- Katılım
- 9 Şub 2011
- Mesajlar
- 6,135
- Tepkime puanı
- 25
- Puan
- 48
- Şehir
- Adana
Temel bir gün iş için New York’a gitmiş. İngilizcesi pek yok ama kendine güveni tam! Bir akşam canı çok fena Karadeniz pidesi çekmiş. Kendi kendine "Koca New York, elbet bir fırın vardır" diyerek sokağa fırlamış.
Yürürken çok lüks, kapısında korumaların beklediği bir binanın önünden geçiyormuş. Bir bakmış, içeriden mis gibi bir koku geliyor. Hemen kapıdaki korumaya yanaşmış, eliyle ağzını işaret ederek:
— "Yemek, yemek? Meat (et), bread (ekmek)?" demiş.
Koruma Temel’i süzmüş, üzerindeki takım elbiseyi görünce onu önemli bir davetli sanıp içeri almış. Temel bir girmiş ki içerisi şamdanlar, altın varaklı masalar, smokinli adamlarla dolu. Meğer o gece şehrin en büyük iş adamlarının gizli toplantısı varmış.
Temel bir masaya oturmuş. Yanına çok şık bir Amerikalı oturmuş. Adam Temel'e dönüp İngilizce bir şeyler sormuş. Temel de anlamadığı için sadece başını sallayıp:
— "He ya, he ya..." diyormuş.
Derken bir adam kürsüye çıkmış, elinde bir listeyle bir şeyler anlatmaya başlamış. Bir rakam söylüyor, salonda bir alkış kopuyor. Bir rakam daha söylüyor, herkes ayağa fırlıyor. Temel de geri kalmamak için her alkışta herkesten daha çok alkışlıyor, herkes ayağa kalkınca o sandalyenin üstüne çıkıyor.
Yanındaki Amerikalı hayretle Temel'e bakıp:
— "Sir, you are very generous! (Efendim, çok cömertsiniz!)" demiş.
Toplantı bitmiş, herkes Temel’in elini sıkmak için sıraya girmiş. Temel "Vay be, New York ne sıcakkanlı yermiş" diye düşünürken, görevli bir kağıt getirip Temel'in önüne koymuş.
Temel kağıda bir bakmış: 5 Milyon Dolar!
Temel şaşkınlıkla yanındaki adama sormuş:
— "Bu ne?"Adam cevap vermiş:
— "Efendim, bu gece Afrika’daki aç çocuklar için bağış topladık. Siz her rakam açıklandığında ayağa fırlayıp 'Daha yok mu?' der gibi el çırptınız. En son '5 milyon dolar' dendiğinde masanın üstüne çıktınız. Biz de rekor bağışı sizin yaptığınızı kaydettik!"
Temel’in gözleri fırlamış, hemen Karadeniz zekasını devreye sokmuş:
— "Bak beyefendi, ben o parayı veririm vermesine de benim bir şartım var," demiş.
Adam heyecanla:
— "Tabii efendim, nedir?"Temel:
— "Bu parayı verdiğime dair tabelaya ismimi yazacaksınız ama altına da şu notu düşeceksiniz."
— "Hangi notu?"Temel derin bir iç çekip demiş ki:
— "Gurbete pide aramaya çıkanın, ayağa kalkarken iki kere düşünmesi lazım!"
Yürürken çok lüks, kapısında korumaların beklediği bir binanın önünden geçiyormuş. Bir bakmış, içeriden mis gibi bir koku geliyor. Hemen kapıdaki korumaya yanaşmış, eliyle ağzını işaret ederek:
— "Yemek, yemek? Meat (et), bread (ekmek)?" demiş.
Koruma Temel’i süzmüş, üzerindeki takım elbiseyi görünce onu önemli bir davetli sanıp içeri almış. Temel bir girmiş ki içerisi şamdanlar, altın varaklı masalar, smokinli adamlarla dolu. Meğer o gece şehrin en büyük iş adamlarının gizli toplantısı varmış.
Temel bir masaya oturmuş. Yanına çok şık bir Amerikalı oturmuş. Adam Temel'e dönüp İngilizce bir şeyler sormuş. Temel de anlamadığı için sadece başını sallayıp:
— "He ya, he ya..." diyormuş.
Derken bir adam kürsüye çıkmış, elinde bir listeyle bir şeyler anlatmaya başlamış. Bir rakam söylüyor, salonda bir alkış kopuyor. Bir rakam daha söylüyor, herkes ayağa fırlıyor. Temel de geri kalmamak için her alkışta herkesten daha çok alkışlıyor, herkes ayağa kalkınca o sandalyenin üstüne çıkıyor.
Yanındaki Amerikalı hayretle Temel'e bakıp:
— "Sir, you are very generous! (Efendim, çok cömertsiniz!)" demiş.
Toplantı bitmiş, herkes Temel’in elini sıkmak için sıraya girmiş. Temel "Vay be, New York ne sıcakkanlı yermiş" diye düşünürken, görevli bir kağıt getirip Temel'in önüne koymuş.
Temel kağıda bir bakmış: 5 Milyon Dolar!
Temel şaşkınlıkla yanındaki adama sormuş:
— "Bu ne?"Adam cevap vermiş:
— "Efendim, bu gece Afrika’daki aç çocuklar için bağış topladık. Siz her rakam açıklandığında ayağa fırlayıp 'Daha yok mu?' der gibi el çırptınız. En son '5 milyon dolar' dendiğinde masanın üstüne çıktınız. Biz de rekor bağışı sizin yaptığınızı kaydettik!"
Temel’in gözleri fırlamış, hemen Karadeniz zekasını devreye sokmuş:
— "Bak beyefendi, ben o parayı veririm vermesine de benim bir şartım var," demiş.
Adam heyecanla:
— "Tabii efendim, nedir?"Temel:
— "Bu parayı verdiğime dair tabelaya ismimi yazacaksınız ama altına da şu notu düşeceksiniz."
— "Hangi notu?"Temel derin bir iç çekip demiş ki:
— "Gurbete pide aramaya çıkanın, ayağa kalkarken iki kere düşünmesi lazım!"