Davranış Bilimleri Ders Notları

havva578

Özel Üye
Katılım
28 Kas 2007
Mesajlar
314
Tepkime puanı
9
Puanları
0
Davranış Bilimlerine Giriş Özetleri(2)

Toplumsallaşma

Toplumsallaşma kavramını, özellikleri ve amaçlarından yola çıkarak tanımlamak ve bu süreçteki etkenleri açıklamak. İnsan dünyaya geldi¤inde en ilkel olarak bulunan, fakat kısa zamanda sahip olduğu yeteneklerini geliştiren
ve olgun bir canlı haline gelen varlıktır. İnsanın gelişmiş beyin yapısı ve öğrenme yeteneği onu diğer canlılardan ayırır. İnsanın kendine uygun davranışları öğrenmesi ve bunu gelecek nesillere aktarması sürecine toplumsallaşma diyoruz. Bu süreç insanın doğumuyla başlar ve bir yaşam boyu sürer. Bu süreç içerisinde insanoğlu yaşadığı kültürün, değer, tutum ve davranış biçimlerini öğrenirken aynı zamanda da kişilik kazanır.İnsanın olumlu bir toplumsallaşma süreci geçirebilmesi için en önemli şey onun diğer insanlarla kurduğu iletişimdir. Çevrelerinden uzaklaştırılarak, yalnız başına bırakılan kimselerin bu süreci başarılı olarak tamamlayamadıkları gelişim bozuklukları gösterdikleri saptanmıştır. Toplumsallaşma ile ilgili benlik, ayna benlik ve rol alma gibi sosyolojik kuramları tanımlayıp, toplumsallaşmadaki etkilerini tartışmak.Toplumsallaşma ile ilgili iki önemli kuram C.H.Cooley'in Ayna Benlik ve G.H.Mead'in Rol Alma ve Kendilik gelişimine ilişkin kuramlarıdır. Her iki kuramcıda benlik gelişiminde sosyal etkileşimin önemine değinmektedirler. Toplumsallaşma belirli bir rol davranışını öğrenmedir. Toplumun sahip olduğu kültürün aktarılmasında sorumlu olan toplumsallaşma kurumlarını tanımak. Toplumsallaşma sürecinde önemli olan altı kurum veya öğe bulunur.
Bunlar:
• Aile,
• Din,
• Eğitim,
• Arkadaş grupları,
• Kitle iletişim araçları,
• Çalışma ortamıdır.

Her kurumun etkisi bireyin içinde bulunduğu yaş durumuna bağlı olarak değişir. Toplumsallaşma her yaşta etkilidir ve yaşam boyu sürer.

Toplumsal Gruplar

Grup kavramını, diğer toplumsal oluşumlardan ayıran temel özellikleri dikkate alarak tanımlamak ve grup olgusunun toplumsal yaşamdaki yeri ve önemini kavramak. İnsanlar yaşantılarını birçok gruba üye olarak ya da bir grubun üyesi olarak geçirirler. Hepimiz en doğal bir biçimde aile grubunun bir üyesiyiz, daha ileride ise oyun, arkadaşlık ve iş gruplarına girmekteyiz. Ne zaman iki ya da daha fazla kişi bir takım ilişkiler içine girer, karşılıklı tutum ve davranışta birbirlerini etkiler ve bu ilişkiler belirli bir süre içinde gelişir ve nispeten süreklilik kazanırsa bir gruplaşma söz konusudur. Grup, üyeleri arasında belli ilişkiler bulunan ve her üyenin grubun varlığını bilinçli olarak fark ettiği, iki yada daha çok üyeden kurulu nispeten sürekli bir insan topluluğudur. Grup türlerini tanımlamak. Toplumsal gruplar farklı sosyologlar tarafından farklı biçimlerde sınışandırılmıştır. Örneğin, Tönnies'in cemaat ve cemiyet ayrımı, Emile Durkheim'in mekanik ve organik dayanışması birer grup olgusuna benzetilebilir. Çok benimsenen bir grup ayrımı da Charles Cooley'in birincil ve ikincil grup ayrımıdır.Birincil gruplar duygusal yakınlık ve fedakarlık yüklü, menfaat ilişkilerine dayanmayan birleşmelerdir.Grup dayanışması bu tür gruplarda yüksektir. Cooley, birincil grupları insan neslinin bakıldığı, korunduğu yerler olarak nitelendirir. İkincil gruplar ise bu ilişkilerin dışında kalan gruplardır. Bu gruplar, büyük çaplı, önemli ve resmi gruplardır. Karşılıklı çıkar ilişkileri önem taşır. Bu gruplara formal (resmi) gruplar da denmektedir. Bunların dışında, iç ve dış grup, referans grubu ve elektronik grup ayırımları vardır. Grubun büyüklüğü ve liderlik yapısında grup oluşumunda önem taşır. Grubun büyüklüğü arttıkça iletişim artar ancak grup birlikteliği ve dayanışması azalır. Gruplarda en yaygın olarak üç tür liderlikten söz edilebilir. Bunlar; Otokratik, Demokratik ve Bırakınız yapsıncı lider tipleridir. Grup normlarını karşılaştırarak açıklayabilmek.Grupların en büyük özelliklerinden biri de üyelerinin uymak zorunluluğu duydukları normlar geliştirmektedir. Gruplar için normlar, ortak bir davranış biçimi, ortak tutum ve inançlar, yerine getirdikleri görevlerine karşı geliştirdikleri ortak duygular olabilir. Gruplar üyelerinin tutumlarını değiştirebilme özelliğine de sahiptirler.

Aile Kurumu

Toplumsallaşmada etkili kurumlardan biri olan aile kavramının ve aile oluşumunda önemli olan evlilik kavramlarını tanımlamak.

• Ailenin toplumda temel bir kurum olarak görülmesinin iki nedeni vardır. Bunlar; ailenin en önemli görevinin insan türünü üretmek olması ve ailenin başka kurumların da kaynağını oluşturmasıdır.

• Ailenin toplumda çok önemli olan bir diğer görevi de toplumsallaşma denen bir olgunun bu kurum tarafından yerine getirilmesidir. Toplumsallaşma çocuk ve aile üyeleri arasında başlayan bir etkileşim sürecidir. Bu süreç yoluyla insan toplumdaki temel kuralları öğrenir ve içinde yaşadığı toplumun bir parçası haline gelir.

• Ailenin çeşitli biçimlerde tanımları olmakla beraber biz aileyi ana, baba, çocuklar ve taraşarın kan akrabalarından (aile biçimine göre) meydana gelmiş ekonomik ve toplumsal bir kurum olarak tanımlıyoruz. Aile yapıları ve türlerini açıklayarak, bunların görev ve işlevlerinin, değişen toplumsal olgularla değişim sürecini tanımlamak.

• Aile en basit bir biçimde çekirdek veya küçük aile ve geleneksel veya geniş aile olarak ikiye ayrılır.
Ancak, aileyi otorite figürüne göre ayıran tipolojiler de mevcuttur.

• Çağdaş toplumun ailesi, ana, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan küçük ya da çekirdek ailedir. Bu aile, modern sanayi toplumlarının özelliğidir. Çekirdek ailenin yapısı, içinde bulunulan modern toplum tarafından bu toplumun ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir. Aile ve evlilik biçimlerini tanımak.

• Evlilik biçimleri ise eş sayısına göre, Monogami ve Poligami olarak ikiye ayrılır. Çok eşli evlilik olan Poligami ise kendi içinde Poligini ve Poliandri olarak ikiye ayrılır.

• Gruba göre evlilik ise: endogami,exogami olarak ayrılır. Çiftlerin oturdukları yere göre ise: patrilokal, matrilokal,e neolokal, olmak üzere üç biçimdedir. Sosyolojinin önemli kuramlarının aile kurumunu ele alış biçimi ve analizlerini incelemek.

• Aileyi teorik bir çerçeve içerisinde üç bakış açısından incelemek olasıdır. Bunlar, Fonksiyonalist, Çatışma ve Sembolik Etkileşim modelleridir.

• Fonksiyonalist bakış açısı aileyi yerine getirdiği değişmez ve önemli görevleri nedeniyle ele alır ve inceler. Ailenin toplumda vazgeçilmez oluşunun nedeni yerine getirdiği fonksiyonlardır. Çatışma kuramı ailenin önemli bir kurum olduğunu kabul eder, ancak ailenin içinde geleneksel olarak var olan bir çatışma vardır, der. Burada kadın sömürülmekte erkek ise sömürücü bir rol oynamaktadır.

• Sembolik etkileşimciler ise, insanın, çevresinin ve ilişkilerinin bir ürünü olduğunu savunarak, ailede iletişimin önemine değinirler. Boşanmanın bireysel ve toplumsal nedenlerine eğilerek, çocuklar üzerindeki etkisi ve başarılı evliliklerin nedenleri açıklayabilmek.

• Aile kurumunda evlilik kadar yaygın bir diğer kurum da boşanmadır. Boşanma mevcut normlar ile eşlerin kendi arzularıyla evlilik birliğinin sona ermesidir.

• Çağımızda boşanma oranlarının artışının hem bireysel hem de toplumsal nedenleri mevcuttur. Genelde,
Türkiye'de de boşanmalarda sayısal bir artış söz konusudur. Dünyada gözlemlenen eğilime paralel olarak ekonomik kriz dönemlerinde boşanmalar azalırken, refah dönemlerinde artış göstermektedir. Enşasyon rakamlarının yüksek olduğu ve ekonomik bunalımın var olduğu dönemlerde eşlerin boşanma kararı alması zor olmaktadır.

• Boşanmaların özellikle çocuklar üzerinde olumsuz sonuçları bulunmaktadır. Bu nedenle boşanmaya karar veren çiftlerin bu konuda dikkatli düşünmeleri gerekmektedir.

Toplumsal Tabakalaşma ve Değişme

Toplumsal tabakalaşma kavramını, tabakalaşma sistemlerinin toplumlarda oluşum sürecini ve farklılıkları dikkate alarak tanımlamak. Hemen her toplumda tabakalaşmanın varlığını görmekteyiz. Yani insanları derecelendiren bir sistemin bulunduğunu ve bu sistem içerisinde bazı insanların daha fazla bir güç ve zenginliğe sahip, bazılarının ise bunlara yeterli ölçüde sahip bulunmadıklarını biliyoruz. Dünyada farklı biçimlerde ortaya çıkan tabakalaşma sistemleri bulunur. Bunlardan,kölelik, kast, zümre kapalı sistemler; sınıf ve statü ise açık sistemlerdir. Kölelik artık dünyada az rastlanan bir zorla çalıştırma sistemidir. Kast ise hala daha Hindistan'da geçerlidir. Hindistan'da dört ana kast bulunur. Her kastın yapacağı işler aşağı yukarı belirlidir. Zümre ise Avrupa'da feodal çağda ortaya çıkmış bir sistemdir. Bunlar yasaya dayanır ve hukuksaldır. Sınıf sistemi ise endüstriyel toplumun karakteristik gruplarıdır. Toplum konusunda son derece farklı görüşler mevcuttur. Toplum içinde bireyler işgal ettikleri mevkilere göre derecelenip örgütlenmişlerdir. Toplumsal sınıf (katman) kavramı üzerinde tam ve kesin bir tanım vermek çok güçtür. Toplumsal sınışar maddi ve kendiliğinden oluşan gerçeklerdir. O halde bir toplumun üretim sürecinde belirli ve benzer bir rol oynayan ve aşağı yukarı benzer ilişkileri yaşayan insanlar bütünü olarak toplumsal gerçekler, toplumsal sınışarı (katmanları) meydana getirir. Toplumsal tabakalaşma sistemiyle ilgili yaklaşımları karşılaştırarak inceleme ve tartışma olanağı yaratmak. Toplumsal sınıflar konusunda özellikle iki kuram göze çarpar. Birincisi Karl Marx'ın çatışma kuramı, diğeri ise Kingsley Davis ve Wilbert E. Moore tarafından ortaya atılan görevselci yaklaşımdır. Marx için sınıf bir makro grubun üretim sürecinde belirgin bir mevkii işgal etmesidir. Marx'a göre toplumların tarihi sınışar arasındaki mücadeleler tarihidir ve sınışarda devirlerinin ekonomik ilişkilerinin ürünüdürler. Davis ve Moore ise modellerinde tabakalaşmanın fonksiyonel bir zorunluluk olduğunu savunurlar. Bu kuram her toplumda o toplumun devamlılığı için yerine getirilmesi gereken görevler olduğunu belirtir. Önemli olan bu mevkilere en kalifiye ve yetenekli olanların gelmesidir. İnsanlara yaptıkları işler karşılığında verilen ödüller çok önem taşır. Toplumda rekabet unsuruyla en yetişkin ve en yetenekli olanlar daha iyi mevkileri elde etmek için mücadele edecekler ve bunun sonucunda da toplum en iyi kişiler tarafından yönetilecektir. Ancak, haklı olarak Marx'ın kuramına olduğu gibi bu kuramada çeşitli eleştiriler getirilmiştir. Her iki kuramın belirli yaklaşımlarını alarak ortaya attığı kuramla ilgiyi çeken bir diğer bilim adamı ise Gerhard Lenski'dir. Toplumsal Hareketlilik, Toplumsal Değişme ve Modernleşme kavramlarını oluşturan etkenleri ve aralarındaki farklılıkları tartışarak tanımlamak. Değişme her toplumun temel bir karakteristiğidir. Toplumsal kültürlerini gelecek nesillere değiştirerek aktarırlar. Değişme hızı toplumdan topluma farklı bir hız ve karakter taşır. Geleneksel toplumlarda değişme yavaş, endüstriyel toplumlarda ise hızlıdır. Toplumsal değişme konusundaki düşünürlerin ileri sürdükleri bazı sayıltılar bulunmaktadır.
Bunlar:
• Değişme doğaldır,
• Değişmenin önüne geçilmez,
• Değişme süreklilik gösterir,
• Değişme gereklidir,
• Değişme benzerlikler gösterir şeklindedir.
Toplumsal değişme kaynakları da iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır.
Dış kaynaklar:
• Çevresel Değişme,
• İstila,
• Kültürel temas,
• Yayılmalar.
İç kaynaklar ise:
• Kesişen ve icatlar,
• Nüfus hareketleri
olarak ikiye ayrılır. Değişmede çok önemli bir diğer kaynak ise teknolojidir.Teknolojinin toplumların değişmesine beş tür etkisi bulunmaktadır. Günlük dilde kullanılan modernleşme, yenileşme, çağdaşlaşma, ilerleme, kalkınma gibi deyimlerle, sosyolojik değişme arasında belirgin farklılıklar vardır. Toplumsal değişme bir değer yargısı taşımaz. Buna karşılık kalkınma ve ilerleme bir amaca yönelik olarak bir değer yargısı taşırlar. Toplumsal değişmeye karşı olan
güçler de vardır. Bunların çoğu geçmişe bağlı olan toplumlardır. Toplumsal değişme konusunda unutulmaması gereken nokta ülkelerin değişme süreçleri bakımından bazı benzerlikler göstermesine karşın, her ülkenin kendi kültürüne özgü bir değişme sürecini benimsemesidir. Yirminci yüzyılın en önemli sorunlarından biri bu değişme olgusunun hızıdır.

Psikoloji Bilimine Giriş

Psikoloji Bilimini, onu oluşturan öğeleri ve temel amaçlarını dikkate alarak tanımlamak Psikoloji canlı davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Sosyal bilimlerle biyolojik bilimler arasında yer alan, ancak matematik ve teknoloji gibi alanlardan da etkilenen psikoloji biliminin, araştırmaya ve uygulamaya yönelik dalları vardır. Psikolojinin temel amaçları, davranışları betimlemek, açıklamak, yordamak ve kontrol etmedir. Psikolojinin incelediği davranışlar üç grupta toplanabilir:

• Doğrudan doğruya, dolaysız olarak gözlenebilen davranışlar;
• Dolaylı olarak gözlenebilen davranışlar;
• Davranışların temelinde yatan sinir sistemi ve kas faaliyetleri ve fizyolojik süreçler. Psikolojinin diğer bilimler arasındaki yerini ve ilişkisini tartışacak; psikolojinin araştırmaya ve uygulamaya yönelik dallarını ve alt dallarıyla ayrıntılı açıklayabilmek, farklılıkları tartışabilmek Psikoloji, bir yandan organizmanın davranışlarını biyolojik temelinden anlayabilmek için biyoloji, biyoloji, fizyoloji, biyokimya gibi bilimlerle ilişki içindedir. Diğer yandan organizmayı sosyal bir varlık olarak ele aldığından sosyoloji, ekonomi gibi sosyal bilimlerle de çok yakın bir etkileşimdedir. Psikolojinin kendi içinde bazı dalları vardır. Bu dalların her birinde davranış farklı bir yönden veya farklı bir bağlam içinde ele alınır. Bu alt dallar, Deneysel Psikoloji, Sosyal Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Uygulamalı Psikoloji ve Psikometrik Psikoloji olarak sıralanabilir. Psikoloji araştırmalarında kullanılan yöntem ve teknikleri açıklayabilmek Psikoloji araştırmalarında çeşitli teknikler kullanılır. Bu tekniklerden bir grubu davranışların betimlenmesini sağlar. Deneysel araştırmalarda ise neden sonuç ilişkileri saptanmaya çalışılır. Deneysel çalışmaların bulguları davranışların betimlenmesi ve açıklanmasını sağlarken, bu bulgulardan hareketle, davranışların yordanması ve kontrol edilmesi de mümkün olur. Korelatif araştırmalarda doğada kendiliğinden mevcut olan değişkenlerin arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılır. Korelatif araştırmaların bulguları davranışların betimlenmesini sağlar. Bu bulgulardan hareketle, davranışların tahmin edilmesi de mümkün olur.

Yaşam Boyu Gelişim Psikolojisi

Yaşam Boyu Gelişim Psikolojisini, temel kavramları ve amaçlarını açıklamak ve tanımlamak

• Gelişim psikologları, döllenmeden ölüme kadar yaşa bağlı olarak görülen davranış değişikliklerini incelerler. Gelişim psikolojisinin hem temel bilim hem de uygulamalı yanları vardır. Yaşam süresi denildiğinde, döllenmeden yaşamın sonuna kadar olan dönemler düşünülmelidir.Davranış gelişiminde, biyolojik ve çevresel etkenleri açıklamak

• Davranışların gelişmesinde kalıtımsal ve çevresel etkenler rol oynamaktadır. Zeka insanlarda genetik açıdan en fazla incelenen özellikler arasında yer alır. Tek ve çift yumurta ikizleriyle yapılan çalışmalar, zekanın kalıtım ve çevrenin etkileşimi sonunda tayin edildiğini göstermiştir. İnsanlara nasıl davranılacağını öğretmek, bir başka deyişle sosyal gelişim, insan yaşamının önemli bir yönüdür. İşbirliği, yardımseverlik ve diğerkamlık olumlu; saldırganlık ve düşmanlık ise olumsuz sosyal davranışlardan bazılarıdır. Davranış gelişimini açıklamaya yönelik geliştirilen başlıca kuramları tartışabilmek

• Davranışların gelişimini açıklamaya yönelik değişik kuramlar vardır. U-D kuramcılarına göre davranışlar olumlu ya da olumsuz pekiştirme ve ceza ile kontrol edilir. Sosyal öğrenme kuramına göre ise, davranışların kaynağı gözleyerek öğrenme, ve modellerin örnek alınmasıdır (taklit ve özdeşim). Freud, kişiliğin gelişmesinde yaşamın ilk yıllarının önemini vurgulamıştır. Erikson ise davranışların sosyal çevrenin etkisiyle, tüm yaşam boyu değişebileceğine inanmaktadır. Piaget 1920'lerden 1980'li yılların ortalarına kadar çocuğun zihinsel gelişimini incelemiş ve davranışların bilişsel gelişimle birlikte önemli ölçüde değiştiğini ve bilginin kazanılmasında bireyin aktif rol oynadığını vurgulamıştır. Ahlak gelişiminde de, bilişsel gelişimde olduğu gibi belirli dönemler vardır (Piaget ve Kohlberg). Ahlak gelişiminin son aşamasında bireyin içsel değerleri ve onuru, yargılarında önemli rol oynamaktadır.



« Son Düzenleme: Aralık 03, 2007, 01:14:25 pm Gönderen: ~~ÖZNUR~~ » Moderatöre Bildir Logged



GuLGonca
Gümüş Üye

Offline

Mesaj Sayısı: 181

Üye Sırası: 5

Yönetim Ekibimiz

Reklam Tarifeleri



Davranış Bilimlerine Giriş Özetleri(3)
« Yanıtla #3 : Mart 31, 2006, 12:38:13 am » Alıntı

--------------------------------------------------------------------------------
Davranış Bilimlerine Giriş Özetleri(3)
Güdüler ve Duygular

Güdü kavramın tanımlayarak, güdüsel davranışların oluşumuna etki eden içsel ve dışsal güdüleri açıklamak Güdüler ve duygular davranışlarımızı belirleyen temel süreçler arasında yer alır. Güdü, bir davranışı başlatan ve bu davranışın yön ve sürekliliğini belirleyen içsel (bireye ait) bir güç olarak tanımlanmakta; bir güdü tarafından başlatılıp, yönlendirilen davranışlara güdüsel davranışlar denmektedir. Güdülerin hedeşeri olumlu veya olumsuz olabilir.Olumlu hedeşer yaklaşmak, olumsuz hedeşer kaçınmak istediğimiz hedeşerdir. Ayrıca, bazı hedeşer doğuştandır, bazı hedeşer öğrenme yoluyla sonradan ortaya çıkar. Güdülerin doğuştan gelen hedeşerine birincil hedeşer denir.
Bilinçdışı güdülenme kavramını tanımlayarak, güdüleri en yaygın kullanılan sınışandırma şekliyle (birincil güdüler ve sosyal güdüler) açıklamak ve güdülerin davranışlarımızı yönlendirmedeki hiyerarşisini incelemek Güdüsel davranışlarımızdan bazıları fizyolojik ihtiyaçlarımızla ilgilidir. Bazı güdüsel davranışlar ise çevresel uyarıcılar tarafından başlatılır. Güdüsel davranışların başlamasına yol açan fizyolojik kökenli nedenlere dürtü, çevresel uyarıcılara da özendirici adı verilir. Güdülerimiz, birincil güdüler ve sosyal güdüler olmak üzere iki grupta toplanabilir. Birincil güdüler birincil hedeşeri olan öğrenilmemiş güdülerdir. Sosyal güdüler öğrenme yoluyla kazanılan ve diğer insanlarla ilgili olan güdülerdir.Duygu kavramını tanımlayarak; duyguların güdüsel davranışlarımızla olan ilişkisini açıklamak Duygular, hem güdüsel davranışlara eşlik eden hemde güdüsel davranışlar başlatabilen süreçlerdir. Duyguların fizyolojik yönü, ifade yönü ve yaşantı yönü olmak üzere üç yönü vardır. Duygularımıza bir takım fizyolojik tepkiler eşlik eder. Duyguların şiddeti arttıkça, fizyolojik tepkilerin şiddeti de artar. fiiddetli duygulara eşlik eden fizyolojik tepkilerin bazıları kolayca farkına varabileceğimiz kadar belirgindir. Duygularımızın ve duygularımıza eşlik eden fizyolojik tepkilerin ortaya çıkmasında sinir sistemimiz önemli bir rol oynar. Duygularımıza eşlik eden fizyolojik tepkiler doğrudan doğruya gözlenmeleri mümkün olmayan tepkilerdir. Bu tepkilerin yanı sıra, duygularımıza doğrudan doğruya gözlenebilen bazı davranışlar eşlik eder. Duygularımızı ifade edici niteliği olan bu davranışlar, bir dereceye kadar kontrolümüz dışında ortaya çıkmaktadır. Duygu ifade eden davranışların en yoğun olduğu bölge yüzümüzdür. Yüz ifadelerinin yanı sıra, duygularımız zaman zaman bazı beden hareketleri, jestler ve çıkarılan seslerle de ifade edilmektedir. Duygular, aynı zamanda, bizim farkında olduğumuz, hissettiğimiz yaşantılardır. Tüm duyguları temelinde yatan fizyolojik koşullar aynı olmasına rağmen, değişik duygular yaşamamız mümkün olmaktadır. Bunun nedeni duygusal yaşantılarımızın çoğunlukla, belirli bir ortamda, dış çevreden gelen uyarıcılar tarafından başlatılmasıdır.

Duyum ve Algı

Davranışlarımızı belirleyen temel süreçlerden olan duyum ve algı kavramlarını ve aralarındaki ayrımı tanımlamak
Çevremizden gelen uyarıcıların farkında olmamızı ve dolayısıyla bu uyarıcılara uygun davranışlarda bulunmamızı duyum ve algı adı verilen iki süreç sağlamaktadır. Duyum çevremizdeki enerji değişikliklerinin, yani uyarıcıların, bir duyu organı vasıtasıyla sinir enerjisi haline dönüştürülüp beyine ulaştırılması; algı da beyine ulaştırılan uyarıcıların yeniden örgütlenip yorumlanarak anlamlı hale getirilmesidir. Duyu organlarımız tarafından kaydedilen uyarıcıların örgütlenip, yorumlanarak anlamlı hale getirilmesi belirli ilkeler çerçevesinde yapılmaktadır. Bu ilkeler, aynı zamanda algısal yaşantılarımızın özellikleri ya da algının özellikleri olarak da adlandırılır. Seçicilik, değişmezlik, örgütlenme ve derinlik algısı algının başlıca özellikleridir.İçinde yaşadığımız çevreyi belirli bir yapısı, sürekliliği ve anlamı olan bir çevre olarak algılamamız bu özellikler sayesinde mümkün olmaktadır. Algı yanılmaları ve algıda öğrenmenin rolünü Açıklayabilmek Algının özellikleri, daha önce de belirttiğimiz gibi, günlük yaşam açısından büyük önem taşır. Değişmezlik, örgütlenme gibi özelliklerin yokluğu çeşitli ilizyonlara neden olmaktadır. Algının özelliklerinin doğuştan mı geldiği yoksa öğrenme yoluyla sonradan mı kazanıldığı sorusunun kökeni 17.yüzyıla kadar uzanan tartışmalı bir sorudur. Son yıllarda yapılan araştırmalar, algısal özelliklerden bazılarının doğumda var olduğunu, bazılarının da öğrenme yoluyla sonradan kazanıldığını göstermektedir.

Öğrenme

Öğrenme kavramını tanımlayarak, öğrenmenin yaşamımızdaki önemini tartışabilmek

• Öğrenme konusu yaşamımızda öylesine önemlidir ki, bir bakıma, tüm yaşamımızın bir öğrenme ve değişme sürecinden ibaret olduğu söylenebilir. Ancak, öğrenmenin yalnızca akademik bilgilerin kazanılması olarak tanımlanmaması gerekir. Yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelere öğrenme denir. Yaşamımızı sürdürürken tıpkı istendik davranışları olduğu gibi istenmedik davranışları da öğreniriz. Öğrenmenin üç temel yolunu; tepkisel koşullanma(Klasik şartlanma), edimsel koşullanma, gözlem yoluyla öğrenme süreçlerini ve davranışlara etkisini açıklayarak tartışabilmek.

• Öğrenmenin çok çeşitli yolları olmasına karşın, tüm öğrenme durumlarında, öğrenmenin temel özelliklerinin üç ayrı yoldan öğrenildiği önerilmiştir. Bunlar tepkisel koşullama, edimsel koşullama ve gözlem yoluyla öğrenme süreçleridir. Tepkisel koşullamada organizma doğuştan getirdiği bir tepkiyi bir başka uyarıcıya karşı göstermeyi öğrenir. Edimsel koşullama davranışların kendi yarattıkları sonuçlarına bağlı olarak değişmesi ve öğrenilmesi sürecidir. Her iki koşullama türünde de öğrenmenin olabilmesi için, öğrenen kişinin belirli uyarıcılarla doğrudan doğruya karşılaşması gerekir. Oysa gözlem yoluyla öğrenmede buna gerek yoktur.Başka insanların davranışlarını gözleyerek, söylediklerini dinleyerek ve yazdıklarını okuyarak da öğreniriz. Aslında bizim toplumsal bir varlık olmamızı sağlayan bilgi ve becerilemizin büyük bir bölümü gözlem yoluyla öğrenilmiştir. Bu bölümde söz konusu öğrenme türleri ayrı ayrı açıklanmış olmasına karşın, her hangi bir öğrenme durumunda bu öğrenme türlerinden her hangi biri veya üçü birden yer alabilir ve organizmanın öğrenmesini belirleyebilir.

Kişilik Psikolojisi ve Kişilik Kuramları

Kişilik Psikolojisi ve Kişilik kavramlarını tanımlayacak, kişiliğin gelişimine etki eden biyolojik ve çevresel etkenleri açıklamak Kişilik, çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Kişiliğin gelişmesini etkileyen başlıca etkenler biyolojik ve çevresel olmak üzere iki genel grupta incelenmiştir. Kişiliğin anlaşılması ve incelenmesine yönelik çeşitli kuramlar geliştirilmiştir.

Kişiliğin anlaşılması ve incelenmesine yönelik geliştirilen kuramları tanımlayabilmek Bunlardan başlıcaları psikoanalitik, sosyal öğrenme, davranışçı vb. kuramlardır. Kişilik kuramları karmaşık davranışları kısa ve açık ifadesini sağlamaları, mevcut bilgileri anlamlı bir bütün haline getirmeleri açılarından önemlidir. Sigmund Freud tarafından geliştirilen psikoanalitik kuram, kişiliği tanımlarken yapısal ve topografik görüşleri temel alır. Yapısal görüş zihinsel yaşamın bir biriyle çatışma halinde olan ancak birbirini tamamlayan id, ego ve süperego ögelerini tanımlar. Topografik görüş ise zihinsel yaşamın yüzeysel yapısını oluşturan betimleyici özellikleri bilinçaltı, bilinç öncesi ve bilinç olarak ele alır. Frud sonrası psikodinamik kuramlar ya da sosyal görüşlü psikoanalistler insanı sadece biyolojik bir varlık değil aynı zamanda sosyal bir varlık olarak toplumun bir ürünü görmüşlerdir. Bu kuramcıların arasında Adler, Horney, Fromm ve Sullivan yer alır. Bir diğer yaklaşım ise insancıl kişilik kuramıdır. Bu kuram sosyal gereksinim ve bilinçli (ego) süreçler üzerinde durur. Bu kuramlar daha çok kuramcıların isimleriyle anılır. Carl Rogers, Abrahan Maslow,Rolla May, Victor Frankl bu isimler arasında yer . Davranışçı kuram ise öğrenme kuramı ile paralel kavramları kullanmaktadır. Sosyal bilişsel öğrenme kuramları ise davranışçı kuramların bir uzantısı olarak öğrenme, bilişsel süreçler ve sosyal etki konuları üzerine yoğunlaşır. Kişiliğin değerlendirilmesi için yapılan kişilik testlerinin neler olduğunu ve özelliklerini açıklayabilmek Kişiliğin değerlendirilmesi çeşitli kişilik ölçekleriyle yapılır. Kişilik ölçekleri genellikle objektif ve projektif olmak üzere iki büyük kategoride incelenebilir. Objektif testlere MMPI, projektif testlere Rorschach ve TAT başlıca örnekler olarak verilebilir.

Davranış Üzerine Sosyal Etkiler

Sosyal etki kavramını tanımlayabilmek. Diğer insanların bireyin davranışlarında doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bir değişme meydana getirdiği durumlarda sosyal etkiden söz edilir. Bireyin davranışını etkileyen bu sosyal etkilerden, uyma, kabul etme ve itaat davranışlarını belirleyen etkenleri göz önüne alarak karşılaştırabilmek. Sosyal etki kendisini değişik biçimlerde gösterebilir. Uyma, kabul etme ve itaat sosyal etkinin en tipik örnekleridir. Uyma bireylerin davranışlarını üyesi oldukları grubun normlarına uyacak biçimde değiştirmeleri, kabul etme başkalarının isteklerini yerine getirmeleri, itaat ise otorite pozisyonundaki kişilerin emirlerine itaat etmeleri olarak tanımlanır. Uyma, kabul etme ve itaat her zaman ve her koşulda görülen davranışlar değildir. Belirli bir durumda bu davranışların görülüp görülmeyeceği bir çok etken tarafından belirlenir. Grubun, bireyin davranışı üzerindeki etkisini nedenleri ve oluşum koşulları ile açıklayabilmek.

Bu etkenlerden bazıları bireylerin, bazıları ortamın, bazıları da grubun özellikleriyle ilgilidir. Grup üyesi olma ya da diğer insanlarla birlikte bulunma bireylerin davranışlarını çok değişik biçimlerde etkileyebilmektedir. Sosyal hızlandırma, tanık etkisi, sosyal ketvurma, uçlara kayma ve özdenetimin ortadan kalkması bu etkilere verilebilecek örneklerdir.

Tutumlar

Tutum kavramının tanımlamak Tutum terimi sosyal psikolojide "bir bireyler atfedilen ve onun psikolojik bir nesneye ilişkin duygu, düşünce ve muhtemelen davranışlarını organize den bir eğitim" olarak tanımlanmaktadır. İnsanların kendileri için psikolojik olarak varolan her şeye karşı tutum sahibi olmaları mümkündür. Tutumun bileşenlerini tanımlayabilecek; tutum ve davranış arasındaki ilişkiyi ve ayrıldıkları noktaları açıklayabilmek Tutum üç bileşenden oluşur. Bireyin tutum nesnesine ilişkin düşünce, bilgi ve inançları bilişsel bile- şeni, tutum nesnesine ilişkin duygu ve değerlendirmeleri duygusal bileşeni, tutum nesnesine iliş- kin davranış eğilimleri ise davranışsal bileşeni oluşturur. Yapılan araştırmalar insanların her zaman tutumlarına uygun davranmadıkların göstermektedir. Ancak, tutum ile davranış arasında hiçbir şekilde ilişki yoktur denemez. Bir tutumu diğer tutumlardan ayıran bazı özellikler vardır. Kuvvet derecesi karmaşıklık derecesi, bileşenler-arası tutarlılık, diğer tutumlarla ilişki bu özelliklerden bazılarıdır. Bir tutumun değişmeye karşı ne ölçüde dirençli olacağı da kısmen, bu özellikler tarafından tayin edilmektedir. Tutumların oluşması ve şekillenmesinde rol oynayan etmenleri tanımlayabilmek.
Tutumların ölçülmesinde kullanılan teknikleri öğrenmek Tutumlar doğuştan gelmezler, öğrenme yoluyla sonradan kazanılırlar. Ana-baba, arkadaşlar, kitle iletişim araçları, tutum nesneleriyle olan kişisel yaşantılar tutumların oluşmasında rol oynayan faktörlerden bazılarıdır. Sosyal psikologlar tutumların ölçülmesine ilişkin mülakat, davranış gözlemi, psiko-fizyolojik ölçümler ve tutum ölçümü gibi araçları geliştirmişlerdir. Tutum ölçeği, ölçülecek olan tutum nesnesiyle ilgili bir dizi ifadeden oluşmaktadır
.
Tutum değişmesine etki eden etmenlerle birlikte günlük yaşamda tutum değişimini açıklayabilmek Öğrenme yoluyla kazandığımız tutumlarımızın değişmesi de mümkündür. Tutum değişmesi konusunda yapılan araştırmalar, tutum değişmesinde üç faktörün rol oynayabileceğini göstermiştir. Bunlar, bilgi kaynağı, mesaj ve hedeftir. Bilgi kaynağı tutum değiştirme amacıyla verilen bilginin kim tarafından verildiğine, mesaj bu kişinin nasıl verildiğine, hedef ise tutumu değiştirilmek istenen kişi veya kişilere işaret etmek için kullanılır.
 

havva578

Özel Üye
Katılım
28 Kas 2007
Mesajlar
314
Tepkime puanı
9
Puanları
0
davranıs bılımlerı kısa notlar

PSIKOLOJI:insan ve hayvan davranislarini inceleyen bilimdalidir.cevre organizma ve davranislar arasindaki iliskiyi inceler
davranislar 3 gurupda incelenir:
1/gozlemci tarafindan dogrudan jest ve mimik gibi.
2/dolayli yoldan
3/sinir sistemi faliyetleri ve fizyolojik surecler
- PSIKOLOJI BILIMINN TEMEL AMACLARI-

a)BETIMLEME:kosullarin saptanmasi
b)ACIKLAMA:temel ilke ve teorilerilerin olusturulmasi
c)YORDAMA:davranislarin onceden tahin edilebilmesi
d)KONTROL:davranislarin istenen duzeye ve bicime getirilmesi
***p***oloji BIYOLOJI,FIZYOLOJI,BIYOKIMYA,SOSYOLOJI,ANTRPOLOJI,VE EKONOMIYLE ICICEDIR..
PSIKOLOJININ DALLARI
A)DENEYSEL PSIKOLOJI:1879 wilhem wundt.
deneysel calismalrin cogu duyum algi gudu ogrenme bellek ve davranisin fizyolojik temelleri ile ilgili
2 onemli alt dali var.
1.fizyolojik:biolojik temelleriyle
2.karsilastirmali:zoolojiyle ilgili
B)GELISIM PSIKOLOJI:canlinin dogumundan olumune kadar biyolojik ve p***olojik dei***likleriyle ilgili
C)SOSYOL PSIKOLOJI:insanlarin toplumsal ortamdan nasil etkilendini inceler

***yani PSIKOLOJI BIREY DAVRANISI SOSYOLOJI GRUP DAVRANISI ILE ILGILIIDIR..
D)UYGULAMALI PSIKOLOJI:
1.KLINIK PSIKOLOJI:davranis bozukluklari kisiliin gelismesiyle ilgili
2.OKUL VE EGITIM PSIKOLOJISI:verimli ogrenme ortamlarinin arastirilmasi
3.ENDUSTRI VE ORGUT PSIKOLOJIISI:endustri ve isletmelerde kisilerin birbirleriyle ,isletmeyle,teknoloji ve arac gerecle
4.DANISMANLIK PSIKOLOJI;egitim kurumlarindaki ogrencilerin bireysel ve egitim_ogrenme iliskin sorunlariyla
5.p***ometri p***oloji:p***oloji davranisin degerlendirilmesi ve olculmesi matematiksel yontemlerin p***olojiyle uygulanmasi
PSIKOLOJININ YONTEMI
1.BILIMSEL ARASTIRMALARYLA ILGILI TEKNIKLER
AMAC:OZETLEMEK, SINIFLANDIRMAK,BIRBIRIYLE ILGILI YADA ILGISIZ DAVRANISSAL OLAYLARI INCELEMEK..
YONTEMLERI:
1.DOGAL GOZLEM:eneski verileri toplar
2.sistematik
3.testler:guvenilir ve gecerlilik olmali.
4.anket
5.mulakat
6.waka incelenmesi

2.DENEYSEL ARASTIRMALAR
AMAC:DAVRANISLARIN NEDEN VE SONUCLARINI ORTAYA KOYMAK..BUNU SAGLAYAN ISLEMLER;
1.BAGIMSIZ DEGISKENI DEGISIMLEME:BAGIMSIZ DEISKEN=BELIRLEYICI DEISKENDIR. BU SISTEMMATIK OLARAK DEISEREK DAVRANISI MEYDANA GETIRIR.
2.DEGISIMLEMENIN BAGIMLI DEGISKENEOLAN ETKISINI GOZLEMLEME:DENEYDE ETKILENMESI BEKLENEN DEGISKENE BAGIMLI DEISKENDIR. BAGIMLI DEISKEN=DAVRANIS
3.DIGER DEGISKENLERI KONTROL ETME:BIR DENEYDE NEDEN SONUC ARASINDANDAKINI BASKA BI DEISKEN ETKILEYEBILMESI.(BAGIMLI VE BAGIMSIZ DEISKEN ARASINDA YANI)
3.KORELATIF ARASTIRMALAR:BAGIMLI VE BAGIMSIZ DEISKEN ARASINDA AYRIMIN OLMADIGI DURUMDA KULLANILIR.
DOGADA KENDILIKLEIRNDEN OLAN VE KENDILIKLEIRNDEN DEISIM GOSTEREN DURUMLARDIR.
BUNUN YAPILMASI ICIN: incelenmek istene deisken belirlenir
iliskinn derecesi
davranislarn betimlenmesi
YASAM BOYU GELISIM
GERONTOLOJI: YASLILIK BILIMIDIR
gelisim p***ologlari insani fiziksel bilissel kisilik sosyal gelisim olarak incelerm
DAVRANISLARIN GELISMESINDE BIYOLOJIK VE CEVRESEL FAKTORLER
2 SORU UZERINDE ARASTIRMALAR MEVCUT. 1GELISIM KALITSALMI CEVRESELMI
2.GELISM HAYAT BOZYU DEVAM EDERMI yoksa farkli donemlerdemi?

kalitimin gelsim uzerindeki etkileri :eek:lgunlasma
cevrenin gelism uzerinde etkileri:eek:grenme ve sosyallesme(sosyallesme deger inanc tutum orf adet vb gibi)
DAVRANISIN GELISIMINI ACIKLAMAYA YONELIK KURAMLAR:
1. UYARICI DAVRANIS (U_D) KURAMI:CIKOLATA ISTEYEN BI COCUN ANNESINE AGLAYARAK BU ISTEYINI KABUL ETTIRMESI GIBI..
bu kuram cocuklarin konusmayi nasil ogrendikleri ve hic duymadiklari seyleri nasil solediklerini aciklamalari hakkinda yetersizdir.
2.SOSYAL OGRENME KURAMI:CEVRESEL ETKENLERE BAGLIDIR DAVRANIS KAYNAGIINI GOZLEYREK OGRENME TAKLIT VE OZDESIMDIR.
DONEM KURAMLARI VE GELISIM DONEMLERI
KRITIK DONEM:ONEMLI SONUCLARI OLAN DONEMDIR.
DONEMLER :BASKIN OLMALI,NITELIK OLARAK DIER DONEMLERDEN FARKLI OLMALI,TUM COCUKLAR GELISIM DONEMLERNI AYNI NDA OLMASADA AYNI ANDA GECMELIDIR.
FREUD A GORE KISILIIN TMELINI ILK 5 YIL OLSTURO.
PSIKOSEKSUEL GELISIM ICGUDUSEL DURTULERLE TOPLUMSAL ENGELLER ARASINDAI CATISMALARDAN KAYNATLANIO <FREUDUN SAVUNMASI>
ERIK E GORE :pSIKOSOSYAL GELISIM =CEVRESEL FAKTORLER
PAIGET:BILISSEL GELISIM 4 DONEMDE OLUSUR.
*DUYGUSAL _MOTOR DONEMI:0_2 YAS <NESNE DEVAMLILIGI>
*ISLEM ONCESI DONEM:2_7 YAS
*SOMUT ISLEMSEL DONEM 7_11
*FORMEL ISLEMSEL DONEM :11_..

***ERIKSONA GORE TEML GUVEN DUYGUSU ORAL DUYGUSAL DONEMDE GERCEKLESIR..

GUDULER VE DUYUMLAR.

GUDU:davraisis baslatan davranisin yon ve devamliiigni belirleyen bieye ait icsel gucdur.
dousdan gelen su icme gudusu gibi.
sonrada nkazanilan ise basarili olmak itibar vs.
icsel guduleyiciler:aclik ve susuzluk
dissal guduleyiciler:pismekde olan bi yemegin kokusu aclik duygusunu uyandirmasi
GUDULERIN SINIFLANDIRILMASI
1/BIRINCIL GUDULER:DOUSDAN GELIR 3 GRUPDADIR.
*FIZYOLOJIK KOKENLI
*CINSELLIK VE ANALIK GIBI FIZYOLOJIK KOKENI OLAN ANCAK BU KOKENDEN BAGIMSIZ DEVAM EDEN GUDU
*FAALIYET VE MANIPULASYON GUDULER (MERAK ARASTIRMA KURCALAMA VS)
2/SOSYAL GUDULER:SONRADAN KAZANILAN GUDULERDIR. BAGLANMA VE BASARMA GUDUSU GIBI.

*** GUDU HIYERARSISSI***
FIZYOLOJIK
GUVENLIK
BAGLANMA SEVME
KENDINE GUVEN BASARISI
KENDINE GERCEKLESTRME
DUYGULAR
DUYGULARIN FIZYOLOJIK YONU
DUYGULARIN FIZYOLOJIK YONU ARRTIKCA FIZYOLOJIK TEPKILERINDE SIDDETI ARTAR!!!!
FIZYOLOJIK TEPKILER =SINIR SISTEMI
PERIFERIK SINIR SISTEMI:BEYIN VE OMURILIGI VUCUDUN DIER KISMLARINA BAGLAYAN SINIR BAGIDR.
PERIFERIK 2 YE AYRILIO
OTONOM VE SOMATIK
otonom kalp atisi sinir sistemi ic salgi bezi faliytleri dir.somatik iskelet ve kas hareketleridir.
otonomda 2 ye ayrilio
sempatik parasempatik
sempatik vucudun gereken davranisi yapamaya hazir olmasi parasempatik de vucudun olustrduu tepki sonucu normal hale donmesidir.

duygularin ifade yonu :yuzifadeleri cikartilan sesler vs..
duygusal yasanti yonu:korku ofke mutluluk gibi
PSIKOMATIK BOZUKLUKLAR:UZUN SURELI DUYGUSAL GERILIMLERDEN KAYNAKLANAN MIDE ULSERI KAL DAMAR RAHATSIZLIKLARIDIR
DUYUM VE ALGI
DUYUM:cevremizzdeki uyaricilarin sinir akimi haline donusturulerek beynimize ulastirilmasi
ALGI:duyumlarin anlamdirilmasidir
alginn 4 ozelli vardir

*secicilik=dikkat
dikkati belirleyen uyarici yapisina iliskin etmenler;
*kontrast(zitlik)
*siddet ve buyukluk
*hareket
*tekrar
*gariplik ve yenilik
DIKKATI BELIRLEYEN BIREYSEL ETKENLER
*BEKLETILER:salonda misafirlerilere oturan annenin aglayan bebeginn sesini duyma olasilii yuksektr.
*IHTIYAC:buzdolabi almak isteyen kisinn dier reklamlra ilgisin olmamasi
*ILGILER
*OGRENME
**DEISMEZLIK:BUYUKLUK RENK PARLAKLIK DEISMEZLII GIBI ASINA OLDUMUZ NESNELERDE BOLE FARLILIKLAR GORUNSEDE AYNI ALGILANIRLAR,
**ORGUTLENME:MUZIKTEKI NOTALAR DEIL BUTUNLUK OLAN EZGI I ISITIRIZ,
3 SEKILDIR;
.SEKIL-ZEMIN ALGISI:DUVARDAKI TABLO SEKIL DUVAR ZEMINDIR
.GRUPLAMA:YAKINLIK BENZERLIK DEVAMLILIK
.TAMAMLAMA
DERINLIK ALGISI:3 BOYUTLU ALGILAMADIR .TEK GOZLE ELDE EDILEN IPUCLARINA MONOKULER
2 GOZLE ELDE EDILENE ISE BINOKULERDIR
MONOKULER IPUCLARI
*GOLGE
*ARAYAGIRME
*ACIKLIK
*DOGRUSAL PERSPEKTIF
*GORELI YUKSEKLIK
BINOKULER IPUCLARI>
AGTABAKASAL FARKLILIK
KONVERJANS
ALGI YANILMALAR <__>
>__<
 

ecivici

Yeni Üye
Katılım
9 Şub 2008
Mesajlar
1
Tepkime puanı
0
Puanları
0
çok teşekkür ederim lütfen varsa diğer üniteleri gönderirmisin ara sınavdan iyi not almam lazım eline sağlık
 

didem

Yeni Üye
Katılım
3 Şub 2008
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Elinise Kolunusa Gözünüse Sağğlikkk Allah Sewdiğinise Kawuşturrrsunnnnnnnnnnnnnnnnn:))
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
Davraniş Bilimleri 1. ünite

DAVRANIŞ BİLİMLERİ
1. ÜNİTE
SOSYOLOJİYE GİRİŞ ve YÖNTEM


Sosyolojinin inceleme alanı, bireyin içinde yer aldığı grup ve bu grubun davranışlarıdır. Buradan hareketle sosyolojiyi şu şekilde tanımlamak mümkündür:
Sosyoloji, insanların grup içi davranışlarını ve bireylerin davranışlarını etkileyen toplumsal güçleri inceleyen sosyal bir bilim dalıdır. Sosyoloji (toplumbilim), bir bütünü oluşturan bireylerin bütün davranışlarını inceler ve analiz eder. Dikkat edilmesi gereken nokta, sosyolojinin bireyi tek başına inceleme konusu yapmayıp onu üyesi olduğu grubun içinde incelemesidir. Çünkü yalnızca bireysel davranışların incelenmesi psikolojinin konusudur.
Sosyoloji incelemesinde, bireyin içinde bulunduğu grubu nasıl etkilediğini ve üyesi olduğu grubu nasıl etkilediğini ortaya çıkarmaya çalışır. Üniversiteleri, aileyi, sendikaları, siyasal partileri, inanç gruplarını ve örgütleri inceleyen sosyoloji, bireysel davranışları inceleme konusu yapmaz.
Sosyoloji, çeşitli yollarla bilgiyi elde eden ve bilgi üreten sosyal bir bilim dalıdır.
Bilim ise, mantık ve sistematik yollarla bilginin elde edilmesi ve üretilmesidir.
Bilim dalları temel olarak iki bölümde incelenir. Bunlardan ilki doğa bilimleri, ikincisi ise sosyal bilimlerdir.

Bilimin Çeşitleri:

Doğa Bilimleri
• Fizik
• Kimya
• Biyoloji

Sosyal Bilimler
• Psikoloji
• Sosyal Psikoloji
• Sosyoloji
• Tarih
• Ekonomi

SOSYOLOJİNİN ALT DALLARI
Sosyoloji, toplumsal yaşamın belirli bir yönünü konu almasına göre çeşitli alt dallara ayrılır. Sosyolojinin alt dalları şunlardır:
Bilgi Sosyolojisi: Sosyolojinin bu alt dalı; uygarlık, kültür, toplum, sınıf ve grup tiplerine göre incelikli bilgi türlerini ve biçimlerini araştırır.
Ekonomi Sosyolojisi: Ekonomi bilgilerinden faydalanarak; teknoloji, gelir dağılımı, tüketim ve farklılaşması, iş bölümü, ulusal düzeyde karar mekanizmaları ve yapıları gibi konuları araştırır.
Sanayi Sosyolojisi: Çalışma ya da iş sosyolojisi olarak da adlandırılan sanayi sosyolojisi; örgüt sosyolojisi, psikoloji, sosyal psikoloji, iş idaresi, ekonomi gibi dalların kurdukları ilişkileri kapsamakta ve bunları bir sentez haline getirmeye çalışmaktadır. Mesela sanayi sosyolojisi bir sanayi dalını inceleyecekse; verimlilik, işçi-işveren ilişkileri, sendikalaşma oranı, işyerinin ve çalışanların güvenliği ve işyerinin yapısı gibi konuları araştırır.
Kent Sosyolojisi: Kentlerin oluşumu, konutları, kent yaşamının insan ve toplum üzerine etkileri, kentsel yaşam, kentsel yaşamın doğurduğu sorunlar, kentlerin yerleşim düzeni, yeni kentlerin kuruluşu ve gelişmesi, kentsel imajların gruplara göre değişimi gibi konuları inceler.
Köy Sosyolojisi: Tarım kesiminin sorunları, kırsal alandaki toplumsal değişme, teknolojik değişmenin yarattığı sorunlar, değer sistemlerindeki değişmeler, kasaba-köy-şehir ilişkileri, köyde liderlik sorunu, köyün genel yönetim sorunları gibi konularını incelemektedir.
Din Sosyolojisi: Dinin toplumdaki yeri ve diğer toplumsal kuram ve oluşumlar üzerindeki etkileri teknolojik, ekonomik ve toplumsal değişmenin dinsel yaşamı belirleme biçimleri, sanayileşme ve kentleşme ile dinsel yaşam arasında ilişkiler, dinsel otoritenin toplumsal rolü ve gücü, kültür ve uygarlıkların dinsel temelleri, gibi konular din sosyolojisinin inceleme alanıdır.
Hukuk Sosyolojisi: Özellikle hukuk, ahlâk ve halkın görenek ve kurallarını ayırt etmede, yükümlülük düşüncesinin gelişiminde, suçluluk, ailelerin evrimi ve boşanma, yetki ve sorumluluk gibi konuları inceler.
Siyaset Sosyolojisi: En önemli amacı, toplumların yapılarıyla siyasal rejimleri arasındaki ilişkileri inceleyerek bir siyasal rejim modeline ulaşmaktır. Siyaset sosyolojisinde siyasal parti tiplerinin, parti fonksiyonlarının ve parti sistemlerinin incelenmesi önemlidir. Bu grupların ekonomik ve toplumsal kökenleri, siyasal otorite üzerindeki etki yolları ve biçimleri gibi konular araştırılır.
Eğitim Sosyolojisi: Sosyal ve ekonomik kalkınmada eğitim önemi ve ülkenin nüfus yapısının özelliklerine uygun bir eğitim planlamasına duyulan ihtiyacın belirlenmesi gibi konuları inceler. Eğitim sosyolojisi tüm ülkelerin kanunlarında belirtilen sosyal adalet, eğitimde fırsat eşitliği ve bölgeler arası dengesizliğin giderilmesi gibi temel toplumsal kuralları tespit etmeye çalışır.
Uygulamalı ve Klinik Sosyoloji: Uygulamalı sosyoloji, bilgi ve pratiğin birlikte kullanılmasıdır. Sosyoloji burada sorunları çözme aracıdır. Uygulamalı sosyolojinin bir grubunda ise sosyologlar değişime bizzat katılarak çözümler getirmeye çalışırlar ve bu tür sosyoloji klinik sosyoloji olarak adlandırılır.

SOSYOLOJİDE KULLANILAN ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
Diğer bilim dalları gibi sosyoloji de araştırma yapar ve bilgi toplar. Bununla kanunlara ulaşmaya çalışır.
Yöntem: Belirli bir amaca ulaşmada kullanılan yolların tümüdür.
Bilimsel Yöntem: Gerçeği öğrenmek ve toplumsal gelişme yasalarına ulaşmak amacıyla sistematik bilgi edinme yolu olarak tanımlanır.

Bilim Çalışmaları
Bilim, birbirleriyle ilgili iki çalışmayı kapsar:
• Teori (Bilgiyi biriktirmek)
• Yöntem (Veri toplamak)
Uygun yöntemler kullanarak toplanan bilgilerle kuramların doğruluğu ya da yanlışlığı ispat edilebilir.
Kuram: Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, bilimsel yöntemle saptanmış bilgilerden oluşan iç tutarlığı olan bir açıklama biçimidir. Kuramlar çeşitli olaylar arasındaki ilişkileri göstermeye ve bağlar kurmaya çalışır ve “Niçin?” sorusuna cevap arar.
Kuram üç temel unsurdan oluşur;
Önerme; Olaylar arasındaki ilişkileri ortaya koyarlar.
Kavram; Toplumsal olay ve olgularda ortak bir niteliği ifade eder.
Tanımlar; Olayların ve kavramların belirli bir sitematikle ifade edilmesidir.
Kuram Süreci: Bu süreçte tanımlardan kavramlara, kavramlardan önermelere, önermelerden de kuramlara ulaşılır. Kısaca kuram süreci; Tanım Kavram Önerme Kuram şeklindedir.

BİLİMSEL ARAŞTIRMA İLKELERİ
Bilimsel araştırmanın doğru, güvenilir ve geçerli olması için birtakım özellikleri taşıması gerekmektedir. Bilimsel araştırmada bulunması gereken özellikler şunlardır:
Nesnellik (objektiflik): Bilimsel araştırmada kişisel inanç, çıkar, beklenti ve alışkanlıklara yer verilmemelidir. Buna bilim ahlâkı da denir.
Doğruluk ve Tekrar: Bilimsel araştırmada mümkün olduğu kadar gerçeğe uygun olmalı (doğruluk) ve araştırma sonuçları diğer bilim adamları tarafından da ispat edilebilmelidir (tekrar).
Basitlik ve Açıklık: Bilimsel araştırmanın sonuçları açık ve basit bir şekilde ortaya konulmalıdır. Açıklanan kavramların diğer kavramlardan farklılıkları belirtilmeli ve açıklamalarda anlaşılır bir dil kullanılmaya özen gösterilmelidir.
Sınırlılık: Araştırılan konunun sınırları belirlenmelidir. Böylece konunun dağılıp başka yönlere gitmesi engellenmiş olur.

ARAŞTIRMA YÖNTEMİNİN TEMEL AŞAMALARI
Bilimsel bir araştırma yapılırken aşağıdaki aşamalar izlenir:
1. Araştırma konusunun tespiti ve tanımı
2. Konu ile ilgili literatür tarama
3. Hipotezin formüle edilmesi
4. Araştırma yönteminin tespiti (Deney saha araştırması, gözlem)
5. Verilerin toplanması (Hipotezin kabul ya da reddi)
6. Hipotezle ilgili sonuçlara ulaşmak

7. Aşağıdakilerden hangisi bilimsel yöntemde izlenmesi gereken aşamaların ilkini oluşturur?

a. Konu ile ilgili kaynakların taranması
b. Hipotezin formüle edilmesi
c. Araştırma yönteminin tespiti
d. Verilerin toplanması
e. Araştırma konusunun tespiti ve tanımı

Hipotez: Olaylar arasında ilişki kurmak ve olayları bir nedene bağlamak amacıyla tasarlanan bir önermedir.
Bağımsız Değişken: Bir araştırmada neden olarak ele alınan öğe. hipotezde belirleyici değişken.
Bağımlı Değişken: Bağımsız değişkene bağlı olarak değiştiği kabul edilen değişkendir.

Verileri Toplama ve Analiz Etme Teknikleri
• Deney
• Gözlem
• Saha Araştırması

Gözlem Çeşitleri
Gözlem çeşitleri basit gözlem ve sistematik gözlem olarak ikiye ayrılır. Basit gözlem ise katılımlı ve katılımsız gözlem olmak üzere ikiye ayrılır.
Basit Gözlem: Standart bir tekniğe dayanmayan tekrarlanması rastlantılara kalmış gözlemdir.
• Katılımlı Gözlem: Gözlemci olaya doğrudan katılarak gözlemde bulunur.
• Katılımsız Gözlem: Gözlemci gözleyeceği olayın ya da grubun dışında kalarak gözlemde bulunur.
Sistematik Gözlem: Kullandığı standartlaştırıcı araçlarla toplanan verileri denetleme olanağı sağlar.
Saha Araştırması
Sosyologların, insanlara çeşitli konular hakkında yazılı ve sözlü sorular sorarak cevap alması ve araştırmasını bu teknikle gerçekleştirmesi, saha araştırması olarak tanımlanır. Saha araştırması iki teknik kullanılarak yapılır. Bunlar;
• Görüşme (Mülakat) Tekniği
• Anket (Soru Kağıdı) Tekniği: Bilgi verecek kişilerin doğrudan okuyup cevaplayacakları soru ve cevap formlarının hazırlanması yoluyla bilgi toplanmasıdır. İki biçimde yapılabilir:
. Grup Tipi ve
. Postayla

Monografi: Belli bir grup veya özel bir örneğin gözlenmesidir.
Örnekleme: İncelenen konunun bütünü üzerinde araştırma yapmak zor olduğu için, incelenen konunun bir kısmının ele alınması, incelenmesi ve varılan sonuçların genelleştirilmesidir. Örnekleme için iki genel koşul;
• Örneğin temsil yeteneği
• Örneğin yeterliliği

Verilerin Sunumunda Kullanılan İstatistiksel Teknikler
Verilerin sunumunda iki tür istatistik teknikten faydalanılır:
1. Korelasyon
2. Tablolar biçiminde sunma

GÜVENİLİRLİK VE GEÇERLİLİK
Araştırmada elde edilen bilginin doğruluğu ve sağlamlığı iki koşula bağlıdır:
Güvenilirlik: Bir ölçme aracının ayrı ayrı ölçümlerde kararlı ve benzer sonuçlar elde etme yeteneğidir.
Geçerlilik: Ölçme aracının ölçmek istediğini doğru olarak ölçebilmesi olarak tanımlanır.

ARAŞTIRMA ETİĞİ (AHLÂKI) KURALLARI
Sosyologlar da diğer bilim dallarında olduğu gibi araştırmalarda bazı kurallara uymak zorundadırlar. Araştırmacının uymak zorunda olduğu araştırma etiği (ahlâkı) kuralları şunlardır:
1. Açıklık
2. Dürüstlük ve gerçekçilik
3. İlgilenilen objeye veya konuya bir zarar vermemek
4. Araştırmacının kimliğinin saklanmaması

SINAVA YÖNELİK DEĞERLENDİRMELER

• Sosyolojinin tanımı ve incelediği konular…
• Sosyolojinin alt dalları (Hem “Hangisi sosyolojinin alt dalı değildir?” Hem de alt dallardan birinin incelediği konular verilip hangi alt sosyoloji dalına ait olduğu veya sosyolojinin alt dallarından birinin incelediği konular verilip hangisinin sosyolojinin inceleme alanı dışında olduğu)
• Bilimsel araştırma ilkeleri (Hem “Hangisi bilimsel araştırmanın ilkelerinden biri değildir?” Hem de bunlardan birinin açıklamasının verilip, bunun hangi ilke kapsamında olduğu)
• Araştırma yöntemlerinin temel aşamaları
• Anket (soru kağıdı) ile ilgili soru
• Seçeneklerde hangisinin araştırma etiği kurallarından biri olup olmadığı veya bunlardan birinin açıklaması verilerek hangi etik kurala ait olduğu…
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
Davraniş Bilimleri 2. ünite

DAVRANIŞ BİLİMLERİ
2. ÜNİTE
SOSYOLOJİNİN ORTAYA ÇIKIŞI VE KURAMSAL YAKLAŞIMLAR



İLK VE ORTAÇAĞDA TOPLUMSAL DÜŞÜNCE
Sofistler: Toplum, yapma ve uzlaşmak bir varlıktır. İnsanlar tarafından oluşturulmuş suni bir yapıdır. Toplum insanların gizli bir uzlaşmasıyla doğmuştur. Asıl olan toplum değil, tabiattır, doğadır. Doğada insanlar dil ve kanun olmaksızın yaşarlar.
Platon: Birey içinde yaşadığı devletin karakterini taşır. Bu nedenle insanı tanımak için onun içinde yaşadığı topluluğu gözönünde tutmak gerekir. Platon’a göre toplum:
- Toplum bir bütün ve sistemdir
- Tanrı tarafından kurulmuş bir düzene sahiptir
- Düzenin başında yöneticiler bulunur. Sonra asker, tüccar, çiftçi ve köleler gelir
- Toplumu oluşturan sınıfın tıpkı b ir vücuttaki organlar gibi belirlenmiş çeşitli görevleri vardır
- Toplum dünya içinde en yücedir, sonra ruh ve Allah mertebeleri gelir.
Platon’un en önemli eseri “POLİTİKA”dır.
Aristo: Hocası Platon’un etkisi altındadır. İnsanı toplum içinde yaşayan bir varlık olarak görür. Birey kendi varlığının anlamını toplum içinde yaşamakla anlar. İnsanlık toplumu ahlak ve hukuk esaslarına dayanır. Bu nedenle diğer topluluklardan ayrıdır. Aristo Platon’a göre daha gerçekçidir. Aristo’ya göre;
- Bütün; parçaların toplamından fazla birşeydir.
- Esas olan somut olandır.
Diğer düşünürlerden farkları; iki düşünür de idealist bir toplum yapısından söz etmiş, toplum ile devlet arasındaki farkı görmemiştir.

Hristiyan Düşünürler
Mistik ve skolastik dünya görüşü altında bir ilerleme gösterememiş birey ve toplumsal sorunlara olumlu yaklaşamamışlardır. İncil’e bağlı kalmış ve sorunları, olayları İncil’in emirleriyle açıklamaya çalışmışlardır. Buna göre devlet Allah’ın istemiş olduğu bir kurumdur. Dolayısıyla devletin başındakilere itaat etmek gerekir.

Farabi: Eserlerinde Eflatun ve Aristo’yu benimser. İnsaniyetçi bir düşünürdür. Ona göre; mükemmel devlet şekli bütün insanlığı içine alan bir dünya devletidir. İki çeşit site devleti vardır:
- Faziletli Şehir: Aydınlar tarafından yönetilir. İçine bilgin ve faziletli kimseleri alır.
- Faziletsiz Şehir: İçinde yaşanılan toplum şehir demektir. Burada güçlü ve güçsüz arasında sürekli mücadele vardır. Sonuçta güçsüz yenik düşer ve toplum doğar. Menfaat ve istekleri birleşen kimseler toplumu oluşturur.
İbn-i Rüşd: Devlet yaşlılar ve filozoflar tarafından yönetilmeli ve insanlar saadete ulaştırılmalıdır. Böylece her birey bütün toplumun mutluluğundan payını alır. Toplum organik bir birleşmedir. Kadın ve erkek eşittir.
Gazali: Devletin gerekliliğini savunarak modern devlet anlayışını getirir. İnsanın yalnız başına yaşayamayacağını, diğerlerine ihtiyacı olduğunu belirtir.
İbn-i Haldun: İslam düşüncesinin en seçkin temsilcisidir. Onun için temel sorun insan iradesi dışında meydana gelen sosyal olguyu açıklamak ve düzenli oluşumun nedenlerini belirlemektir. Tarih üzerinde özellikle duran İbn-i Haldun toplumsal olayların ve bunların tarihsel sürecinin belli kanunlar ve bu kanunların dile getirdiği neden-sonuç ilişkilerinin bulunduğunu söylemekte ve akılcılığa dayanmaktadır. Devletler de canlılar gibi doğar, büyür ve ölürler.
Doğal Hukuk: Toplumları idare eden kuralları birleştirme ortak ve değişmez. Prensipler amacını taşıyan bir öğretidir. En önemli düşünürler: İngiliz Thomas Hobbes, Fransız Jean Jacques Rousseau, Jean Bodin ve İngiliz John Locke’tur.

SOSYOLOJİNİN ORTAYA ÇIKIŞI ve BUNU HAZIRLAYAN ETKENLER

- Endüstri Devrimi
- Fransız Devrimi (1789)
- Emperyalist Gelişmeler (Teknolojik Gelişmeler)
- Doğa Bilimlerindeki Hızlı Gelişmeler

Auguste Comte
Bilimsel yöntemi sosyal dünyada uygula ma fikri “Pozitivizm” olarak adlandırılır ve bunu ilk öneren kişi de Comte’dur. Aynı zamanda sosyolojinin kurucuları arasında bu disipline ismini kazandıran kişidir. Fransız Devrimi’nden etkilenmiştir. İki önemli konu olan “Toplumsal Düzen” ve “Toplumsal Değişme” konularına yakın ilgi duymuştur.

Comte’a Göre Toplumsal Düzen
- Toplumsal Statik (Statik Sosyoloji): Bir toplumdaki düzeni ve durağanlığı incelediği için bir düzen kuramıdır.
- Toplumsal Dinamik (Dinamik Sosyoloji): Değişme ile ilgili olduğu için bir ilerleme kuramıdır.

Comte’a Göre Düşüncenin Gelişimi
- Teolojik (Hayali) Hal
- Metafizik (Soyut) Hal
- Pozitif (Bilimsel) Hal

Herbert Spencer
Sosyolojinin ikinci kurucusudur. Toplumun belirlenmiş kanunlar çerçevesinde işlediğini savunur. Toplumlar barbarlık aşamasından medeni toplumlar aşamasına doğru gelişen bir yapıdadır. Nesiller geçtikçe en yetenekli ve zeki insanların toplumun yaşamında önem kazanıp ayakta kalacaklarını, yeteneksizlerin, topluma uyum sağlayamayanların yok olacaklarını savunur. Spencer toplumsal düzen ve değişme konusunda bu çağda geliştirdiği biyolojik kuramla ün yapmıştır. Görüşü Darwin’in kuramına benzerlik taşıdığı için kuramına Sosyal Darwinizm de denir. Spencer insan toplumları ile diğer organizmaları karşılaştırmış ve aralarında benzerlikler görmüştür. Yani bir canlıda kalp, ciğer gibi organlar canlının yaşamına destek veriyorsa toplumun parçaları olan ekonomi ve devlet gibi kurumların da toplumun devamlılığında önemli katkıları vardır tezini savunmuştur. Düşünceleri sosyolojide fonksiyonalist ya da görevselci yaklaşımın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

Karl Marx
Çatışma kuramının yaratıcılarındandır. Sınıf yapısının temeli olarak üretim ilişkilerini görmüş, devlet ve düşünce sistemini toplumun üst yapısı olarak değerlendirmiştir. Marx’a göre;
Alt yapı; üretim araçları, üretim güçleri ve üretim ilişkileri anlamına gelir
Üst yapı; Din, sanat, ahlak, bilim gibi kültür kurumlarından oluşur. Aralarında karşılıklı ilişki olmamakla beraber üst yapı alt yapı tarafından yani ekonomik ilişkiler tarafından belirlenir der.
Marx’a göre sosyal bilimcilerin görevi; dünyayı açıklamak değil, değiştirmektir. Bu değişim de ihtilalci bir yaklaşımla olur. Toplumda kaçınılmaz bir çatışma olduğunu söyler. Bu çatışma endüstriyel toplumda iki sınıf arasında gerçekleşir. Bunlar endüstriyel bir işletmede çalışan, emeğini kiralayarak geçinen işçi sınıfı ile üretim araçlarına sahip olan burjuvazidir. Marx üretim araçlarına sahip olanlar ile olmayanlar arasındaki mücadeleye Sınıf Mücadelesi der ve tarih boyunca farklı toplumlarda olan mücadelenin toplumları yeni bir aşamaya getirdiğini vurgular. Geoge Hegel’in diyalektik sürecinde yoğun biçimde etkilenmiş ve onu idealist diyalektiğini, düşünceyi yaratan maddedir prensibiyle materyalist biçime dönüştürmüştür. En önemli eseri Kapital’dir.

Emile Durkheim
Toplumsal düzen sorunu ile ilgilenmiş ve toplumu birarada tutan güçlerin toplumun üyelerince paylaşılan ortak inanç ve değerler olduğunu söylemiştir. Durkheim toplumsal gerçeğin temelini toplumsal bilinçte görmektedir.
Toplumsal Bilinç: Bir toplumun bireylerindeki ortak inanç ve duyguların bütünüdür. Toplumu birarada tutan parçaların toplumun devamlılığına ne şekilde katkıda bulunduğunu araştırmıştır. Ona göre insan davranışlarını bireysel olarak anlamanın imkanı yoktur, ancak geniş bir toplumsal çerçevede anlaşılabilir.
Durkheim’in diğer bir ilgi alanı; endüstriyel toplumlardaki iş bölümüdür. İş bölümünün endüstriyel toplumlarda ortaya çıkardığı bir sorun anomidir. Anomi; endüstriyel toplumlarda ortaya çıkan bir kuralsızlık durumudur. Toplumda düzeni sağlayan kurallar yetersiz kaldığı zaman bu durum yani anomi ortaya çıkar. Anomi sonucu ortaya çıkan intihar Durkheim’in diğer bir ilgi alanıdır. Durkheim bir gruptan bir gruba değişen intihar olaylarını araştırmış ve intihar nedenlerinin bireysel değil toplumsal kökenli olduğunu öne sürmüştür.
Durkheim’in amaçları:
- Sosyolojiyi ayrı bir bilim olarak diğer bilimler arasına yerleştirmek
- Bireysel davranışların toplumsal güçler tarafından ne şekilde etkilendiğini göstermek
- Toplumsal araştırmaları daha pratik hale getirmek
Sosyologları tıp doktoruna benzetir ve toplumsal hastalıkların doktoru olarak niteler. Durkheim’in sosyolojiye en büyük katkısı; sosyolojik yaklaşımı insan davranışlarını anlamada kullanması olmuştur.

Max Weber
Weber’in sosyolojik yaklaşımına göre; bu disiplin toplumsal yaşamının önemli sahalarındaki nedensel ilişkileri anlamalı ve araştırmalıdır. Dolayısıyla sosyoloji bir Anlam Bilimi’dir. Toplumsal olayları anlamada bir tek faktörün değil, bir çok faktörün etkili olduğunu savunur. Örneğin; düşünce, inanç, tutum ve duygular gibi... Weber sosyologların çalışma hayatlarında bir takım öznel değerlerden arınmış olarak hareket etmelerini ister. Buna Objektiflik İlkesi der. Kendisi endüstriyel toplumlardaki değişmenin yön ve biçimin bürokrasi ve bürokratik kurallar yüzünden arzu edilmeyen bir hale dönüştüğünü ve hayatların da akılcılık ve etkili olmaktan başka bir şey bilmeyen uzmanlar tarafından endüstriyel yaşamı olumsuz etkilediğni savunmuştur.
Weber Marx’tan farklı olarak toplumsal değişmenin mutlaka ekonomik kökenli olmasını kabul etmez. Ekonomik nedenlerin yanında sosyal nedenlerinde değişmede önemli bir faktör olduğunu savunur.
Weber’in sosyolojiye önemli bir katkısı ise anlama (Vertehesen) konusunda olmuştur.
Weber’in Anlama Süreci
- Sosyolog olayı gözler ve bireylerin duygularını görmeye çalışır
- Bireylerin motifleri yani güdülerini keşfetmeye çalışır
- Bireyin duygu ve güdülerine ilişkin davranışlarını veya faaliyetlerini açıklamaya çalışır.
Weber’in Kullandığı Teknikler
- İdeal tip analizi
- Tarihi analiz

SOSYOLOJİDE KURAMSAL YAKLAŞIMLAR
Fonksiyonalist (Görevselci) Yaklaşımlar
- Talcot Parsons: Toplumu meydana getiren parçalarında o toplumun devamlılığında belirli bir fonksiyonu vardır. Parsons’a göre Toplum bir fonksiyonlar bütünüdür. Yani nasıl bir organizmada örneğin; kalbin fonksiyonu kan dolaşımını sağlamaksa toplumda her kurumun o toplumun devamlılığında önemli bir görevi vardır. Bu yaklaşıma göre; fonksiyon belirli bir toplum içerisinde her geleneğin düşünce, değer ve inançların birey ya da grupların oynadığı roldür. Parsons yaklaşımında sosyal sistemi oluşturan parçaların (ekonomi, din, aile, politika ve eğitimin) toplumda yerine getirdiği fonksiyonların o toplum için fonksiyonel olması önemlidir. Kuram; toplumu organize olmuş düzenli ilişkilerden meydana gelen ve her bireyin toplumun temel değerlerini paylaştığı bir sosyal sistem olarak görür.
- Robert Merton: Kurama gizli ve açık fonksiyon kavramlarını ekleyerek geliştirmeye çalıştırmıştır.
Açık fonksiyon: Bir sistemin içinde bulunanlar tarafından arzulanan ve bilinen fonksiyonlardır. (Okulların öğrencileri eğitmesi bilgili kılması)
Gizli fonksiyon: Sistemin içinde bulunanlar tarafından ne bilinen ne de arzulanan fonksiyonlardır. (Okulların öğrencileri sokağa bırakmamak, belirli bir yaşa gelene kadar belirli konularla meşgul etmesi gibi)

Çatışma Yaklaşımı
Bu kuram toplumdaki rekabet, değişim ve gerginlik süreçleri üzerinde durmaktadır. Fonksiyonalist yaklaşımın tersine bu yaklaşım dünyada var olan devamlı bir mücadeleden söz etmektedir.
- Karl Marx: Marx toplumsal sınıflar arasında bir mücadeleden söz etmektedir. Marx’a göre bu mücadele toplumsal değişimin itici gücüdür. Bu mücadelede iki önemli sınıf, burjuva ve proleterya sınıfıdır. Marx’a göre tarih sınıflar arası bir mücadeledir. Marx bu gözlemleri yaptığı sırada kapitalist süreç başlama aşamasında idi. Bu nedenle endüstride çalışanlar işverenlerin insafına kalan ezici bir yöntemle karşı karşıya idiler. Temel haklardan yoksundular.
- Ralf Dahrendorf: Belirli bir otoritenin mevcut olduğu her yerde çatışmanın varlığından söz etmektedir. Belirli bir otoriteye sahip insanlar uyum için insanı zorlayabilmektedirler. Bu zorlama belirli bir direnç ve uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Böylece ortaya çıkan çatışmalar toplumun tüm kesimlerine yayılabilmektedir. Ancak bu yaklaşım gruplar arasındaki mücadelenin mutlak ihtilal gibi köktenci biçimde olmasını gerekli görmez. Bu mücadele toplu iş sözleşmeleri, parti politikaları, bütçe tartışmaları gibi biçimlerde olur.
- Lewis Coser: Çatışmanın özellikle birbiriyle yakın ilişkide bulunan insanlar arasında gelişebileceğini savunur. Bu insanlar birbiriyle sorumluluk ve güç ağlarıyla bağlıdırlar. Bireylerden bir tanesinin diğerlerine göre farklı bir ödül alması yerleşik ilişkileri bozacağı için çatışmalar çıkabilir. Sosyologlar bu nedenle hangi kültür ve örgütte olursa olsun mevcut ilişkilerde kimin kazanç sağladığı kimin ise zarar gördüğüne bakarlar.
Etkileşimcilik
Toplumda yer alan bireylerin birbirlerini etkilemelerini, karşılıklı ilişkilerini ve bu ilişkileri nasıl gerçekleştirildiğini inceler.
Diğer yaklaşımlardan farkı; Çatışma ve fonksiyonel görüş sosyoloji ile incelemelerinde makro konulardan toplumsal değişme, düzen, toplumsal sınıf gibi konuları incelerken etkileşim kuramcıları mikro bir yaklaşımla küçük gruplar aile, arkadaş ilişkileri üzerinde durmaktadır. Etkileşimcilik yaklaşımı bireyi odak olarak incelemektedir. Bu yaklaşım toplumlar bireylerden oluştuğuna göre onu ve ilişkilerini anlamadan toplumu anlamanın mümkün olmayacağını savunur.
Etkileşim yaklaşımına katkıda bulunanlar: Psikolog William James, eğitimci John Dewey, sosyolog Charles Horton Cooley, William Thomas, George Herbert Mead.
Etkileşim kuramcıları sembol üzerinde durduğundan “Sembolik etkileşim kuramcıları” da denir.
Sembolik etkileşim: Bireyler arasında sembollerle yapılan etkileşimdir. Sembolik etkileşim davranışımızın neye bağlı olduğunu kendimizi ve başkalarını tanımlamamızın analizini yapar.

SOSYOLOJİDE ORTAYA ÇIKAN YENİ YAKLAŞIMLAR

1. Sosyal Alışveriş Kuramı
İnsan etkileşiminin ödül ve cezalara dayalı olarak gerçekleşen bir alışverişle oluştuğunu ileri sürer.
Sosyal alışveriş kuramcıları: George Homans, Peter M. Blau’dur.
Sosyal alışveriş kuramının sayıltıları
- İnsan davranışının akılcı oluşu
- Ekonomistlerden ödünç alınan “Azalan Marjinal Yarar Yasası”
- Sosyal alışveriş durumunda insanlar verdikleri ile aldıkları arasında bir denge beklentisi içindedir.

2. Feminist Kuram
Bir toplum içerisindeki kadın ve erkekler arasındaki cinsiyet ilişkilerinin yapısını incelemektedir.
Margaret Anderson’ın Feminist Kuramı
- Liberal Feminizm: Kadın hakları ve kadının eşit statüsü üzerinde durmaktadır. Liberal feministler için önemli olan konular; kadının toplum içinde aşağılanması, ikincil statüsü, erkeğe oranla kanunlardaki eşit olmayan durumu ve kadın ve erkeğin toplum tarafından nasıl etkilenerek kendi hakkındaki benlik duygusunu geliştirdiği ve öğrendiğidir.
- Radikal (Köktendinci) Feminizm: Kadının toplum içinde baskı altında olduğunu, ezildiğini, toplumların erkekler tarafından yönetildiğini hakimiyetin erkeklerde olduğunu ve bu nedenle de kadınların baskı altında tutulduğunu savunur. Radikal feministler erkeğin bu gücü nasıl kazandığını ve nasıl bütün kurumları kontrol altında tuttuğunu araştırmaktadırlar.
- Sosyalist Feminizm: Radikal feministlerden daha fazla radikaldirler. Hatta kapitalizmi kadının ezilmişliğinin temel kaynağı olarak görürler. Bakış açıları Marksizmin kapitalizme bakış açısından da ötede gider. Diğer bir nokta patriyorki kavramıdır. Patriyorki; sosyalist ve endüstri öncesi toplumlardaki erkeğin üstünlüğünü simgeler. Buna göre kapitalist toplumlardaki sınıf yapısı içindeki güç ilişkileri erkeğin üstünlüğüyle birleşerek kadının toplum içinde ezilmesine neden olmaktadır.

TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİ
En önemli temsilci Ziya Gökalp’tir. Gökalp Durkheim’in “Toplumsal İşbölümü” adlı kitabında savunduğu ahlak anlayışını benimsemiş, Türk Folklörü, Türk Masalı üzerinde sosyolojik araştırmalar yapmıştır. Gökalp’in sosyolojisinin eksenini “ulus” ve “terakki” konuları olmuştur. Diğer Türk sosyologlar; Ahmet Rıza, Ahmet Şuayip, Salih Zeki’dir.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
Davraniş Bilimleri ünite 3/4

ÜNİTE -3 Toplum ve Toplumsal Yapı



Sosyolojik Analizlerin 2 Boyutu Vardır.



MAKRO: Sosyolojinin konusu toplumun kendisi, genel yapısı ve ilişkileridir.

MİKRO: Sosyal etkileşim üzerinde durmaktadır.



TOPLUM

Toplum ve birey birbirinden ayrılamaz parçalardır. Toplumun birey üzerindeki etkisi daha fazladır. Toplum içinde yaşadığımız her şey öğrenilerek kazanılır. Toplum insanları etkileyen gerçek ilişkiler bütünüdür.

Toplumdan Söz Edebilmek İçin Belirli Şartlar Olmalıdır:

Belirli bir toprak parçası

Belirli idare biçimimini benimsemek

Ortak kültür

TOPLUMSAL YAPI:



Toplumdaki organize olmuş toplumsal ilişkilerin bir bütünüdür. Toplumun çerçevesidir.

Toplumsal Yapıyı Oluşturan Parçalar 6.tanedir:

1. Kültür: Çevremizdeki insanlardan öğrendiğimiz toplumsal bir

mirastır (dil, inançlar, değerler)

2. Toplumsal Sınıf: Kalabalık bir insan grubu, sahip oldukları benzer gelir düzeyi eğitim ve yaptıkları işler ve kabaca karşılaştırılabilir saygınlık ölçüleriyle toplumsal sınıf olarak tanımlanır.

3. Statü: Bireyin toplum içindeki pozisyonudur. Birkaç statüye sahip

olunabilir. Bunlardan birinin önemli olması temel statü ve master statüdür.

Bireyler toplum içinde statüsünü 2 biçimde elde ederler:

a. Edinilmiş Statü: Bireyin doğrudan bir çabası olmadan kendi dışındaki faktörler tarafından sağlanan statüdür. (yaşlı, genç, kadın, erkek)

b. Kazanılmış Statü: Bireyin kendi isteği ve çabalarıyla, gönüllü



Rol: Öğretmenlik, Meslektaşlık, Babalık, Araştırmacılık

5. Gruplar: İnsanların bir grubu oluşturabilmeleri için aralarında kesin bir ilişkinin ve etkileşimin olması gerekir. Grup Üyeleri benzer değer, norm ve beklentileri paylaşırlar.

a. Birincil Gruplar: Grup Üyeleri arasında yoğun bir biçimde ilişki olan ve birbirlerine sevgi ve özveri duyguları ile bağlı insanlardır. (Aile, Arkadaşlık)

b. İkincil Gruplar: Birbirleriyle geçici bir biçimde ilişki kuran ve çıkar amacı taşıyan gruplardır. (İşletmeler, siyasi partiler)

6. Toplumsal Kurumlar: Toplumsal Kurumlar toplumun yapısı ve temel değerlerini koruması açısından zorunlu sayılan nispeten sürekli kurallar topluluğudur. .



Sosyologlar 9 Temel Kurum Tanımlamaktadır.



1. Aile

2. Din

3. Hukuk

4. Politik

5. Ekonomik

6. Eğitim

7. Tıp

8. Toplumsal Kurumlar

9. Askeri



Fonksiyonalist Kurama Göre toplumsal kurumlar 5 Temel Gereksinimi karşılar:

ı. Yeni Üyelere sahip olmak

2. Yeni Üyeleri toplumsallaştırmak

3. Mal ve hizmetleri Üretmek ve dağıtmak

4. Toplumsal düzeni korumak

5. Yaşama bir anlam kazandırmak



Çatışma Kuramı; bu temel fonksiyonları kabul etmekte ancak ortak amaç için uyumlu çalışmadıklarını ileri sürmektedir. Kurumların varlığını, zenginliğin korunması amacıyla küçük bir grubun elinde olması ile açıklar.

Görevselciler ise sosyal kurumları; insan ihtiyaçlarını karşılamak için var olduğunu öne sürmektedir.

TOPLUM TÜRLERİ (5 tanedir)



1. Avcı ve Toplayıcı Toplumlar:

40 kişiyi geçmeyen Birincil Gruplardır.

* En önemli kurum ailedir.

* Politik kurum yoktur.

* Bireyler eşittir.

* Göç olgusu yoğundur.

* Her birey belirli süre kabile reisliği yapar.

* En büyük zenginlik yiyecektir.

* Statü farklılaşması fazla değildir

2. Göçebe ve Çobanlık Toplumları

Çobanlık Yaparak geçimlerini sağlarlarmış.

* Ticaretin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.

* Çatışma artmıştır.

* Dini inançlar yaygın olarak yer alır.

* Birkaç tanrıya tapılır. '

* Nüfus artmaya, politik ve ekonomik kurumlar gelişmeye, toplumsal ve kültürel yapı farklılaşmaya başlamıştır.

3. Tarım Öncesi Toplumlar (İlkel Tarım Toplumları): Yerleşik bir yaşam düzenidir. Geçim çapa kullanarak yapılan tarımla sağlanır. Bu toplumlar bahçıvan kültürü özelliği taşırlar.

4. Tarım Toplumları:

* Geçimi tarıma bağlıdır.

* Şehirler kurulmuş ve sınıflar belirginleşmiştir.

1. Konusu sosyal etkileşim olan sosyoloji daima ne denir?

A) Mikro Sosyoloji B) İletişim Sosyoloji

C) Sosyal Bilimler D) Makro Sosyoloji

E) Etkileşim Sosyoloji

YANIT: A.

2."İnsanları etkileyen gerçek ilişkiler bütününe" ne denir?

A) Topluluk B) Grup

C) Rol D) Toplum

E) Yapı

YANIT: D



3.Aşağıdakilerden hangisi toplumsal yapıyı oluşturan parçalardan biri değildir?

A)Aile

B) Kültür

C) Sınıf

D) Statü

E) Rol

YANIT: A



4.Toplumun, toplum olarak algılanabilmesi için belli şartlar gerekir. Aşağıdakilerden hangisi bu şartlardan biri değildir?

A) Ortak bir toprak parçası

B) Ortak bir dil

C) Ortak bir idare

D) Ortak bir otorite

E) Ortak bir kültür

YANIT: B



5.Bireyin toplum içindeki pozisyonuna ne denir?

A) Rol B) Statü

C) Kültür D) Sınıf

E) Grup

YANIT: B





6.Aşağıdakilerden,hangisi toplumsal kurumlardan biri değildir?

A) Aile B) Din

C) Politika D) Hukuk

E) Rol

YANIT: E





7.Aşağıdaki/erden hangisi toplumların sahip oldukları temel karakteristiklerden biri değildir?

A) Her toplum değişime karşı direnç gösterir.

B) Toplumsal kurumlar birbirleriyle iletişim içindedir.

C) Her toplum belli bir dille iletişim kurar.

D) Toplumsal kurumlar zamanla değişirler.

E) Toplumsal kurumlar toplumdaki sorunların merkezidir.

YANIT: C













8.Fonksiyonalist kurama göre, toplumsal kurumlara belli nedenlerden dolayı gereksinim vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu neden/erden biri değildir?



A) Yeni üyelere sahip olmak

C) Mal ve hizmet üretmek

B) Yeni üyeleri toplumsallaştırmak

D) Grupları yönetmek

E) Toplumsal düzeni sağlamak

YANIT: D





9.Toplum türleri içinde en ilkeli aşağıdaki/erden hangisidir?

A) Tarım öncesi topluluklar

B) Tarım Toplulukları

C) Avcılık ve toplayıcılık

D) Çobanlık

E) Endüstriyel

YANIT: C



10. Hangi toplum türünde edinilmiş statü/er yerine kazanılmış statüler görülmeye başlar?



A) Avcılık ve toplayıcılık

B) Çobanlık

C) ilkel tarım toplulukları

D) Tarım toplumları

E) Endüstriyel toplumlar



YANIT: E







ÜNİTE -4 KÜLTÜR





KÜLTÜR NEDİR?



Kültür: İnanç, değer, norm, "davranışlar ve bir nesilden diğer bir nesile aktarılan maddi öğelerden oluşan bir bütündür. "

Toplumda yaşayanların öğrendikleri ve paylaştıkları her şeyi kapsar. Toplumda yaşayan insanlara rehberlik eder, insanlar arasındaki ilişkileri yönlendirir.

Kültür, Toplumdaki paylaşılan ortak ürünlerden oluşur.

Toplum ise, ortak kültürü paylaşan ve birbirleriyle etkileşimde bulunan insanlardan meydana gelir.

Toplumda Kültür Öğeleri

1. Maddi:

2. Manevi: Soyut



KULTURUN ÖZELLİKLERİ:

. Toplumsal bir üründür. :Öğrenilerek kazanılır.

. İnsanlar arası etkileşim sonucu doğup, gelişir. *Dil kullanabilme yeteneği

. Genetik bir faktör değildir. (kalıtsal olarak babadan oğula geçmez)

. Her toplumun kültürünün kendine özgü oluşudur. "



KÜLTÜREL FARKLILIKLAR VE KÜLTÜREL BİRLEŞME

Gelenekteki değişiklik diğer gelenekleri etkiler ve değişikliğe neden olur. Toplumbilimciler bu olaya Birleşme adını vermektedir.

. Kültürün bütün parçalarının herhangi bir biçimde birbirlerine bağlanmasına Kültürel Birleşme (Entegrasyon) denir.



DİL VE KÜLTÜR



Kültür, insanların toplumsal mirasıdır. Kültürün yaratıcısı ve aktarılışı sembollere dayanır.



Sembol, insanların iletişimde kullandıkları anlam ifade eden her şeydir.

Sosyologları kültürün manevi öğelerine bazen Sembolik Kültür adını verirler. .

Dil, insanlar için evrensel olmasına karşılık, her ülkenin kendine uygun bir lisanı vardır.

Dil, insanların birbirlerine deneyimlerini, fikirlerini, bilgilerini aktarımlarına yardımcı olan alettir. Kültür, dil yardımıyla varlığını sürdürür.

Edward Sapir ve Benjamin Whorf: "Dünya hakkındaki görüşlerimizi etkileyen şey, öğrenmiş olduğumuz dille bağlıdır ve gerçeklik hakkındaki algılarımızı tayin eden şey kullandığımız dilin gramer ve kelime yapısıdır." tezini savunurlar.



KÜLTÜRÜ OLUŞTURAN PARÇALAR (NORM-DEĞERLER)



NORM: Kültürün belirlediği yerleşik davranış kurallarıdır. Toplumsal düzeni sağlayan bireylere yol gösteren doğru ve yanlışı olumlu ve olumsuzu belirleyen kurallar, standartlar ve fikirlere NORM denir.

Yaptırımı olan kurallar sistemidir.

Ödül ve ceza ile güvence altına alınır. Resmi ve Gayri resmi olabilir. Bireyin toplumsallaşma sürecinde öğrenilir (Bilet alırken kuyrukta bekleme)

Toplumdan topluma farklılık gösterir.

Toplum içinde de zaman içinde değişir.

DEĞER: Bir toplumun kültürünü öğrenmek demek o kültürün değerlerini bilmektir. .

İnsanların iyiyi, doğruyu, güzeli ve çirkini tanımlamak için koymuş oldukları standartlardır.

Norm ve Değerler Arasındaki Temel Farklılık Değerlerin soyut ve genel kavramlardan meydana gelmesi, Normların ise belirgin ve yol gösterici oluşlarıdır. .

Değerler bizlere kültür yoluyla aşılamakta olduğu için onları saptamak ve tanımlamak normlar kadar kolay değildir.



Sosyolog Robin Williams ABD'de 15 Temel Değerin Varlığını Saptamıştır.


ı. Başarı ve Yükselme
9. Demokrasi

2. Bireyselcilik
ıo. Eşitlik

3. Çalışma ve Aktif Olma
11. Eğitim

4. Pratiklik ve Yeterlilik
12. Dine Bağlılık

5. Bilim ve Teknoloji
13: Romantizm.

6. İyi bir hayat biçimi
14. Tek Eşle Evlilik

7. Humanistlik
15. Grup üstünlüğü ve Grup Başarısı

8. Özgürlük





Değerler zamanla değişebilir yerine yenileri gelebilir, eskiyen değerler atılabilir. Her Her Toplumun kendine özgü değerleri vardır.



Günümüzde Eklenen Değerler


1. Boş Zaman Etkinlikleri
3. Çevreye Saygılı Olma

2. Vücut Sağlığı ve Sağlıklı Yaşam
4. Kendi Kendine Yardımcı


Olma ve Kendini Gerçekleştirme




KÜLTÜRÜN KENDİ İÇİNDEKİ FARKLILIKLARI



Kültür, bir birleşmedir, her parçası birbirleriyle anlamlı bütünler oluşturur ve birbirini tamamlarlar.

Geleneksel endüstrileşmemiş toplumda kültür farklılıkları AZ Modern gelişmiş toplumda kültür faklılıkları ÇOKTUR

Popüler - Fakirlik Kültürleri

Popüler Kültür: Yaşadığımız günlük hayaI. hobilerimizi, TV. kitapları, sergileri kapsar. Bizi geçmişe bağlayan bir araçtır (Zeki Müren)

Fakirlik Kültürü: Antropolog Oscar Lewis öne sürmüştür. Fakirlerde başarılı olmak için gerekli istek, arzu ve disiplinin olmadığını ileri sürmektedir. Fakirlerin davranışlarının toplum tarafından sapkın olarak nitelendirildiğini savunmaktadır.

Hyman Radman: Bunu red ederek aşağı statü deki insanların toplumun temel başarı değerlerini red etmeden alternatif bir değer düzeni geliştirdiklerini öne sürmektedir.



İdeal- Gerçek Kültürler



İdeal Kültür: Toplumu bir arada tutan norm ve değerlerin sadece kurallarda geçerli olmasıdır.

Gerçek Kültür: Günlük yaşamdaki uygulanış veya bulunuş biçimidir. (Vergi kaçırma, Kopya çekme) Toplumda yaşayan insanlar ideal ve gerçek kültür ayrılığı üzerinde çok büyük bir önemle durmazlar. Bu tür zıtlıklar genelde gözardı edilerek görülmemeye çalışılır (Kendini budizme adamış bir rahip hayatımda kimseyi incitmeme, öldürmeme amacını güder ancak yaşaması için balık tutmalıdır ama balık tutmak da bir anlamda bir canlıyı öldürmektir.) . .

Demokratik hak ve özgürlükler üzerinde duran toplumda bireylerin seçme ve seçilme özgürlükleri Yoksa burada ideal ve gerçek kültür farklılığını görebiliriz.

Yüksek - Yaygın Kültürler: Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, zevkleri alışkanlıkları olan küçük bir grubun sahip olduğu kültürdür.



Alt - Karşıt Kültür

Alt Kültür (subcultures): Toplumun temel kültürel değerlerini paylaşan ancak bunun dışında kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimi olan gruplardır.

Alt kültür üyelerinin diğer alt kültürlere Etnosentrik Tutumları vardır. Yani kendi alt kültürünü üstün görüp diğerlerini aşağılarlar.

Yaşlılar içinde yaşadığı baskın kültüre artık Etnosentrik duygularla Bağlanmışlardı.

Bir grubun değer ve normları üyesi oldukları toplumun değer ve normlarını yansıtıyorsa buna Alt Kültür denir. Gruplar arasında ki faklılıklar büyüdükçe, sosyal çatışmaların derecesi de artar.

Karşıt Kültür: Bir alt kültür olup, norm ve yaşam biçimleri açısından içinde yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içerir.

Toplumun sahip olduğu, gurur duyduğu norm ve değerleri red ederek,

karşıt tutum ve davranışlara sahiptirler. Gençler arasında yaygındır.

Grubun değer ve normları toplumun genel kültürüne ters düşecek

nitelikte ise buna Karşıt Kültür denir.

ETNOSENTRİZM VE KÜLTÜREL RELATİvİzM



Kültür taassubu veya ben merkeziyetçilik diye bilinen Etnosentrizm kişinin kendi kültürünü temel olarak alması ve diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmesi demektir.

Boks ve güreşi en iyi spor, boğa güreşini vahşet olarak nitelendiren görüş Etnosentrik bir düşüncedir.

Etnosentrizmin hem olumlu, hem de olumsuz yönleri vardır. Bunlar: Olumlu Yönü : Grup bağlılığının artması

Olumsuz Yönü: Ayrımcılıklara neden olup, onları küçümsemeye ve dışlamaya iten davranışlara yol açmaktadır.



Bir toplumda yaşayanların öğrendikleri ve paylaştıkları _'e ne denir?



B) Sanat D) Rol



A) Kültür

C) Değer

E) Norm

YANIT: A. Kültür, bir toplumda yaşayan kişilerin o toplumdan öğrendikleri ve paylaştıkları herşeydir.



2.Aşağıdakilerden hangisi kültürün manevi öğelerinden biridir?

A) Giyim B) Moda

C) ,Bina D) inanç

E) Techizat


YANıT: D. Kültür kendi içinde hem maddi hem de manevi öğelere sahiptir. Inanç, değer gibi şeylerde kültürün manevi öğeleri arasındadır.



3.Aşağıdakilerden hangisi kültürün özelliklerinden biri değildir?

A) Nesilden nesile aktarılabilir B) Toplumsal bir üründür

C) Bir topluma özgüdür. D) Oğrenilerek kazanılır

E) Değişmez

YANıT: E. Kültür, değişen değer ve normları sayesinde zamanla çok yavaşta olsa değişir.



4. Kültürel birleşme nedir?

A) Anlam ifade eden değerler

B) Elit tabaka tarafından kullanılan benzer değerler

C) Kültür öğeleri arasındaki uyum

D) Yaptırımı olan kurallar

E) Kültürün bir alt kültürüdür.

YANıT: A. Kültürel birleşme yani integrasyon kültürü oluşturan öğeler arasındaki uyum ve benzerliktir.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
Çalışma yada iş sosyolojisi anlamına gelen sanayi sosyolojisinin inceleme alanlarından biri verimliliktir.

Bilimsel araştırmanın sahip olması gereken özellikler: Nesnellik,Doğruluk ve tekrar,Basitlik ve açıklık,Sınırlılık

Platon'a göre birey, içinde yaşadığı devletin karakterini taşır. Politika, Platon'nun en önemli çalışmasıdır.

Ziya Gökalp'in görüşlerini benimsediği batılı düşünür E.Durkheim'dir.

Babalık kazanılmış bir statüdür.(Statü, bireyin toplum içindeki pozisyonudur.)

Avcı ve toplayıcı toplumların özellikleri: Politik kurumların olmaması, Bireylerin eşit olması, Kararların grup tartışmaları sonucunda alınması, Göç olgusunun yoğun olması, Zenginlik mal ve mülk sahipliğinin yok denecek kadar az olması.

Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, Zevkleri ve alışkanlıkları olan küçük bir grubun sahip olduğu kültüre yüksek kültür denir.

İnsanların iletişimlerinin ve kültürü iletmelerinin kaynağı semboldür.

Toplumsallaşma bir etkileşim sürecidir.Birey ve toplum arasında bir bağ oluşturur.İnsanca davranışları öğrenme sürecidir.Belirli bir kişilik kazanma yöntemidir.

Bilim adamlarına göre yetiştirme yurtlarında yetişen çocuklarla normal aileler yanında yetişen çocuklar arasındaki farklılığın en temel nedeni sosyal iletişimsizliktir.

Yığın, birbirleriyle bir ilişkide bulunmayan ancak geçici bir nedenle yer işgal eden iki veya daha çok sayıdaki insanlardan oluşur. Bir öğrenci kulübüne üye öğrenciler yığın değildir.

Sendikalar, şirketler, bankalar, birlikler ikincil gruba(resmi grup) örnektir.

Sosyologların aile ve evlilik biçimlerini incelerken belirledikleri temel kategoriler: Eş sayısı, grup ilişkileri, otorite ilişkileri, çiftlerin yerleşimi, soy ve secere ilişkileridir.

Mutlu bir evliliğin koşulları: Eşi bir birey olarak sevme, evliliğin kutsal olduğuna inanma, eşi kendine yakın bir arkadaş olarak görme, yaşanan krizleri olumlu yaklaşımlara bakma.

Kast sisteminin dayanağı dindir.
Modern toplumların özellikleri: Düşük dini bağlılık düzeyi, kentsel yerleşim, küçük aile, düşük bebek ölüm oranı.


Sosyoloji:
İnsanların grup içi davranışlarına ilişkin bilimsel çalışmalar yapan ve bireylerin davranışlarını etkileyen toplumsal güçleri inceleyen bilim dalı Sosyoloji'dir.

Bilim adamının; gerçeğe mümkün olduğu kadar yaklaşmaya çalışması,bulguları aslına uygun şekilde söylemesi, incelediği olayları koşullara uygun şekilde tanımlaması, bilimsel araştırma ilkelerinden Doğruluk ile ilgilidir.

Bir toplumda yer alan bireylerin birbirlerini etkilemelerini, karşılıklı ilişkilerini ve bu ilişkileri nasıl gerçekleştirdiğini inceleyen sosyolojik yaklaşım Etkileşimcilik yaklaşımıdır.

Toplumsal yapıyı oluşturan parçalar: Kültür, Toplumsal sınıf, Statü, Rol, Grup, Kurumlar

Başarılı bir evliliği sağlayan koşullar: Eşi kişi olarak sevmek, Eşi yakın bir arkadaş olarak görmek, Evliliğin kutsal olduğuna inanmak, Eşin düşünce ve amaçlarına saygılı olmak.

TALCOT PARSONS yapısal-fonksiyonel yaklaşımın en önemli temsilcilerinden biridir.

Kültürün temel özellikleri: Kültürün toplumsal bir ürün olması. Dil sayesinde aktarılması. Öğrenilerek kazanılması. Her toplumun kendine özgü olması.

Saklambaç oynayan arkadaşlar toplumsal bir Grup oluşturur.

Toplum içinde arzulanan ve nadir olarak bulunan ödül, kaynak ve imtiyazlara ulaşma çabasına sosyoloji biliminde Toplumsal Tabakalaşma adı verilir.

Toplumsal gruba ait özellikler: Sürekliliğe sahip olması. Üyeler arasında ilişkiler bulunması. Üyelerin ortak amaçlarının olması. Üyeler arasında etkileşim olması.

Toplumsallaşmayı en etkili ve verimli olarak sağlayan kurum Eğitim kurumudur.

Ana, baba, erkek çocuklarla, evlenmemiş kızlar ve evlenen oğulun eş ve çocuklarından oluşan, otoritenin en yaşlı erkekte olduğu aile biçimi Birleşik Aile biçimidir.

Çok sayıda küçük, çekirdek ailenin aynı çatı altında oturmasıyla oluşan ve akrabalık bağlarının çok kuvvetli olduğu aile tipi Geniş ailedir.

Suçu insan varlığının normal bir parçası olarak gören ve hatta bu tür davranışların toplumun düzenliliği açısından olumlu sonuçları olduğunu savunan kuramsal yaklaşım Yapısal Baskı Kuramı'dır.

Tabakalaşmanın toplumsal bir zorunluluk olduğunu öne süren kavram FONKSİYONALİST (Görevselci) kuramıdır.

19.yüzyılın başlarında bazı insanların suça eğilimli olarak doğduklarını ileri sürerek, sosyal öğrenmenin sapkın davranışlar üzerinde etkili olduğunu savunan ve bunların biyolojik olarak dejenere olduğunu söyleyen kriminolog Cesare LAMBROSU'dur.

Ekolojinin kanunları: Herşey birbiriyle ilişkilidir. Hiçbir şey bedava değildir. Doğada hiçbir şey yok olmaz. Doğa, her şeyi iyi bilir ve iyi yapar.

Teknolojik Bağlılık kavramı, bilimde her teknolojinin kendinden önceki teknolojinin yarattığı sorunları çözümlerken, kendisinin de yeni sorunlara yol açtığını vurgular. (Alvin Weinberg)

P***oloji:

P***oloji biliminin temel amaçları: Betimleme, Açıklama, Kontrol, Yordama

Gelişim p***ologları, öğrenme olmaksızın, kalıtsal olarak belirlenmiş büyüme örüntüsüne Olgunlaşma adını verirler.

Deneysel p***olojinin önemli iki alt dalı: Karşılaştırmalı p***oloji, Fizyolojik P***oloji.

Fizyolojik bir ihtiyacın p***olojik sonucuna Dürtü denir.

Dikkati belirleyen uyarıcı özellikler: Kontrast, Hareket, Tekrar, Şiddet ve büyüklük.

Yaşantılar yoluyla davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelere Öğrenme denir.

Nedeni belli olmayan korkulara Kaygı denir.

Bir kapıyı açarken hangi açıdan bakarsak bakalım dikdörtgen şeklinde görürüz. Bu durum algı özelliklerinden ŞEKİL DEĞİŞMEZLİĞİ'ne örnektir.

Yürüme davranışı, bir ayağı biraz kaldırma, öne doğru uzatma, bu ayağı yere basma, sonra aynı hareketleri öteki ayakla yapma gibi küçük birimlerden oluşur. Bu örnekte olduğu gibi bir davranışın küçük birimlerine DAVRANIM denir.

Bir tür uyma davranışı olan benimseme üzerinde araştırma yaparak, grup normlarının oluşmasını açıklayan bilim adamı MUZAFFER ŞERİF'tir.

Analık, Açlık, Cinsellik güdülerinin bilinen bir fizyolojik temeli vardır. İnsan güdülerinin evrensel bir
hiyerarşi olduğunu ilk öne süren bilim adamı MASLOW'dur.

Dağların puslu havalarda uzaktaymış, güneşli havalarda ise yakındaymış gibi görünmesi monoküler ipuçlarından AÇIKLIK ile ilgilidir.

Bilişsel öğrenme kuramının savunduğu görüşler: Öğrenme, amaca ulaşabilmek için gerekli yolları bulma, bir tür problem çözmedir. Öğrenme, bilgi işleme tarzında meydana gelen değişikliktir. Öğrenmeyi, uyarıcı-davranım ilişkisi şeklinde küçük parçalara ayırarak incelemek uygun değildir. Öğrenmeyi anlayabilmek zihinsel süreçlerin incelenmesiyle mümkündür.

Kişiliği tanımlarken dikkate alınan özellikler: Biriciklik, Tutarlılık, P***olojik işlevsellik, Süreklilik.

P***oanalitik kuramda, bilinç altının kolayca hatırlanabilir kısmına Bilinç Öncesi denir.

Bireyin, aile ve yakınlarına herhangi bir bağlılığının olmaması, suçluluk ve ahlak duygularından yoksun olması, kendi çıkarlarına göre hareket etmesi, sebatsız ve sorumsuz olması, Sosyopati davranış bozukluğuna örnektir.

Şizofreni türleri: Basit tip, Paranoid tip, Katatonid tip, Hebefrenik tip.

Uyma davranışını belirleyen bireysel özelliklerden uyumu olumlu yönde etkileyenler: Bağlanma ihtiyacının yüksek olması. Kendine güvenin az olması. Otoriter tutumlara sahip olunması. Grubun çekici bulunması.

Kendine yeni araba satın alan birey, diğer marka arabaların reklamlarına daha az duyarlı olur. Tutum değiştirme (Cari Hovland) ile ilgili anlatılan durum BAĞLANMA hedefinin özelliğine örnektir.

Edimsel koşullama, çağdaş öğrenme p***ologlarından B.F.Skinner tarafından ortaya atılmıştır.

BANDURA, gözlem, taklit ve özdeşimin sosyal öğrenmedeki önemi üzerinde durmuştur.

Acil yardım gerektiren bir trafik kazasına çok sayıda insanın tanık olmasının, bireyin kaza geçiren insanlara yardım etme olasılığını azaltmasına Tanık Etkisi denir.

Tutumlarda, bir bilgi kaynağının güvenilir olarak algılanıp algılanmayacağını belirleyen en kritik faktör Niyet'tir.

Hedefin özellikleri: Tutumun kuvvet derecesi. Bağlanma. Kendilik değeri. Zeka.

P***olojik testlerde bulunması gereken en önemli iki teknik özellik: Geçerlilik ve Güvenirlik.

Bir testin hatalardan arınık ve istikrarlı olarak ölçme yapabilme niteliğine Güvenirlik denir.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
Davranış Bilimleri Ders Notları 2

Bir disiplin olan sosyoloji'yi tanımlamak.
• Sosyoloji insan ilişkileri konusunda çalışan ve bu ilişkileri inceleyen bir disiplindir. Sosyolojinin en önemli ayırıcı özelliği, onun bir bilim olmasıdır. Ancak sosyolojik incelemelerin hedefi insanlar arasındaki sosyal ilişkilerin yapısı üzerindedir. Toplumsal yaşamdaki yerini tartışabilecek; temel ilgi odağını, grup ilişkilerindeki önemini ve amacını açıklamak.
• Sosyoloji daha kısa bir biçimde, insan grubunu odak alır ve insanın grup içerisindeki davranışlarını inceler. Sosyologlar da toplumsal kurumlar ve insan ilişkileri üzerinde çalışan bilim adamlarıdır. Sosyoloji sadece normal davranışı değil, toplum içerisinde görülen anormal insan davranışlarını da inceler. Örneğin, sapkın bir davranış biçimi olan suçluluk, cürüm gibi. Ancak sosyolojinin konuya yaklaşım biçimi farklıdır. Sosyologlar (toplum bilimciler) suçluya değil, suçluluk konusuna eğilirler ve toplumsal şartların suç üzerindeki etkisini araştırırlar. Sosyologlar birbirinden izole olan insanlar üzerinde değil, birbirleriyle etkileşen diğer bir deyimle sosyal bir ortamda yaşayan insan gruplarıyla ilgili olarak çalışırlar. Bu nedenle ilgi sahası birey değil gruplardır. Sosyoloji on dokuzuncu yüzyılın başında bilimsel
yöntemin toplumsal olayları incelemede kullanılmaya başlanmasıyla bilimsel bir niteliğe kavuşmuştur. Bilimsel bilgi üretmede, belirli kurallara uyulması, belirli aşamalar takip edilmesi, bilgiyi kullanmada ve yorumlamada kolaylıklar sağlar ve başkalarının da kullanımına açar. Sosyolojinin alt dallarını tanımak.
• Sosyolojinin ilgi alanına giren konuya yaklaşım biçimi, onu diğer disiplinlerden ayrı kılar. Çünkü sosyologlar konuya, sahip oldukları değer ve önyargılardan arınarak olayların ve koşulların etkisinde kalmadan, objektif olarak bakarlar. Olaylar arasındaki neden ve sonuç ilişkilerini görmeye, anlamaya ve kuramlara ulaşmaya çabalarlar. Sosyolojinin üniversitelerde okutulan ve her biri ayrı bir ilgi sahasını oluşturan birçok alt dalı vardır. Bunlar arasında bilgi, ekonomik, sanayi, kent, köy, din, endüstri, hukuk ve siyaset sosyolojisi en yaygı n olanlarıdır. Bütün bilimler gibi toplumbilim de (sosyoloji de) araştırma ve değerlendirme teknikleriyle kavram ve kuramlar arasındaki yakın etkileşimle kendini yenileyerek gelişmektedir. Bu gelişme yakın zamanlarda ve hızlı bir gelişme temposuyla ortaya çıkan ve diğer bilimler arasındaki yerini almaya çalışan toplumbilimde de açıktır.
Sosyolojinin kullandığı yöntem ve bilimsel araştırmada takip edilmesi gerekli aşamaları tanımak ve örneklerle tartışabilmek. insan ilişkilerini inceleyen bir disiplin olarak sosyoloji de geniş uygulama sahasıyla, bu bilimsel yöntemi kullanmaktadır. Sosyoloji bu yöntemi, deney, gözlem ve saha araştırması teknikleriyle birlikte kuramlar geliştirmek, bilgi toplamak ve insan sistemini anlamak amacıyla kullanmaktadır. İnsanlar içinde bulundukları çevreyi tanımak ve meraklarını gidermek amacıyla araştırma yaparlar. Bilim, dünyadaki olayların niçinlerini bulmak amacıyla bilgi elde etme ve biriktirme yoludur.
Bilim birbiriyle ilgili iki çalışmayı içerir. Bunlar;
• Bilgiyi biriktirmek,
• Veri toplamaktır.
Bu iki çalışma bilimde kuram ve yöntem olarak adlandırılır. Kuramlar ilişkili oldukları konularda her zaman aynı biçimde ortaya çıkan gerçeklerdir. Kuramlar olayları daha iyi anlamamıza yardımcı olurlar ve niçin sorusunun açıklığa kavuşmasına yardımcı olurlar. Kuramın üç temel parçası vardır: Bunlar; önermeler, kavramlar ve tanımlardır. Önermeler, olaylar arasındaki ilişkileri ortaya koyarlar. Kavramlar ise, toplumsal olay ve olgularda karşılaşılan ortak bir niteliği ifade ederler. Kavramlar, tanımlar yoluyla üretilir. Eğer kavramlar açık bir biçimde tanımlanmazlarsa herkes tarafından farklı anlaşılırlar. Kuramları sınamak için bilimsel yöntemler geliştirilmiştir. Yöntem, kuramın tersine nasıl sorusuna cevap verir. Nesnel gerçeği en çok ve en iyi yansıtmayı amaçlayan her bilim, bilimsel yöntemi uygulamak zorundadır.

Bilimsel yöntem birkaç aşamalı bir gelişim gösterir. Bu aşamalar:
• Araştırılması gereken sorunu ortaya koymak.
• Hipotez ve önermeleri formüle etmek.
• Araştırma planı ya da veri toplama tekniği geliştirmek.
• Verilerin analiz ve özetini yaparak hipotezin mümkün olabilirliğini göstermek.
• Hipotezin doğrulanması, yeniden formüle edilmesi veya yeniden gözden geçirilmesidir.
• Her bilimsel disiplinin araştırma yöntem ve teknikleri birbirinden farklıdır.
Sosyologlar araştırmalarda üç farklı teknik kullanırlar.
Bunlar:
• Deney,
• Gözlem
• Saha araştırmasıdır.
Sosyolojinin Ortaya Çıkışı ve Kuramsal Yaklaşımlar
İlk ve ortaçağdaki toplumsal düşüncenin temellerini incelemek. insanlar toplum olarak bir arada yaşamaya başladıklarından itibaren, içinde yaşadıkları düzeni anlamaya çalışmış ve çeşitli fikirler ileri sürmüşlerdir. Toplumsal düşünce ilk defa filozofların felsefe sistemlerinde yer almıştır. ilk çağda düşünürler Sokrat'tan önceki ve sonrakiler diye ikiye ayrılır. Sokrat'dan önce sofislere rastlıyoruz. Sokrat'tan sonra önemli iki bilgin Platon ve Aristo'dur. Platon'a göre birey içinde yaşadığı devletin karakterini taşır. Aristo, Platon'a göre daha gerçekçidir. Hristiyan düşünürler Rönesans ve Reform'a değin mistik ve skolastik dünya görüşü altında büyük bir ilerleme sağlamazken, islam dünyasında olumlu düşünce sistemlerini görüyoruz. Bu çağlarda toplumla ilgilenen düşünürler arasında ibn-i Rüşd, Gazzali, Farabi ve ibni Haldun en önemlileridir. Özellikle ibn-i Haldun'un Mukadimesi bir sosyoloji kitabı niteliğindedir.
Sosyolojinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasında rol oynayan etkenleri açıklamak. Sosyolojinin ortaya çıkışında iki önemli toplumsal olgu yer alır. Bunlar: Endüstri Devrimi ve Fransız Devrimi'dir. Tarihe hiçbir değişme Endüstri Devrimi kadar uzun dönemli, etkili ve çarpıcı olmamıştır. Bu olgunun dışında doğa bilimlerindeki gelişmeler, bilimsel yöntemin kullanılışı ve yeni kıtaların keşfi de sosyolojik düşüncenin gelişiminde önemli bir yer tutar. İlk sosyologların toplum konusundaki düşüncelerini ve sosyolojinin üç temel yaklaşımı olan fonksiyonalist, çatışma ve etkileşimcilik yaklaşımlarını açıklamak. Sosyolojinin kurucuları arasında, adını koyan Auguste Comte'dur. Zamanın en özgün düşünürü olan Comte, doğa bilimlerinde kullanılan bilimsel yöntemin toplumsal olayları incelemede de kullanılabileceğini savunur. Daha sonra Herbert Spencer, biyolojik yaklaşımın kurucularındandır. Spencer, toplumu canlı bir organizmaya benzeterek incelemek ister. Karl Marx ise çatışma kuramının kurucusudur.
Düşüncelerinde bir diğer Alman düşünür olan Hegel'in etkisindedir. Marx'a göre toplumbilimcilerin görevi dünyayı açıklamak de¤il, değiştirmektir. Her şeyin birbiriyle çatışma içinde olduğunu savunan Marx, kuramını sınıf çatışması ile destekler. Sosyolojinin bilimsel alanda gelişmesinde önemli bir kişi de Fransız Emile Durkheim'dir. Durkheim, toplumsal gerçeğin temelini toplumsal bilinçte görür. Durkheim'in bir diğer ilgi alanı toplumsal işbölümü ve sonuçlarıdır. Modern bir Alman düşünürü ise Max Weber'dir. Weber, sosyolojide anlama üzerinde durarak, ideal tip ve tarihi analiz tekniklerini geliştirmiştir. Sosyolojide tarihsel gelişim içinde üç yaklaşım söz konusudur.
Bunlar;
• Fonksiyonalist yaklaşım,
• Çatışma yaklaşımı
• Etkileşimcilik yaklaşımıdır.
Sosyolojide yeni yaklaşımlardan sosyal alışveriş kuramı ve feminist kuramı tartışmaları ile inceleyebileceksiniz. İki modern kuram, Sosyal Alışveriş Kuramı ve Feminist kuramlar da giderek popüler hale gelen ve tartışılan kuramlar arasında yer almaktadır. Bu kuramlardan sosyal alışveriş kuramı, genelde ekonomistlerin, antropologların ve p***ologların fikirlerine dayalıdır. Kuram, insan etkileşiminin ödül ve cezalara dayalı olarak gerçekleşen bir alışveriş ile oluştuğunu ileri sürer. Kuramda sözü edilen değişim kavramı toplumsal bir değişimden çok karşılıklı bir alışverişi ifade eden bir nitelik taşır. Bu nedenle kurama sosyal alışveriş kuramı da denilmektedir. Feminist kuram kadının odak olarak alındığı bir perspektiften bakarak toplumsal yaşamı ve buradaki farklı sistem ve fikirleri irdelemektedir. Feminist kuram kadını temel obje veya ilgi odağı olarak görür ve inceler. Feminist kuram, liberal, sosyalist ve radikal olmak üzere temel yaklaşıma sahiptir.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
Davranış Bilimleri Ders Notları 3

Toplum ve Toplumsal Yapı
Toplum kavramını; onu oluşturan koşulları dikkate alarak tanımlamak. Toplum ve birey birbirinin ayrılmaz birer parçasıdırlar. En geniş anlamda toplum insanları etkileyen ilişkiler bütünüdür. Ancak bir toplumdan söz edebilmek için belirli şartlar gerekir. Bunlar ortak bir toprak, politik bir otoriteye uyum ve paylaşılan bir kültürdür. Toplumsal yapı ve bu yapıyı oluşturan parçalar olan kültür, toplumsal sınıf, statü, rol, kurum ve grupları açıklamak. Her organizmanın bir yapısı olduğu gibi toplumların da bir yapısı vardır. Bu yapı birbirleriyle ilişkili bir takım parçaların bütünüdür. Toplumsal yapı, bir toplumdaki organize olmuş toplumsal ilişkilerin bir bütünüdür. Toplumsal yapıyı oluşturan parçalar altı tanedir. Bunlar; Kültür, Toplumsal Sınıf, Statü, Rol, Grup ve Kurumlardır. Statü, bireyin toplum içindeki pozisyonudur. Edinilmiş ve kazanılmış olarak iki biçimde yer alır. Rol ise bir toplum içindeki insanların belirli bir biçimde oynadıkları oyundur. Her rolün bireyden bazı beklentileri vardır.Grup, belirli sayıdaki insanların etkileşimleri sonucu ortaya çıkan bir birleşmedir. En yaygın olarak birincil ve ikincil biçimde ikiye ayrılır. Toplumsal kurum ise toplumun temel değerlerinin korunması amacıyla zorunlu sayılan nispeten sürekli kurallar topluluğudur. Toplumsal düzeni sağlayan kurumlar dokuz tanedir. Bunlar: Aile, Ekonomi, Eğitim, Din,Politik, Hukuk, Tıp, Bilim ve Askeri kurumlardır.İnsanoğlunun tarihi gelişimiyle oluşan toplum türlerinin temel özelliklerini açıklayarak tartışabileceksiniz. İnsanoğlunun tarihsel gelişiminde beş yaygın toplum biçimi gözlemlenmiştir.
Bunlar;
• Avcılık ve toplayıcılık toplumları,
• Çobanlıkla geçinen göçebe toplumlar,
• İlkel tarım toplumları (tarım öncesi toplumlar),
• Tarım toplumları ve
• Endüstriyel toplumlardır.
Kültür
Toplum ve insan bilimleri için temel bir kavram olan kültürü ve temel özelliklerini, kültürel farklılıklar ve kültürel birleşme kavramlarını tanımlamak.
• İnsanoğlu gelişmiş beyin yapısı sayesinde yaşamda canlı kalıp bir kültür yaratabilir. Kültür, bir toplumda yaşayan insanların bütün öğrendikleri ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır. Davranış bilimlerinin incelediği hemen her şey bir kültür tarafından biçimlendirilir. Zamanla kültürün koyduğu kurallar bizim bir parçamız haline gelir. Toplum, Dil ve kültür ilişkisini açıklamak.
• Kültür, insanların kullandıkları bir dil sayesinde yayılır ve insanlar arasındaki etkileşimler sonucu doğup gelişir. Her toplumun farklı düşünce inanç ve değer sistemleri vardır. Her düşünce kalıbı yaşadığı kültür içinde önemlidir ve geçerliliği vardır. Kültürün bir diğer özelliği de öğrenilen davranışlardan
oluşmasıdır. Her toplumun kültürü, maddi ve manevi olmak üzere iki tür öğeden oluşur. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmaz bir bütünü içerirler. Toplum kültür olmadan var olamayacağı gibi; kültür de kendisini koruyan ve geliştiren bir toplum olmadan varlığını sürdüremez. Kültür dil sayesinde korunur ve gelecek nesillere aktarılır. Kültür kalıtımla babadan oğula geçmez ve her toplumun kültürü kendine özgüdür. Kültürü oluşturan parçaların
herhangi bir biçimde birbirlerine bağlanmasına kültürel birleşme denir.
• Kültür, norm ve değerlerle bir anlam kazanır. Normlar, o kültür içinde anlamlıdırlar. Kültürü oluşturan temel parçalardan değerler ve normu tanımlamak. yaptırımı olan yerleşik davranış kurallarıdır. Değer ise hangi toplumsal davranışların iyi, doğru ve istendik olduğunu belirten paylaşılan ölçüt veya fikirlerdir.Değerler böylece kültürel yaşantımıza rehberlik ederler.
Kültür kendi içinde popüler ve fakirlik kültürü, gerçek ve ideal kültür, yüksek ve yaygın kültür, alt kültür ve karşıt kültür olarak ayrılır. Popüler kültür yaşadığımız günlük hayattır. Fakirlik kültürü ise Oscar Lewis'in "fakirlerin sahip olduğu değerlerin, ekonomik yönden başarılı kişilerin değerlerinde farklı olduğuna" yönelik tezine dayanmaktadır. İdeal kültür toplumu bir arada tutan norm ve değerlerin sadece kurallarda geçerli olması iken gerçek kültür ise bunların günlük yaşamdaki uygulanış veya bulunuş biçimidir. Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, zevkleri, alışkanlıkları olan küçük bir elit grubun sahip olduğu kültür yüksek kültür olarak tanımlanırken, büyük halk kitlelerinin benimsediği yaşam biçimi, zevkler, farklı değerler yer aldığı kültür yaygın kültürü oluşturur. Diğer yandan toplumun temel kültürel değerlerini paylaşan ancak bunun dışında kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimleri olan grupların oluşturduğu kültür alt kültür olarak tanımlanmaktadır. Yine bir alt kültür olarak değerlendirilen karşıt kültür değer, norm ve yaşam biçimleri açısından içinden yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içermektedir. Etnosentrizm ve kültürel relativizm kavramlarını tanımlayarak; her iki görüşün olumlu ve olumsuz
yönlerini tartışabilmek.

• Bunlar kültürün kendi içindeki farklılıklardır. Etnosentrik görüş başkalarının kültürünü bireyin kendi kültürü açısından değerlendirmesi demektir. Kültürel relativist görüş ise kültürü kendi kalıpları içinde anlamak, önyargılı olmamak demektir.
Toplumsallaşma
Toplumsallaşma kavramını, özellikleri ve amaçlarından yola çıkarak tanımlamak ve bu süreçteki etkenleri açıklamak. İnsan dünyaya geldi¤inde en ilkel olarak bulunan, fakat kısa zamanda sahip olduğu yeteneklerini geliştiren
ve olgun bir canlı haline gelen varlıktır. İnsanın gelişmiş beyin yapısı ve öğrenme yeteneği onu diğer canlılardan ayırır. İnsanın kendine uygun davranışları öğrenmesi ve bunu gelecek nesillere aktarması sürecine toplumsallaşma diyoruz. Bu süreç insanın doğumuyla başlar ve bir yaşam boyu sürer. Bu süreç içerisinde insanoğlu yaşadığı kültürün, değer, tutum ve davranış biçimlerini öğrenirken aynı zamanda da kişilik kazanır.İnsanın olumlu bir toplumsallaşma süreci geçirebilmesi için en önemli şey onun diğer insanlarla kurduğu iletişimdir. Çevrelerinden uzaklaştırılarak, yalnız başına bırakılan kimselerin bu süreci başarılı olarak tamamlayamadıkları gelişim bozuklukları gösterdikleri saptanmıştır. Toplumsallaşma ile ilgili benlik, ayna benlik ve rol alma gibi sosyolojik kuramları tanımlayıp, toplumsallaşmadaki etkilerini tartışmak.Toplumsallaşma ile ilgili iki önemli kuram C.H.Cooley'in Ayna Benlik ve G.H.Mead'in Rol Alma ve Kendilik gelişimine ilişkin kuramlarıdır. Her iki kuramcıda benlik gelişiminde sosyal etkileşimin önemine değinmektedirler. Toplumsallaşma belirli bir rol davranışını öğrenmedir. Toplumun sahip olduğu kültürün aktarılmasında sorumlu olan toplumsallaşma kurumlarını tanımak. Toplumsallaşma sürecinde önemli olan altı kurum veya öğe bulunur.
Bunlar:
• Aile,
• Din,
• Eğitim,
• Arkadaş grupları,
• Kitle iletişim araçları,
• Çalışma ortamıdır.
Her kurumun etkisi bireyin içinde bulunduğu yaş durumuna bağlı olarak değişir. Toplumsallaşma her yaşta etkilidir ve yaşam boyu sürer.
Toplumsal Gruplar
Grup kavramını, diğer toplumsal oluşumlardan ayıran temel özellikleri dikkate alarak tanımlamak ve grup olgusunun toplumsal yaşamdaki yeri ve önemini kavramak. İnsanlar yaşantılarını birçok gruba üye olarak ya da bir grubun üyesi olarak geçirirler. Hepimiz en doğal bir biçimde aile grubunun bir üyesiyiz, daha ileride ise oyun, arkadaşlık ve iş gruplarına girmekteyiz. Ne zaman iki ya da daha fazla kişi bir takım ilişkiler içine girer, karşılıklı tutum ve davranışta birbirlerini etkiler ve bu ilişkiler belirli bir süre içinde gelişir ve nispeten süreklilik kazanırsa bir gruplaşma söz konusudur. Grup, üyeleri arasında belli ilişkiler bulunan ve her üyenin grubun varlığını bilinçli olarak fark ettiği, iki yada daha çok üyeden kurulu nispeten sürekli bir insan topluluğudur. Grup türlerini tanımlamak. Toplumsal gruplar farklı sosyologlar tarafından farklı biçimlerde sınışandırılmıştır. Örneğin, Tönnies'in cemaat ve cemiyet ayrımı, Emile Durkheim'in mekanik ve organik dayanışması birer grup olgusuna benzetilebilir. Çok benimsenen bir grup ayrımı da Charles Cooley'in birincil ve ikincil grup ayrımıdır.Birincil gruplar duygusal yakınlık ve fedakarlık yüklü, menfaat ilişkilerine dayanmayan birleşmelerdir.Grup dayanışması bu tür gruplarda yüksektir. Cooley, birincil grupları insan neslinin bakıldığı, korunduğu yerler olarak nitelendirir. İkincil gruplar ise bu ilişkilerin dışında kalan gruplardır. Bu gruplar, büyük çaplı, önemli ve resmi gruplardır. Karşılıklı çıkar ilişkileri önem taşır. Bu gruplara formal (resmi) gruplar da denmektedir. Bunların dışında, iç ve dış grup, referans grubu ve elektronik grup ayırımları vardır. Grubun büyüklüğü ve liderlik yapısında grup oluşumunda önem taşır. Grubun büyüklüğü arttıkça iletişim artar ancak grup birlikteliği ve dayanışması azalır. Gruplarda en yaygın olarak üç tür liderlikten söz edilebilir. Bunlar; Otokratik, Demokratik ve Bırakınız yapsıncı lider tipleridir. Grup normlarını karşılaştırarak açıklayabilmek.Grupların en büyük özelliklerinden biri de üyelerinin uymak zorunluluğu duydukları normlar geliştirmektedir. Gruplar için normlar, ortak bir davranış biçimi, ortak tutum ve inançlar, yerine getirdikleri görevlerine karşı geliştirdikleri ortak duygular olabilir. Gruplar üyelerinin tutumlarını değiştirebilme özelliğine de sahiptirler.
Aile Kurumu
Toplumsallaşmada etkili kurumlardan biri olan aile kavramının ve aile oluşumunda önemli olan evlilik kavramlarını tanımlamak.
• Ailenin toplumda temel bir kurum olarak görülmesinin iki nedeni vardır. Bunlar; ailenin en önemli görevinin insan türünü üretmek olması ve ailenin başka kurumların da kaynağını oluşturmasıdır.
• Ailenin toplumda çok önemli olan bir diğer görevi de toplumsallaşma denen bir olgunun bu kurum tarafından yerine getirilmesidir. Toplumsallaşma çocuk ve aile üyeleri arasında başlayan bir etkileşim sürecidir. Bu süreç yoluyla insan toplumdaki temel kuralları öğrenir ve içinde yaşadığı toplumun bir parçası haline gelir.
• Ailenin çeşitli biçimlerde tanımları olmakla beraber biz aileyi ana, baba, çocuklar ve taraşarın kan akrabalarından (aile biçimine göre) meydana gelmiş ekonomik ve toplumsal bir kurum olarak tanımlıyoruz. Aile yapıları ve türlerini açıklayarak, bunların görev ve işlevlerinin, değişen toplumsal olgularla değişim sürecini tanımlamak.
• Aile en basit bir biçimde çekirdek veya küçük aile ve geleneksel veya geniş aile olarak ikiye ayrılır.
Ancak, aileyi otorite figürüne göre ayıran tipolojiler de mevcuttur.
• Çağdaş toplumun ailesi, ana, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan küçük ya da çekirdek ailedir. Bu aile, modern sanayi toplumlarının özelliğidir. Çekirdek ailenin yapısı, içinde bulunulan modern toplum tarafından bu toplumun ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir. Aile ve evlilik biçimlerini tanımak.
• Evlilik biçimleri ise eş sayısına göre, Monogami ve Poligami olarak ikiye ayrılır. Çok eşli evlilik olan Poligami ise kendi içinde Poligini ve Poliandri olarak ikiye ayrılır.
• Gruba göre evlilik ise: endogami,exogami olarak ayrılır. Çiftlerin oturdukları yere göre ise: patrilokal, matrilokal,e neolokal, olmak üzere üç biçimdedir. Sosyolojinin önemli kuramlarının aile kurumunu ele alış biçimi ve analizlerini incelemek.
• Aileyi teorik bir çerçeve içerisinde üç bakış açısından incelemek olasıdır. Bunlar, Fonksiyonalist, Çatışma ve Sembolik Etkileşim modelleridir.
• Fonksiyonalist bakış açısı aileyi yerine getirdiği değişmez ve önemli görevleri nedeniyle ele alır ve inceler. Ailenin toplumda vazgeçilmez oluşunun nedeni yerine getirdiği fonksiyonlardır. Çatışma kuramı ailenin önemli bir kurum olduğunu kabul eder, ancak ailenin içinde geleneksel olarak var olan bir çatışma vardır, der. Burada kadın sömürülmekte erkek ise sömürücü bir rol oynamaktadır.
• Sembolik etkileşimciler ise, insanın, çevresinin ve ilişkilerinin bir ürünü olduğunu savunarak, ailede iletişimin önemine değinirler. Boşanmanın bireysel ve toplumsal nedenlerine eğilerek, çocuklar üzerindeki etkisi ve başarılı evliliklerin nedenleri açıklayabilmek.
• Aile kurumunda evlilik kadar yaygın bir diğer kurum da boşanmadır. Boşanma mevcut normlar ile eşlerin kendi arzularıyla evlilik birliğinin sona ermesidir.
• Çağımızda boşanma oranlarının artışının hem bireysel hem de toplumsal nedenleri mevcuttur. Genelde,
Türkiye'de de boşanmalarda sayısal bir artış söz konusudur. Dünyada gözlemlenen eğilime paralel olarak ekonomik kriz dönemlerinde boşanmalar azalırken, refah dönemlerinde artış göstermektedir. Enşasyon rakamlarının yüksek olduğu ve ekonomik bunalımın var olduğu dönemlerde eşlerin boşanma kararı alması zor olmaktadır.
• Boşanmaların özellikle çocuklar üzerinde olumsuz sonuçları bulunmaktadır. Bu nedenle boşanmaya karar veren çiftlerin bu konuda dikkatli düşünmeleri gerekmektedir.
Toplumsal Tabakalaşma ve Değişme
Toplumsal tabakalaşma kavramını, tabakalaşma sistemlerinin toplumlarda oluşum sürecini ve farklılıkları dikkate alarak tanımlamak. Hemen her toplumda tabakalaşmanın varlığını görmekteyiz. Yani insanları derecelendiren bir sistemin bulunduğunu ve bu sistem içerisinde bazı insanların daha fazla bir güç ve zenginliğe sahip, bazılarının ise bunlara yeterli ölçüde sahip bulunmadıklarını biliyoruz. Dünyada farklı biçimlerde ortaya çıkan tabakalaşma sistemleri bulunur. Bunlardan,kölelik, kast, zümre kapalı sistemler; sınıf ve statü ise açık sistemlerdir. Kölelik artık dünyada az rastlanan bir zorla çalıştırma sistemidir. Kast ise hala daha Hindistan'da geçerlidir. Hindistan'da dört ana kast bulunur. Her kastın yapacağı işler aşağı yukarı belirlidir. Zümre ise Avrupa'da feodal çağda ortaya çıkmış bir sistemdir. Bunlar yasaya dayanır ve hukuksaldır. Sınıf sistemi ise endüstriyel toplumun karakteristik gruplarıdır. Toplum konusunda son derece farklı görüşler mevcuttur. Toplum içinde bireyler işgal ettikleri mevkilere göre derecelenip örgütlenmişlerdir. Toplumsal sınıf (katman) kavramı üzerinde tam ve kesin bir tanım vermek çok güçtür. Toplumsal sınışar maddi ve kendiliğinden oluşan gerçeklerdir. O halde bir toplumun üretim sürecinde belirli ve benzer bir rol oynayan ve aşağı yukarı benzer ilişkileri yaşayan insanlar bütünü olarak toplumsal gerçekler, toplumsal sınışarı (katmanları) meydana getirir. Toplumsal tabakalaşma sistemiyle ilgili yaklaşımları karşılaştırarak inceleme ve tartışma olanağı yaratmak. Toplumsal sınıflar konusunda özellikle iki kuram göze çarpar. Birincisi Karl Marx'ın çatışma kuramı, diğeri ise Kingsley Davis ve Wilbert E. Moore tarafından ortaya atılan görevselci yaklaşımdır. Marx için sınıf bir makro grubun üretim sürecinde belirgin bir mevkii işgal etmesidir. Marx'a göre toplumların tarihi sınışar arasındaki mücadeleler tarihidir ve sınışarda devirlerinin ekonomik ilişkilerinin ürünüdürler. Davis ve Moore ise modellerinde tabakalaşmanın fonksiyonel bir zorunluluk olduğunu savunurlar. Bu kuram her toplumda o toplumun devamlılığı için yerine getirilmesi gereken görevler olduğunu belirtir. Önemli olan bu mevkilere en kalifiye ve yetenekli olanların gelmesidir. İnsanlara yaptıkları işler karşılığında verilen ödüller çok önem taşır. Toplumda rekabet unsuruyla en yetişkin ve en yetenekli olanlar daha iyi mevkileri elde etmek için mücadele edecekler ve bunun sonucunda da toplum en iyi kişiler tarafından yönetilecektir. Ancak, haklı olarak Marx'ın kuramına olduğu gibi bu kuramada çeşitli eleştiriler getirilmiştir. Her iki kuramın belirli yaklaşımlarını alarak ortaya attığı kuramla ilgiyi çeken bir diğer bilim adamı ise Gerhard Lenski'dir. Toplumsal Hareketlilik, Toplumsal Değişme ve Modernleşme kavramlarını oluşturan etkenleri ve aralarındaki farklılıkları tartışarak tanımlamak. Değişme her toplumun temel bir karakteristiğidir. Toplumsal kültürlerini gelecek nesillere değiştirerek aktarırlar. Değişme hızı toplumdan topluma farklı bir hız ve karakter taşır. Geleneksel toplumlarda değişme yavaş, endüstriyel toplumlarda ise hızlıdır. Toplumsal değişme konusundaki düşünürlerin ileri sürdükleri bazı sayıltılar bulunmaktadır.
Bunlar:
• Değişme doğaldır,
• Değişmenin önüne geçilmez,
• Değişme süreklilik gösterir,
• Değişme gereklidir,
• Değişme benzerlikler gösterir şeklindedir.
Toplumsal değişme kaynakları da iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır.
Dış kaynaklar:
• Çevresel Değişme,
• İstila,
• Kültürel temas,
• Yayılmalar.
İç kaynaklar ise:
• Kesişen ve icatlar,
• Nüfus hareketleri
olarak ikiye ayrılır. Değişmede çok önemli bir diğer kaynak ise teknolojidir.Teknolojinin toplumların değişmesine beş tür etkisi bulunmaktadır. Günlük dilde kullanılan modernleşme, yenileşme, çağdaşlaşma, ilerleme, kalkınma gibi deyimlerle, sosyolojik değişme arasında belirgin farklılıklar vardır. Toplumsal değişme bir değer yargısı taşımaz. Buna karşılık kalkınma ve ilerleme bir amaca yönelik olarak bir değer yargısı taşırlar. Toplumsal değişmeye karşı olan
güçler de vardır. Bunların çoğu geçmişe bağlı olan toplumlardır. Toplumsal değişme konusunda unutulmaması gereken nokta ülkelerin değişme süreçleri bakımından bazı benzerlikler göstermesine karşın, her ülkenin kendi kültürüne özgü bir değişme sürecini benimsemesidir. Yirminci yüzyılın en önemli sorunlarından biri bu değişme olgusunun hızıdır.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
Davranış Bilimleri Ders Notları 4

P***oloji Bilimine Giriş
P***oloji Bilimini, onu oluşturan öğeleri ve temel amaçlarını dikkate alarak tanımlamak P***oloji canlı davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Sosyal bilimlerle biyolojik bilimler arasında yer alan, ancak matematik ve teknoloji gibi alanlardan da etkilenen p***oloji biliminin, araştırmaya ve uygulamaya yönelik dalları vardır. P***olojinin temel amaçları, davranışları betimlemek, açıklamak, yordamak ve kontrol etmedir. P***olojinin incelediği davranışlar üç grupta toplanabilir:
• Doğrudan doğruya, dolaysız olarak gözlenebilen davranışlar;
• Dolaylı olarak gözlenebilen davranışlar;
• Davranışların temelinde yatan sinir sistemi ve kas faaliyetleri ve fizyolojik süreçler. P***olojinin diğer bilimler arasındaki yerini ve ilişkisini tartışacak; p***olojinin araştırmaya ve uygulamaya yönelik dallarını ve alt dallarıyla ayrıntılı açıklayabilmek, farklılıkları tartışabilmek P***oloji, bir yandan organizmanın davranışlarını biyolojik temelinden anlayabilmek için biyoloji, biyoloji, fizyoloji, biyokimya gibi bilimlerle ilişki içindedir. Diğer yandan organizmayı sosyal bir varlık olarak ele aldığından sosyoloji, ekonomi gibi sosyal bilimlerle de çok yakın bir etkileşimdedir. P***olojinin kendi içinde bazı dalları vardır. Bu dalların her birinde davranış farklı bir yönden veya farklı bir bağlam içinde ele alınır. Bu alt dallar, Deneysel P***oloji, Sosyal P***oloji, Gelişim P***olojisi, Uygulamalı P***oloji ve P***ometrik P***oloji olarak sıralanabilir. P***oloji araştırmalarında kullanılan yöntem ve teknikleri açıklayabilmek P***oloji araştırmalarında çeşitli teknikler kullanılır. Bu tekniklerden bir grubu davranışların betimlenmesini sağlar. Deneysel araştırmalarda ise neden sonuç ilişkileri saptanmaya çalışılır. Deneysel çalışmaların bulguları davranışların betimlenmesi ve açıklanmasını sağlarken, bu bulgulardan hareketle, davranışların yordanması ve kontrol edilmesi de mümkün olur. Korelatif araştırmalarda doğada kendiliğinden mevcut olan değişkenlerin arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılır. Korelatif araştırmaların bulguları davranışların betimlenmesini sağlar. Bu bulgulardan hareketle, davranışların tahmin edilmesi de mümkün olur.
Yaşam Boyu Gelişim P***olojisi
Yaşam Boyu Gelişim P***olojisini, temel kavramları ve amaçlarını açıklamak ve tanımlamak
• Gelişim p***ologları, döllenmeden ölüme kadar yaşa bağlı olarak görülen davranış değişikliklerini incelerler. Gelişim p***olojisinin hem temel bilim hem de uygulamalı yanları vardır. Yaşam süresi denildiğinde, döllenmeden yaşamın sonuna kadar olan dönemler düşünülmelidir.Davranış gelişiminde, biyolojik ve çevresel etkenleri açıklamak
• Davranışların gelişmesinde kalıtımsal ve çevresel etkenler rol oynamaktadır. Zeka insanlarda genetik açıdan en fazla incelenen özellikler arasında yer alır. Tek ve çift yumurta ikizleriyle yapılan çalışmalar, zekanın kalıtım ve çevrenin etkileşimi sonunda tayin edildiğini göstermiştir. İnsanlara nasıl davranılacağını öğretmek, bir başka deyişle sosyal gelişim, insan yaşamının önemli bir yönüdür. İşbirliği, yardımseverlik ve diğerkamlık olumlu; saldırganlık ve düşmanlık ise olumsuz sosyal davranışlardan bazılarıdır. Davranış gelişimini açıklamaya yönelik geliştirilen başlıca kuramları tartışabilmek
• Davranışların gelişimini açıklamaya yönelik değişik kuramlar vardır. U-D kuramcılarına göre davranışlar olumlu ya da olumsuz pekiştirme ve ceza ile kontrol edilir. Sosyal öğrenme kuramına göre ise, davranışların kaynağı gözleyerek öğrenme, ve modellerin örnek alınmasıdır (taklit ve özdeşim). Freud, kişiliğin gelişmesinde yaşamın ilk yıllarının önemini vurgulamıştır. Erikson ise davranışların sosyal çevrenin etkisiyle, tüm yaşam boyu değişebileceğine inanmaktadır. Piaget 1920'lerden 1980'li yılların ortalarına kadar çocuğun zihinsel gelişimini incelemiş ve davranışların bilişsel gelişimle birlikte önemli ölçüde değiştiğini ve bilginin kazanılmasında bireyin aktif rol oynadığını vurgulamıştır. Ahlak gelişiminde de, bilişsel gelişimde olduğu gibi belirli dönemler vardır (Piaget ve Kohlberg). Ahlak gelişiminin son aşamasında bireyin içsel değerleri ve onuru, yargılarında önemli rol oynamaktadır.
Güdüler ve Duygular
Güdü kavramın tanımlayarak, güdüsel davranışların oluşumuna etki eden içsel ve dışsal güdüleri açıklamak Güdüler ve duygular davranışlarımızı belirleyen temel süreçler arasında yer alır. Güdü, bir davranışı başlatan ve bu davranışın yön ve sürekliliğini belirleyen içsel (bireye ait) bir güç olarak tanımlanmakta; bir güdü tarafından başlatılıp, yönlendirilen davranışlara güdüsel davranışlar denmektedir. Güdülerin hedeşeri olumlu veya olumsuz olabilir.Olumlu hedeşer yaklaşmak, olumsuz hedeşer kaçınmak istediğimiz hedeşerdir. Ayrıca, bazı hedeşer doğuştandır, bazı hedeşer öğrenme yoluyla sonradan ortaya çıkar. Güdülerin doğuştan gelen hedeşerine birincil hedeşer denir.
Bilinçdışı güdülenme kavramını tanımlayarak, güdüleri en yaygın kullanılan sınışandırma şekliyle (birincil güdüler ve sosyal güdüler) açıklamak ve güdülerin davranışlarımızı yönlendirmedeki hiyerarşisini incelemek Güdüsel davranışlarımızdan bazıları fizyolojik ihtiyaçlarımızla ilgilidir. Bazı güdüsel davranışlar ise çevresel uyarıcılar tarafından başlatılır. Güdüsel davranışların başlamasına yol açan fizyolojik kökenli nedenlere dürtü, çevresel uyarıcılara da özendirici adı verilir. Güdülerimiz, birincil güdüler ve sosyal güdüler olmak üzere iki grupta toplanabilir. Birincil güdüler birincil hedeşeri olan öğrenilmemiş güdülerdir. Sosyal güdüler öğrenme yoluyla kazanılan ve diğer insanlarla ilgili olan güdülerdir.Duygu kavramını tanımlayarak; duyguların güdüsel davranışlarımızla olan ilişkisini açıklamak Duygular, hem güdüsel davranışlara eşlik eden hemde güdüsel davranışlar başlatabilen süreçlerdir. Duyguların fizyolojik yönü, ifade yönü ve yaşantı yönü olmak üzere üç yönü vardır. Duygularımıza bir takım fizyolojik tepkiler eşlik eder. Duyguların şiddeti arttıkça, fizyolojik tepkilerin şiddeti de artar. fiiddetli duygulara eşlik eden fizyolojik tepkilerin bazıları kolayca farkına varabileceğimiz kadar belirgindir. Duygularımızın ve duygularımıza eşlik eden fizyolojik tepkilerin ortaya çıkmasında sinir sistemimiz önemli bir rol oynar. Duygularımıza eşlik eden fizyolojik tepkiler doğrudan doğruya gözlenmeleri mümkün olmayan tepkilerdir. Bu tepkilerin yanı sıra, duygularımıza doğrudan doğruya gözlenebilen bazı davranışlar eşlik eder. Duygularımızı ifade edici niteliği olan bu davranışlar, bir dereceye kadar kontrolümüz dışında ortaya çıkmaktadır. Duygu ifade eden davranışların en yoğun olduğu bölge yüzümüzdür. Yüz ifadelerinin yanı sıra, duygularımız zaman zaman bazı beden hareketleri, jestler ve çıkarılan seslerle de ifade edilmektedir. Duygular, aynı zamanda, bizim farkında olduğumuz, hissettiğimiz yaşantılardır. Tüm duyguları temelinde yatan fizyolojik koşullar aynı olmasına rağmen, değişik duygular yaşamamız mümkün olmaktadır. Bunun nedeni duygusal yaşantılarımızın çoğunlukla, belirli bir ortamda, dış çevreden gelen uyarıcılar tarafından başlatılmasıdır.
Duyum ve Algı
Davranışlarımızı belirleyen temel süreçlerden olan duyum ve algı kavramlarını ve aralarındaki ayrımı tanımlamak
Çevremizden gelen uyarıcıların farkında olmamızı ve dolayısıyla bu uyarıcılara uygun davranışlarda bulunmamızı duyum ve algı adı verilen iki süreç sağlamaktadır. Duyum çevremizdeki enerji değişikliklerinin, yani uyarıcıların, bir duyu organı vasıtasıyla sinir enerjisi haline dönüştürülüp beyine ulaştırılması; algı da beyine ulaştırılan uyarıcıların yeniden örgütlenip yorumlanarak anlamlı hale getirilmesidir. Duyu organlarımız tarafından kaydedilen uyarıcıların örgütlenip, yorumlanarak anlamlı hale getirilmesi belirli ilkeler çerçevesinde yapılmaktadır. Bu ilkeler, aynı zamanda algısal yaşantılarımızın özellikleri ya da algının özellikleri olarak da adlandırılır. Seçicilik, değişmezlik, örgütlenme ve derinlik algısı algının başlıca özellikleridir.İçinde yaşadığımız çevreyi belirli bir yapısı, sürekliliği ve anlamı olan bir çevre olarak algılamamız bu özellikler sayesinde mümkün olmaktadır. Algı yanılmaları ve algıda öğrenmenin rolünü Açıklayabilmek Algının özellikleri, daha önce de belirttiğimiz gibi, günlük yaşam açısından büyük önem taşır. Değişmezlik, örgütlenme gibi özelliklerin yokluğu çeşitli ilizyonlara neden olmaktadır. Algının özelliklerinin doğuştan mı geldiği yoksa öğrenme yoluyla sonradan mı kazanıldığı sorusunun kökeni 17.yüzyıla kadar uzanan tartışmalı bir sorudur. Son yıllarda yapılan araştırmalar, algısal özelliklerden bazılarının doğumda var olduğunu, bazılarının da öğrenme yoluyla sonradan kazanıldığını göstermektedir.
Öğrenme
Öğrenme kavramını tanımlayarak, öğrenmenin yaşamımızdaki önemini tartışabilmek
• Öğrenme konusu yaşamımızda öylesine önemlidir ki, bir bakıma, tüm yaşamımızın bir öğrenme ve değişme sürecinden ibaret olduğu söylenebilir. Ancak, öğrenmenin yalnızca akademik bilgilerin kazanılması olarak tanımlanmaması gerekir. Yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelere öğrenme denir. Yaşamımızı sürdürürken tıpkı istendik davranışları olduğu gibi istenmedik davranışları da öğreniriz. Öğrenmenin üç temel yolunu; tepkisel koşullanma(Kla*** şartlanma), edimsel koşullanma, gözlem yoluyla öğrenme süreçlerini ve davranışlara etkisini açıklayarak tartışabilmek.
• Öğrenmenin çok çeşitli yolları olmasına karşın, tüm öğrenme durumlarında, öğrenmenin temel özelliklerinin üç ayrı yoldan öğrenildiği önerilmiştir. Bunlar tepkisel koşullama, edimsel koşullama ve gözlem yoluyla öğrenme süreçleridir. Tepkisel koşullamada organizma doğuştan getirdiği bir tepkiyi bir başka uyarıcıya karşı göstermeyi öğrenir. Edimsel koşullama davranışların kendi yarattıkları sonuçlarına bağlı olarak değişmesi ve öğrenilmesi sürecidir. Her iki koşullama türünde de öğrenmenin olabilmesi için, öğrenen kişinin belirli uyarıcılarla doğrudan doğruya karşılaşması gerekir. Oysa gözlem yoluyla öğrenmede buna gerek yoktur.Başka insanların davranışlarını gözleyerek, söylediklerini dinleyerek ve yazdıklarını okuyarak da öğreniriz. Aslında bizim toplumsal bir varlık olmamızı sağlayan bilgi ve becerilemizin büyük bir bölümü gözlem yoluyla öğrenilmiştir. Bu bölümde söz konusu öğrenme türleri ayrı ayrı açıklanmış olmasına karşın, her hangi bir öğrenme durumunda bu öğrenme türlerinden her hangi biri veya üçü birden yer alabilir ve organizmanın öğrenmesini belirleyebilir.
Kişilik P***olojisi ve Kişilik Kuramları
Kişilik P***olojisi ve Kişilik kavramlarını tanımlayacak, kişiliğin gelişimine etki eden biyolojik ve çevresel etkenleri açıklamak Kişilik, çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Kişiliğin gelişmesini etkileyen başlıca etkenler biyolojik ve çevresel olmak üzere iki genel grupta incelenmiştir. Kişiliğin anlaşılması ve incelenmesine yönelik çeşitli kuramlar geliştirilmiştir.
Kişiliğin anlaşılması ve incelenmesine yönelik geliştirilen kuramları tanımlayabilmek Bunlardan başlıcaları p***oanalitik, sosyal öğrenme, davranışçı vb. kuramlardır. Kişilik kuramları karmaşık davranışları kısa ve açık ifadesini sağlamaları, mevcut bilgileri anlamlı bir bütün haline getirmeleri açılarından önemlidir. Sigmund Freud tarafından geliştirilen p***oanalitik kuram, kişiliği tanımlarken yapısal ve topografik görüşleri temel alır. Yapısal görüş zihinsel yaşamın bir biriyle çatışma halinde olan ancak birbirini tamamlayan id, ego ve süperego ögelerini tanımlar. Topografik görüş ise zihinsel yaşamın yüzeysel yapısını oluşturan betimleyici özellikleri bilinçaltı, bilinç öncesi ve bilinç olarak ele alır. Frud sonrası p***odinamik kuramlar ya da sosyal görüşlü p***oanalistler insanı sadece biyolojik bir varlık değil aynı zamanda sosyal bir varlık olarak toplumun bir ürünü görmüşlerdir. Bu kuramcıların arasında Adler, Horney, Fromm ve Sullivan yer alır. Bir diğer yaklaşım ise insancıl kişilik kuramıdır. Bu kuram sosyal gereksinim ve bilinçli (ego) süreçler üzerinde durur. Bu kuramlar daha çok kuramcıların isimleriyle anılır. Carl Rogers, Abrahan Maslow,Rolla May, Victor Frankl bu isimler arasında yer . Davranışçı kuram ise öğrenme kuramı ile paralel kavramları kullanmaktadır. Sosyal bilişsel öğrenme kuramları ise davranışçı kuramların bir uzantısı olarak öğrenme, bilişsel süreçler ve sosyal etki konuları üzerine yoğunlaşır. Kişiliğin değerlendirilmesi için yapılan kişilik testlerinin neler olduğunu ve özelliklerini açıklayabilmek Kişiliğin değerlendirilmesi çeşitli kişilik ölçekleriyle yapılır. Kişilik ölçekleri genellikle objektif ve projektif olmak üzere iki büyük kategoride incelenebilir. Objektif testlere MMPI, projektif testlere Rorschach ve TAT başlıca örnekler olarak verilebilir.
Davranış Üzerine Sosyal Etkiler
Sosyal etki kavramını tanımlayabilmek. Diğer insanların bireyin davranışlarında doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bir değişme meydana getirdiği durumlarda sosyal etkiden söz edilir. Bireyin davranışını etkileyen bu sosyal etkilerden, uyma, kabul etme ve itaat davranışlarını belirleyen etkenleri göz önüne alarak karşılaştırabilmek. Sosyal etki kendisini değişik biçimlerde gösterebilir. Uyma, kabul etme ve itaat sosyal etkinin en tipik örnekleridir. Uyma bireylerin davranışlarını üyesi oldukları grubun normlarına uyacak biçimde değiştirmeleri, kabul etme başkalarının isteklerini yerine getirmeleri, itaat ise otorite pozisyonundaki kişilerin emirlerine itaat etmeleri olarak tanımlanır. Uyma, kabul etme ve itaat her zaman ve her koşulda görülen davranışlar değildir. Belirli bir durumda bu davranışların görülüp görülmeyeceği bir çok etken tarafından belirlenir. Grubun, bireyin davranışı üzerindeki etkisini nedenleri ve oluşum koşulları ile açıklayabilmek.
Bu etkenlerden bazıları bireylerin, bazıları ortamın, bazıları da grubun özellikleriyle ilgilidir. Grup üyesi olma ya da diğer insanlarla birlikte bulunma bireylerin davranışlarını çok değişik biçimlerde etkileyebilmektedir. Sosyal hızlandırma, tanık etkisi, sosyal ketvurma, uçlara kayma ve özdenetimin ortadan kalkması bu etkilere verilebilecek örneklerdir
Tutumlar
Tutum kavramının tanımlamak Tutum terimi sosyal p***olojide "bir bireyler atfedilen ve onun p***olojik bir nesneye ilişkin duygu, düşünce ve muhtemelen davranışlarını organize den bir eğitim" olarak tanımlanmaktadır. İnsanların kendileri için p***olojik olarak varolan her şeye karşı tutum sahibi olmaları mümkündür. Tutumun bileşenlerini tanımlayabilecek; tutum ve davranış arasındaki ilişkiyi ve ayrıldıkları noktaları açıklayabilmek Tutum üç bileşenden oluşur. Bireyin tutum nesnesine ilişkin düşünce, bilgi ve inançları bilişsel bile- şeni, tutum nesnesine ilişkin duygu ve değerlendirmeleri duygusal bileşeni, tutum nesnesine iliş- kin davranış eğilimleri ise davranışsal bileşeni oluşturur. Yapılan araştırmalar insanların her zaman tutumlarına uygun davranmadıkların göstermektedir. Ancak, tutum ile davranış arasında hiçbir şekilde ilişki yoktur denemez. Bir tutumu diğer tutumlardan ayıran bazı özellikler vardır. Kuvvet derecesi karmaşıklık derecesi, bileşenler-arası tutarlılık, diğer tutumlarla ilişki bu özelliklerden bazılarıdır. Bir tutumun değişmeye karşı ne ölçüde dirençli olacağı da kısmen, bu özellikler tarafından tayin edilmektedir. Tutumların oluşması ve şekillenmesinde rol oynayan etmenleri tanımlayabilmek.
Tutumların ölçülmesinde kullanılan teknikleri öğrenmek Tutumlar doğuştan gelmezler, öğrenme yoluyla sonradan kazanılırlar. Ana-baba, arkadaşlar, kitle iletişim araçları, tutum nesneleriyle olan kişisel yaşantılar tutumların oluşmasında rol oynayan faktörlerden bazılarıdır. Sosyal p***ologlar tutumların ölçülmesine ilişkin mülakat, davranış gözlemi, p***o-fizyolojik ölçümler ve tutum ölçümü gibi araçları geliştirmişlerdir. Tutum ölçeği, ölçülecek olan tutum nesnesiyle ilgili bir dizi ifadeden oluşmaktadır.
Tutum değişmesine etki eden etmenlerle birlikte günlük yaşamda tutum değişimini açıklayabilmek Öğrenme yoluyla kazandığımız tutumlarımızın değişmesi de mümkündür. Tutum değişmesi konusunda yapılan araştırmalar, tutum değişmesinde üç faktörün rol oynayabileceğini göstermiştir. Bunlar, bilgi kaynağı, mesaj ve hedeftir. Bilgi kaynağı tutum değiştirme amacıyla verilen bilginin kim tarafından verildiğine, mesaj bu kişinin nasıl verildiğine, hedef ise tutumu değiştirilmek istenen kişi veya kişilere işaret etmek için kullanılır
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
DAVRANIŞ BİLİMLERİ 3. ÜNİTE Toplum ve Toplumsal Yapı ve Çalı

ÜNİTE -3 Toplum ve Toplumsal Yapı



Sosyolojik Analizlerin 2 Boyutu Vardır.



MAKRO: Sosyolojinin konusu toplumun kendisi, genel yapısı ve ilişkileridir.

MİKRO: Sosyal etkileşim üzerinde durmaktadır.



TOPLUM


Toplum ve birey birbirinden ayrılamaz parçalardır. Toplumun birey üzerindeki etkisi daha fazladır. Toplum içinde yaşadığımız her şey öğrenilerek kazanılır. Toplum insanları etkileyen gerçek ilişkiler bütünüdür.

Toplumdan Söz Edebilmek İçin Belirli Şartlar Olmalıdır:

Belirli bir toprak parçası

Belirli idare biçimimini benimsemek

Ortak kültür

TOPLUMSAL YAPI:




Toplumdaki organize olmuş toplumsal ilişkilerin bir bütünüdür. Toplumun çerçevesidir.

Toplumsal Yapıyı Oluşturan Parçalar 6.tanedir:

1. Kültür: Çevremizdeki insanlardan öğrendiğimiz toplumsal bir

mirastır (dil, inançlar, değerler)

2. Toplumsal Sınıf: Kalabalık bir insan grubu, sahip oldukları benzer gelir düzeyi eğitim ve yaptıkları işler ve kabaca karşılaştırılabilir saygınlık ölçüleriyle toplumsal sınıf olarak tanımlanır.

3. Statü: Bireyin toplum içindeki pozisyonudur. Birkaç statüye sahip

olunabilir. Bunlardan birinin önemli olması temel statü ve master statüdür.

Bireyler toplum içinde statüsünü 2 biçimde elde ederler:

a. Edinilmiş Statü: Bireyin doğrudan bir çabası olmadan kendi dışındaki faktörler tarafından sağlanan statüdür. (yaşlı, genç, kadın, erkek)

b. Kazanılmış Statü: Bireyin kendi isteği ve çabalarıyla, gönüllü



Rol: Öğretmenlik, Meslektaşlık, Babalık, Araştırmacılık

5. Gruplar: İnsanların bir grubu oluşturabilmeleri için aralarında kesin bir ilişkinin ve etkileşimin olması gerekir. Grup Üyeleri benzer değer, norm ve beklentileri paylaşırlar.

a. Birincil Gruplar: Grup Üyeleri arasında yoğun bir biçimde ilişki olan ve birbirlerine sevgi ve özveri duyguları ile bağlı insanlardır. (Aile, Arkadaşlık)

b. İkincil Gruplar: Birbirleriyle geçici bir biçimde ilişki kuran ve çıkar amacı taşıyan gruplardır. (İşletmeler, siyasi partiler)

6. Toplumsal Kurumlar: Toplumsal Kurumlar toplumun yapısı ve temel değerlerini koruması açısından zorunlu sayılan nispeten sürekli kurallar topluluğudur. .



Sosyologlar 9 Temel Kurum Tanımlamaktadır.




1. Aile

2. Din

3. Hukuk

4. Politik

5. Ekonomik

6. Eğitim

7. Tıp

8. Toplumsal Kurumlar

9. Askeri



Fonksiyonalist Kurama Göre toplumsal kurumlar 5 Temel Gereksinimi karşılar:

ı. Yeni Üyelere sahip olmak

2. Yeni Üyeleri toplumsallaştırmak

3. Mal ve hizmetleri Üretmek ve dağıtmak

4. Toplumsal düzeni korumak

5. Yaşama bir anlam kazandırmak



Çatışma Kuramı; bu temel fonksiyonları kabul etmekte ancak ortak amaç için uyumlu çalışmadıklarını ileri sürmektedir. Kurumların varlığını, zenginliğin korunması amacıyla küçük bir grubun elinde olması ile açıklar.

Görevselciler ise sosyal kurumları; insan ihtiyaçlarını karşılamak için var olduğunu öne sürmektedir.

TOPLUM TÜRLERİ (5 tanedir)




1. Avcı ve Toplayıcı Toplumlar:


40 kişiyi geçmeyen Birincil Gruplardır.

* En önemli kurum ailedir.

* Politik kurum yoktur.

* Bireyler eşittir.

* Göç olgusu yoğundur.

* Her birey belirli süre kabile reisliği yapar.

* En büyük zenginlik yiyecektir.

* Statü farklılaşması fazla değildir

2. Göçebe ve Çobanlık Toplumları


Çobanlık Yaparak geçimlerini sağlarlarmış.

* Ticaretin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.

* Çatışma artmıştır.

* Dini inançlar yaygın olarak yer alır.

* Birkaç tanrıya tapılır. '

* Nüfus artmaya, politik ve ekonomik kurumlar gelişmeye, toplumsal ve kültürel yapı farklılaşmaya başlamıştır.

3. Tarım Öncesi Toplumlar
(İlkel Tarım Toplumları): Yerleşik bir yaşam düzenidir. Geçim çapa kullanarak yapılan tarımla sağlanır. Bu toplumlar bahçıvan kültürü özelliği taşırlar.

4. Tarım Toplumları:


* Geçimi tarıma bağlıdır.

* Şehirler kurulmuş ve sınıflar belirginleşmiştir.

1. Konusu sosyal etkileşim olan sosyoloji daima ne denir?

A) Mikro Sosyoloji B) İletişim Sosyoloji

C) Sosyal Bilimler D) Makro Sosyoloji

E) Etkileşim Sosyoloji

YANIT: A.

2."İnsanları etkileyen gerçek ilişkiler bütününe" ne denir?

A) Topluluk B) Grup

C) Rol D) Toplum

E) Yapı

YANIT: D



3.Aşağıdakilerden hangisi toplumsal yapıyı oluşturan parçalardan biri değildir?

A)Aile

B) Kültür

C) Sınıf

D) Statü

E) Rol

YANIT: A



4.Toplumun, toplum olarak algılanabilmesi için belli şartlar gerekir. Aşağıdakilerden hangisi bu şartlardan biri değildir?

A) Ortak bir toprak parçası

B) Ortak bir dil

C) Ortak bir idare

D) Ortak bir otorite

E) Ortak bir kültür

YANIT: B



5.Bireyin toplum içindeki pozisyonuna ne denir?

A) Rol B) Statü

C) Kültür D) Sınıf

E) Grup

YANIT: B





6.Aşağıdakilerden,hangisi toplumsal kurumlardan biri değildir?

A) Aile B) Din

C) Politika D) Hukuk

E) Rol

YANIT: E





7.Aşağıdaki/erden hangisi toplumların sahip oldukları temel karakteristiklerden biri değildir?

A) Her toplum değişime karşı direnç gösterir.

B) Toplumsal kurumlar birbirleriyle iletişim içindedir.

C) Her toplum belli bir dille iletişim kurar.

D) Toplumsal kurumlar zamanla değişirler.

E) Toplumsal kurumlar toplumdaki sorunların merkezidir.

YANIT: C













8.Fonksiyonalist kurama göre, toplumsal kurumlara belli nedenlerden dolayı gereksinim vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu neden/erden biri değildir?



A) Yeni üyelere sahip olmak

C) Mal ve hizmet üretmek

B) Yeni üyeleri toplumsallaştırmak

D) Grupları yönetmek

E) Toplumsal düzeni sağlamak

YANIT: D





9.Toplum türleri içinde en ilkeli aşağıdaki/erden hangisidir?

A) Tarım öncesi topluluklar

B) Tarım Toplulukları

C) Avcılık ve toplayıcılık

D) Çobanlık

E) Endüstriyel

YANIT: C



10. Hangi toplum türünde edinilmiş statü/er yerine kazanılmış statüler görülmeye başlar?



A) Avcılık ve toplayıcılık

B) Çobanlık

C) ilkel tarım toplulukları

D) Tarım toplumları

E) Endüstriyel toplumlar



YANIT:
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
DAVRANIŞ BİLİMLERİ 4. ÜNİTE KÜLTÜR ve Çalışma Soruları*

ÜNİTE -4 KÜLTÜR




KÜLTÜR NEDİR?




Kültür: İnanç, değer, norm, "davranışlar ve bir nesilden diğer bir nesile aktarılan maddi öğelerden oluşan bir bütündür. "

Toplumda yaşayanların öğrendikleri ve paylaştıkları her şeyi kapsar. Toplumda yaşayan insanlara rehberlik eder, insanlar arasındaki ilişkileri yönlendirir.

Kültür, Toplumdaki paylaşılan ortak ürünlerden oluşur.

Toplum ise, ortak kültürü paylaşan ve birbirleriyle etkileşimde bulunan insanlardan meydana gelir.

Toplumda Kültür Öğeleri

1. Maddi:

2. Manevi: Soyut



KULTURUN ÖZELLİKLERİ:


. Toplumsal bir üründür. :Öğrenilerek kazanılır.

. İnsanlar arası etkileşim sonucu doğup, gelişir. *Dil kullanabilme yeteneği

. Genetik bir faktör değildir. (kalıtsal olarak babadan oğula geçmez)

. Her toplumun kültürünün kendine özgü oluşudur. "



KÜLTÜREL FARKLILIKLAR VE KÜLTÜREL BİRLEŞME


Gelenekteki değişiklik diğer gelenekleri etkiler ve değişikliğe neden olur. Toplumbilimciler bu olaya Birleşme adını vermektedir.

. Kültürün bütün parçalarının herhangi bir biçimde birbirlerine bağlanmasına Kültürel Birleşme (Entegrasyon) denir.



DİL VE KÜLTÜR




Kültür, insanların toplumsal mirasıdır. Kültürün yaratıcısı ve aktarılışı sembollere dayanır.



Sembol, insanların iletişimde kullandıkları anlam ifade eden her şeydir.

Sosyologları kültürün manevi öğelerine bazen Sembolik Kültür adını verirler. .

Dil, insanlar için evrensel olmasına karşılık, her ülkenin kendine uygun bir lisanı vardır.

Dil, insanların birbirlerine deneyimlerini, fikirlerini, bilgilerini aktarımlarına yardımcı olan alettir. Kültür, dil yardımıyla varlığını sürdürür.

Edward Sapir ve Benjamin Whorf: "Dünya hakkındaki görüşlerimizi etkileyen şey, öğrenmiş olduğumuz dille bağlıdır ve gerçeklik hakkındaki algılarımızı tayin eden şey kullandığımız dilin gramer ve kelime yapısıdır." tezini savunurlar.



KÜLTÜRÜ OLUŞTURAN PARÇALAR (NORM-DEĞERLER)




NORM: Kültürün belirlediği yerleşik davranış kurallarıdır. Toplumsal düzeni sağlayan bireylere yol gösteren doğru ve yanlışı olumlu ve olumsuzu belirleyen kurallar, standartlar ve fikirlere NORM denir.

Yaptırımı olan kurallar sistemidir.

Ödül ve ceza ile güvence altına alınır. Resmi ve Gayri resmi olabilir. Bireyin toplumsallaşma sürecinde öğrenilir (Bilet alırken kuyrukta bekleme)

Toplumdan topluma farklılık gösterir.

Toplum içinde de zaman içinde değişir.

DEĞER: Bir toplumun kültürünü öğrenmek demek o kültürün değerlerini bilmektir. .

İnsanların iyiyi, doğruyu, güzeli ve çirkini tanımlamak için koymuş oldukları standartlardır.

Norm ve Değerler Arasındaki Temel Farklılık Değerlerin soyut ve genel kavramlardan meydana gelmesi, Normların ise belirgin ve yol gösterici oluşlarıdır. .

Değerler bizlere kültür yoluyla aşılamakta olduğu için onları saptamak ve tanımlamak normlar kadar kolay değildir.



Sosyolog Robin Williams ABD'de 15 Temel Değerin Varlığını Saptamıştır.


ı. Başarı ve Yükselme
9. Demokrasi

2. Bireyselcilik
ıo. Eşitlik

3. Çalışma ve Aktif Olma
11. Eğitim

4. Pratiklik ve Yeterlilik
12. Dine Bağlılık

5. Bilim ve Teknoloji
13: Romantizm.

6. İyi bir hayat biçimi
14. Tek Eşle Evlilik

7. Humanistlik
15. Grup üstünlüğü ve Grup Başarısı

8. Özgürlük





Değerler zamanla değişebilir yerine yenileri gelebilir, eskiyen değerler atılabilir. Her Her Toplumun kendine özgü değerleri vardır.



Günümüzde Eklenen Değerler


1. Boş Zaman Etkinlikleri
3. Çevreye Saygılı Olma

2. Vücut Sağlığı ve Sağlıklı Yaşam
4. Kendi Kendine Yardımcı


Olma ve Kendini Gerçekleştirme




KÜLTÜRÜN KENDİ İÇİNDEKİ FARKLILIKLARI




Kültür, bir birleşmedir, her parçası birbirleriyle anlamlı bütünler oluşturur ve birbirini tamamlarlar.

Geleneksel endüstrileşmemiş toplumda kültür farklılıkları AZ Modern gelişmiş toplumda kültür faklılıkları ÇOKTUR

Popüler - Fakirlik Kültürleri

Popüler Kültür: Yaşadığımız günlük hayaI. hobilerimizi, TV. kitapları, sergileri kapsar. Bizi geçmişe bağlayan bir araçtır (Zeki Müren)

Fakirlik Kültürü: Antropolog Oscar Lewis öne sürmüştür. Fakirlerde başarılı olmak için gerekli istek, arzu ve disiplinin olmadığını ileri sürmektedir. Fakirlerin davranışlarının toplum tarafından sapkın olarak nitelendirildiğini savunmaktadır.

Hyman Radman: Bunu red ederek aşağı statü deki insanların toplumun temel başarı değerlerini red etmeden alternatif bir değer düzeni geliştirdiklerini öne sürmektedir.



İdeal- Gerçek Kültürler



İdeal Kültür: Toplumu bir arada tutan norm ve değerlerin sadece kurallarda geçerli olmasıdır.

Gerçek Kültür: Günlük yaşamdaki uygulanış veya bulunuş biçimidir. (Vergi kaçırma, Kopya çekme) Toplumda yaşayan insanlar ideal ve gerçek kültür ayrılığı üzerinde çok büyük bir önemle durmazlar. Bu tür zıtlıklar genelde gözardı edilerek görülmemeye çalışılır (Kendini budizme adamış bir rahip hayatımda kimseyi incitmeme, öldürmeme amacını güder ancak yaşaması için balık tutmalıdır ama balık tutmak da bir anlamda bir canlıyı öldürmektir.) . .

Demokratik hak ve özgürlükler üzerinde duran toplumda bireylerin seçme ve seçilme özgürlükleri Yoksa burada ideal ve gerçek kültür farklılığını görebiliriz.

Yüksek - Yaygın Kültürler: Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, zevkleri alışkanlıkları olan küçük bir grubun sahip olduğu kültürdür.



Alt - Karşıt Kültür

Alt Kültür (subcultures): Toplumun temel kültürel değerlerini paylaşan ancak bunun dışında kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimi olan gruplardır.

Alt kültür üyelerinin diğer alt kültürlere Etnosentrik Tutumları vardır. Yani kendi alt kültürünü üstün görüp diğerlerini aşağılarlar.

Yaşlılar içinde yaşadığı baskın kültüre artık Etnosentrik duygularla Bağlanmışlardı.

Bir grubun değer ve normları üyesi oldukları toplumun değer ve normlarını yansıtıyorsa buna Alt Kültür denir. Gruplar arasında ki faklılıklar büyüdükçe, sosyal çatışmaların derecesi de artar.

Karşıt Kültür: Bir alt kültür olup, norm ve yaşam biçimleri açısından içinde yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içerir.

Toplumun sahip olduğu, gurur duyduğu norm ve değerleri red ederek,

karşıt tutum ve davranışlara sahiptirler. Gençler arasında yaygındır.

Grubun değer ve normları toplumun genel kültürüne ters düşecek

nitelikte ise buna Karşıt Kültür denir.

ETNOSENTRİZM VE KÜLTÜREL RELATİvİzM




Kültür taassubu veya ben merkeziyetçilik diye bilinen Etnosentrizm kişinin kendi kültürünü temel olarak alması ve diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmesi demektir.

Boks ve güreşi en iyi spor, boğa güreşini vahşet olarak nitelendiren görüş Etnosentrik bir düşüncedir.

Etnosentrizmin hem olumlu, hem de olumsuz yönleri vardır. Bunlar: Olumlu Yönü : Grup bağlılığının artması

Olumsuz Yönü: Ayrımcılıklara neden olup, onları küçümsemeye ve dışlamaya iten davranışlara yol açmaktadır.



1.iptal



2.Aşağıdakilerden hangisi kültürün manevi öğelerinden biridir?

A) Giyim B) Moda

C) ,Bina D) inanç

E) Techizat


YANıT: D. Kültür kendi içinde hem maddi hem de manevi öğelere sahiptir. Inanç, değer gibi şeylerde kültürün manevi öğeleri arasındadır.



3.Aşağıdakilerden hangisi kültürün özelliklerinden biri değildir?

A) Nesilden nesile aktarılabilir B) Toplumsal bir üründür

C) Bir topluma özgüdür. D) Oğrenilerek kazanılır

E) Değişmez

YANıT: E. Kültür, değişen değer ve normları sayesinde zamanla çok yavaşta olsa değişir.



4. Kültürel birleşme nedir?

A) Anlam ifade eden değerler

B) Elit tabaka tarafından kullanılan benzer değerler

C) Kültür öğeleri arasındaki uyum

D) Yaptırımı olan kurallar

E) Kültürün bir alt kültürüdür.

YANıT: A. Kültürel birleşme yani integrasyon kültürü oluşturan öğeler arasındaki uyum ve benzerliktir.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
DAVRANIŞ BİLİMLERİ 5.ÜNİTE Toplumsallaşma

Toplumsallaşma kavramını, özellikleri ve amaçlarından yola çıkarak tanımlamak ve bu süreçteki etkenleri açıklamak. İnsan dünyaya geldi¤inde en ilkel olarak bulunan, fakat kısa zamanda sahip olduğu yeteneklerini geliştiren

ve olgun bir canlı haline gelen varlıktır. İnsanın gelişmiş beyin yapısı ve öğrenme yeteneği onu diğer canlılardan ayırır. İnsanın kendine uygun davranışları öğrenmesi ve bunu gelecek nesillere aktarması sürecine toplumsallaşma diyoruz. Bu süreç insanın doğumuyla başlar ve bir yaşam boyu sürer. Bu süreç içerisinde insanoğlu yaşadığı kültürün, değer, tutum ve davranış biçimlerini öğrenirken aynı zamanda da kişilik kazanır.İnsanın olumlu bir toplumsallaşma süreci geçirebilmesi için en önemli şey onun diğer insanlarla kurduğu iletişimdir. Çevrelerinden uzaklaştırılarak, yalnız başına bırakılan kimselerin bu süreci başarılı olarak tamamlayamadıkları gelişim bozuklukları gösterdikleri saptanmıştır. Toplumsallaşma ile ilgili benlik, ayna benlik ve rol alma gibi sosyolojik kuramları tanımlayıp, toplumsallaşmadaki etkilerini tartışmak.Toplumsallaşma ile ilgili iki önemli kuram C.H.Cooley'in Ayna Benlik ve G.H.Mead'in Rol Alma ve Kendilik gelişimine ilişkin kuramlarıdır. Her iki kuramcıda benlik gelişiminde sosyal etkileşimin önemine değinmektedirler. Toplumsallaşma belirli bir rol davranışını öğrenmedir. Toplumun sahip olduğu kültürün aktarılmasında sorumlu olan toplumsallaşma kurumlarını tanımak. Toplumsallaşma sürecinde önemli olan altı kurum veya öğe bulunur.

Bunlar:

• Aile,

• Din,

• Eğitim,

• Arkadaş grupları,

• Kitle iletişim araçları,

• Çalışma ortamıdır.

Her kurumun etkisi bireyin içinde bulunduğu yaş durumuna bağlı olarak değişir. Toplumsallaşma her yaşta etkilidir ve yaşam boyu sürer.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
DAVRANIŞ BİLİMLERİ 6.ÜNİTE Toplumsal Gruplar

Grup kavramını, diğer toplumsal oluşumlardan ayıran temel özellikleri dikkate alarak tanımlamak ve grup olgusunun toplumsal yaşamdaki yeri ve önemini kavramak. İnsanlar yaşantılarını birçok gruba üye olarak ya da bir grubun üyesi olarak geçirirler. Hepimiz en doğal bir biçimde aile grubunun bir üyesiyiz, daha ileride ise oyun, arkadaşlık ve iş gruplarına girmekteyiz. Ne zaman iki ya da daha fazla kişi bir takım ilişkiler içine girer, karşılıklı tutum ve davranışta birbirlerini etkiler ve bu ilişkiler belirli bir süre içinde gelişir ve nispeten süreklilik kazanırsa bir gruplaşma söz konusudur. Grup, üyeleri arasında belli ilişkiler bulunan ve her üyenin grubun varlığını bilinçli olarak fark ettiği, iki yada daha çok üyeden kurulu nispeten sürekli bir insan topluluğudur. Grup türlerini tanımlamak. Toplumsal gruplar farklı sosyologlar tarafından farklı biçimlerde sınışandırılmıştır. Örneğin, Tönnies'in cemaat ve cemiyet ayrımı, Emile Durkheim'in mekanik ve organik dayanışması birer grup olgusuna benzetilebilir. Çok benimsenen bir grup ayrımı da Charles Cooley'in birincil ve ikincil grup ayrımıdır.Birincil gruplar duygusal yakınlık ve fedakarlık yüklü, menfaat ilişkilerine dayanmayan birleşmelerdir.Grup dayanışması bu tür gruplarda yüksektir. Cooley, birincil grupları insan neslinin bakıldığı, korunduğu yerler olarak nitelendirir. İkincil gruplar ise bu ilişkilerin dışında kalan gruplardır. Bu gruplar, büyük çaplı, önemli ve resmi gruplardır. Karşılıklı çıkar ilişkileri önem taşır. Bu gruplara formal (resmi) gruplar da denmektedir. Bunların dışında, iç ve dış grup, referans grubu ve elektronik grup ayırımları vardır. Grubun büyüklüğü ve liderlik yapısında grup oluşumunda önem taşır. Grubun büyüklüğü arttıkça iletişim artar ancak grup birlikteliği ve dayanışması azalır. Gruplarda en yaygın olarak üç tür liderlikten söz edilebilir. Bunlar; Otokratik, Demokratik ve Bırakınız yapsıncı lider tipleridir. Grup normlarını karşılaştırarak açıklayabilmek.Grupların en büyük özelliklerinden biri de üyelerinin uymak zorunluluğu duydukları normlar geliştirmektedir. Gruplar için normlar, ortak bir davranış biçimi, ortak tutum ve inançlar, yerine getirdikleri görevlerine karşı geliştirdikleri ortak duygular olabilir. Gruplar üyelerinin tutumlarını değiştirebilme özelliğine de sahiptirler.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
DAVRANIŞ BİLİMLERİ 7.ÜNİTE Aile Kurumu

Aile Kurumu

Toplumsallaşmada etkili kurumlardan biri olan aile kavramının ve aile oluşumunda önemli olan evlilik kavramlarını tanımlamak.

• Ailenin toplumda temel bir kurum olarak görülmesinin iki nedeni vardır. Bunlar; ailenin en önemli görevinin insan türünü üretmek olması ve ailenin başka kurumların da kaynağını oluşturmasıdır.

• Ailenin toplumda çok önemli olan bir diğer görevi de toplumsallaşma denen bir olgunun bu kurum tarafından yerine getirilmesidir. Toplumsallaşma çocuk ve aile üyeleri arasında başlayan bir etkileşim sürecidir. Bu süreç yoluyla insan toplumdaki temel kuralları öğrenir ve içinde yaşadığı toplumun bir parçası haline gelir.

• Ailenin çeşitli biçimlerde tanımları olmakla beraber biz aileyi ana, baba, çocuklar ve taraşarın kan akrabalarından (aile biçimine göre) meydana gelmiş ekonomik ve toplumsal bir kurum olarak tanımlıyoruz. Aile yapıları ve türlerini açıklayarak, bunların görev ve işlevlerinin, değişen toplumsal olgularla değişim sürecini tanımlamak.

• Aile en basit bir biçimde çekirdek veya küçük aile ve geleneksel veya geniş aile olarak ikiye ayrılır.

Ancak, aileyi otorite figürüne göre ayıran tipolojiler de mevcuttur.

• Çağdaş toplumun ailesi, ana, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan küçük ya da çekirdek ailedir. Bu aile, modern sanayi toplumlarının özelliğidir. Çekirdek ailenin yapısı, içinde bulunulan modern toplum tarafından bu toplumun ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir. Aile ve evlilik biçimlerini tanımak.

• Evlilik biçimleri ise eş sayısına göre, Monogami ve Poligami olarak ikiye ayrılır. Çok eşli evlilik olan Poligami ise kendi içinde Poligini ve Poliandri olarak ikiye ayrılır.

• Gruba göre evlilik ise: endogami,exogami olarak ayrılır. Çiftlerin oturdukları yere göre ise: patrilokal, matrilokal,e neolokal, olmak üzere üç biçimdedir. Sosyolojinin önemli kuramlarının aile kurumunu ele alış biçimi ve analizlerini incelemek.

• Aileyi teorik bir çerçeve içerisinde üç bakış açısından incelemek olasıdır. Bunlar, Fonksiyonalist, Çatışma ve Sembolik Etkileşim modelleridir.

• Fonksiyonalist bakış açısı aileyi yerine getirdiği değişmez ve önemli görevleri nedeniyle ele alır ve inceler. Ailenin toplumda vazgeçilmez oluşunun nedeni yerine getirdiği fonksiyonlardır. Çatışma kuramı ailenin önemli bir kurum olduğunu kabul eder, ancak ailenin içinde geleneksel olarak var olan bir çatışma vardır, der. Burada kadın sömürülmekte erkek ise sömürücü bir rol oynamaktadır.

• Sembolik etkileşimciler ise, insanın, çevresinin ve ilişkilerinin bir ürünü olduğunu savunarak, ailede iletişimin önemine değinirler. Boşanmanın bireysel ve toplumsal nedenlerine eğilerek, çocuklar üzerindeki etkisi ve başarılı evliliklerin nedenleri açıklayabilmek.

• Aile kurumunda evlilik kadar yaygın bir diğer kurum da boşanmadır. Boşanma mevcut normlar ile eşlerin kendi arzularıyla evlilik birliğinin sona ermesidir.

• Çağımızda boşanma oranlarının artışının hem bireysel hem de toplumsal nedenleri mevcuttur. Genelde,

Türkiye'de de boşanmalarda sayısal bir artış söz konusudur. Dünyada gözlemlenen eğilime paralel olarak ekonomik kriz dönemlerinde boşanmalar azalırken, refah dönemlerinde artış göstermektedir. Enşasyon rakamlarının yüksek olduğu ve ekonomik bunalımın var olduğu dönemlerde eşlerin boşanma kararı alması zor olmaktadır.

• Boşanmaların özellikle çocuklar üzerinde olumsuz sonuçları bulunmaktadır. Bu nedenle boşanmaya karar veren çiftlerin bu konuda dikkatli düşünmeleri gerekmektedir.
 

BospHoruS

Özel Üye
Katılım
21 Tem 2008
Mesajlar
639
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Şehir:
İstanbul
DAVRANIŞ BİLİMLERİ 8.ÜNİTE Toplumsal Tabakalaşma ve Değişme

Toplumsal Tabakalaşma ve Değişme

Toplumsal tabakalaşma kavramını, tabakalaşma sistemlerinin toplumlarda oluşum sürecini ve farklılıkları dikkate alarak tanımlamak. Hemen her toplumda tabakalaşmanın varlığını görmekteyiz. Yani insanları derecelendiren bir sistemin bulunduğunu ve bu sistem içerisinde bazı insanların daha fazla bir güç ve zenginliğe sahip, bazılarının ise bunlara yeterli ölçüde sahip bulunmadıklarını biliyoruz. Dünyada farklı biçimlerde ortaya çıkan tabakalaşma sistemleri bulunur. Bunlardan,kölelik, kast, zümre kapalı sistemler; sınıf ve statü ise açık sistemlerdir. Kölelik artık dünyada az rastlanan bir zorla çalıştırma sistemidir. Kast ise hala daha Hindistan'da geçerlidir. Hindistan'da dört ana kast bulunur. Her kastın yapacağı işler aşağı yukarı belirlidir. Zümre ise Avrupa'da feodal çağda ortaya çıkmış bir sistemdir. Bunlar yasaya dayanır ve hukuksaldır. Sınıf sistemi ise endüstriyel toplumun karakteristik gruplarıdır. Toplum konusunda son derece farklı görüşler mevcuttur. Toplum içinde bireyler işgal ettikleri mevkilere göre derecelenip örgütlenmişlerdir. Toplumsal sınıf (katman) kavramı üzerinde tam ve kesin bir tanım vermek çok güçtür. Toplumsal sınışar maddi ve kendiliğinden oluşan gerçeklerdir. O halde bir toplumun üretim sürecinde belirli ve benzer bir rol oynayan ve aşağı yukarı benzer ilişkileri yaşayan insanlar bütünü olarak toplumsal gerçekler, toplumsal sınışarı (katmanları) meydana getirir. Toplumsal tabakalaşma sistemiyle ilgili yaklaşımları karşılaştırarak inceleme ve tartışma olanağı yaratmak. Toplumsal sınıflar konusunda özellikle iki kuram göze çarpar. Birincisi Karl Marx'ın çatışma kuramı, diğeri ise Kingsley Davis ve Wilbert E. Moore tarafından ortaya atılan görevselci yaklaşımdır. Marx için sınıf bir makro grubun üretim sürecinde belirgin bir mevkii işgal etmesidir. Marx'a göre toplumların tarihi sınışar arasındaki mücadeleler tarihidir ve sınışarda devirlerinin ekonomik ilişkilerinin ürünüdürler. Davis ve Moore ise modellerinde tabakalaşmanın fonksiyonel bir zorunluluk olduğunu savunurlar. Bu kuram her toplumda o toplumun devamlılığı için yerine getirilmesi gereken görevler olduğunu belirtir. Önemli olan bu mevkilere en kalifiye ve yetenekli olanların gelmesidir. İnsanlara yaptıkları işler karşılığında verilen ödüller çok önem taşır. Toplumda rekabet unsuruyla en yetişkin ve en yetenekli olanlar daha iyi mevkileri elde etmek için mücadele edecekler ve bunun sonucunda da toplum en iyi kişiler tarafından yönetilecektir. Ancak, haklı olarak Marx'ın kuramına olduğu gibi bu kuramada çeşitli eleştiriler getirilmiştir. Her iki kuramın belirli yaklaşımlarını alarak ortaya attığı kuramla ilgiyi çeken bir diğer bilim adamı ise Gerhard Lenski'dir. Toplumsal Hareketlilik, Toplumsal Değişme ve Modernleşme kavramlarını oluşturan etkenleri ve aralarındaki farklılıkları tartışarak tanımlamak. Değişme her toplumun temel bir karakteristiğidir. Toplumsal kültürlerini gelecek nesillere değiştirerek aktarırlar. Değişme hızı toplumdan topluma farklı bir hız ve karakter taşır. Geleneksel toplumlarda değişme yavaş, endüstriyel toplumlarda ise hızlıdır. Toplumsal değişme konusundaki düşünürlerin ileri sürdükleri bazı sayıltılar bulunmaktadır.

Bunlar:

• Değişme doğaldır,

• Değişmenin önüne geçilmez,

• Değişme süreklilik gösterir,

• Değişme gereklidir,

• Değişme benzerlikler gösterir şeklindedir.

Toplumsal değişme kaynakları da iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır.

Dış kaynaklar:

• Çevresel Değişme,

• İstila,

• Kültürel temas,

• Yayılmalar.

İç kaynaklar ise:

• Kesişen ve icatlar,

• Nüfus hareketleri

olarak ikiye ayrılır. Değişmede çok önemli bir diğer kaynak ise teknolojidir.Teknolojinin toplumların değişmesine beş tür etkisi bulunmaktadır. Günlük dilde kullanılan modernleşme, yenileşme, çağdaşlaşma, ilerleme, kalkınma gibi deyimlerle, sosyolojik değişme arasında belirgin farklılıklar vardır. Toplumsal değişme bir değer yargısı taşımaz. Buna karşılık kalkınma ve ilerleme bir amaca yönelik olarak bir değer yargısı taşırlar. Toplumsal değişmeye karşı olan

güçler de vardır. Bunların çoğu geçmişe bağlı olan toplumlardır. Toplumsal değişme konusunda unutulmaması gereken nokta ülkelerin değişme süreçleri bakımından bazı benzerlikler göstermesine karşın, her ülkenin kendi kültürüne özgü bir değişme sürecini benimsemesidir. Yirminci yüzyılın en önemli sorunlarından biri bu değişme olgusunun hızıdır.
 

Çevrimiçi üyeler

Şu anda çevrimiçi üye yok.

REKLAMLAR

Son mesajlar

Forum istatistikleri

Konular
17,421
Mesajlar
134,319
Kullanıcılar
90,728
Son üye
Steventiz
Üst