- Katılım
- 9 Şub 2011
- Mesajlar
- 6,135
- Tepkime puanı
- 25
- Puan
- 48
- Şehir
- Adana
Kasabanın birinde üç çok yakın arkadaş varmış: Bir mühendis, bir felsefeci ve bir de bizim meşhur kurnaz köylü. Bunlar her hafta toplanır, hayaller kurarlarmış. Bir gün şans bu ya, bu üç arkadaşa ortaklaşa aldıkları biletten ülkenin en büyük ikramiyesi çıkmış!
Parayı paylaştıktan sonra birbirlerine bir söz vermişler:— "Bakın arkadaşlar, bu kadar paramız oldu ama dostluğumuz bozulmasın. On yıl sonra bugün, yine bu köy kahvesinde buluşacağız. Eğer aramızdan biri ölürse, hayatta kalanlar onun mezarına gidip kendi payından 1 milyon lirayı mezara bırakacak. Böylece ölen arkadaşımızın 'toprağı bol olsun' değil, 'parası bol olsun' diyeceğiz."
Yıllar geçmiş... Kader bu ya, bizim mühendis arkadaşları genç yaşta vefat etmiş. On yıl dolduğunda felsefeci ve köylü, söz verdikleri gibi mühendisin mezarı başında buluşmuşlar.
Felsefeci çantasını açmış, tam 1 milyon lirayı (deste deste nakit parayı) mezarın içine bırakmış ve demiş ki:— "Söz ağızdan bir kere çıkar dostum. Huzur içinde uyu, bu senin hakkın."
Sıra bizim kurnaz köylüye gelmiş. Köylü önce felsefecinin bıraktığı nakit paralara bakmış, sonra cebinden çek defterini çıkarmış. Büyük bir ciddiyetle tam 2 milyon liralık bir çek yazmış, çekin üzerine mühendisin adını soyadını eklemiş ve çeki mezarın içine, nakit paraların yanına bırakmış.
Sonra da felsefecinin bıraktığı o nakit 1 milyon lirayı cebine indirmiş.
Felsefeci şok içinde bağırmış:— "Yahu ne yapıyorsun? Hem adamın parasını aldın hem de bir kağıt parçası bıraktın!"
Köylü gayet sakin, o meşhur gülümsemesiyle cevap vermiş:— "Ne kağıt parçası beyefendi? Ben borcuna sadık bir adamım. Kendi borcum olan 1 milyonu ve senin ona verdiğin 1 milyonu topladım, adama 2 milyonluk tertemiz çek yazdım. Eğer çok ihtiyacı varsa gitsin bankadan bozdursun!"
Parayı paylaştıktan sonra birbirlerine bir söz vermişler:— "Bakın arkadaşlar, bu kadar paramız oldu ama dostluğumuz bozulmasın. On yıl sonra bugün, yine bu köy kahvesinde buluşacağız. Eğer aramızdan biri ölürse, hayatta kalanlar onun mezarına gidip kendi payından 1 milyon lirayı mezara bırakacak. Böylece ölen arkadaşımızın 'toprağı bol olsun' değil, 'parası bol olsun' diyeceğiz."
Yıllar geçmiş... Kader bu ya, bizim mühendis arkadaşları genç yaşta vefat etmiş. On yıl dolduğunda felsefeci ve köylü, söz verdikleri gibi mühendisin mezarı başında buluşmuşlar.
Felsefeci çantasını açmış, tam 1 milyon lirayı (deste deste nakit parayı) mezarın içine bırakmış ve demiş ki:— "Söz ağızdan bir kere çıkar dostum. Huzur içinde uyu, bu senin hakkın."
Sıra bizim kurnaz köylüye gelmiş. Köylü önce felsefecinin bıraktığı nakit paralara bakmış, sonra cebinden çek defterini çıkarmış. Büyük bir ciddiyetle tam 2 milyon liralık bir çek yazmış, çekin üzerine mühendisin adını soyadını eklemiş ve çeki mezarın içine, nakit paraların yanına bırakmış.
Sonra da felsefecinin bıraktığı o nakit 1 milyon lirayı cebine indirmiş.
Felsefeci şok içinde bağırmış:— "Yahu ne yapıyorsun? Hem adamın parasını aldın hem de bir kağıt parçası bıraktın!"
Köylü gayet sakin, o meşhur gülümsemesiyle cevap vermiş:— "Ne kağıt parçası beyefendi? Ben borcuna sadık bir adamım. Kendi borcum olan 1 milyonu ve senin ona verdiğin 1 milyonu topladım, adama 2 milyonluk tertemiz çek yazdım. Eğer çok ihtiyacı varsa gitsin bankadan bozdursun!"