
- Adana
Bir gün yağmur fena bastırmış. Herkes saçak altlarına kaçışırken, Hoca pencereden dışarı bakıyormuş. O sırada komşusu Ahmet Efendi’yi görmüş; Ahmet Efendi cübbesini toplamış, yağmurun altında koşa koşa evine gidiyormuş.
Hoca pencereyi açıp bağırmış:
— "Yahu Ahmet Efendi, utanmıyor musun? Allah’ın rahmetinden mi kaçıyorsun?"
Ahmet Efendi bu sözü duyunca utanmış, adımlarını yavaşlatmış ve sırılsıklam bir halde evine varmış. Ertesi gün yine yağmur yağmış. Bu sefer Ahmet Efendi pencerede, Hoca dışarıda... Hoca cübbesini kafasına çekmiş, var gücüyle koşuyor.
Komşusu hemen lafı yapıştırmış:
— "Hocam, hani dün bana 'Allah’ın rahmetinden kaçılmaz' demiştin? Şimdi sen niye koşuyorsun?"
Hoca nefes nefese cevap vermiş:
— "Be hey komşu! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetine (yere düşen yağmur damlalarına) basıp da onu çiğnemeyeyim diye acele ediyorum!"
Hoca pencereyi açıp bağırmış:
— "Yahu Ahmet Efendi, utanmıyor musun? Allah’ın rahmetinden mi kaçıyorsun?"
Ahmet Efendi bu sözü duyunca utanmış, adımlarını yavaşlatmış ve sırılsıklam bir halde evine varmış. Ertesi gün yine yağmur yağmış. Bu sefer Ahmet Efendi pencerede, Hoca dışarıda... Hoca cübbesini kafasına çekmiş, var gücüyle koşuyor.
Komşusu hemen lafı yapıştırmış:
— "Hocam, hani dün bana 'Allah’ın rahmetinden kaçılmaz' demiştin? Şimdi sen niye koşuyorsun?"
Hoca nefes nefese cevap vermiş:
— "Be hey komşu! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetine (yere düşen yağmur damlalarına) basıp da onu çiğnemeyeyim diye acele ediyorum!"