Aöf Kamu Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar Dersi 8.Ünite Ders Notları

tremendous

Forum Yöneticisi
Katılım
11 Ara 2012
Mesajlar
1,781
Tepkime puanı
7
Puanları
0
Bölüm:
MEZUN
Şehir:
İstanbul
Aöf Kamu Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar Dersi 8.Ünite Ders Notları

KAMUDA KARAR ALMA:

Her İdarenin temel işlevi KARAR ALMA İŞLEVİDİR. İlk Devlet olarak kabul edilen Sümerlerden bu yana idareciler toplumsal karar almaktadırlar. Karar alma;İdarenin toplumsal yaşamda rastlanabilecek rastlantı ya da riskleri toplumun lehine olacak şekilde işlem yada eylemlerde bulunarak en aza indirme çabasıdır.
Kamu yönetimi yazınında rasyonel kapsayıcı,sınırlı (aktarımcı), karma tarama olmak üzere üç temel karar yöntemi bulunmaktadır. Yeni Kamu Yönetimi Yaklaşımı, Türkiye’de yasal düzenlemelerle ilgili karar alımında kullanılan düzenleyici etki analizi ile bu yöntemleri yeniden harmanlamaktadır.
İnsanın en doğru bilgiye aklını kullanarak varabileceğini savunan yöntem Rasyonel Karar Alma Yöntemidir. Rasyonel Karar Alma sürecinin aşamaları şunlardır;

  • Kamusal nitelikte bir problem belirlenir
  • Problemle ilgili tüm veri toplanır
  • Problemi çözmek için olası tüm seçenekler bulunur
  • Seçenekleri değerlendirmek için kriterler bulunur
  • Problem ile kriterler birbiriyle karşılaştırılarak kriterleri en fazla karşılayan seçenekler belirlenir
  • Her bir seçeneğin gelecekte ortaya çıkabilecek olumlu ve olumsuz yanları ele alınır
  • Karar verilir
Rasyonel Karar Alma Modelinin sınırlılıkları:

  • Problem açıktır
  • Gerekli bütün veri toplana bilinir
  • Tüm seçenekler bilinir ve süreklidir
  • Ölçütler nesnel ve sayısallaştırıla bilinir niteliktedir.
  • Ölçütler ile seçenekler bir birinden ayrıştırıla bilinir
  • Karar alıcı olumlu ve olumsuz durumları kıyaslayarak en optimal seçimi yapabilir

Karar almak için tekbir ölçüt belirlenebileceği gibi, birden fazla ölçütte belirlenebilinir .Yeni Kamu Yönetiminde öne çıkan karar alma kriterleri akademik yazında “3 e” olarakta bilinen etkinlik, etkililik ve ekonomikliktir. Bunun yanı sıra hesap verilebilirlik ve şeffaflıkta önemli ölçütlerdendir.Klasik Kamu Yönetimi anlayışında ise yasallık ve eşitlik önemli bir kamusal karar alma ölçütüdür.

Etkinlik:En az girdi kullanarak en çok çıktıya ulaşmayı ifade eder.
Nesnel araştırmayla kazanılmış bilginin bir değeri olmadığını, tek sağlam bilginin olguları gözlemleyerek elde edilen verilere dayalı olduğunu ileri süren yaklaşıma POZİTİVİZM denir.

OPTİMAL ise genel anlamda belirli koşullarda en avantajlı durum ya da mümkün olan en iyi sonucu elde etme anlamında kullanılmaktadır. Rasyonel kapsayıcı karar alma yöntemi kamu yönetimi alanında öncelikli olarak Henri FAYOL ile Luther GULİCK ve Lyndal URWİCK tarafından bilimsel bir kamu yönetimi ya da örgütsel davranış çalışmalarında ele alınmıştır.

Ampirisizm: Görgülcülük olarak adlandırılan bu felsefi yaklaşım her türlü bilginin beş duyu ile elde edilen ölçüme ve gözleme dayandığını savunur.Toplumsal problemlere nihai büyük bir kamusal yarar sağlamak adına çözümleri üreten kavram sosyal mühendislik kavramıdır. Bu kavramı “açık toplum ve düşmanları adlı eserindeKarl POPPER dile getirmiştir.

Kamu Yönetimindeki kriterler; Anayasa, kanunlar ve diğer düzenlemelerde belirlenmiştir.Ancak idarecinin dikkate alması gereken bir çok kriter bulunmaktadır. Tüm bu kriterlerle olası bütün seçeneklerin birbiriyle kıyaslanması oldukça emek ve zaman alıcı olmasının yanı sıra bazı kriterlerin nesnel olarak belirlenmesi mümkün gözükmemektedir. Örneğin eşitlik kriteri karar alıcılar tarafından farklı şekillerde yorumlanabilir. Yeni Kamu İşletmeciliği bu nedenle eşitlik yerinehakkaniyet ölçütünün kullanılmasının daha doğru olacağını ileri sürmektedirler.
Rasyonel Kapsayıcı karar alma modeli: Karar alımının ideolojilerinden, siyasi tercihlerden yalıtılmış olarak ele almaktadır. Rasyonel kapsayıcı modele yönelik eleştirileri sistemli bir biçimde dile getiren ilk düşünürlerden biri HerbertSİMON’dur.Simon gerçek hayatta kamu görevlilerinin çoğunlukla tüm seçenekleri bulmaya çalışmadıklarını, daha çok deneyimlerine dayanarak yeteri kadar seçenek bulmakla tatmin olduklarını ileri sürmüştür. Simon olgular ile değerlerin birbirinden ayrılamayacağını, sonuca götüren her seçeneğin rasyonel olarak kabul edilemeyeceğini vurgular. Karar alıcıların pratikte nasıl karar aldıklarını açıklamak için İngilizce tatmin olmak anlamına gelen “satisfy” ile yetinmek anlamına gelen “suffice” yüklemlerini birleştirerek yeteri kadarıyla tatmin olmak anlamına gelen “satisficing” kavramını türetmiştir. Simon aynı zamanda ekonomik insan temelli rasyonel kapsayıcı modelinin tek bir karar alıcı temelinde işlediğini, kolektif bir yapıda genel kamu yararı için çalışan bürokratik karar alma için modelin yetersiz olduğunu belirtir. Tüm bu eleştirilerin temelinde SimonSINIRLI RASYONOLİTE modelini önerir. Burada kastedilen sınırlılık , insanın muhakeme kapasitesinin sınırlı olduğunu kabul ederek dünyanın karmaşıklığının sınırlanmasıdır. Simon gibi Lindblom da karar alıcıların gündelik yaşamda sınırlı bir bilgi temelinde karar aldığını kabul etmiştir.Lindblom’un “Hatalara Rağmen Başarmak” isimli klasik makalesinde rasyonel kapsayıcı modelin yalnızca pratikte mümkün olmadığını değil, aynı zamanda arzulanır da olmadığını ileri sürmektedir. Her iki karar alma modelinin sınırlı olduğunu düşünen Amerikalı sosyolog Amitai ETZİONİ karma tarama adını verdiği üçüncü bir karar alma yöntemini önermiştir.Etzioni, kamu idaresi tarafından alınan kararları ikiye ayırır; büyük (önemli) kararlar ile sıradan kararlar. Kamu politikalarına yeni bir yön veren büyük ve önemli kararlarda rasyonel, temel politika kararı alındıktan sonra verilecek kararlarda ise arttırma modelinin uygulanmasını önerir. Örn: Bir ülkede enerji açığının nasıl(hidroelektrik, doğal gaz, nükleer vb.)kapatılacağı problemi Etzioni’ye göre temel bir karar olup, bu karara rasyonel karar alma yöntemiyle varılmalıdır.Bu temel karar alındıktan sonra santrallerin nerede kurulacağı, ne kadar elektrik üreteceği gibi konularda ise arttırımcı yöntem ile karar verilebilir.
Düzenleyici etki analizinin Aşamaları:

  • Problemin doğası ve boyutu nedir? Nasıl evrimleşmektedir ve bundan en çok etkilenenler kimlerdir?
  • İlgili sosyal paydaşların görüşleri nelerdir?
  • İdarenin müdahale etmesine gerek var mıdır?
  • Eğer İdarenin müdahalesine gerek varsa bu sorunu gidermek için hangi amaçlar tercih edilmelidir?
  • Bu amaçlara erişmek için temel politika seçenekleri nelerdir?
  • Bu seçeneklerin olası ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri nelerdir?
  • Problemleri çözmekte etkinlik ve etkililik açısından temel seçenekler hangileridir?
  • İlerideki izleme ve değerlendirme nasıl tasarlanmalıdır?
Kamusal karar alma ölçütleri; Çevre, estetik, eşitlik, kalkınma, maliyet, yasallık vb. kamusal karar alma ölçütlerinden hangilerinin öncelikli ve ağırlıklı olacağı demokratik tartışmayla da belirlenebilir. Karar alımına teknik bir sorun olarak bakan yaklaşıma göre hiç bir demokratik tartışma, maliyetler üzerinden matematik ve istatistik kullanılarak yapılan hesaplamalar kadar kesin sonuç veremeyeceği için eksik ve hatalı olacaktır. Herkesin üzerinde uzlaştığı ve değer yargılarının örtüştüğü ortak ölçüt para olarak kabul edilmekte, yasal bir düzenleme ya da idari kararla ilgili kararlar yalnızca maddi (parayla ifade edilen) maliyet ve fayda üzerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla kamusal kararlar ekonomi ve teknokrasi boyutlarıyla ele alınmaktadır.
Kamu yönetiminde kararların alınması kişisel kararlarla kıyaslandığında tüm toplumu ilgilendirdiği için çok daha zordur. Tarih boyunca kurulan tüm devletlerde toplumsal kararların alınması kamu yönetiminin son derece doğal ve olağan bir işlevi olmuştur. Aydınlanma çağıile birlikte karar alımı bilimsel bir nitelik kazanmıştır. İdare de kullanılan teknik yöntemler, bilimsel gözlemlerle doğrulanmaya başlanmış, bir ülkeden diğerine değişmeyen evrensel nitelikte genel geçer idare teknikleri geliştirilmeye başlanmıştır. Yeni Kamu Yönetimi yaklaşımında da bilimsel karar alma yöntemleri kullanılmaktadır.
Düzenleyici etki analizi;son dönemlerde yeni kamu işletmeciliğinin de etkisiyle OECD’ nin etkisiyle batılı ülkelerde yaygınlık kazanan bir karar alma modelidir. Rasyonel Kapsayıcı modelde olduğu gibi DEA’da yasal düzenlemenin çözmeye çalıştığı problem saptanmakta, bu problemin kamu müdahalesini gerektirip gerektirmediği belirlenmekte, problemle ilgili sosyal paydaşların görüşleri alındıktan sonra problemi çözmek için olası seçeneklerin fayda ve faaliyetleri ile riskleri maddi açıdan(parasal) değerlendirilmekte ve karar vericiler için yasal düzenlemenin nasıl yapılması gerektiğini öneren bir rapor hazırlanmaktadır. DEA’nın daha önce ele alınan rasyonel kapsayıcı karar alma modelinden sosyal paydaş analizinin eklenmesi ve karar almada ekonomik ölçütlerin kullanılması yönleriyle farklılaşmaktadır.
 

Çevrimiçi üyeler

Şu anda çevrimiçi üye yok.

REKLAMLAR

Forum istatistikleri

Konular
17,232
Mesajlar
134,047
Kullanıcılar
90,425
Son üye
dry38
Üst