Aöf Yaşayan Dünya Dinleri Ders Notları Ünite 2

AOFDESTEK

ADMİN
Yönetici
Admin
Katılım
9 Şub 2011
Mesajlar
5,901
Tepkime puanı
21
Puanları
38
Bölüm:
İşletme
Şehir:
Bursa
Hinduizm-Caynizm
Hindular dinlerine Sanatana Dharma/ Sonsuz Hakikat derler. Hintli olmayanlar Fars dilinde İndus nehrinin doğu tarafında yaşayanlar anlamında Hindu (Sindhu, nehir)kelimesinden türeyen Hinduizm kullanır. Varlığını devam ettiren en eski dindir. Hindistan’ın %80’i Hindudur. Hindistan dışında da 45 milyondan fazla Hindu vardır. Bunun 18 milyonu Hinduzim’i devlet dini olarak kabul eden tek ülke Nepal’de yaşamaktadır.

Benzeri olmayan bir fenomendir. Tanrı inancı merkezde değildir. Tanrının niteliği ile ilgili sistematik bir teolojiye sahip değildir. Belli bir kurucusu yoktur. Herhangi bir kutsal metnin tek başına bağlayıcılığı yoktur. Hinduizm Hindular için bir yaşam biçimidir.

Temel Özellikleri
Vedaların otoritesi
Kast sistemi
İneğin kutsallığı
Brahmanların otoritesi
Geleneksel Hindu anlayışında Hindu olarak doğulur. Hindu olunmaz. Ancak modern akımlar içinde evrensel söylem ve eylemler içinde olanlar vardır.

TARİHSEL SÜREÇ
Hinduizm, kökeni çok eskilere giden bir din olarak tarih içinde farklı dini hareketlerin birleşmesi, ayrılmasının bir sonucu olarak bir birine zıt çelişik özellikler ortaya kor.

Harappa Medeniyeti / İndus Vadisi Medeniyeti (M.Ö. 4000-2200)Dönemi: Aryan halkların bu bölgeye gelişinden önceki dönemdir. (Dönem, Mohenjo Daro ve Harappa kentlerinde yapılan kazılarla çözümlenmeye çalışılmaktadır.)
İndus Vadisi Dini denilebilen dönemdir. Hinduizmin temeli sayılan Veda dininden farklı özellikleri olan Klasik Hinduizm’le yakın ilişkileri olan bir dindir.

Mohenjo Daro kazılarında üç yüzlü, yoga yapar görünümlü, çıplak bir erkek tanrı figürü işli mühür bulunmuştur. Burada resmedilen Mohenja tanrısı olarak kabul edilir. O bu haliyle, Klasik Hinduizm’deki Şiva’ya benzer. Fallus kültünün de bu dönemin dini anlayışıyla ilişkisi ortaya çıkmaktadır. İbadet şekilleri arasında yağ ya da tütsü yakma, kan takdim etme gibi dini uygulamalar vardır. Mabet ve tapınma nesnesi heykeller bulunamamıştır. Ancak toplu ibadet, temizlenme ortak banyo alanı gibi anlaşılabilecek kamuya açık yerler bulunmuştur.

Veda Dini Dönemi (M.Ö. 2000-500): Hinduizm’in ikinci safhasıdır. Bir ara dönemdir. Ana mekanları Belh olan ilk Aryanlar tarafından ortaya konuldu. Bunlar İran, Afganistan ve Hindistan’a doğru hareket eden Hint-Avrupalıların bir koluydu. Bu dönem dini hakkındaki kaynak onlarca derlenen Vedalardır. Vedalar: Samhitalar, Brahmanalar, Upanişadlardan oluşur. Aryanlar, göç öncesi tabiata oldukça yakın ve kendilerini tabiatin bir parçası olarak gören insanlardı. Bu anlayıştan hareketle bir tür kozmik din anlayışı geliştirdiler. Bu dinin iki temel görünüşü vardı: Bir taraftan tabiatın genişliğinden cömertliğinden etkilenmiş göğü ve yeri övmüşlerdir. Öte yandan varolan ve değiştirilemeyen bir takım düzenliliklerden hareketle kozmik yasa “rta” ve bu yasanın güçlü yöneticisi Varuna anlayışını kabul etmişlerdir. İlk Aryanlar aynı zamanda bir tür ateş ibadeti ve Soma bitkisinin suyunun rol aldığı iptidai bir ritüel geliştirdiler. Göç ettikleri yerde karşılaştıkları yeni durum onların hayat tarzlarını değiştirmelerine neden oldu. Dinlerinin karakterini değiştirdi. Eski kozmik din yerini, bir savaş tanrısına yani Indra’ya dönüşen muzaffer kahraman etrafında merkezileşen bir din haline geldi.

Vedalar dini de kendi içinde üçlü bir evrilme geçirir. Samhitaların en eskisi olan Rig-Veda, resmi dini ritüellerde kullanılan ve farklı tanrılara, ilahi güçlere (asura) hitap eden ilahiler içerir. Bu ritler, ateş ve soma bitkisi etrafında merkezileşir. Törenler karmaşık olduğundan metinleri kullanacak din adamlarına ihtiyaç vardı.

Bir sonraki safha Brahmanalar’da bulunur. Kurbanla ilgili uygulamalar ve mitolojik ayrıntıları içeren metinlerdir. İnsanın refahı ve kozmozun düzenini sağlayan devaların (doğaüstü varlıklar) otoritesi sarsıldı. Tek bir güç arayışı Brahman şekline dönüştü. Brahma’nın bilgisi, kozmik kontrol için anahtar bir bilgiydi. Bu dönemde asketizm (nefs terbiyesi) ve meditasyon (zihin kontrolü, farkındalık, tefekkür vb) gibi eğilimler ortaya çıktı.

Vedalar dininin son safhası Upanişadlarda bulunur. Vurgu, ritüelden Bir olan ile kişisel ve mistik tecrübeye kayar. Herşey teke indirildiğinde insan ruhu (atman), Bir’i yani Brahmanı bizatihi tecrübe eder. Samsara, her bireyin brahmanla birleşmeyi gerçekleştireceği kurtuluşa (mokşa) kadar maruz kalacağı döngüdür. Bu döngünün şartlarını ise, daha önceki hayatı boyunca, belli bir hedefe yönelik olarak yapılan davranışlar (karma) belirlemektedir.

Klasik Hinduizm Dönemi (M.Ö. 500-M.S. 500) Hinducu sentez olarak da adlandırlır. Bugün de geçerliliğini koruyan temel kavramların yerleştiği dönemdir. Altı darşana (altı görüş) ya da felsefi ekollerin, kast (varna) düşüncesinin, her bir Hindunun hayatının altı safhaya ayrılması (aşrama), kutsal metinler arasında Sruti (vahiy) ve Smriti (gelenek) şeklinde ayrımların ortaya çıktığı dönemdir. Din adamı Brahminler ön plana çıktılar. Elastiki bir din ve toplum oluşumunda temel aracı oldular. Meşrulaştırma gücüne sahip oldular. Vedalara bağlılığı ortodoksinin ölçütü kabul ettiler. Dolayısıyla Vedaların otoritesini kabul etmeyenleri, Caynist ve Budistleri heterodoks ilan ettiler. Bu durum Budist ve Caynistlerin yollarına ayrı bir din olarak devam etmelerine yol açtı.

Hinduizm için en önemli unsurlardan biri, teizmin ortaya çıkmasıydı. Vedalar döneminde nispeten önemsiz olan Şiva ve Vişnu önemli hale geldiler. Vişnu’ya cömert ve dünyanın refahıyla ilgilenen tanrı niteliği verildi. Dünyada bozulan ahlaki ve tabii düzeni düzeltmek üzere on farklı bedende (avatar) olmak üzere dünyaya inmeye başladı. Vişnuculuk ve Şivacılıkla birlikte Şaktacılık da müstakil kitapları olan mezhepler haline geldi. Kendileri aşağı kastlardan olan ve bütün kast ayrımlarını reddeden Müslüman ve Hindu dininden olan Kebir, Raidas ve Dadu gibi kişiler tarafından, sıfatları olmayan aşkın bir tanrıya yönelik aşka dayanan deruni bir din şekli geliştirildi.

Dönem hakkında önemli iki kaynak, Mahabharata ve Ramayana (Ömer Rıza Doğrul tarafından tercüme edilmiştir) destanlarıdır. Bunlardan en meşhuru da Mahabharata’da yer alan Bhagavat-gita adlı bölümdür. Bu sonuncusunda Vişnu, kurtuluşa giden üç yoldan, aydınlanma (cnana), dini ritler (marga) ve aşk (bhakti) yolundan bahseder.

Vedalar döneminde hakim ibadet şekli olan kurban yerini ibadet edilen tanrıyı sembolize eden bir imgenin önünde icra edilen ibadetin (puja) yeni şekillerine bıraktı. Mitolojik içerikli Puranalar şekillendi. Mabet ibadeti başladı. Klasik Hinduzim’in sonunda mabetler Hindu yerleşim yerlerinin ayrılmaz bir parçası oldu.

Ortaçağ Dönemi (M.S. 6-19) Kastlarda artış oldu. Kast sistemi ciddi şekilde eleştirilmiş olsa da, siyasi karmaşa anlarında toplumsal istikrarı sağlama ve zengin kültürü devam ettirme ve Hindulara bir kimlik sağlama konusunda önemli bir hizmet sunmuştur.

“Yeni Hinduizm” diye adlandırılan ve 19. Yy Batı modernizminin etkisiyle ortaya çıkan ve bir anlamda Hinduizm’i etnik bir din olmaktan evrensel bir din haline getiren hareketler ortaya çıkmıştır.

KURUCU ŞAHSİYET
Belli bir kurucusu yoktur. Ancak Vedaların kendilerine atfettikleri (Rşi=gören, hakim kimse) kurucular olarak kabul edilebilir. Rşi olarak isimlendirilen bu kimseler kutsal ilahi ve ifadelere erme yoluyla ulaştıklarından bir anlamda Hinduizm’in kökeninin beşeri olmadığı ve tarihi olmayan bir köke sahip olduğu kabul edilir. Metinler, mantraların (meditasyon) ürünüdür. Bundan dolayı rşiler sessiz derin düşünenler anlamında muni olarak da isimlendirilir. Rşinin hakikati görme sürecinin safhaları olan sessizlik, derin düşünme ve vizyon tapas olarak isimlendirilir. Tapas, yeteneklerin içe dönüşü ve tefekküre dalmayı ifade eder. Bu hakikat ve vizyonların kaynağı kendisinden hayat nefesleri olarak çıktıkları Yüce Varlık (Mahat Bhutam) olabilir. Bu vizyon ve hakikat bilgi olduğunda Veda; Yüce Varlıktan sahih bir gelenekle geldiğinden dolayı Agamalar olarak isimlendirilir. Yüce Varlığın yol gösteren ve bağlayıcı nitelikli emiri olarak o, Şastradır.

KUTSAL METİNLER
Hindu kutsal metinleri iki gruba ayrılır:
A. Şruti Metinler: İşitilen görülen anlamına gelir. Vedalar
Vedalar; Veda vid kökünden gelir ve “bilgi” anlamına gelir. Vedaların en eski parçası dört derleme (samhita)’dan oluşur: Rig-Veda, Sama-Veda, Yacur-Veda, Atharva-Veda. Şifahi olarak aktarılmış çok sonra yazıya geçirilmiştir. Felsefi ve ahlaki bilgi içerirler. Hedefleri, daimi barış, refah ve ebedi kurtuluştur.

1. Rig-Veda: En erken milattan önce 4500’lü yıllara kadar tarihlendirlen bölümleri vardır. M.Ö. 900’e doğru yazıya geçirilmiştir. İçinde farklı tanrılara hitap eden binden fazla kurbanla ilgili ilahi yer alır.
2. Sama-Veda: Rig-Veda’dan alınan kurban içerikli ilahiler yer alır.
3. Yacur-Veda: Kurban törenlerinde Brahmanların yapacakları işleri, söylenecek sözleri içerir.
4. Atharva-Veda: Tanrılara yönelik ilahiler, hastalıkları iyileştirme, yağmur, maddi refah ve düşmanları boyun eğdirmeye yönelik efsunlu sözleri içerir.

Bu dört Veda dışında aynı değerde olmayan vedalar da vardır:
Ayvurr-veda: tıbbi bilgiler içerir; Dhanur-veda: Askeri bilgiler içerir; Gandharva-Veda: müzik ve dans sanatı

Her veda üç bölümden oluşur: Brahmanalar, Aranyakalar ve Upanişadlar.
Brahmanalar: Ayinler ve onların yerine getirilişi ile ilgilidir. En önemlileri, Aitareya, Kauşitaki, Caiminiya, Taittiriya, Satapata Brahmana
Aranyakalar: Hindu hayat tarzının aşamalarından, kurban törenlerinden bahseder.
Upanişadlar: Hikmetin hoca-talebe ilişkisi içinde ehil olana aktarılması şeklinde Hinduizm’in ana anlayışları anlatılır. M.Ö. 800-400 arasında ortaya çıktıkları kabul edilir. Sahih olduğu kabul edilenler: İşa, Kena, Katha, Praşna, Mandukya, Taittiriya, Aiteraya, Chandogya, Bırhandıranyaka, Mahanarayana ve Paingala Upanişad.

B. Smriti Metinler: (Hatırlanan şey, hafıza, gelenek anlamına gelir) İkincil otoritelerdir. Bir Hindunun gündelik hayatına ilişkin bilgiler içerdiği için şrutiden daha önemlidir. Ramayana, Mahabharata (Bu iki destanı içeren İthasa), Puranalar ve Dharma-Şastralar

1. Ramayana, Valmiki’ye atfedilir. Yazımı, M.Ö. VI. Yyda başlamış bir destandır. Vişnu’nun avatarı kabul edilen Rama’nın şeytan kral Ravana tarafından kaçırılan karısı Sita’yı maymun kral Hanuman’ın yardımıyla kurtarışınının hikayesini anlatır.

2. Mahabharata, Vedaların düzenleyicilerinden bazen Vişnu’nun avatarı kabul edilen Vyasa’ya atfedilir. M.Ö. 3-2. Yy da bitirildiği kabul edilir. Asıl konusu Pandavalar ve Kuruvalar arasındaki savaşı anlatır. Eserin bir alt bölümü olan Bhagavat-gita eserden daha meşhurdur.

3. Puranalar, Bayramlar, kast yükümlülükleri ve hac yerlerinden bahseder. M.S. 4. Yy la tarihlenir. Hint teslisinin unsurlarından olan (trimurti) Vişnu, Şiva ve Brahma’dan birini yücelten on sekiz ana Purana vardır. Bunlar halk Hinduizmi için çok önemli metinlerdir. En önemlisi Krişna’nın hayatını anlatan Bhagavat Purana’dır.

4. Dharma-şastralar, Dini hükümlerin nasıl uygulanacağı, yeniden doğumun nasıl olacağı gibi konular yer alır. İki binden fazla olan dharma-şastralardan en etkili olanı Manu Yasaları (Manu Smriti)’dır.

İNANÇ ESASLARI
Hinduizm’de bir inan sistemi yoktur. Ancak, ayırt edici bir takım özelliklerinden söz edileblir.
Tanrı İnancı:
Hinduizm’in çok tanrılı bir görüntüsü vardır. Sanskirtçe’de tanrı anlamına gelen deva ve devata bütün yüce güçler ve Hindular tarafından deva sıfatına layık görülen önemli insanlar için kullanılır. Deva, alışılmamış ve sıradan olmayan bir şey ifşa eden, güç ve etki uygulayan, faydalı veya zararlı olan her şeydir. Vedalar yer, gök ve ikisi arasında yer alan 33 tanrıdan söz eder. Agni (ateş), Surya (güneş), Usaş (şafak) devalar olarak zikredilir. Vedalarda, yaratan ve kurtaran bir tanrı olarak öteki tanrıların üstünde Aryan halkının koruyucusu Indra ya yönelik ilahilerden birinde “Indra tek olduğu halde o bir çok isimle adlandırılır” şeklinde bir ifade yer alır.

Upanişadlarda devalar arka plana atılır.

Puranalar döneminde bazı tanrılar büyük şahsiyetler olarak ön plana çıkar: Brahma (yaratma), Vişnu (muhafaza) ve Şiva (yok etme) (trimurti). Bunlar kurtuluşu sağlayan işvaralar (rabler) olarak görülürler. Tanrılara ibadet (puja), tanrıların farklı bedenlerle yer yüzüne inişi (avatara) söz konusudur.

Hinduların çoğu ilahlardan birini kendi kişisel tanrısı olarak seçer. (İşta devata). Bu ila onların dindarlığının odağı haline gelir. Farklı insanların farklı tanrı seçmesi benzersiz bir politeizm oluşturur. Kendi ilahlarını nihai güç Brahma’nın tezahürlerinden biri görür. Hintlilerin çoğunluğu yaratıcı, devam ettirici ve taleplerini kendisine ilettikleri tek bir tanrıya ibadet ederler.

Hinduizmin diğer inançları: kast Sistemi, Karma, Samsara, Reenkarnasyon, Mokşa’dır.
Kast/varna Sistemi: Hint toplum yapısı dört temel kasttan oluşur: Brahminler, Kşatriya, Vaişya ve Sudra. Rig-veda bu sınıfsal ayrımın tanrısal bir kökeninin olduğunu belirtir. İki kez doğanlar diye de adlandırılan ilk üç kast asıldır. Dördüncüsü kast dışıdır. Dokunulmazlar (nihsprşya) olarak isimlendirlir. Bu kesime dönük ayrımların kaldırılmasına çalışılsa da hala mevcutturlar.

Karma Anlayışı: Kast sistemiyle doğrudan ilişkilidir. Karma kişilerin içlerinde doğdukları kastların belirlenmesinde rol alan işlerdir. Bir önceki hayatta yapılan ve kişinin kastını belirleyen iş eylem ve amel anlamına gelir. “Ne ekersen onu biçersin” sözüyle açıklanabilir. Kast içi ve kastlar arası ilişkileri diğer iş ve eylemlerin neler olduğunu belirleyen metinlere Varna-dhrama-şastra denir.

Reenkarnasyon: Hindulara göre ruh ölümsüzdür. Ruhun bedende olduğu zamanda yaptığı işlerin sonucuna göre yeni bir bedende dünyaya gelmesine reenkarnasyon denir. Bu gidiş geliş döngüsüne de samsara denir. İlk kez Upanişadlarda yer almıştır. Bu ölüm-doğum döngüsünden kurtulup bir başka bedende tekrar bedenlenmemeye mokşa denir. Mokşayı gerçekleştirme yöntemleri; Cnana-marga (bilgi yolu= Brahma hakkındaki cehaletin kaldırılmasıdır, insanlar bu dünyanın çokluk olduğunu sanır.Müstakil bir ruhun atmanın bulunduğunu sanır Bu da reenkarnasyona yol açar Oysa Brahmandan ayrı bir evren bir ruh yoktur. İnsanlar Brahmandan ayrı hiçbir varlığın olmadığını tek gerçek varlığın Brahman olduğunu anlayınca Brahmanla bir olur ve gidiş-geliş sona erer./fesefecilerin yolu), karma-marga (amel yolu Karma belli bir hedef gözertilerek yapılan davranışlar sonucu oluşur aksi durum karmaya sebep olmazİnsan yaptıklarının sonucunda hiçbir hedeflemeksizin yalnız kastının ve hayatın hangi safhasında ise onun gereklerini yerine getirirse o zaman bu yaptıkları karmaya yol açmaz/Hinduların), bhakti-marga (aşkla bağlanma yolu, kendini tanrıya adama/Hint mistikleri).

İBADETLER
Puja ibadet demektir. Maddi ve manevi ilerleme ilerleme sağlamak. Daha çok bireyseldir. Mabed ibadeti zorunlu değildir. Hindu ibadetleri evde yapılanlar, mabette ve hususi vesilelerle yapılanlar şeklinde ikiye ayrılır.
Evdeki ibadet, evde ayrılmış bir oda veya köşede yapılır. İlk üç kast tarafından günde üç kez icra edilen gündelik ibadeti genellikle kadınlar yapar. Ancak Vedik ibadetleri kadınlar yapamaz. Çünkü kadınların bazı kutsal metinleri okumalarına izin verilmez. Sabah, öğle ve akşam ibadeti şeklindedir.

Mabetler, Beşinci yüzyıldan itibaren Hinduizmin ayırt edici bir özelliği haline geldi. Toplu ibadet zorunlu olmadığından bu mabetler daha ziyade tanrılar için yapılmış yerlerdir. Çeşitli şekilleri vardır. Kuzey Hindistana özgü nagara ve güney Hindistana özgü dravida tarzlarıdır.

Yalnızca evde yapılan törenler de vardır. Doğum, erginlik, evlilik ve ölüm törenleridir.

Ölüm törenleri, çocuklarınki hariç cesetlerin yakılması gerektiğine inanılır. Ceset bir nehir kenarına götürülür, yıkanır, giydirilir ve yüzü güneye doğru doğru yakılacak yere yerleştirilir. Orada yakılır. Külleri nehirlere atılır. Ruh cesedin yakılmasından sonra varlığını devam ettirir. Kurtuluşa erenler ebedi varlıklarını devam ettirirler. Kurtuluşa eremeyenler dünyadaki eylemlerine göre cennet veya cehennme giderler. Burada bir miktar kaldıktan sonra karmalarına uygun olarak bir bedenle yeniden dünyaya gelirler. Cennet-cehennem samsaradaki ara duraklar gibidir.

Hac, zihnin teselli edilmesi, dindarlığın tekamülü, manevi yükselme, günahların keffareti amaçlıdır. Yedi kutsal mekan vardır. Mathura (Krişnanın doğum yeridir.-Krişna Vişnunun sekizinci avatarıdır ve ona tapınılır), Ayodha (Rama’nın krallığının bulunduğu yerdir.), Hardwar (Ganjın doğduğu yer), Şiva (linga ibadetinin büyük bir merkezidir), Benares (Şivacılığın merkezi)

MEZHEPLER
KADİM MEZHEPLERİ
Kadim mezhepler, Şivacılık, Vişnuculık, Şaktizm.

Şivacılık, Evrende tek gerçeklik vardır onun dışındakilerin bir gerçekliği yoktur. Yanılsamadır. Kurtuluşa bilgi yoluyla ulaşılır, Yoga ile bu kolaylaştırılabilir. Ortodoksturlar, Vedaların otoritesine inanırlar. Vişnuculardan alınlarına koydukları üç çizgiyle ayrılırlar.

Vişnuculuk, Vişnu ve onun avatarları, Krişna ve Rama üzerinde odaklanan, şahsiyeti olan tek bir tanrıya ibadeti, özgeci bağlılığı ve tanrının inayetiyle kurtuluşu vurgular.Hinduizmin önemli ikinci büyük dini geleneğidir.İnsanlara merhametli olan Vişnu yeryüzünde zulüm, adaletsizlik arttığında bunları düzeltmek için insan ve hayvan bedenlerinden oluşan farklı bedenlerde tecessüt ederek (avatar) yeryüzüne iner. Vişnu, Hindu teslis inancı (trimurti/üç biçim)içinde önemli tanrılardan biridir. Vişnu yaratma ve yok etmeye de kadirdir. Yerel dili kullanırlar. Kast karşıtı ve eşitlikçidirler. Vişnuyu Yüce tanrı olarak kabul ederler.

Şaktizm, Tanrının yaratıcı gücünü ifade eder. Bu gücün dişil olduğu kabul edilir. Şakti, Tanrının adeta maddeleşen ve kendi dışında varlık kazanan yaratıcı gücüdür. Zamanla tanrı belirsizleşir ve Şakti ön plana çıkar. Ve ona dua edilir. Şaktiyi daha cazip hale getiren bir şey de insanın kadına duyduğu hayranlıktır.

MODERN DİNİ AKIMLAR
Müslümanların uzun süreli Hindistan hakimiyetleri (1211-1526 Delhi Sultanlığı, 1526-1757 Moğol İmp.) Hint kültürü üzerinde önemli etkileri olmuştur. İki din arasındaki iletişim eklektik şahıs (Kebir) ve hareketlerin (Sihizm) çıkmasına sebep olmuştur.

İngilizlerin 1805’de Hindistan’da hakim güç haline gelmeleriyle başlayan süreç daha etkili olmuştur. İngiliz hakimiyeti ile İngiliz eğitim sistemi ve Avrupa düşünce yapısı Hindistanda etkili oldu. Bu etkinin sonucu bazı kişi ve hareketler kendini gösterdi:

İlk tepki, Brahmo Samaj hareketi, Bengalli Rom Mohan Roy (1774-1833)tarafından başlatılan (dergi) harekettir. Upanşadlar ve Brahma-sudra’da bulunduğunu iddia ettiği ahlaki tek tanrıcılığı savundu, tanrı ve tanrıçalara ibadeti yasakladı. Sati (kadının ölen kocasıyla birlikte yakılması) olayına karşı çıktı, çocuk yaşta evlilik, kast karşıtı, kadınların eğitimini savundu. Tagore (1817-1905), Keshap Candar (1838-1884) önemli temsilcilerindendi. Avrupa’nın liberal ve bireyci anlayışlarının etkisinde kalmış hiçbir zaman toplumsal bir hareket olamamışlardır. Reforma ihtiyaç var ve bu Batıdan ilham şeklinde olmalıdır.

Arya Samaj hareketi, Bombay civarında Swami Dayananda (1824-1883) tarafından başlatılan bir harekettir. Kuruluş gerekçesi, Aryan Veda dininin eski haline döndürmek ve Vedalar sonrası vuku bulan bütün gelişmeleri reddetmekti. Reforma ihtiyaç var fakat bu Batıdan değil Vedalardan alınmalıdır. Dayananda, putperestliğin, dokunulmazlığın, çocuk yaşta evliliğin ve öteki bozulmuşlukların aslında Vedalarda bulunmadığını savundu. Vedaların sadece Brahmanlarca değil kadınlarca da okunmalıdır. Kendi kaynaklarına müracaat etmek isteyen reformislere model oldu. Hareket, İngilizlere karşı rahatsızlığın arttığı bir dönemde ortaya çıktı, Bal Gangadhar Tilak ile ilişkilendirilen militan Hinduizme yol açtı.

Ramakrişna Misyonu Hareketi, dini ihya hareketlerinden biridir. Bengalli mistik (Ramakrişna) Gandhadhar Chatterji (1836-1886) tarafından başlatılan harekettir. Birçok farklı ekole mensup gurudan dersler aldı. Ramakrişna, nihai olarak bütün dinlerin aynı hedefe giden farklı yollar olduğunu kabul etti. Bu anlayış ölümünden sonra en yetenekli talebesi Vivekananda tarafından hareketin temel özelliklerinden biri haline getirildi. Evrensel Hinduizm olarak adlandırılabilecek olan bu anlayış çokluğun temelinde yer alan birlik ve bütün formüle edilmiş olan inançların izafi olduğu fikrine dayanır.

Yeni Hinduizm, Hinduzim’in çağdaş hikayesi/reform, adaptasyon, yeniden değerlendirme ve saldırgan yeniden tasdiğin tedricen ortaya çıkışı Yeni Hinduizm olarak adlandırılır. Tam temsilcisi M.K. Gandhi (1869-1948) dir. …Kendisini dokunulmazlar konusuna adadı. Hindistan’ın bağımsızlığı konusunda Caynizm’İn ahimsa doktrininden yararlandı. O tartışmasız Hindistan’ın ahlaki lideridir. Halk nezdinde bir aziz Tanrının bir enkarnasyonuydu.

DİĞER DİNLERE BAKIŞLARI
Klasik dönem Hindu düşünürleri Şankara ve Kumarila Hinduizm’i tamamen dışlayıcı bir tarzda yorumlamışlar, müstakil bir din haline gelmiş olan Budizm ve Caynizm gibi hareketleri yanlış olarak kabul etmişleridir.

Modern dönemde Ramakrişna inanç sistemleri bütün dinlerin ortak hedefinin Tanrının idrak edilmesi olduğu, şeklinde çoğulcu bir anlayış ortaya kor. Swami Vivekanandaya göre bütün dinler insan ruhunu tanrıya götüren basmaklardır. (Her basamağın bizatihi değer olduğu iddiası yanlıştır.) Gandhi, başlangıçta Hinduizm’i en hoşgörülü, bütün dinlerdeki doğruluğu ve hakikati kabul eden bir din olarak görürken yani, Hinduizm’e diğer dinlerden daha üst bir yer verirken daha sonraları bütün dinlerin eşitliğini ön plana çıkardı. Dinleri aynı ağacın dalları olarak ifade etti. Radhakrişnaya göre, dini çoğulculuk Hinduzim’in özünde vardır. Farklı tanrı tasavvurlarını özüne nüfuz edilemeyen Yüce Hakikatin değişik tezahürleri olarak kabulün çoğulcu yaklaşımın bir sonucudur der.
Şankara ve Kumarila’nın kadim dışlayıcı yaklaşımını çağrıştıran, dinlerin her birinin insanlığın gelişim aşamasındaki bir anı temsil ettiği; son haldeki basamaklar olduğu dolayısıyla geçici olan bu anların mutlak doğru kabul edilmesinin yanlış olduğu şeklindeki yaklaşımlar da vardır.

CAYNİZM
Caynizm, bir cinanın (zafer kazanan) takipçilerini ifade eder. Cina, bir dinin kurucusu olmaktan daha ziyade her zaman mevcut, yok olmaz geleneğin yayıcısıdır. Her cina bu geleneği yeniden canlandırır, yeni bir şey ortaya koymaz, çünkü yol her zaman aynıdır. Yirmidört tane olduğu kabul edilen ve insanları kurtuluşa götürecek yolu inşa edenler anlamına gelen tirthankaralar olarak da adlandırılan cinalar grubunun sonuncusu Vardhamana’dır. Mahavira (büyük kahraman) olarak tanınır. Vardhamana’dan önceki cina Parşva M.Ö. 9. Yy. da yaşadığına dair bilgiler vardır.

TARİHSEL SÜREÇ
Mahavira/büyük kahraman, Vardhamana M.Ö. 6 yy. da mevcut Hindu anlayışının, kurtuluşun kurbanla elde edileceğini söyleyen Vedacı anlayışa ve kast sistemine karşı alternatif kurtuluş yolları arayan ve bulduklarını söyleyen bağımsız (nigantha) gezici dervişler (şramana) içinde yer alır. Otuz yıllık çile ve meditasyonla geçen hayatından sonra ulaştığı noktayı başkalarına da öğretmeye çalışır. 72 yaşında öldü.

Ölümünün ardından cemaatin liderliğini üst düzey şakirtleri üstlendi. Zaman içinde cemaat, giyim ve bazı teknik konulardan hareketle oluşan Digamabaralar (gök-giyinenler-çıplaklığı savunanlar) ve Svetambaralar (beyaz giyinenler) şeklinde iki mezhebe ayrıldı. Ahimsa inancı gereği tarım ve hayvancılıkla uğraşmazlar, ticaretle meşgul olurlar.

KURUCUSU
Vardhamana’dır. Sahip olduğu her şeyi bırakarak bir çileci oldu. Sürdürdüğü uzun meditasyonlardan ve kendisindeki sevgiyi nefreti arzuyu ve isteksizliğin kökünü kazıdıktan sonra mutlak bilgiye, evrensel acıdan kurtulmanın metodunu keşfetti. Bu andan itibaren o bir cina, dünyanın ve ihtiraslarının fatihi, bir kevalin herşeyi bilen, bir arhat ulu, ve bir Mahavira büyük kahraman haline geldi. Kendisini tebliğe adadı. M.Ö. 527’de öldü.

KUTSAL KİTAPLARI
Son cina Mahavira’nın öğretileri M.Ö. 3 yy sonlarında derlendi. Daha sonra yazıya geçirildi. Dili, daha fazla insana ulaşmak için yerel diller karışımı bir dildir. Cayin kutsal kitap külliyatı (agama) üç ana bölümden oluşur: Purvalar, Angalar ve Angabahyalar.
Purvalar: Evrenin yapısı, ruhun maddenin köleliğinde oluşu, felsefi anlayışlara ilişkin polemikler, Yogik ve gizli güçlere ulaşmaya yönelik batıni metotlar, astroloji ve astronomi ile ilgili bilgiler içerir.
Angalar, Tamamlayıcı metinlerdir. Cemaatle ilgili yasa, yanlış görüşlerin denetlenmesi, laikleri aydınlatmaya yönelik anlatılar.
Angabahya, laiklere yönelik anlatılar, keşişlerin hayatını düzenleyen metinler, törensel ilahiler, ölüm için hazırlanma

İNANÇLARI
Dini inanç esasları üç tanedir ve “üç mücevher” olarak adlandırılır. Doğru inanç, doğru bilgi ve doğru davranış’tan oluşur. Öncelik doğru inancındır. Çünkü doğru inançtan kaynaklanmayan davranışların fazla bir değeri yoktur. İnsan doğru eylem sayesinde karmadan kurtulabilir ve hayatın hedefi olan kurtuluşu gerçekleştirebilir.
Herkesin yerine getirmesi gereken beş büyük yemin vardır:
Var olan hiçbir canlıya zarar vermeme (ahimsa=sözle ve eylemle yaralama anlamına gelir. Caynist keşişler havadaki canlılara zarar vermemek için ağızlarını bir örtüyle kapatır, yürürken yerleri süpürmek için elinde süpürge taşıması da aynı gerekçeyle izah edilir.)
Yalan, uydurma söz söylememe (satya)
Çalmama (asteya)
Bekar bir hayat sürme (brahma-carya)/ keşiş olmayan için; İffet
Dünyayı terk etme (aprigraha)/Keşiş olmayan için; Kanaat
(Kamalı haç, el içinde dilimli çember veya teker, Caynizm’in sembollerindendir.

Cayin toplumu (samga), keşiş (kadın-erkek) ve keşiş olmayanlardan oluşur. Kurtuluş keşiş hayatı yaşamakla elde edilebilir.
Cayinist hayatın hedefi, karma’dan kurtulmaktır. Onlar reenkarnasyon inanırlar. Karma, maddi olan ve civa (ruh)ların hepsine nüfuz eden ve onları dünyevi hayata maruz bırakan bir şey olarak kabul edilir. Karmanın civa ile birlikteliği onun doğasını lekeler ve civanın asli niteliklerinden yoksun hale getirir. Bu durum kölelik olarak adlandırılır. Maddenin hakimiyeti altında bulunan civa, herşeyi hakkıyla bilemez olur. Bu durum, Caynizmde varlık hakkındaki gerçeğin bilinemezliği (syadvada) anlayışıyla ilişkilidir. Bu “olabilir” anlamına gelen bu kelimenin doktrin olarak ifade ettiği şey, varlığa birçok noktadan bakılabileceği ve bu noktaların hiçbirinin onun hakkındaki mutlak bir bilgiyi ifade etmediğidir. Ortaya konulan bilgi her zaman belli bir bakış açısından; dolayısıyla şarta bağlı olarak doğrudur.

Suyun sütle birleşmesi gibi civa ile birleşen karmanın, bir başlangıcı yoktur. Ancak ondan kurtulmak mümkündür. Bu iki aşamada gerçekleştirilebilir:
Doğru bilgi ve nefse hakimiyetle karmanın akışı durdurulabilir. (Samvarada)
Daha önce meydana gelmiş karmalar dağıtılır. Bu da kişinin kendini eğitmesiyle hızlandırılabilir. (nijara).
Bu iki aşamanın sonunda ulaşılan hal “mokşa”dır. Civa ile madde birbirinden ayrılır ruh asli özelliğine döner. Böylece samsaradan kurtulmuş olan civa, yukarıda lokakaşa olarak adlandırılan, evrenin en üstünde bulunan ebedi ikametgahına uçar. Buraya ulaşanlar tanrı olarak kabul edilir.
Caynizm ateist bir din olarak görülmesine rağmen, caynistler bunu kabul etmezler. Onlar da tanrılığa ve sayısız tanrıya inanırlar. Ancak kabul ettikleri bu tanrıların evreni yarattığına inanmazlar. Kabul ettikleri tanrılar, daha önceki hayatlarında bir çok iyi iş yaptıkları için yukarıdaki dünyada olma hakkını kazanmış olan ölümlülerden başka bir şey değildir.

Herşeye güç ve kuvveti yeten bir tanrı anlayışına sahip olmamalarına rağmen bu niteliklere sahip, herşeyi bilen (kevalin) cinalar vardır. Geçmişin cinaları en yüce tanrı olarak kabul edilir.
Tanrılar, insandan daha aşağı konumda bir varlık olarak da kabul edilir. Nirvanaya ulaşmak için onlar da insan olarak dünyaya gelmek zorundadırlar. Bu durum tanrıların da reenkarnasyona tabi olduğu anlamına gelir.

İBADETLERİ
Cayinist toplum keşişler ve keşiş olmayanlardan oluşur. Cayin toplumunda ilahilerden, haçtan, yirmi dört tirthankaranın heykellerine meyve, pirinç ve süt takdimi şeklindeki ibadetlerden keşiş olmayanlar sorumludur. Keşişler bu törenlere katılsa da yönetmezler. Keşişler diğerlerine örnek olur nadiren de öğreticilik yağarlar.

Mabetlerde tirthankaraların heykelleri bulunur. Doğası gereği yaratıcı tanrıyı kabul etmemelerine rağmen, tirthankaralara, mükemmeliğe ulaşan ruhlara ve Hinduizm’den geçen bazı küçük tanrılara ibadet edilir. Heykellerin varlık sebebi kurtuluşa ermek isteyenlere örnek olmaları, zihinleri nirvanaya hazırlama amaçlıdır.

Her sabah şafaktan önce kalkar, yüzlük tespihlerle beş büyüklere ve yüce varlıklara dua edilir. Manastırlarda günah itirafı ve keffaret uygulamaları vardır.

Svetambara Cayini ibadetleri, sabah yedide başlar. Banyo yapar. Kutsal atkı bele sarılır. Üç cevher üzerinde tefekkür eder; doğru inanç, doğru bilgi ve doğru davranış. Günah ve tasaları bir kenarda bırakmak için “nisah” kelimesini okur. Mabette tirthankaraların heykelleri yıkanır. Mum ve lamba sallanır. Pirinç takdim edilir. Bu takdimelerden sonra en önemli kabul edilen “bhava puja” (manevi ibadeti) yapar.

Digambarların mabetlerinde resmi görevli bulunur. İbadet cemaatle yapılır. Pirinç ve kuru meyve takdimesi yapılır.

Bayramların en çok bilineni kadın erkek keşişlerin yağmur mevsiminde sığınaklarda bulundukları Ağustosta kutlanan Pajjsana’dır. Oruç ve meditasyon yaparlar. Bayramlar, cemaat kimliğini güçlendirir.

Hac, Önemli olayların yaşandığı yerlerde yapılır. Bihar kentindeki Sa**** Sikhara, Girnar Dağı, Abu Dağı v.d.
MEZHEPLERİ
İki mezhep vardır: Digambara (hava giyinenler veya çıplaklar=dünyayı terkin tam bir ifadesidir, kadınların kesintisiz hava giyinemeyecekleri için kurtuluşu gerçekleştirmeleri sözkonusu değildir. Erkek olarak yeniden bedenlenme durumunda bu mümkün olabilir.Merkezleri, Mysore) ve Svetambara (beyaz giyinenler, merkezleri, Kathiavar’dır.)
 

Çevrimiçi üyeler

Şu anda çevrimiçi üye yok.

REKLAMLAR

Forum istatistikleri

Konular
17,242
Mesajlar
134,057
Kullanıcılar
90,431
Son üye
süperman
Üst