- Katılım
- 9 Şub 2011
- Mesajlar
- 6,135
- Tepkime puanı
- 25
- Puan
- 48
- Şehir
- Adana
Bir gün İngiliz’in biri Karadeniz’e gezmeye gitmiş. Dağ bayır gezerken yolu Temel’in köyüne düşmüş. Temel misafirperverlik icabı adamı evine davet etmiş, yemişler içmişler. Ertesi sabah İngiliz, Temel’e bir oyun oynamak istemiş.
— "Temel" demiş, "Bizim orada bir oyun vardır. Kim kimi kandırırsa o kazanır. Gel seninle bir iddiaya girelim. Ben bir şey söyleyeceğim, eğer inanmazsan bana 100 dolar vereceksin. Sonra sen söyleyeceksin, ben inanmazsam sana 100 dolar vereceğim."
Temel kabul etmiş. İngiliz başlamış anlatmaya:
— "Bizim Londra’da bir tavuk var, her sabah altın yumurtluyor. Hem de 24 ayar!"
Temel hiç istifini bozmadan:
— "İnanırım da, olabilir," demiş.
İngiliz şaşırmış, devam etmiş:
— "Geçen gün bir balık tuttuk, tam 50 metre boyunda! İçinden de pırlantalar çıktı!"
Temel yine sakin:
— "Haçan olabilir, deniz deryadır, inanırım," demiş.
İngiliz ne söylese Temel "İnanırım" diyor ve parayı vermiyormuş. Sıra Temel’e gelmiş. Temel derin bir iç çekip anlatmaya başlamış:
— "Bak beyefendi, bizim burada da bir inek vardır. Bu inek o kadar akıllıdır ki, sabahları gider tarlayı sürer, öğlen fırına gider ekmek alır, akşam da gelir sofrayı kurar."
İngiliz gülmüş:
— "Hadi canım, inek hiç ekmek alır mı? İnanmam buna!" demiş.
Temel hemen parayı almış:
— "Bak gördün mü, inanmadın! Ver 100 doları."
İngiliz parayı vermiş ama hırslanmış. Bir tur daha dönmüş sıra. Temel devam etmiş:
— "Az önceki ineği anlatmaya devam edeyim... Bu inek geçen gün bir doğurdu, beşiz! Hepsi de senin o altın yumurtlayan tavuğun, pırlanta çıkaran balığın aynısıydı. Hatta o beşizlerden biri tıpkı sana benziyordu!"
İngiliz sinirden kıpkırmızı olmuş ama 100 dolar gitmesin diye zorla:
— "İnanırım... Tabi ki inanırım, neden olmasın?" demiş.
Temel bıyık altından gülmüş:
— "Madem inanıyorsun beyefendi, o zaman gel gidelim ahıra da şu kardeşinle bir hasret gider!"
— "Temel" demiş, "Bizim orada bir oyun vardır. Kim kimi kandırırsa o kazanır. Gel seninle bir iddiaya girelim. Ben bir şey söyleyeceğim, eğer inanmazsan bana 100 dolar vereceksin. Sonra sen söyleyeceksin, ben inanmazsam sana 100 dolar vereceğim."
Temel kabul etmiş. İngiliz başlamış anlatmaya:
— "Bizim Londra’da bir tavuk var, her sabah altın yumurtluyor. Hem de 24 ayar!"
Temel hiç istifini bozmadan:
— "İnanırım da, olabilir," demiş.
İngiliz şaşırmış, devam etmiş:
— "Geçen gün bir balık tuttuk, tam 50 metre boyunda! İçinden de pırlantalar çıktı!"
Temel yine sakin:
— "Haçan olabilir, deniz deryadır, inanırım," demiş.
İngiliz ne söylese Temel "İnanırım" diyor ve parayı vermiyormuş. Sıra Temel’e gelmiş. Temel derin bir iç çekip anlatmaya başlamış:
— "Bak beyefendi, bizim burada da bir inek vardır. Bu inek o kadar akıllıdır ki, sabahları gider tarlayı sürer, öğlen fırına gider ekmek alır, akşam da gelir sofrayı kurar."
İngiliz gülmüş:
— "Hadi canım, inek hiç ekmek alır mı? İnanmam buna!" demiş.
Temel hemen parayı almış:
— "Bak gördün mü, inanmadın! Ver 100 doları."
İngiliz parayı vermiş ama hırslanmış. Bir tur daha dönmüş sıra. Temel devam etmiş:
— "Az önceki ineği anlatmaya devam edeyim... Bu inek geçen gün bir doğurdu, beşiz! Hepsi de senin o altın yumurtlayan tavuğun, pırlanta çıkaran balığın aynısıydı. Hatta o beşizlerden biri tıpkı sana benziyordu!"
İngiliz sinirden kıpkırmızı olmuş ama 100 dolar gitmesin diye zorla:
— "İnanırım... Tabi ki inanırım, neden olmasın?" demiş.
Temel bıyık altından gülmüş:
— "Madem inanıyorsun beyefendi, o zaman gel gidelim ahıra da şu kardeşinle bir hasret gider!"