Yaşlı ve Hasta Bakım Hizmetleri 4.Ünite Özeti

AOFDESTEK

ADMİN
Yönetici
Admin
Katılım
9 Şub 2011
Mesajlar
5,873
Tepkime puanı
22
Puanları
38
Bölüm:
İşletme
Şehir:
Bursa
Yaşlı ve Hasta Bakım Hizmetleri 4.Ünite Özeti

Bakıma öncelikle gereksinimi olan yaşlılar • Yalnız yaşayanlar • İnkontinansı (idrar kaçırması) olanlar • Sosyal izolasyonda olanlar • Yakınında akrabaları olmayanlar • Birden fazla tibbi sorunu olanlar • Fiziksel olarak hareketsiz olanlar • Bunamasi olanlar
Yaşlıklıkta Sık Görülen Hastalıklarda Bakım
• Depresyonu olanlar • Kisa bir zaman önce yakınını kaybetmiş olanlar • Hastaneden henüz taburcu edilmiş olanlar • Günlük yaşam aktivitelerini kaybetmiş olanlardır.
Güvenli Çevre
• Koridorların başlangıç ve sonunda lambaların açılıp kapatılmasına olanak veren mekanizmalar oluşturulmalı, • Elektrik düğmelerinin oda girişinde olması sağlanmalı, • Odalar ve holü aydınlık olmalı, • 100-200 voltluk ampuller kullanmak aydınlığı sağlayabilir • Geceleri mutlaka gece lambası kullanılmalı, • Ortamdaki kablolar yürüme alanlarının dışına yerleştirilmeli, • Mümkün olduğunca uzatma kabloları kullanmamak şayet kullanmak zorunlu ise, zemin yerine duvara monte ettirilmeli, • Yaşlı bireylerin kazalardan korunması için karanlıktan korunması gerekir günün her saatinde yeterince ışık olmalı, elektirik tesisatı control ettirilerek arıza olması önlenmeli, • Elektrik fişleri ve prizlerinin gece kolayca görünebilir, ışıklı olmasını sağlanmalı ve elektrik düğmelerini kolayca açıp kapatabilmek için düğmelerin tahterevalli biçiminde olmasını sağlanmalı, • Eşyaları yürüme alanlarını darlatmamalı, tuvalete, banyoya ve mutfağa ulaşım yollarında fazla eşya olmamalı, • Kaygan zemine kaymayan halı ya da kilim bulunmalı, • Kayan kilim ya da halılar değiştirilemiyorsa, bunların altına kaymayı önleyen bantlardan koyulabilir ya da astar eklettirilebilir, • Halıların ve kilimlerin üzerinde yürürken takılmalara neden olabilecek kalkmış, kıvrılmış bölüm bulunmamalı, • Odaların girişinde zeminden yüksek eşikler olmamalı, • Islak zeminde ve küvet içinde kaymayı önleyen örtüler bulunmalı, • Ev yada kurumda giyilen terlikler, kaymaz tabanlı, rahat, ortapedik özelliklerinde olmalı • Tuvalet ve banyoda tutunacak yerler yaptırılmalı, tutunacak materyalin sağlamlığı da control edilmeli, • Duş sırasında sandalyede oturmalı, küvetin zeminle aynı hizada olması sağlanmalı şayet aynı hizada değilse basamaklar kolayca küvete girmeyi sağlamalıdır, • Sabun ve şampuan gibi malzemeler rahat ulaşılabilecek yerde bulunmalı, • Tuvalet ve banyo evin dışında ise içeriye alınması sağlanmalı, • Tuvalet klozet şeklinde olması, • Merdivenli bir ev yada kurumda kalınıyorsa merdivenlerde tırabzan olmalı, Merdivendeki halı çok iyi tutturulmalı, • Merdivenlerde görüşü sağlamak için merdivenin baş ve son kısmına fosforlu ve kaymayı önleyici bantlar koyulmalı, • Merdivenin baş ve son kısmına aydınlatmak için elektrik düğmesi koyulmalı, • Merdivenlerde eşya olmamalı, • Raflar, musluklar uygun yükseklikte bulunmalı, • Mutfakta masayı ve sandalyeyi belirli bir yere monte ettirilmeli, • Yaşlılar, yüksek raflara ulaşmak için sandalye, tabure ve merdiven kullanmamalı, • Çok kullanılan eşyaları bel seviyesinde bulunmalı, • Sandalyenin kolay oturulup- kalkılabilecek bir yükseklikte, kenar ve arka destekli olması, • Sandalyenin oturma yeri alçak ise, yükseltmek için minder koyulmalı, • Yatağın ergonomik, rahat, uygun büyüklükte ve yükseklikte olması sağlanmalı, • Elektrik düğmesini yatak içindeyken ulaşılabilecek bir yerde olmalı, • Telefonu yatağa yakın bir yerde bulunmalı, • Kablosuz telefon kullanılmalı ve telefonun üzerindeki rakamların okunabilecek büyüklükte olmasını sağlanmalı, • Saat, takvim, telefon numaralarının büyük ve koyu renk (yaşlılar en iyi siyah rengi görürler) olmalı, • Acil telefon numaralarını büyük harflerle yazılarak telefonun yanında bulunmalıdır.
Hijyenik Bakım: Özellikle de sürekli yatmak zorunda kalan hasta yaşlılar da bası yarası görülme ihtimali daha yüksektir. Deri kuru olduğu için her gün banyo yapması kuruluğu artırabileceğinden haftada bir yada iki kez banyo yeterli olacaktır. Yumuşak ve ph değeri nötr olan zeytinyağlı sabunlar ile yıkanması uygundur. Saçlar ise içinde alkol içermeyen sabun ve şampuanlar tecih edilmelidir. Saçın özelliğine uygun şampuan ya da sabun seçilmelidir. banyo sonrası meme altı, koltuk altı, parmak arası gibi deri kırışıklığının arttığı bölgelerin kurulanmalıdır. Bu bölgelerin her gün silinip temizlenmesi ve kuru tutulması mantar enfeksiyonlarından korunmak için son derece önemlidir. Vücut kokusunun giderilmesinde en iyi yöntem temizliktir. Eğer ter kokusunu giderici ürünler (deodorant vb.) kullanılıyor ise; deri temizliği yapıldıktan sonra kullanılmalı. İç çamaşırları sık sık değiştirilmeli ve çamaşırların pamuklu olmasına dikkat edilmelidir. Beden ısısının normal sınırlarda olması için sıcak ve soğuk havalara uygun giysiler giyilmeli.
Ağız ve Diş Bakımı: Protezler için; fırça kullanılabilir ancak son yıllarda temizleme tabletleri ve solüsyonlarının kullanım kolaylığı ve etkinlik açısından daha uygun olduğu bilinmektedir. Ağızdaki dişlerin durumu diş hekimi tarafından kontrol altında olmalı eksik diş varsa tamamlanmalıdır. Çürükler tedavi edilmeli kırık diş olmamalı ve protez kullanmak zorunda ise de ağzına en uygun olan protez özenle yapılmalıdır. Ağıza oturmayan protezler beslenmeyi ve konuşmayı etkiler aynı zamanda enfeksiyon oluşmasına da neden olabilir. Protezlerin bakımı ve temizliği önemlidir, iyi temizlenmeyen protezlerde zamanla renk değişikliği, bazı bölgelerde diştaşı birikimi ve koku meydana gelir. Her yemekten sonra protezler yıkanmalı ve ağız çalkalamak alışkanlık haline gelmelidir. protezler günde 8 saat kullanılmalıdır.

Göz Bakımı: Yaşlıların göz bakımında üzerinde durulması gereken en öncelikli konu azalan gözyaşı bir başka deyişle gözyaşı kuruluğudur. Bu durumda suni gözyaşı kullanmak yararlı olur. Suni gözyaşı kullanmak enfeksiyona eğilimi de azaltır.

Ayak Bakımı: Yaşlıların tırnakları kuru ve gevrek bir hale gelir. Tırnaklar opaklaşır ve renkleri sarıdan griye döner ve düzleşir veya kaşık gibi olur. Tırnakların uzaması azalır, el tırnakları daha kırılgan ve uç kısımlarında ayrılma olurken ayak tırnakları kalınlaşır ve kıvrılır. Bu durumun oluşmasını engellemek için eldiven kullanarak deterjan ve kimyasal çözücülerden korumak (oje ve aseton gibi) , tırnakları kısa tutmak, tırnakların kurumasını ve kolay kırılmasını önler.
Beslenme: Yaşlı bireylerin yemekleri az ve sık aralarla, küçük öğünler şeklinde yemesi sağlanmalıdır. Diş kayıpları ve diş eti hastalıkları varsa tedavi ettirilmelidir. Beden ağırlığı normal sınırlarda olması için günlük enerji ihtiyacını karşılayacak temel besin gruplarını içerecek bir beslenme planı yapılmalı. Takma dişi olan yaşlı, zamanla dişetlerinin çekilmesi nedeniyle protezini çıkarır ve damakları ile besinleri öğütmeye çalışır.
Uyku: Yaşlılar geceleri sık tuvalete kalktıkları için, yaşla birlikte sinir sisteminde meydana gelen değişiklikler, ağn, stres, vücut ısısında değişiklik, solunum sıkıntısı, uyku gereksiniminin azalmasi gibi nedenler uyku sorunlanna neden olmaktadir. Ayrıca sağlıklı postür için yatağın sert olması, yorgan vb.gibi üzerine örttüğü ötülerin sıcak tutacak cinsten, yumuşak ve hafif olması sağlanmalıdır.
Düzenli uyku için öneriler. • Gündüz kısa uykulardan kaçınma • Zihinsel uyarı aktiviteleri ve egzersizi yatma saatinden önce yapmama • Işık, gece lambası • Güvenli uyku ilacı kullanımı • Tuvalet yatak arası mesafenin yakın ve güvenli olmasının sağlanması
Hareket ve Dinlenme: Pek çok kişi yaşın ilerlemesi ile fiziksel aktivitenin azalması gerektiğini, egzersizin yaşlılar için sakıncalı,yorucu, hatta zararlı olduğunu düşünür. Oysa düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite bireyler içinyapabilecek en sağlıklı eylemdir. Her yaşta ve her türlü fiziksel kondüsyondaki insan için egzersizin hembedensel hem de ruhsal bir çok faydaları vardır. Hareketsizlik ise sağlık açısından pek çok risk veolumsuzluk meydana getirmektedir. Bahçe, ev ve elişleri, yürüyüş, boyama yapma, yemek yapma ve hazırlama, kitap okuma, örgü örme ve çocuk bakma gibiaktivitelere katılmak yaşlıya yararlı olduğunu hissetirir. Haftada en az üç gün 20-30 dakika süre ileyürüyüş ve egzersiz yapılır. 65 yaş üzeri grubun %78'i normal aktivitelerini devam ettirebilecek durumdadır. Ancak kronik hastalığı olan yaşlıların %43'ünde aktivite sınırlılığı vardır, bu sınırlılık gençlerde %10'dur. Yaşlılıkta kas atrofileri nedeniyle güç kaybı, esnekliğin azalması ve hastalıklar nedeniyle hareketler giderek kısıtlanır. 70 yaşında bir bireyin haftada 3 saat spor yapması sağlığı için yeterlidir. Ayrıca yapılan sporun zihin aktivitesine de önemli katkısı olacağı unutulmamalıdır.
Yaşlıya verilecek egzersiz eğitimi
• Bireyin kapasitesine uygun olmalı, • Egzersiz dereceli olarak arttırılmalı, • Egzersiz bireyin yaşamının bir parçası olmalı, • Egzersiz kardiyo pulmoner sistemi zorlayıcı olmamalı, • Egzersiz kolaylikla ve zevkle yapilabilir olmalıdır.
Yaşlı bireyin mevcut kronik hastalıkları, düzenli hareket, uyku ve dinlenme programlarının olmaması gibi nedenlerle, yorgunluk sık rastlanan bir sorundur. Yorgunluğu azaltmak için öneriler aşağıda yer almaktadır.
Yorgunluğu azaltmak için öneriler: • Ev işleri ya da öz bakıma ilişkin aktivitelerde ayakta durmak yerine oturmayı tercih etme • Aktiviteler arasında sık sık dinlenme • Fazla sıcaklıktan kaçınma • Hafif ve rahat kullanılabilir giysileri tercih etme • Ev işlerinde çevreden yardım isteme • Yemek ve yemek pişirme aktivitelerini planlama • Yemek hazırlarken oturma • Gevşetne egzersizlerini uygulama • Stres yaratan durumlardan kaçınma • Gerekirse uzun yürüyüşlerde taşınabilir oksijen kullanma
Boşaltım : Kabızlığın önlenmesi için; lifli besinler yenmeli, yeterli sıvı alınmalıdır (sıvı alımını kısıtlayacak bir durum yoksa günde 6-8 bardak su). Yürüyüş ve karın adalelerini güçlendirici egzersiz yapmakta kabızlığı önelemede yararlıdır. Sürekli barsak yumuşatıcı ilaç kullanılması doğru değildir. İdrar ve gaita tutamama sorunu varsa nedenin araştırılması için sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Besinler 6 öğüne bölünerek tüketilmelidir. Bu önlemlere rağmen kabızlık gelişti ise hekim işbirliği ile hafif laksatifler önerilebilir
Yaşlılarda Görülen Bazı Sağlık Sorunları
Yaşlılıkta Diyabet
İnsülin hormonunun yetersizliği sonucu kan glikoz düzeyinin yükselmesiyle karakterize bir rahatsızlıktır. Araştırmalar diyabet sıklığının %4-5 dolayında olduğunu göstermektedir ve Türkiye’ de 2,5 milyon kişide diyabet olduğu düşünülmektedir. İnsülin kan şekeri düzeyini kontrol eder ve yemekten sonra yükselen kan şekerini hücrelere taşıyarak tekrar normale indirir. Diyabette sorun enerji kaynağı olan glikozun hücreler içinde alınamamasıdır. Bu pankreas bezinin yeterli isülin salgılamadığı ya da insülin etkinliğinin azaldığı zaman olur. Kanda şeker olduğu halde hücreler açlık çeker. Hücre içine alınamayan şeker kanda aşırı yükselir.
Tip I ve Tip II olmak üzere iki tür diyabet vardır.
Tip I diyabet genellikle çocuklarda ve gençlerde ortaya çıkar. Pankreas çok az insülin üretir ve sonunda hiç insülin üretemez. Nedenler arasında kalıtımın yanı sıra çocukluktaki virüs enfeksiyonu ve otoimmün pankreans hasarı tartışılmaktadır. Hasta ömür boyu insülin iğneleri kullanmak zorundadır.
Tip II diyabet yetişkinlikte başlar. Şişman kimselerde sık görülür. Bu tipte peankreans insülin salgılar ancak nispi bir insülin yetersizliği vardır. Aşırı besin tüketimi sonucu insülin gereksinimi artar. Pankreas sıklıkla yüksek turda çalışır. Kalıtsal eğilimli hastalarda böylece yıllar sonra pankreasın yorulması sonucu diyabet ortaya çıkar.
Aşağıdaki belirtilerde diyabet düşünülmelidir.
• Aşırı susama ve acıkma • Çok sık idrara çıkma • Kilo kaybı • Performansta azalma • Kaşıntı ile birlikte kuru deri • Bulanık görme • İyileşmeyen yaralar
Korunma yolları
• Aşırı kilo en önemli risk faktörü olduğu için yeterli ve dengeli beslenme ile kilo almaktan kaçınmak gerekir, • Egzersiz, yeterli aktivite kilo almayı önlemede yararlıdır • Spor hücrelerin insüline duyarlılığını artırır ve böylece insülin gereksinimi azalır. • Stresin devamlı yüksek olması pankreasın insülin salgılaması düzensizleştirdiği için stresten korunma ve başetmede etkili teknikler yaşamın her döneminde son derece önemlidir. • Aşırı şekerli yiyecekler, kan şekerini çabuk yükselteceğinden şekerli besinlerden kaçınmak, yavaş yavaş kana karışaran kan şekerini ani yükseltmeyen kompleks karbonhidratları içeren lifli besinleri (tahıl ürünleri, sebze, kırı baklagiller vb) tüketmek diyabetten korunmada etkili olacaktır.
Diyabet Kontrolü
Düzenli glikoz ölçümü diyabetin kontrolünde en önemli basamağı oluşturur. İnsülin dozu, diyet ve egzersiz kan glikozu düzeyine göre ayarlanır. Laboratuar testleri olarak açlık kan şekeri saptanması en az 8 saatlik bir açlıktan sonra yapılır. Bu test kan şekerindeki o andaki kan şekeri düzeyini gösterir. Genel glisemiyi yansıtmaz. Bireyin son 2 – 3 aylık dönemdeki ortalama kan glikoz düzeylerini HbA1c testi yansıtır. Ciddi komplikasyonların oluşma riskini belirleyici en güvenilir testtir. Hedef %6,5 in altında bir HbA1c düzeyi sağlamaktır. Son yıllarda diyabetin izlenmesinin postprandial (yemek sonrası ikinci saat) glikoz değerlerine göre yürütülmesi benimsenmektedir. Tedavide hedef kan glikoz düzeyini yemek öncesi 110 mg.’a yemek sonrası ikinci saatte ise 140 mg. ‘a düşürmektir. Postprandial glikoz düzeylerinin kontrolü risklerin önlenmesi açısından uyarıcıdır. Diyabet uzman doktorlarca tedavi edilmelidir. İyi tedavi edilmeyen olgularda kalp, böbrek ve bacak damarlarında ciddi bozukluklar olur. En tehlikeli akut komplikasyon tam insülin yetersizliği sonucu ortaya çıkan diyabetik komadır.
Yaşlılıkta Solunum Sistemi Sorunları
Yaşlılarda akciğerlerin kapasitesinde önemli azalma meydana gelir. Bu değişikliklerin yanı sıra vücudun bağışıklık sisteminde de gerileme olur ve bu durum yaşlılarda enfeksiyonlara, özellikle de alt solunum yolları enfeksiyonlarına eğilimi artırır. Bunun dışında yaşlılarda sık olarak görülen kronik brinşit ve amfizem de enfeksiyonların kolay yerleşmesi bakımından önemlidir.
Derin solunum egzersizleri
Derin soluk alma, etkin ventilasyon, daha geniş bir solunum alani ve sekresyon hareketini uyarmak için gereklidir. Etkin solunumu sağlamak için yapılması gereken uygulamalar;
a. Bireye oturur ya da sırt üstü yatar pozisyon verilir. Dizler fleksiyon haline getirilerek karın kaslarının gevşemesi sağlanır. İki elin avuç içi kostalarının bitim yerinin hemen altına, üst karnın iki yanına yerleştirilir. Bu uygulama yaşlıya öğretileceği zaman bakım verici ellerini, yaşlı bireyin ellerinin üzerine koyarak, onun etkili soluk alip almadığını kontrol eder. Karnın üst kisminin (diyafragma) yükseldiğini hissedinceye kadar, burundan derin soluk alır. Alınan hava karın kasları kullanılarak ağızdan verilir.
b. Ayrıca, bireye balon ya da kese kağıdı şişirtmek, ıslık çaldırmak gibi hareketler de etkin solunum için yararlıdır.
Yaşlılıkta Kalp-Damar Hastalıkları
Kalp krizi, felçler, yüksek kan asıncı, kan dolaşımı bozuklukları, ritim bozuklukları vb. hastalıklar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Genetik yatkınlık bir risk faktörü olmakla birlikte diğer önemli risk faktörleri;
• Sigara kullanımı • Kan basıncının yüksek olması (140/90 mmHg’nin üzeri) • Kan yağlarının yüksek olması-toplam kolesterol ve düşük dansiteli lipoprotein kolesterol (kötü kolesterol) düzeyinin yüksek olması, • Yüksek dansiteli lipoprotein kolesterolünün (iyi kolesterol) düşük olması • Fiziksel aktivite yetersizliği • Şişmanlık • Şeker hastalığının olması • Alkol tüketimi • Yanlış beslenme alışkanlıklarıdır.
Korunmada;
• İdeal vücut ağırlığı sürdürülmelidir. • Yağ tüketimi azaltılmalıdır. Doymuş yağların yerine (tereyağ, kuyruk yağı vb.) doymamış olanlar (zeytinyağı, ayçiçek yağı, soyayağı vb.) tercih edilmelidir. • Trans yağ asitlerinin kaynağı olan margarin ve margarin içeren besinlerin (kek, kraker vb.) tüketimi sınırlandırılmalıdır. • Çoklu doymamış yağ asitlerinden olan omega-3 yağ asitlerinden zengin, balığın haftada en az 2- 3 kez tüketilmesi sağlanmalıdır • .Diyetin kolesterol miktarı azaltılmalıdır. Kolesterol bitkisel kaynaklı besinlerde bulunmaz. Hayvansal kaynaklı besinlerin tüketimi kolesterol miktarını arttırır. Bu nedenle bu besinler gereksinme duyulan miktarlarda tüketilmelidir. Karaciğer, böbrek gibi sakatatların tüketiminden sakınılmalıdır. • Şeker ve yağlı-şekerli besinlerin tüketimi azaltılmalıdır. • Sebze ve meyvelerin tüketimi arttırılmalıdır. Bu besinlerin yağ içerikleri düşük, su içerikleri yüksek olduğundan enerji içerikleri düşüktür. • Posa tüketimi arttırılmalıdır. Beslenmemizde posanın zengin kaynakları kurubaklagiller, kepekli tahıllar ve sebze-meyvelerdir. • Tuz tüketimi azaltılmalıdır. Sofrada yemeğe tuz serpme alışkanlışkanlığından vazgeçilmelidir. • Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. • Sigara ve alkol içilmemelidir. • Stresten mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.
Hipertansiyon
Yaşlılarda sık görülen hipertansiyonun kesin tedavi programına geçmeden önce, bir hafta süre ile günde 2-3 kez tansiyon izlemi yapılmalıdır.
Trombo-emboli
Trombo-embolide; kanser, kalp hastalıkları, polistemi (alyuvar fazlalığı), yatak istirahati, sigara, şişmanlık ve hareket azlığı risk gruplarını oluşturur. Trombo-emboli alt ekstremitede akut flebi t(damar iltihabı) veya nörit (sinir iltihabı) belirtileri ile ortaya çıkabilir. Bu tabloda hasta gecikmeden hastaneye sevk edilerek antikoagülasyon (kanı sulandırıcı) uygulanir, aksi halde doku ölümü ve ekstremite kaybı gelişebilir.
Akut damar tıkanıklığı gelişen hastada pratik olarak "5 P" ye bakılır;
1. (Pain) 2. Solukluk (Pallor) 3. Nabzin alinmamasi (Pulselessness) 4. Parestezi (Paresthesias) 5. Paralizi (Paralysis)
Pulmoner (akciğer) emboli; genellikle göğüsün bir tarafından şiddetli ve ani ağrı ile başlar. Ağrı sürekli veya kesiktir, derin solunumla artar, taşikardi ve korku nedeniyle kan basıncı yükselmiştir. Hastada soğuk terleme kanlı balgam, siyanoz ve endişeli bir görünüm vardır. Bu durumda da hastanin en kisa zamanda hastaneye sevk edilmesi gerekir. ilk birkaç saat çok önemlidir, aksi halde hasta kaybedilebilir. Yatak istirahatinde olan yaşlılarda koruyucu olarak mümkün olduğu kadar kısa sürede ambulasyon, yatak istirahati süresince elastik çorap veya bandaj uygulanmasi ve yatak içinde egzersiz uygulanmasi gerekir. Hemoraji riski yoksa koruyucu olarak küçük dozda heparin verilebilir.
Venöz Yetersizlik-Ödem
Alt ekstremitede ödem sık rastlanan bir sorundur. Flebit ve tıkayıcı bir ven hastalığını ciddi, kronik venöz staz ve bacakta yaygın ödemi izleyebilir. Orta derecede venöz dolaşım yetersizliği genellikle tuz kısıtlama, yatak içinde aktif ya da yan aktif ve pasif egzersizlerin yaptırılması, gün boyu bacak elevasyonu (kalp hizasından yukarda tutmak ) ve elastik çorap ile yeterli tedavi edilir, bu tedavi yeterli olmazsa doktorun önerisi ile diüretik verilebilir. Bacak ödemi ileri derecede ise ve gereken müdahaleler yapılmazsa cilt ülseri gelişebilir. Ödemli bacağa küçük travma ülser gelişmesine neden olur. Özellikle alt ekstremite bilek cildinin sert ve keskin objelerle teması ve böcek ısırmalarından korunması gerekir. Nemlendirici yağlı kremler günlük cilt bakımında kullanılabilir. Ödemli bacak için sıcak ped uygulamasından kaçınmak gerekir. Ciddi ödem nedeniyle gelişen ülserin arteryel iskemiye bağlı ülserier ile karıştırılmaması gerekir. Ödemli bacakta ülser gelişmiş ise yoğun bakım gerekir. Çevre dokuda da enflamasyon varsa yaradaki yüzeyel materyalin debride (kazıyarak canlı dokuyu açığa çıkarmak) edilmesi ve antibiyotik uygulanmasi gerekebilir. Günde üç kez yoğun yara bakımının yapılması gereklidir.
Hipotansiyon
Hipotansiyon sıklıkla görülen bir sorundur. Ortostatik hipotansiyonu önlemek için alınması gereken önlemler şunlardır:
• Yatak yüksekliğinin 20-30 cm kadar olmasi • Yatak baş ucunun 15-25 cm kadar yükseltilmesi • Yataktan kalkmanin üç aşamada tamamlanması • Banyo, tıraş olma gibi aktivitelerin yataktan kalktiktan 1 saat sonra yapılması • Gece elastik çorap giyilmesi • Banyonun sıcak yapilmamasi ve yavaş yapılması • Zorlu hareketler için yemekten bir saat sonrasının beklenmesi • Antihipertansif ilaçları aldıktan bir saat sonra pozisyon değişikliklerinde dikkatli olunması • Dolaşımı artırmak için salıncaklı koltuk kullanilması
Artroz (Osteoartrit)
Artroz iltihabi bir hastalık değildir. Eklemlerin aşınıp yıpranması sonucu oluşur. İltihabi bir olaya bağlı olmadığından artroz yerine kullanılan osteoartrit terimi gerçeği yansıtmayan isabetsiz bir tanımlama olmasına rağmen yaygın olarak kullanılmaktadır. Artroz da romatoid artrit gibi sık görülen bir rahatsızlıktır yaşlılarda uzun yıllar kullanmaya bağlı eklemlerde aşırı yıpranma olasılığı daha fazla olduğundan genellikle artroz 50 yaşlarında başlar. En çok etkilenen eklemler kişinin ağırlığını taşıyan eklemlerdir. (kalça, diz, ayak eklemleri)
Artrit Artroz Tanısı
• Klinik bulgu, uygun kan tetkikleri ve röntgen çoğu kez tanıya götürür. • Artroskopi, bipsi gerekebilir.
Artrit ve Artroz Tedavisi
• Eklem yıpranmasından kaçınmak için en önemli önlem aşırı kilodan kurtulmaktır. • Böylece eklemlerin taşıyacağı yük azalacaktır. • Omega 3 yağ asitleri ve E vitamini destekli, çok az şeker ve hayvansal yağ, bol miktarda sebze, meyve, balık, tahıl ürünleri ve fazla olamak kaydıla süt ürünleri, baklagiller, ceviz, fındık, yumurtadan oluşan sağlıklı ve dengeli diyet eklem kıkırdağı için de yararlıdır. • Düzenli günlük egzersizler, eklemlerin hareket kapasitesini arttırır ve ağrı azalır.
Osteoporoz
Osteoporoz, kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda kırık riskinin arttığı bir hastalıktır. Tüm iskeleti etkilemekle birlikte kırıklar genellikle bilek, omurga ve kalça kemiğinde oluşmaktadır. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda görülen en yaygın sağlık sorunudur. Hastalığın oluşumu; östrojen düzeyi ile ilişkili olmakla birlikte diyetsel faktörler ve yaşamsal alışkanlıklarla da güçlü olarak ilişkili bulunmuştur.
Osteoporoz için risk faktörleri;
• Menapoz sonrası dönemde olmak, erken menapoza girmek (45 yaş öncesi) veya düzensiz adet görmek • Düşük kemik mineral yoğunluğuna sahip olmak (kadınlarda kemik yoğunluğu, erkeklerden daha azdır) • Erkeklerde düşük testosteron düzeyine sahip olmak • Küçük ve ince iskelet yapısına sahip olmak • Vücut ağırlığının idealin altında olmas • Ailede osteoporozu olan bireylerin bulunması • Özellikle süt ve süt ürünleri gibi kalsiyumdan zengin besinlerin yeterli tüketilmemesi • D vitamini yetersizliği (diyette yetersiz oluşu ve güneş ışınlarından yeterince yararlanamamak) • Çocukluk çağından itibaren fiziksel aktivitenin yetersiz olması ve düzenli egzersiz yapmamak • Kadınlarda yeme davranış bozukluğunun (anoreksiya nervoza, bulimia vb) olması • Kemik mineral yoğunluğunu azaltan bazı ilaçların kullanılması (glikokortikoid, • antikonvülsan, antikoagülan, antiasitler gibi) • Alkol ve sigara içilmesi
Yaşlılıkta Sinir Sistemi Hastalıkları ve Ruhsal Sorunlar
Demans
Demans (bunama) kişinin günlük işlevlerini (iş, hobi, alışveriş, ulaşım, bütçe ayarlama gibi) etkileyecek şekilde zihinsel becerilerde bozulma durumudur. Pek çok beden ve beyin hastalığı demansa neden olabilir. Bu nedenle demans kliniği ile başvuran hastalarda, hekimler vitamin eksikliği, tiroid hormon bozuklukları başta olmak üzere beden hastalıklarını; ve tomografi ve manyetik rezonans gibi beyin görüntüleme yöntemlerini kullanarak tümör, beyin kanaması, beyin damar tıkanıklıkları, beyin küçülmesi gibi beyin hastalıklarını araştırırlar.
Alzheimer Hastalığı
Yaşlılarda demansın en sık nedenidir. Alzheimer hastalığı genelde 60 yaş ve üzeri yaşlarda başlar. 65-74 yaş arasındaki kişilerde görülme sıklığı %5 olup, yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar ve 65 yaşında bu sıklık %50 ye kadar ulaşır. Alzheimer hastalığında beynin bellek, lisan, düşünce ile ilgili bölgeleri etkilendiği için hastalarda özellikle unutkanlık, lisan bozuklukları, davranış değişiklikleri ve yol-yön bulma bozuklukları önde gelen bulgularıdır.
Hastalığın seyri ortalama 8-10 yıl sürmekte ancak bu süre, kişiden kişiye değişebilmekte, çok daha kısa ya da çok daha uzun olabilmektedir.
hastalığın görülme riskini artırdığı bilinen bazı faktörler vardır:
• Yaş, • Ailede Alzheimer hastalığı varlığı, • Alzheimer hastalığı ile ilşkili genlere sahip olmak, • Kalp hastalığı, şeker hastalığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol seviyesi, • Düşük eğitim, zihinsel, fiziksel ve sosyal etkinliklerin az olması, • Alzheimer hastalığını durdurup, tamamen iyileştirecek bir tedavi henüz yoktur, • Ülkemizde de bulunan bazı ilaçlar (asetilkolinesteraz inhibitöri ve memantin) hastalığın zihinsel semptomlarında ya da davranış bozukluklarında iyilik sağlayabilir.
Parkinson Hastalığı
Parkinson Hastalığı sıklıkla 50 yaşın üzerinde görülür. Hastalık hareketlerde yavaşlık, kol ve bacaklarda sertlik, el, kol, çene, bacaklarda istirahat halinde iken titreme, yazıda küçülme, vücut duruşunda öne doğru eğiklik ve denge bozukluğu bulgularının hepsi ya da bir kısmının varlığı ile gider. Bazı hastalarda demans, depresyon, davranış bozuklukları, uyku bozuklukları da görülebilir. Hastalık bulguları beyinin dopamin maddesini içeren sinir hücrelerinin ölümünden dolayı gerçekleşmektedir. Bu amaçla kullanılan, çoğu ülkemizde de bulunun çok sayıda ilaç vardır. Bu ilaçlar eksik olan dopamini yerine koymak, var olan dopaminin etkinliğini artırmak ya da dopaminin etkisini taklit etmek amacı ile verilirler.
Üriner İnkontinans (İdrar Kaçırma)
Üriner inkontinans, sosyal ve hijyenik problemlere yol açan istem dışı idrar kaçırma olarak tanımlanmaktadır. İdrar kaçırma sıklığı ilerleyen yaşla birlikte artmakta ve yaşlılarda sıklığı %50’lere ulaşmaktadır.
Yaşlılarda İdrar Kaçırma Tipleri;
• İdrar torbası kas aktivitesinde aşırılık (Sıkışma tipi): En sık karşılaşılan tiptir. Aniden ortaya çıkan aşırı idrar torbası kasılmaları sonucu kişi idrarını tutamaz ve idrarını kaçırır. İdrar kaçırma sonucu, bu hastalarda her an idrar kaçırabilme şüphesi oluşmakta ve sonucunda psikolojik problemler ile karşı karşıya kalınabilmektedir. • Stres nedenli idrar kaçırma: yaşlılarda ikinci sık karşılaşılan idrar kaçırma tipidir. Hastalar karın içi basıncının arttığı durumlarda (öksürme, gülme, ağır kaldırma…vb) idrar kaçırır. • Üretra tıkanıklığı ve İdrar torbası kas aktivitesinde zayıflık (Taşma tipi): idrar torbası idrarla doludur ve idrarı boşaltma görevini yerine getiremez. Hastalar sık aralıklarla idrar çıkma ihtiyacı hissederler. Erkeklerde görülen en sık sebep, prostat büyümesidir. İdrar yapmada zorlanma ve idrar sonrası damla damla idrar gelmesi düşündürebilir. • Fonksiyonel idrar kaçırma: Hareket kabiliyeti zayıf olan hastalarda görülür. Hastalar idrar yapma ihtiyaçlarını fark edememekte veya ettikleri halde tuvalete yetişememektedirler. • Karışık tip: idrar kaçırma birden çok nedenle ortaya çıkmaktadır. • Geçici idrar kaçırma durumları: şuur değişiklikleri, idrar yolu enfeksiyonları, psikiyatrik hastalıklar, hareketsizlik, kabızlık ve ilaçlar nedenlidir.
 

Çevrimiçi üyeler

Şu anda çevrimiçi üye yok.

REKLAMLAR

Forum istatistikleri

Konular
19,425
Mesajlar
150,241
Kullanıcılar
90,402
Son üye
hrnrms49
Üst